TTB, Sağlık Bakanlığı’na bir kez daha şeffaflık çağrısı yaptı: “Ölüm belgelerinin çoğunda DSÖ’nün önerdiği koronavirüs kodu kullanılmıyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Türkiye’deki ilk koronavirüs vakası tespitinin (10 Mart 2020) üzerinden beş hafta geçmesi nedeniyle bir durum değerlendirmesi yaptı. Birlik adına basın açıklamasını TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman okudu. TTB, açıklamasında ölüm belgelerinin çoğunda DSÖ’nün önerdiği koronavirüs kodunun kullanılmadığına dikkati çekip, Sağlık Bakanlığı’na yaptığı şeffaflık çağrısını yineledi.

Salgınla doğru mücadele ediliyor mu?” diye soran Adıyaman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Büyük deneyimlere sahip tıp tarihinden ve kendi deneyimlerimizden biliyoruz ki salgını karşılayabilmek için güçlü, bölgeye ve nüfusa dayalı bir birinci basamak örgütlenmesine ihtiyacımız var. Salgınlar eğer nüfusa ve bölgeye dayalı birinci basamak sağlık hizmetlerine sahipseniz umulandan kolay karşılanır ve az sayıda can kaybıyla sonuçlanır.” 

“Türkiye’nin yaşadığı bu felaketin ve başarısızlığın temel nedeni salgın yönetimine uymamaktır”

Koranavirüsle mücadelede salgın yönetimi ve epidemiyoloji biliminin ihmal edilmesinin felaketin boyutlarını büyüttüğünü belirten Adıyaman, “Dünyadaki pek çok ülkede ve ülkemizde olduğu gibi salgın hastanelerde karşılanıp hastanelerde durdurulmaya çalışılırsa salgının uzun sürmesi, can kaybının çok olması kaçınılmaz olur. Bugün özellikle Avrupa’nın ve Türkiye’nin yaşadığı bu felaketin ve başarısızlığın temel nedeni salgın yönetimine uymamak salgını karşılayacak sağlık kurumlarını ve sağlık örgütlenmesini yok etmektir. TTB, sağlık sistemimizin tüm bu zaaflarına rağmen salgın yönetimi ve epidemiyoloji biliminin gereklerine sürekli dikkat çekmiştir. Ancak siyasal irade bu gerçekliği görmezden gelmiş ve salgın yönetiminin gereklerine uymamıştır. Buradan bir kez daha siyasal iktidarı salgın biliminin gereklerini yerine getirmeye ve nüfusa ve bölgesel anlayışa dayalı planlama yapmaya davet ediyoruz” dedi.  

“Test sonuçlarının kamuoyuna ayrıntılı olarak açıklanması gerekiyor”

Salgının başından bu yana salgına karşı başarılı olmak için şeffaflığa ihtiyacın kaçınılmaz olduğunu belirttiklerini hatırlatan Adıyaman, “Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu tarafından alınan kararlarının kamuoyuna açıklanmasından test sonuçlarının kamuoyuna ayrıntılı olarak açıklanmasına, koronavirüs ölümlerinin Dünya Sağlık Örgütü kodlamalarına uygun olarak yapılmasından sağlık çalışanlarının sağlık durumlarının paylaşılmasına kadar taleplerimizin karşılanması, şeffaflığın gereği olduğu gibi salgının başarılı olarak yönetilmesi için de vazgeçilmezdir. Ancak bugüne kadar Sağlık Bakanlığı bu yöndeki çağrılarımıza olumlu yanıt vermekten kaçınmıştır. Sağlık Bakanlığı’nı kararların alınmasında ve bilgilerin toplumla paylaşılmasında özen göstermeye çağırıyoruz. Aksi uygulamaların 10 Nisan gecesinde olduğu gibi korku ve panik ortamına yol açtığı unutulmamalıdır” diye konuştu. 

Ölüm belgelerinde ‘Kovid-19’ kodu kullanılmıyor

Adıyaman, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle yaşamını yitiren vakaların Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) önerdiği kodla kayda geçirilmediğinin altını çizip, “Ölüm belgelerinin çoğunda ‘Kovid-19 kodu’ kullanılmıyor. DSÖ, ölüm kayıtları için 25 Mart’ta iki kod önermişti ve ölüm belgelerinde de bu kodların kullanılmasını istemişti. Bu kodların kullanılmaması vakaların gerçek nedenlerini öğrenmemizi engellemektedir. Kodları oraya girmezsek uluslararası karşılaştırmalar yapmamız gerçekten mümkün olmayacak” dedi.  

“Bilim Kurulu’nda TTB’ye yer verilmemesi antidemokratik bir uygulama”

Adıyaman sözlerini şöyle tamamladı: “Demokratik yönetim salgına karşı büyük kozdur. Hükümet, ne yazık ki salgın öncesinde zirveye ulaşan antidemokratik uygulamalarına aynı hızla devam etmektedir. TTB ve tabip odalarına Bilim Kurulu ve pandemi kurullarında yer verilmemesi demokratik olmayan bir uygulamadır. Sağlık Bakanlığı’nı bu kararlarını tekrardan gözden geçirmeye ve sorularımıza yanıt vermeye davet ediyoruz.”  

TTB’nin Sağlık Bakanlığı’na yönelttiği sorulardan bazıları şöyle: 

  • Tanısı doğrulanmış olguların il ve ilçelere, yaş ve cinsiyete göre dağılımları nasıldır?
  • Ülkemizde kaç ilde ve merkezde test uygulanmaktadır? Yurt çapında günde kaç test yapılması planlanmaktadır?
  • Kullanılan testlerin değerleri nasıldır? İlk testi negatif olup ikinci test pozitif olanların oranı nedir?
  • Sağlık çalışanların kişisel koruyucu ekipmanları yeterli midir?
  • Hasta sayısındaki artışın diğer ülkelere göre daha keskin olduğu göz önüne alındığında olası yetersizlikler için hangi önlemler düşünülmektedir?
  • Tanısı doğrulanmış olgularda hangi ilaçlar kullanılmıştır? Bu ilaçların mevcut stokları yeterli midir?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus