İSTANBUL (Medyascope) – Özgür Özel yeni parti kuracak mı? CHP’de yaşanan kriz nereye gidiyor? Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, CHP içerisindeki güç mücadelesini, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hamlelerini, erken seçim ihtimallerini ve Türkiye siyasetindeki yeni dengeleri değerlendirdi.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Ruşen Çakır, CHP’deki güç mücadelesini ve Kılıçdaroğlu’nun hamlelerini değerlendiriyor.
- Kılıçdaroğlu’nun Parti Meclisi’ni toplamaktan vazgeçmesi, Özgür Özel’in gücünü daha da ön plana çıkarıyor.
- Çakır, Özgür Özel ve ekibinin parti kurma isteğinin az olduğunu belirtiyor.
- Kılıçdaroğlu, medya üzerinden etkisini artırıyor ve bazı önemli duyurular yapacak.
- Özgür Özel’in CHP’deki pozisyonu, parti içindeki gücüne bağlı olarak değişiyor.
Bilmeniz gerekenler
Ruşen Çakır, CHP’nin atanmış genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun attığı birtakım adımları hatırlattı. Kılıçdaroğlu’nun önce 1 Haziran’da Parti Meclisi’ni toplayacağını açıklaması, ardından da bu kararından vazgeçmesini hatırlatan Çakır, “Bun önce Abdülkadir Selvi duyurdu. ‘Parti Meclisi’nde çoğunluk Özgür Özel tarafında olduğu için Kılıçdaroğlu bunu toplamayacak anlaşılan’ dedi. Sonra bir baktık, Parti Meclisi’nin toplanmayacağı açıklandı. Ardından, Kılıçdaroğlu imzasıyla milletvekillerine bir yazı gönderildi ve grup toplantısının yapılmayacağı söylendi” dedi.
- Kılıçdaroğlu Parti Meclisi toplantısı yapmayacak: Dengeler kimin lehine, toplantı neden ertelendi?
- CHP’de “sembolik haram sergisi” Kılıçdaroğlu’nun Aziz İhsan Aktaş’tan araç aldığını teşhir etti, sergilenen kendi makam aracı çıktı
Kılıçdaroğlu’nun şu anda CHP’deki en büyük gücünün yargı olduğunu ifade eden Çakır, “Bir de tabii ki siyasi iktidar yanlısı medya. Çok çarpıcı, sürekli oralardan çıkıyor haberler. TGRT Haber ve TV100. Basın sözcüsünün söylediği şeyleri de onlar düzeltiyor.Cumartesi günü Kılıçdaroğlu konuşma yapacak. Üç aşağı beş yukarı tahmin ediyoruz. Ahlak, dürüstlük vesaire diyecek. Belki de Özgür Özel ve davaları süren belediye başkanları hakkında birtakım şeyler söyleyebilir” diye konuştu.
Özgür Özel yeni parti kuracak mı?
“Peki Özgür Özel ve arkadaşları buna ne kadar tahammül edecek?” diye soran Çakır, “Çünkü önleri tam anlamıyla parti içerisinde kapatılmak isteniyor. Yasa gerekçesiyle bu yapılmak isteniyor. Ama gerek parti grubunda, gerek eski Parti Meclisi’nde de ve tabii ki teşkilatta çoğunluk Özgür Özel’de. Dolayısıyla son ana kadar partide kalmak istiyorlar. Çünkü partinin kendi hakları olduğunu düşünüyorlar. Zaten baba ocağı olarak görüyorlar. Partide kalmanın çok büyük avantajları var” dedi.
Özgür Özel ve ekibinin son ana kadar parti kurmak istemeyeceğini vurgulayan Çakır, şöyle devam etti:
“İlk günden itibaren, ‘Kursunlar yeni bir parti, yanlış yapıyor’ diyenlerin biraz aceleci davrandığı kanısındayım. Ama şu haliyle bakıldığı zaman Erdoğan ve Bahçeli’nin de hedefi sanki yeni bir partinin kurulması yolunda. Bahçeli’ye çok emin değilim ama Erdoğan bunu istiyor olabilir. Ve tabii ki o zaman da bir baskın seçim söz konusu olabilir.”
- HDP’den CHP’ye ziyaret: “Toplumu heyecanlandıracak en büyük söz, toplumsal barışı birlikte kuracağımız sözüdür”
- İki eski HDP’li vekilin adı, Davutoğlu’nun yeni partisinin kurucuları arasında geçiyor
- Kılıçdaroğlu’ndan yeni video: “Sağlık kentleri kuracağız”
- Murat Yetkin yazdı: “Gelecek seçim partiler değil, cepheler arasında olacak”
- Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu iki ayrı parti mi kuruyor? Murat Yetkin ile söyleşi
Video deşifresi
Özgür Özel yeni parti kuracak mı? | Ruşen Çakır yorumluyor
Hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi bayramlar. CHP konuşmaya devam ediyoruz ve en çok dillerde olan soru yeni parti; daha doğrusu şöyle soruluyor: Özgür Özel yeni parti kurar mı? Bu bana çok kişi tarafından, eş dost, akraba, sorulan bir soru ve ben de her sorana şu cevabı veriyorum: Eminim bunun cevabını kendisi de bilmiyor. Tabii ki Özgür Özel ve ekibinin kafasında başından itibaren bu seçenek vardır, onu değerlendiriyorlardır. Belki bir yedek parti de vardır, ki bu konuda birtakım işaretler de verildi. Ama şu aşamada benim gördüğüm kadarıyla Özgür Özel ve arkadaşları CHP’yi terk etmek istemiyorlar. Sonuna kadar bir şeyleri zorlamak istiyorlar. Ve zaten onlar zorladıkça, birtakım adımlar attıkça Kemal Kılıçdaroğlu’nun nasıl çaresiz olduğunu görüyoruz. Mesela ne oldu? Önce dedi ki; “1 Haziran’da Parti Meclisi’ni toplayacağım” dedi. Sonra Abdulkadir Selvi şöyle yazdı: “Parti Meclisi’nde çoğunluk Özgür Özel taraftarlarında olduğu için Kılıçdaroğlu bunu toplamayacak anlaşılan” dedi.
Sonra bir baktık, Kılıçdaroğlu açıklama yaptı, CHP antetli kağıtta. Parti Meclisi’nin toplanmayacağını söyledi. Pardon, onu söyleyen hatta kendisi olmayabilir, artık çok basit şeyler yaptıkları için tam şimdi emin olamadım. Ardından ne oldu? 2 Haziran’da Cumhuriyet Halk Partisi’nin Meclis’te grup toplantısı olması gerekiyor. Normal rutin bu ve Özgür Özel de biliyorsunuz kapalı grup toplantısında kendisini Grup Başkanı olarak seçtirdi ve grup toplantısını Grup Başkanı olarak yapacağının işaretlerini verdi. Bir baktık, şimdi Kılıçdaroğlu yine grup toplantısı için bir karar vermediğini, 2 Haziran’da grup toplantısı olmayacağını, yeni bir tarihe kadar, hangi tarih olduğu belli değil, olmayacağını söyledi. Yani şu ana kadar gördüğümüz, işte Genel Merkezi polis zoruyla ele geçirme, partinin bütün mal varlıklarını kontrol etme, çok sayıda çalışanı ilk günde işten çıkartma, sonra ellerinde patlayan, biliyorsunuz sembolik ‘‘haramla alınmış araç’’ diye yaptıkları bir dizayn var ama o araçların Kılıçdaroğlu zamanında alındığını açıkladı CHP’liler ve zaten onlar da ‘‘bu sembolikti’’ diye geri adım atmak zorunda kaldılar. Böyle gidip duruyor.
Kılıçdaroğlu’nun şu haliyle CHP’de en büyük gücü yargı; yargı derken de siyasi iktidar ve tabii ki siyasi iktidar yanlısı medya. Çok çarpıcı, sürekli oralardan çıkıyor haberler. TGRT Haber ve TV100, buralarda sürekli olarak basın sözcüsünün söylediği şeyleri de onlar düzeltiyor ve kör topal bir şekilde Cumhuriyet Halk Partisi, Kılıçdaroğlu’nun atanmış genel başkanlığında kendi iddialarına göre iktidar yürüyüşündeler. Şu anda beklediğimiz yarın, yani cumartesi günü Kılıçdaroğlu’nun yapacağı konuşma; o konuşmanın da ne olabileceğini üç aşağı beş yukarı tahmin etmek mümkün. Ne diyecek? “Ahlak, dürüstlük” vesaire diyecek ve belki de Özgür Özel ve arkadaşları hakkında ve belediyeler, davaları süren belediyeler ve belediye başkanları hakkında birtakım şeyler söyleyebilir. Yani orada tamamen seçilmiş CHP’yi etkisizleştirme operasyonu yapmaya çalışan — yapan demiyorum — yapmaya çalışan bir atanmış yönetim var.
Peki, Özgür Özel ve arkadaşları buna ne kadar tahammül edecekler? Çünkü önleri tam anlamıyla parti içerisinde kapatılmak isteniyor. Yasa gerekçesiyle bu yapılmak isteniyor ama gerek parti grubunda, milletvekili grubunda, gerek anlaşıldığı kadarıyla eski Parti Meclisi’nde de ve tabii ki teşkilatta çoğunluk onlarda ve kamuoyuna baktığımız zaman da parti üyelerinin ve seçmeninin de ezici bir çoğunluğunun Özel-İmamoğlu ikilisinden yana tercih yaptığını görüyoruz. Dolayısıyla son ana kadar partide kalmak istiyorlar. Çünkü partinin kendi hakları olduğunu düşünüyorlar; zaten ‘‘baba ocağı’’ olarak söylüyorlar. Partide kalmanın çok büyük avantajları var. Şimdi onların hepsinden mahrum oldular. Mesela; maddi imkanlar, kurumsal kimlik ve buna bağlı birçok şey. Bunlar Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin elinde şu anda. Ama onların bunları harcayacak yeri siyaset yapma anlamında yok. Ama parti içerisindeki değişimcilerin önünü kesme anlamında çabalıyorlar. Benim anladığım kadarıyla Özgür Özel ve arkadaşları yeni partiyi son ana kadar yapmak istemeyecekler. Ve baştan, ilk günden itibaren “kursunlar yeni bir parti, yanlış yapıyor” diyenlerin biraz aceleci davrandığı kanısındayım. Ama şu haliyle bakıldığı zaman iktidarın da sanki hedefi, yani Erdoğan ve Bahçeli’nin de hedefi sanki yeni bir partinin kurulması yolunda; Bahçeli’ye çok emin değilim ama Erdoğan bunu istiyor olabilir. Ve tabii ki o zaman da bir baskın seçim söz konusu olabilir. Çünkü kurulacak olan yeni bir partinin seçime girme imkanı, kırk küsur ilde örgütlenmesi, seçime altı ay kala kongresini yapması gibi birtakım şartlar var. Bunları yerine getirmekte baskın bir seçimde zorlanabilir.
O zaman nasıl bir seçenek çıkar karşımıza? Zaten var olan bir partinin listelerinden Özgür Özel ve arkadaşları pekâlâ seçime girebilirler. Bunun örneklerini çok gördük. Ama orada genellikle seçim barajını aşamayan, aşamayacakları belli olan partiler mesela Millet İttifakı’nda ya da Cumhur İttifakı’nda büyük partinin altında seçimlere girdiler. Şimdi işin tersi olabilir; belki barajı aşamayacak olan bir partinin listelerinden Özgür Özel ve arkadaşları, seçimlere eğer baskın bir seçim olursa girebilirler. Yani yeni partinin, baskın seçim ihtimalinde o kadar da elzem olduğunu düşünmüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi bir müddet kapalıydı, 12 Eylül’de. Dolayısıyla CHP’siz yıllar yaşadık. Onun dışında CHP’den çıkmış ve başarılı olmuş bir Demokratik Sol Parti örneği var; Bülent Ecevit’in örneği. CHP varken de başarılı oldu DSP biliyorsunuz; iktidara bile geldi, birinci parti oldu, şu ya da bu nedenle. Dolayısıyla “CHP olmadan olmaz” demenin çok fazla bir mantığı yok. Ama CHP’nin tabii ki bir adı var.
Bu arada şunu da unutmamak lazım; CHP’nin tabii ki takipçileri, yıllarca ona gönül vermiş insanlar var ama bir de CHP’den şu ya da bu nedenle hazzetmeyen geniş bir kitle de var. Bu tek partiden bu yana gelen Türk sağının özellikle işlediği propaganda sonucu “CHP karşıtlığı” diye bir şey de var. Dolayısıyla CHP adı taşımayan bir partinin beklenmedik yerlerden oy alma ihtimalinin de olduğunu bir yere yazmak lazım. Ama gördüğüm kadarıyla CHP içinde kalmaya çalışacaklar. Birileri “bir an önce gidelim” diyecek; orası kesin, kalmaya çalışacaklar ve kısa bir süre içerisinde bunun olup olmayacağı Haziran ayı içerisinde netleşir ve o zaman ya CHP’de güçlü bir şekilde tekrar yönetimi alacaklarını görürler, ki Kılıçdaroğlu kurultay ve diğer konularda son derece ürkek davranıyor; onu görüyoruz. Ve açık söylemek gerekirse bir söylediği diğerini tutmuyor, çok ilginç. Neyse, dilime gelen şeyleri söylemek istemiyorum ama bir şekilde siyasetin suyunu çıkartmış durumda atanmış olanlar diyelim hadi en kibar ifadeyle. Kalmaya çalışacaklar ama iktidarın desteğiyle Kılıçdaroğlu’nun kendilerine CHP’de bir çalışma imkanı vermeyeceğini gördükleri anda hızlı bir şekilde buna karar verip belki yeni bir parti için kolları sıvayacaklar.
Bu öyle kolay olacak bir şey değil ama şu var; partiyi kurmak istedikleri anda, start verdikleri anda yüz binlerce kişinin CHP’den istifa edeceğini düşünüyorum. Belki de üyelerinin ezici bir çoğunluğu — kaç üyeleri var bilmiyorum ama 2 milyon falan var herhalde — onların ezici bir çoğunluğu ayrılacaktır ve özellikle son kurultay öncesi seçilen teşkilat yöneticileri muhtemelen yeni kurulacak partinin de yeni teşkilat yöneticileri olacaklardır. Baskın seçim ihtimalinde de o zaman işte seçime katılma hakkı olan bir partinin içerisinde seçime girip pekâlâ o partiyi o seçimin birinci partisi yapabilirler, yapma ihtimalleri çok yüksek. Tabii bu arada Kılıçdaroğlu’nun elinde koz gibi duran bir şey var; o da bir an önce Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı adaylığını açıklaması. Bunun 6 ay önce, belki bir yıl önce bir anlamı olabilirdi ama bu saatten sonra pek bir anlamı olacağını sanmıyorum ve Mansur Yavaş’ın da Kılıçdaroğlu tarafından aday gösterilmeye razı olacağını düşünmüyorum. Dolayısıyla biraz daha dişimizi sıkmak ve gelişmeleri görmek lazım. Önümüzdeki hafta, cumartesiden itibaren aslında ama pazartesi, salı özellikle grup toplantısının olması beklenen salı günü, bir de pazartesi günü Büyükşehir Belediye davası kaldığı yerden devam edecek; oralardan birçok şeyin işaretini göreceğiz.
Bugünün ithafı Edip Akbayram’a. Geçen yıl kendisini kaybettik. Edip Akbayram Türkiye’de Anadolu pop, artık nasıl deniyorsa, o akımın en önde gelen temsilcilerinden birisi. Barış Manço ve Cem Karaca’dan birkaç yaş küçük, onlar kadar belki ünlü olmadı ama hep Türkiye’de bilinen, sevilen ve tabii ki duruşu olan birisi. Duruşu derken sol kimliği; bunu hiçbir zaman bırakmadı ve bu yüzden başına çok iş geldi; yasaklı oldu, şarkıları TRT‘de yayınlanmadı, şu oldu bu oldu. Edip Akbayram’ın özelliği çocuk felci geçirmiş olmasından, bir ayağında sorun olması ve bunu kimileri onun önünde bir sorun gibi gördüler ama ben hep Edip Akbayram’ı o haliyle tanıdım ve o haliyle sevdim. Bence çok doğal bir şeydi ama hayatını okuduğumuz zaman o konuda kendisine çok sıkıntı çıkarttıklarını da gördüm, duydum. Bu da üzücü tabii ki.
Dostlar; işte Türkiye’nin ilk gruplarından birisi ama herhalde bugün şöyle bir grup fotoğrafı olsa sosyal medyada insanlar bayağı bir dalga geçerler ama çok iyi işler çıkarttılar. Edip Akbayram denilince birçok şarkı tabii ki gelir akla, ama benim aklıma ilk gelen “Aldırma Gönül”dür. Kendisini 74 yaşında geçen sene kaybettik. Şunu söyleyeyim; aklıma o geldi. Yani Edip Akbayram gerçekten bu ülkeyi seven birisiydi, bu ülkenin özellikle yoksullarının, ezilenlerinin yanında duran birisiydi. Ve şu günleri yaşasaydı, şu anda Kılıçdaroğlu’nun yaptıklarını görseydi, herhalde kendisi gibi düşünen birçok insanın yaşadığı o acıyla kahrolurdu diyeyim. Şu anda çünkü Türkiye’de milyonlarca insan Kılıçdaroğlu’nun devlet destekli darbesi karşısında gerçekten kahroluyor ama daha önce de olduğu gibi çok çıkış var, mücadele imkanı var ve Edip Akbayram gibi isimler de hep bize bunun sanatını yaptılar, eksik olmasınlar. Edip Akbayram’ı sevgiyle anıyorum. Tekrar bayramınızı kutluyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








