Cübbeli Ahmet Hoca’nın Selefileri hedef almasının arka planı

Selefiler aleyhine attığı tweetler ve verdiği vaazlarla gündem yaratan Cübbeli Ahmet Hoca, Diyanet’e bağlı camilerde Selefi imamların sohbet ederek namaz kıldırmasını şiddetli bir dille eleştirerek bunun devam etmesi halinde “iç savaş” çıkabileceği uyarısında bulundu.

Peki Selefilik gerçekten Türkiye için önemli bir konu mu?

Selefilik; “geleneksel”, “yeni” ve “cihatçı” olarak üç ana kola ayrılıyor. Ayrıca dini bir yapılanmadan daha çok siyasi ve ideolojik olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada Cübbeli Ahmet Hoca’nın ikazı kimilerince yerinde görülebilir. Ancak Selefilik siyasi bir oluşum olduğu için Türkiye’de farklı, Pakistan’da farklı, Afganistan’da ise bambaşka ideolojilerle var olmakta. Türkiye’de kendine yer bulmaya çalışan Selefi örgütler de Türkiye topraklarını “Darülharp” saymamakla birlikte Türk toplumunu davet/tebliğ toplumu olarak kabul ediyor.

Türkiye’deki geleneksel din anlayışını, özellikle de tasavvufu tamamen şirk yani Allah’a ortak koşmak olarak gören bu akım, tasavvuf içerisindeki öğretilere de tümüyle karşı çıkıyor. Din, Hz. Muhammed ve sahabesi tarafından nasıl yaşanıyorsa o şekilde yaşanmalıdır ve bunun dışındaki her şey bid’attır.

Başka bir deyişle Selefiliğin düşmanı 1400 yıl içerisinde gelişen “geleneksel” Müslümanlıktır. Binlerce örneğini sayabileceğimiz bid’atların en bilinen örneği Türkiye toplumunda çok yaygın olan türbeler ve türbe ziyaretleridir.

Cübbeli Ahmet Hoca’nın derdi

Cübbeli Ahmet Hoca gibi koyu din anlayışını benimsemiş ve geçen ay ölen şeyhi Mahmut Ustaosmanoğlu’nun cenazesine kadınların katılmasını yasaklayan bir cemaatten gelen birisi. Böyle biri niye Selefiliğe düşman olur ya da en azından karşı çıkar ki? Bunun başlıca nedeni Selefilerin Allah ile arasına kimseyi koymamasını, Allah’ın mekandan münezzeh oluşuna dair Ta-Ha Suresi’nde geçen “Allah arşı istiva etti” ayeti üzerindeki yorumlarını sıralamak ile mümkün. Selefiler; geleneksel din anlayışına sahip her Müslümanı İslam’da kafirden bile daha aşağı olarak kabul edilen müşrik sınıfına sokmaktadır. Bu da tabii olarak mezheplerin koyu savunucusu, geleneksel İslam temsilcisi Cübbeli Ahmet Hoca’yı “derinden” etkilemektedir. Cübbeli, kendisinin deyimiyle “itikadı” çok yüksek bir insandır. Bunun manası imani konulara olmasa bile itikadi konulara duyarlılığın çok yüksek olmasıdır. O kadar ki kendi cemaatinden olan ve hatta cehenneme gitmek üzere olan bir insanın yarı yolda “Ben Nakşibendiliğin Halidiyye kolundanım” demesi halinde cennete gideceğine dair inancını sohbetlerinde açıkça dile getirmiştir.

İşte tüm bu düşünceler Cübbeli Ahmet ile Selefilerin arasına setler çekiyor. Ayrıca İsmailağa Cemaati’nin son yıllarda Diyanet içerisindeki güçlendiği ve/veya güçlenmek istediği iddiasını akılda tutmak gerekir. Buradan hareketle Cübbeli Ahmet’in, Selefi bir imamın Diyanet’e bağlı bir camide sohbet etmesinden çok rahatsız olmasını anlamak daha da kolaylaşabilir.

Selefilerin riyakârlığı

Aslına bakılacak olursa Cübbeli Ahmet Hoca’nın esas üzerinde durması ve dillendirmesi gereken nokta Selefilerin hem Türkiye Cumhuriyeti’ni kâfir-müşrik bir devlet olarak görüp hem Diyanet’e bağlı Sakarya Tozlu Camii’nde sohbet ettikleri olmalıydı. Burada açıkça paradoksal bir hal var: Hem kâfir gördüğün devletin camisinde sohbet ver, namaz kıldır, sonra da bir şey olmamış gibi davranış sergile! Peki bu dince büyük günahlardan olan riyakârlık kapsamına girmiyor mu?

Türkiye’deki birçok Selefi örgüt, dernek ve vakıf adı altında kendilerine özel mescitler açıyor. Cuma, vakit ve bayram namazlarını Diyanet imamının arkasında kılmayı günah görüp reddediyor ve kendi mescitlerinde kendi imamlarınca kıldırılan namazları eda ediyorlar. Türkiye’nin en önde gelen Selefileri olarak “Ebu Hanzala” lakaplı Halis Bayancuk (şu anda cezaevinde), Emre Acar, “Ebu Haris” lakapli Ramazan Oral gibi isimleri sayabiliriz. Selefi akımların yayılmasındaki en büyük rolü sosyal medyanın oynadığının da altını çizmek gerekir.

Son olarak, Türkiye’deki siyasal İslam geleceği ile şekillenecek olan Selefilik, toplumun laik ve demokratik duyarlılığının altında ezilecek gibi görünüyor ama görünenin arkası da pek karışık.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus