Birleşik Arap Emirlikleri – Suudi Arabistan rekabeti, OPEC+ toplantısının iptal edilmesine neden oldu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC üyesi olmayan bazı petrol üreticisi ülkelerden oluşan OPEC+ grubunun 18. Bakanlar Kurulu Toplantısı, üye ülkeler arasındaki üretim politikalarında anlaşma sağlanamaması üzerine iptal edildi. Uzmanlar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile Suudi Arabistan arasında OPEC politikası konusunda yaşanan anlaşmazlığın, bölgenin en büyük iki ekonomisi arasında büyüyen bir ekonomik rekabeti yansıttığı ve bunun giderek artacağı görüşünde. İki ülke arasında yaşanan anlaşmazlık, dün (5 Temmuz) düzenlenmesi beklenen OPEC+ toplantısının iptal edilmesine neden oldu. Bu gelişme nedeniyle brent petrol, varil başına 77 doların üzerine çıkarak Ekim 2018’den bu yana en yüksek seviyesini gördü.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Rusya liderliğindeki örgüt dışı petrol üreticisi ülkelerin ilgili bakanlarının, ağustos ayından itibaren uygulanması beklenen üretim politikalarını görüşmek adına bir araya geleceği toplantı iptal edildi. OPEC+ bakanları, geçen hafta Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) üretim kısıntıları için önerilen sekiz aylık uzatma teklifini reddetmesi üzerine yaşanan anlaşmazlığın ardından dün (5 Temmuz) düzenlenmesi beklenen toplantıyı iptal etti.

Bazı bölge uzmanları, BAE ve Suudi Arabistan arasında OPEC politikası konusunda görülen anlaşmazlığın, en büyük iki Arap ekonomisi arasında artan bir ekonomik rekabete işaret ettiğini ve bunun daha da artabileceğini belirtti.

Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Salman, geçen hafta iki gün süren ve sonuca ulaşmayan tartışmaların ardından anlaşma sağlamak için “uzlaşma ve rasyonellik” çağrısında bulunmuştu ancak kaynaklar herhangi bir ilerleme olmadığını söyledi. 

OPEC Genel Sekreteri Mohammad Barkindo, pazartesi günkü (5 Temmuz) açıklamasında, bir sonraki toplantı için tarih belirlenmeden toplantının iptal edildiğini söyledi.

Ağustos ayından itibaren uygulanması kararlaştırılacak olan üretim politikalarının görüşüleceği toplantının iptali, brent petrolün fiyatının yükselmesine neden oldu. Böylece brent petrol, varil başına 77 doların üzerine çıkarak Ekim 2018’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

Bazı kaynaklar ağustos ayında petrol üretiminde artış olmayacağını söylerken diğerleri, önümüzdeki günlerde yeni bir toplantı yapılacağını ve ağustos ayında bir artış olacağına inandıklarını söyledi. Görüşmeleri yakından takip eden bir kaynak, “Ağustos hakkında bir karar yok ve tartışmalar devam ediyor. Piyasanın o petrole ihtiyacı var” dedi.

Petrol fiyatlarının 2018’den bu yana en yüksek seviyeye çıkması, koronavirüs salgınından sonra olası bir küresel ekonomik toparlanmanın rayından çıkabileceğine dair endişelere yol açtı. 

Geçen yıl koronavirüs salgını ortaya çıktığında OPEC+, dünya petrol üretiminin yaklaşık yüzde 10’una tekabül eden, günde yaklaşık 10 milyon varil rekor üretim kesintisi üzerinde anlaşmıştı. Kesintiler kademeli olarak gevşetildi ve şimdi günde yaklaşık 5,8 milyon varil kesinti seviyesinde bulunuyor.

Kaynaklar BAE’nin, Suudi Arabistan ve diğer OPEC+ üyelerinden gelen üretimi, ağustos ayından aralık ayına kadar kademeli olarak günde yaklaşık 2 milyon varil artırma önerisini kabul ettiği belirtti. Ancak kaynaklar, BAE’nin mevcut temel üretimini ayarlamadan kalan kesintileri, nisan ayından itibaren 2022 yılının sonuna kadar uzatmayı reddettiğini açıkladı.

Riyad’daki yabancı bir diplomat OPEC anlaşmazlığı hakkında, “Artık kafa kafaya çatışmayı görebilirsiniz ve BAE kendi sıkletinin üzerindeki bir devletle aşık atıyor. İki ülke ilk defa kamuoyuna açık ve sert bir şekilde suçlamalarda bulunuyor” diye konuştu.

Riyad ve Abu Dabi arasındaki rekabet

BAE’nin, Suudi Arabistan tarafından ortaya konan üretim kesintilerine yönelik önerilen sekiz aylık uzatmaya karşı çıkması, Veliaht Prens Muhammed bin Zayed el-Nahyan‘ın, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman’ın sadık bir müttefiki olduğu Abu Dabi’nin nadir görülen bir meydan okuması olarak değerlendiriliyor.

Genç ve hırslı prensler arasındaki ittifak daha önce mali ve askeri güçlerin bir araya getirilmesiyle Yemen’de askeri bir kampanya başlatılmasına, Katar’ın boykot edilmesine ve Ortadoğu’da İslamcı siyasi gruplarla mücadele edilmesine yol açan “şahin” bir dış politikayı teşvik etmişti.

Ancak Suudi Arabistan, ekonomisini petrol bağımlılığından kurtararak başka alanlarda üretim kapasitesini çeşitlendirmeye çalışırken, yabancı sermaye için BAE ile rekabet ediyor. Ekonomistlere göre Suudi Arabistan’ın bölgenin iş, ticaret ve turizm merkezine bu meydan okuma hamlesi, iki ülke arasındaki rekabet derinleştiriyor.

BAE’li siyasi analist Abdulkhaleq Abdulla, “En büyük iki Arap ekonomisi arasındaki ilişkide tırmanarak büyüyen bir ekonomik rekabet var ve bu rekabet yoğunlaşacak” dedi. Bölgedeki çok sayıda diplomat da BAE-Suudi ittifakının özellikle koronavirüs sonrası ulusal ekonomik çıkarlar ölçüsünde ilerlediğini belirtiyor.

Ortak kaygılar

Yolların ayrıldığına dair ilk işaret, 2019 yılında BAE’nin Yemen’deki askeri varlığını geri çekmesi ve Riyad’ın güvenliğini doğrudan tehdit eden maliyetli bir savaşın ortasında müttefikini yalnız bırakmasıyla geldi.

BAE, Riyad’ın insan hakları sicili ve Yemen konusunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile yaşanan sürtüşmeyi hafifletmek için harekete geçmesinden sonra, Suudi Arabistan’ın Katar ile siyasi ilişkileri yeniden tesis etmek için ocak ayında açıkladığı bir anlaşmaya da ayak sürüdü.

BAE, Ağustos 2020’de Vaşington’da iki tarafın da desteğini alan bir hamle ile İsrail ile bağlarını güçlendirirken, Riyad ise tam tersine Türkiye ile ilişkisini geliştirmek için geçici hamlelere başvurdu.

Ancak BAE ve Suudi Arabistan, İran’ın kendi ekonomik emellerinin önünde risk oluşturan bölgesel vekiller ve güvenlik tehditleri yoluyla genişleyen nüfuzu karşısında ortak tehdit algısını paylaşmaya devam ediyor.

BAE, Riyad’ın Tahran’ı suçladığı Suudi petrol tesislerine yapılan saldırıların ardından gerilimi azaltmak için 2019 yılında İran ile ilişki kurmaya başladı.

Suudi Arabistan da bu yıl benzer adımlar attı ve Tahran ile karşı karşıya geldikleri Yemen konusunda doğrudan görüşmeler başlattı. Bu hamle, Biden’ın küresel güçler ile İran arasında, Riyad’ın İran’ın füze yetenekleri ve bölgesel faaliyetleriyle mücadele etmediği gerekçesiyle karşı çıktığı bir nükleer anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışması sonucunda geldi.

Kaynak: Reuters

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus