Göçebelik, Şamanizm ve kimlik konularını ele alan “Ne Yerdeyim Ne Gökte” sergisi kapılarını açtı – Ramazan Can: “Eserlerimin hepsi sistemle ilgili bir başkaldırı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sanatçı Ramazan Can’ın ilk kişisel sergisi “Ne Yerdeyim Ne Gökte” İstanbul’daki Anna Laudel sanat galerisinde açıldı. Sergide göçebelik, Şamanizm ve kimlik konularını irdeleyen Ramazan Can, üretim sürecini ve sergiyi Medyascope’a anlattı. Can,”Eserlerimin hepsi sistemle ilgili bir başkaldırı” dedi.

Sanatçı Ramazan Can’ın ilk kişisel sergisi “Ne Yerdeyim Ne Gökte” perşembe (9 Eylül) günü Anna Laudel’de sanatseverlerle buluştu. Sergi 18 Kasım’a kadar ziyaret edilebilecek. Ramazan Can, 2018’de yine Anna Laudel’deki “Evvel Zaman İşi” sergisinin devamı niteliğindeki bu sergide, kimlik, Şamanizm, göçebelik ve güncel sorunları irdeliyor. Can, serginin ismini şu sözlerle anlattı: “Yörükler için ‘göçer’ derler. Konma eylemini ise kuşlar yapar. Ben uçma eylemiyle özgürlüğü bir tutuyorum. Bu yüzden bu ismi tercih ettim.”

Yörük kültüründen Şamanizm’e

Kendi kimliğini tanımak ve araştırmak adına geçmişte Yörük kültürünü araştırdığını vurgulayan Can, “Bu da beni Şamanizme götürdü. Serginin ilk katı tamamen Yörükler ile ilgili. Diğer katta Şamanizm ve benim güncel sorunlarla boğuştuğum tuval resimleri, heykeller ve üç boyutlu eserler yer alıyor” diye konuştu. Serginin ilk katında Can’ın çocukluğunun geçtiği, içinde yaşadığı, neredeyse 70 yıllık bir çadırın parçalarının kullanıldığı eserler yer alıyor.

“Yok olan bir kültürle ilgili farkındalık yaratmak için işler üretiyorum”

Güncel sorunlarla ilgili beton-dokuma birleşimi eserler üretmeye 2016 yılında Yörükler ile ilgili okuduğu bir gazete haberiyle birlikte başladığını dile getiren Can, “Aslında eserlerimin hepsi sistemle ilgili bir başkaldırı olarak kabul edilebilir. Çünkü dokuma zaten başlı başına bir başkaldırı bence. Yok olan bir kültürle ilgili farkındalık yaratmak için işler üretiyorum. Bu farkındalığa da çok büyük bir kutsallık atfetmiyorum. Bu yanlış anlaşılmasın. Yaptığım şey incirde çekirdek belki” dedi.

Derimizden kurtulduğumuzda neye benzeriz?

Serginin ikinci katındaysa, Can’ın derisi yüzülmüş otoportreleri ve Şamanizm ile ilgili eserler yer alıyor. Bu resimlerin biraz ürkütücü göründüğünü dile getiren Can, “Derisi yüzülmüş portreler yapmaya aslında, ‘Derimizden kurtulduğumuz zaman neye benzeriz?’ sorusuyla başladım. Sonra mitolojik bazı şeyler buna eklemlendi. Kendi portrelerimle başladım. Sergide altı tane portrem var hepsi birbirinden farklı çünkü derim yüzüldüğünde neye benzeyeceğimi bilemiyorum. Ömrümün sonuna kadar denemeye devam edeceğim sanırım” diye devam etti.

“İfade etmek istediklerime en uygun malzemeyi seçerek işe koyuluyorum”

Eserlerinde iplik, beton, yağlı boya, üç boyutlu heykeller, kağıt hamurları ve fiberglas malzemeler gibi pek çok farklı materyali kullanan Can, “Malzemeye bir kutsallık atfetmek gerekmiyor bence. Ben ifade etmek istediklerime en uygun malzemeyi seçerek işe koyuluyorum” diye konuştu.  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus