Sibel Horada’nın “Kesinti ve Akış” başlıklı sergisi sanatseverlerle buluştu: “Taksim Meydanı’nı yeniden sevebilir miyim?”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Sanatçı Sibel Horada’nın kişisel sergisi “Kesinti ve Akış”, İstanbul-Taksim’deki Versus Art Project’te izleyici ile buluştu. Taksim, inşaat, ulusal kimlik, meydanlar, hafıza, su yolları ve yıkımların referans alındığı sergide, Horada’nın farklı malzemeler kullanarak ürettiği heykel, ebru, video yerleştirme ve iki boyutlu eserleri yer alıyor. Sibel Horada sergi hakkında Medyascope‘a konuştu.

Sanatçı Sibel Horada’nın Taksim’i merkeze alan “Kesinti ve Akış” başlıklı kişisel sergisi, Versus Art Project’te sanatseverlerle buluştu. Sergide sanatçının Akış videosu, Duran Suda Alan Açmak (2021) ve Valide (2021) yerleştirmeleri, Suyun Şekillendirdiği (2021), Ebruli Anıt eserleri yer alıyor. 

Sergideki eserler sanatçının 2020 yılında tamamladığı “Suyun Taksimi, Taksim’in Suyu” adlı kısa filminden besleniyor. Bu film, Horada’nın, Taksim Meydanı’na ismini veren tarihi Taksim Maksemi’nin suyu bölerek mahalleler arasında dağıtma işlevini mecazen sürdürdüğünü hayal etmesinden esinlenmesiyle ortaya çıkmış.  

“Taksim Meydanı inşaat şiddetine maruz kalmamak için yolumuzu değiştirdiğimiz bir yer haline gelmişti”

11 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek Kesinti ve Akış’ın beslendiği temel noktalar şunlar: Taksim, inşaat, ulusal kimlik, hafıza, su yolları, meydanlar ve yıkımlar. 

Serginin SAHA Studio’dan 2019 yılında gelen “sanatçı misafirlik programı” davetiyle mümkün olduğunu anlatan Horada, şöyle devam etti: “SAHA Derneği’nin sanatçı misafirlik programının atölyesi Taksim-Sıraselviler’deydi. Buraya altı ay boyunca gidip gelirken, Taksim Meydanı’nı deneyimleme imkanım oldu. Taksim Meydanı, oradaki inşaat şiddetine maruz kalmamak için geçerken yolumuzu değiştirdiğimiz bir yer haline gelmişti. Bu çalışmayı yaparken çok basit bir soru sordum kendime: ‘Bu meydanı yeniden sevebilir miyim?’”

Taksim Meydanı ile ilgili bir çalışma yürütmenin ve nereden başlayacağını çözmenin kendisi için kolay olmadığını belirten Horada, “Sıklıkla mekandan ilham alan işler yapıyorum. Bunu yaparken mekanın bütün tarihine, orada olan olaylara, malzemelere, nesnelere, geçmişine ve geleceğine aynı anda odaklanmaya çalışıyorum. Taksim çok sembolik ve çok yüklü bir alan, çok fazla şey olmuş. Bunların hepsini aynı anda deneyimlemek duygusal olarak kolay değildi” dedi. 

“Ülkenin sembolik meydanında kaynakların dağıtımını yöneten bir yapının işlediğini hayal ettim” 

Daha sonra Taksim Maksemi’ne odaklanmaya karar verdiğini dile getiren Horada, “Taksim Maksemi 17. yüzyıldan kalma bir su dağıtım ünitesi. Hangi mahalleye ne kadar su gideceği bu maksemde kontrol ediliyor. Bu son derece politik bir şey, ben bu maksemin hâlâ işlemekte olduğunu hayal ettim. Bu ülkenin en sembolik meydanında hâlâ kaynakların dağıtımını yöneten bir yapının sessiz sessiz işlediğini hayal ettim” diye konuştu. 

Suyun dağıtımıyla ilişki kurmanın meydana “akışlar” üzerinden bakmayı sağladığını aktaran ve bunun hafifletici bir yönü olduğunu ekleyen Horada, “Akışlara odaklanınca kesintileri de fark etmeye başlıyorsunuz. Mesela, Taksim Cumhuriyet Anıtı bir meydan çeşmesi olarak tasarlanmış fakat suyu hiç bağlanmıyor” dedi. 

Sergiye gelen ziyaretçilerin Taksim’den geçmesi gerektiğini söyleyen Horada, “Buraya geldiklerinde mekanı dışarısıyla ilişkilendirecekler çünkü gördükleri görüntüler ve duydukları sesler sokakta da var. O noktada bir devamlılık var” diye ekledi. 

Kamera-Kurgu: Özgün Özgül  

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus