58. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda yer alan World-Tour ekiplerinden Astana-Qazaqstan takımından 38 yaşındaki Man Adalı efsanevi sprinter Mark Cavendish, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na daha önce 4 kez katılmıştı. Cavendish, elde ettiği 11 etap galibiyetiyle de Alman bisikletçi Andre Greipel ile rekorun ortağı olarak yer alıyor. Medyascope Spor’dan Ceyda Akbulut, 38 yaşındaki sporcuyu sizler için değerlendirdi.
58. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu: Efsane sprinter Mark Cavendish için yeni dönem
En sıkıcı etapların en hızlı bacakları, altı saat boyunca takım arkadaşlarının gölgesinde konumlanıp son 200 metrede dünya üzerinde en hızlı pedal çeviren isimler… Gösterişliler, korkusuzlar, zekiler ve en önemlisi ustalar.

Sprinterlerin bisikletin en sıra dışı mücadelecileri olması çok da şaşılır bir durum değil. Günler süren turların ardından tepelere en önde tırmananlar değil de onlar “bisikletin en hızlıları” olarak anılır hep.
Diğer sürücülerin aksine ince bir fizikleri yoktur, kalın bacakları ve cüsseli gövdeleriyle dururlar selenin üstünde. Bisikletleriyle en çok özdeşleşen, sprint attıkları sırada vücutlarını paralel konuma getirip sağ sola savrulurken bu iki tekerli araçla âdeta bütünleşenler de onlardır.
Hepsi hızlıdır ama genellikle kazananlar hatırlanır. Dönemleri vardır sprinter şampiyonların. Robbie McEwen dönemi, Peter Sagan dönemi, Marcel Kittel ya da Jasper Philipsen dönemi. Belirli yıllar içinde en hızlı hep onlardır. Onlarca yarış kazanırlar, kendi dönemlerine hegemonyalarını kurarlar.
Ancak bir isim var ki bu bisiklet âleminde, kendi hegemonyasını kurarken başkalarınınkine de musallat oldu son 20 yılda. Formunun zirvesindeyken de kazandı, artık bitti galiba diye düşünülürken de. Britanya bisikletinin tahtına otururken de gördük onu, kronik yorgunlukla baş ettiği Epstein-Barr virüsünün ardından kazanma alışkanlığını tekrar elde ederken de.

Mark Cavendish bisiklet sporunun en kendine has isimlerinden biri. Kazanmaya her daim aç hırslı kişiliğini, güler yüzü ve açık sözlülüğüyle birleştirerek bisikletin son 20 yılının gözde ismi oldu Manx Missile. 34 Fransa Bisiklet Turu etap galibiyetiyle zirveyi Eddy Merckx ile paylaşıyor. Giro d’Italia’da 17 kez finişi en önde gördü. Dünya şampiyonu oldu, Milano-Sanremo kazandı. Dünyanın en hızlısı.
Spora yeni gönül veren herhangi bir gencin de, 60 yaşında bir bisiklet tutkununun da sprinter denince aklına aynı isim geliyor genellikle: Cavendish. Örneğin 2017’nin ardından bisiklet izlemeye başlamış birinin kendi döneminin en hızlılarından Marcel Kittel hakkında pek de bilgisi bulunmaz. Ancak Cavendish, Kittel’den önce de buradaydı, o gittikten sonra da kazanmaya devam etti. Yaşadıkları ve muhtemelen yaşayacaklarıyla da uzun yıllar kendinden söz ettirecek gibi duruyor. Yıllar sonra Fransa Turu’nda görkemli bir Champs-Élysées finali izleyen bisiklet tutkunları da onu anacak, Konya’da bisiklet binen iki genç de. Her yere izini bıraktı.
Manx Misille, kariyerinin önemli dönüm noktalarından bazılarını Türkiye topraklarında yaşadı. Fransa’da 34 kez zafer görmüş birinden bahsederken bunu söylemek biraz romantik ve abartılı kaçabilir ancak kendisine de sorsak muhtemelen hemfikir olacaktır. 2018’in ardından sakatlıklar ve hastalıklar sebebiyle galibiyet orucuna çıkan şampiyon sprinter 2021’de çok sevdiği Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu ile âdeta yaşama dönmüştü. En sevdiği ve en iyi yaptığı işi tekrar gerçekleştirebilmenin özgüveniyle emeklilik emareleri arasında yeniden doğdu. Burada aldığı dört etap galibiyetinin ardından kendini bir anda Fransa Turu’nda buldu ve orada da dörtleyip Merckx ile ortaklaştı.

Geçtiğimiz iki sene emeklilik söylentilerini kendi de dillendirdi sürekli. Gençlere meydan okurken hiçbir zaman günün en hızlısı olmuyordu artık. Çizgiye en önde ulaşmak için farklı yönlerini ön plana çıkarmak zorunda kalıyordu. Son kilometreyi daha akıllı ve stratejik oynamalı, rakiplerinin neredeyse hiçbirinde olmayan tecrübesinin avantajını sonuna kadar kullanmalıydı artık.
Takımı Quick-Step’te Fabio Jakobsen liderdi, 2022’de Fransa Turu’na götürülmedi. Bu sene takım değiştirdi, bunun son profesyonel sezonu olacağını açıkladı. Galibiyet alışkanlığı olmayan bir takımda tek bir hedef için çabaladı. O ve yeni ekibi, Fransa’da tahta tek başına oturmak amacıyla son bir kez çırpındı.
Temmuzda 35. zafer için her şey olası gözüküyordu. Evrendeki tüm yıldızlar bunun için birleşmiş gibiydi. İtalya’da son etabı kazanırken herkes umutlanmıştı. Etaplar ilerledikçe zafere giderek yaklaşıyor gibiydi. Üç haftalık turda kazanacağı bir etabı vardır herhalde düşünceleri dolaşıyordu etrafta. Bizimle birlikte kendisi de inanmıştı buna. Öyle olacak ki Bordeaux’de biten yedinci etapta yılın domine sprinteri Jasper Philipsen’e kimsenin yaklaşmadığı kadar yaklaşmıştı.
Ancak ertesi gün herkesin kalbini kıran bir gelişme oldu. Turun en sakin etabında güler yüzlü sprinterimizi yarıştan ambulansla ayrılırken izledik. Yeni bir kazayla böyle bir kariyer sonunu ne o hak etmişti, ne de onu yıllardır takip eden biz.

35’e sadece birkaç adım uzaklıkta olduğunun farkındaydık. Aslında bunun sadece bir sayı olduğunu kendisi de söylüyordu. 34 onun için yeterliydi. Kariyerinde bir kez bile Fransa’da kazanabilmiş olmanın önemini defalarca vurguladı. 34 tanesi vardı, ömür boyu yeter de artardı. Ama işte çok yaklaşmıştı, gerisi haksızlıktı. Böyle bitmemeliydi.
Kazadan sonra bir süre sessiz kaldı. Yeni takımıyla bir deneme daha yapması için ortaya söylentiler atıldı. En sonunda “bir sene daha” açıklaması geldi Cav’den.
Fransa’daki kazanın ardından üç ay geçti. Şimdi Türkiye’de yaralarını baştan sarmış bir şampiyon var. Hedefine ulaşmak için girdiği son dönemin henüz başında. Yeni döneminin ilk adımlarını yine bu topraklarda atıyor. Burada günlerinin nasıl geçeceğini henüz bilmiyoruz. Ancak bu yolun sonu 35’e çıkıyor, görüyoruz.
Yazan: Ceyda Akbulut
Editör: Doğa Üründül


