Medyascope, Ukrayna-Moldova sınırında: Mülteci krizinin bilinmeyen yanı

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Belarus ile Polonya arasında yaşanan mülteci krizi devam ediyor. Ortadoğu‘dan gelen binlerce düzensiz göçmen, Avrupa ülkelerine ulaşmak için Polonya ile Belarus sınırında açlık, susuzluk ve sert hava koşulları ile mücadele ediyor. Bu krizin bir benzeri ise Ukrayna-Moldova sınırında yaşanıyor. Ukrayna’ya geçmek isteyen Türkiye vatandaşları, sınırda Ukrayna Sınır Güvenlik Kuvvetleri tarafından alıkonuluyor ve sorgulanıyor. Geçen hafta turistik bir gezi için Moldova ve Ukrayna’ya dört günlük bir seyahat yapan Medyascope muhabiri Ayhan Eren, yolculukta yaşadıklarını ve gördüğü muameleyi kaleme aldı.

17 Şubat 2012’de Türkiye ile Ukrayna arasında vize muafiyeti antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre iki ülkenin vatandaşları birbirlerinin ülkelerine vizesiz seyahat edebiliyor. Ancak son zamanlarda Ukrayna’nın Türkiye vatandaşlarına sorun çıkardığı şikayetleri sosyal medyada sıklıkla dile getiriliyor.

Dört günlük turistik bir gezi için, beş kişilik bir grupla Moldova ve Ukrayna’ya gittik. Moldova’nın başkenti Kişinev’de uçaktan indiğimizde yarım saat civarında pasaport kontrol noktasında pasaportumuzu incelediler. Gruptan iki kişinin, benim ve kız arkadaşımın pasaportunda bulunan İtalya vizesinin otantikliğini defalarca büyüteçle ve kazıyarak kontrol ettiler. Ardından geçmemize izin verildi. Bu kontrolün gereksiz ve anlamsız olduğunu düşündük ancak bu kontrol Moldova-Ukrayna sınırı arasındaki kontrolün yanında bir hiçti. İki gün Kişinev’i gezdikten sonra trenle Odessa’ya geçmeye karar verdik.

Kişinev Uluslararası Havalimanı

Kişinev’den Ukrayna’nın liman şehri Odessa’ya her gün, günde bir kez sabah 07:09’da tren kalkıyor. Eski, tozlu ve yavaş tren Ukrayna’nın bir sınır köyü olan Kuchurhan’da duruyor. Bu durakta Ukrayna Devlet Sınır Muhafız Teşkilatı, trenin içinde yolcuların pasaport kontrolünü yapıyor. Durakta sadece bu tren günde bir kez gidiyor ve geliyor. Başka hiçbir tren geçmiyor.

Kuchurhan Tren İstasyonu’nda Ukrayna Devlet Sınır Muhafız Teşkilatı yetkilileri tarafından alıkonulduk.

Trenin içindeki beş Türkiye vatandaşı dışındaki herkes, Rusya, Ukrayna ya da Moldova vatandaşıydı. Türkiye vatandaşları veya başka milletlerden insanlar nadiren Moldova’dan trenle Ukrayna’ya geçiyor. Dolayısıyla bu pasaport kontrolü, sınır muhafızları için standart bir prosedür. Ancak bu sefer bizden dolayı bu prosedür oldukça uzadı.

Silahlı görevliler bizi trenden indirip araca bindirdi

Sınır görevlileri pasaportlarımızı topladı. Biz hariç herkese geçiş damgası basıldı. Telsiz aracılığıyla merkezle konuşarak bize nasıl davranmaları gerektiği hakkında bilgi almaya çalıştılar. 20 dakika civarında trenin içinde bekledikten sonra, belki treni daha fazla bekletmemek için belki de merkeze getirme emri verildiği için bizi eşyalarımızla birlikte trenden çıkardılar. Rusça, Ukraynaca ve belki Romence dışında dil bilmedikleri için bizimle konuşarak iletişim kuramadılar. Hareketlerinden ve tavırlarından ne istediklerini anlamaya çalışıyorduk.

Dışarıda da yaklaşık 15 dakika bekletildikten sonra uzun namlulu silah taşıyan ve kamuflaj giysili üç görevli bizi bir minibüse bindirdi. Şoför dahil dört silahlı görevli eşliğinde Kuchurhan kara sınırına götürüldük. Bizi araçtan indirip 12 metrekare bir odaya doldurdular. Oturmamızı söylediler ancak odada sadece dört sandalye vardı. Ben ayakta bekledim.

Yetkililer tarafından götürüldüğümüz Kuchurhan kara sınırı.

Görevliler İngilizce bilmiyordu. Google çeviri kullanarak bize birtakım sorular sordular. Soruların bir kısmı, “Ukrayna’ya neden geldiniz? Üzerinizde ne kadar paranız var? Nerede doğdunuz? Nerede yaşıyorsunuz? Ukrayna’da nerede kalacaksınız? Moldova’da işiniz neydi?” gibi sorulardı. Soruların bir kısmı ise neden sorulduğunun anlaşılması zor sorulardı: “Neden önce Ukrayna’ya gelmediniz? Neden trenle geldiniz? Neden Odessa, orada görülecek bir şey yok?”

Yetişkin erkekleri birebir sorguya aldılar

Bu şekilde iki saat geçti. Grubumuz daha önce de söylediğim gibi beş kişiden oluşuyordu. Bu grupta kız arkadaşım, 16 yaşındaki erkek kardeşim, 23 yaşındaki okuldan arkadaşım ve onun 19 yaşındaki kardeşi vardı. Kız arkadaşım hariç hepimiz erkektik.

Yetişkin erkekleri, ben dahil, özel sorgu odasına aldılar. Burada iyi İngilizce bilen bir görevli bizi sorguladı. Birbirimiz hakkında sorular sorarak çapraz sorgulama yaptı. Birbirimizi nereden tanıdığımızı, diğerlerinin üzerinde ne kadar para taşıdıklarını ve ne iş yaptıklarını veya nerede okuduklarını sordu. Pasaportumda İtalya’ya vizesi vardı. Bana “Senin yeşil pasaportun var. Vizesiz İtalya’ya gidebiliyorsun, neden vize aldın?” diye sordu. Ben de üç aydan uzun süre kalmam gerektiğini, eğitim için gittiğimi söyledim. Diğer çalışanların aksine daha anlayışlı bir insandı ve makul bir şekilde açıklandığında sorularının cevaplarını anlayabiliyordu.

Sınırdan yürüyerek geçtik

Özel sorgudan çıktığımızda bizi sorgulayan görevli, “Tamam gidebilirler” dedi. Bizi, sınıra yürüyerek gelenlerin pasaport kontrol noktasına götürdüler. Pasaportlarımıza onay damgası bastılar ve yürüyerek sınırı geçtik. Bizi, parasını ödediğimiz trenden indirip nerede olduğunu bile tam bilmediğimiz hiçliğin ortasına atmış oldular. Odessa’ya nasıl gidileceğini bilmiyorduk ve hatta cebimizde yerel para birimi (Grivna) bile yoktu.

Pasaportumuzu onaylayan görevliye çevrimdışı çeviri uygulaması aracılığıyla nasıl Odessa’ya gideceğimizi sordum. O da nasıl geldiyseniz öyle gideceksiniz dedi. Trenden indirilip buraya getirildiğimizi anlattım. Durumu anladı ve “İleri doğru yürüyün, oradan sağa dönün minibüs göreceksiniz. O minibüs her saat Odessa’ya gidiyor” dedi.

Bindiğimiz minibüsün içi.

Minibüsçü, grivna hariç para kabul etmeyeceğini söyledi. Orada bulunan bir adamı gösterdi. Adam parayı bozmayı kabul etti. Minimum miktarda dolandırılmak için üzerimizdeki en düşük miktarda dövizi uzattık. Adam 20 doları, hesapladığımızda 5 dolar eksik olacak şekilde grivnaya çevirdi.

Odessa’ya zorlu bir yolculuk

Minibüse binmeyi başardık. Bozuk bir yolda, döküntü bir minibüsün içinde sarsıcı bir yolculukla Odessa’nın 15 kilometre dışına bırakıldık. Grubumuzun hiçbir üyesi kiril alfabesini okuyamıyordu. Uber’den araç çağıralım dedik. Araç geldi, ancak dört koltuklu araca beş kişi almayı kabul etmeyeceğini söyledi. Grubun diğer üyelerine gitmelerini söyledim. Onlar yola çıktı.

Burada bir hata yaptım. Grubun minibüse ödediği grivnadan kalan miktarı almayı unuttum. Eğer parayı almış olsaydım Odessa’ya varışım daha kolay olurdu. İnternetsiz ve parasız bir şekilde Odessa’nın 15 kilometre dışında yalnız kalmıştım. Çevremde yalnızca tır garajları ve lastik tamircileri vardı. Hiç kimse İngilizce veya Almanca konuşamıyordu.

Odessa

Şehrin 15 kilometre dışında tek başıma kaldım

Önce yürüyebilir miyim diye baktım. Bunun üç ya da dört saat süreceğini fark ettim. Bu, grubun geri kalanını endişelendirirdi. Jandarma olabileceğini düşündüğüm bir araç gördüm. Onlara çevrimdışı çeviri uygulaması aracılığıyla nasıl gideceğimi sordum. Niyetim belki acıyıp merkeze yakın bir noktaya bırakmalarıydı. Ancak bana taksi ile gidebileceğimi döviz kabul edebileceklerini söylemekle yetindiler. Teşekkür ettim. Taksi ile iletişim kuracak bir dil bilgim ya da dolandırılmaya niyetim yoktu.

Otostop çekmeyi denedim. Ancak kimse durmadı. Biraz yürüyünce bekleyen insanlar gördüm. Birine çeviri uygulamasıyla Odessa merkeze nasıl gidebileceğimi sordum. Tam o sırada bir minibüs önümüzde durdu. Minibüse binerken bana da binmemi söyledi. Minibüsçüyle ve bana yardımcı olan adamla çeviri uygulaması aracılığıyla konuşarak döviz bürosundan parayı çevirip ödeyebileceğimi söylemeye çalıştım. Ancak çeviriye konuşmayı veya yazmayı reddederek bana Ukraynaca bağırmayı tercih ettiler.

Minibüsle Ukrayna’nın yoksul bölgelerini görme şansı yakaladım

Odessa

Minibüs Odessa’nın en fakir yerleşimlerinden geçti. Odessa’ya gelen bir turist, güzel bir 19. yüzyıl Avrupa kenti görüyor. Ancak şehrin gerçeği bu değil. Bu minibüs yolculuğunda Odessa’daki yoksulluğu ve altyapı eksikliği içindeki yerleşim yerlerini görme şansı yakaladım. Şehir, içinde çok büyük bir ikiliği barındırıyor. Temiz ve kusursuz bir merkez ile altyapı eksikliği ve fakirlik çeken bir çevreye aynı anda sahip.

Minibüsçü benden ücret almadı

Ukrayna’da minibüslere ücret inince ödeniyor. Son durağa kadar yolculuk ettim. Son durak, Ukrayna sınır görevlileri tarafından hiç müdahale edilmeseydi varacağım noktaydı, yani Ukrayna Tren Garı. Minibüsçüye yaklaştım. Beklerse veya benimle döviz bürosuna gelirse ücreti ödeyeceğimi söyledim. Adam vermene gerek yok anlamına gelecek el hareketleri yaptı. Rusça bildiğim tek kelimeyi söyledim: “Spasibo”, yani teşekkür ederim. Ardından grubun kalanıyla buluşmak için kalacağımız yere doğru yürümeye başladım.

Odessa Tren Garı

O gün tüm belgeleri tam, cebinde yeterli parası bulunan, yeşil pasaportlu bir turist statüsüyle bunlara maruz kaldım. Ukrayna devleti hiçbir sebep olmaksızın beni yolumdan alıkoydu. Ne bir özür ne bir tazmin. Ülkeye alınmam bir lütufmuş gibi davranıldı. Yasal bir turiste böyle muamele ediliyorsa göçmenlere yapılan muameleyi hayal bile edemiyorum.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus