Finans dünyası patlamaya hazır bir yanardağ üzerinde dans ediyor

Her taraftan uyarılar yağıyor: Finans piyasaları savunmasız durumda ve kriz tehdidi altında. Simgesi yapay zekâ olan dizginsiz bir spekülasyonla sürüklenen finans balonu o alarmlara kulak asmamakta kararlı. Nereye kadar?

Martine Orange

27 Ekim 2025 — Mediapart

Finans dünyasındaki endîşe nâdiren bu kadar âşikâr olmuştur. Dört bir yandan, merkez bankaları ve piyasa düzenleyicileri, hem büyük banka yöneticileri hem finans rehberleri, hem iktisatçılar hem analistler alarm veriyorlar. Israrlı alarmlar git gide sıklaşıyor.

Herkes şu analizde hemfikir: Başını ABD’nin çektiği finans piyasaları sürdürülemez bir durumla karşı karşıya. Sistemdeki sapmalar o kadar artmış durumda ki, mesele kriz çıkıp çıkmayacağı değil, bunun ne zaman patlayacağı.

Oysa, işleri güya risk değerlendirmesi olan piyasalar, her taraftan gelen bu uyarılara hiç kulak asmıyor. Donald Trump’ın tepesinin atıp dünyaya karşı ticâret savaşını başlattığı 2 Nisan’dan sonra Amerikan hazîne bonoları, hem büyüyen bütçe açığının sonuçları, hem de Ekim başından beri yerleşen shutdown’a rağmen pek sâkin.

Aynı rehâvet özel borçlanma piyasalarında da gözlemleniyor. Otomobil taşeronu First Brands’in ve Tricolor otomobil leasing şirketinin, özel kredilerdeki güvenlik açıklarını gösteren iflâslarının şoku atlatıldıktan sonra, özel borçlanma piyasaları, çok yüksek risk arz etseler bile, önceden olduğu gibi devam ettiler: Talep edilen oranlar hazîne bonolarından sâdece biraz daha yüksek.

Finans dünyası patlamaya hazır bir yanardağ üzerinde dans ediyor
13 Ekim 2025’te New York Borsası. © Fotoğraf Spencer Platt / Getty Images via AFP

Hisse piyasaları, gerçek ekonomiden tamâmen kopuk bir biçimde, sınırsız büyüme vaat eden bir dünyanın mutluluğu içinde yüzüyor. Yapay zekâ yatırımcılarını avucuna alan çılgınlık bunun en bâriz tezâhürü: Hatırı sayılır boyutlara ulaşan bir balonun varlığı artık herkesin mâlûmu — dijital sektöründeki devlerin yöneticileri de dâhil buna.

Ama bu olgu tüm sektörleri sarıyor. General Motors hissesinin değeri, üçüncü çeyrekteki faaliyet kârında %18’lik bir düşüş îlân ettikten sonra %15 arttı; çünkü öngörülen düşüş daha fazlaydı. Büyümedeki durgunluğu gösteren rakamlara, iflâslardaki artışa, istihdamdaki gerilemeye rağmen borsa endeksleri, kapitalizmin temel kuralları olduğu varsayılan bilgileri hiçe sayarak, rekor üzerine rekor kırıyor.

Günü gününe spekülasyon

Sürekli zikredilseler bile şu anda kapitalizmin yasaları artık sâhiden geçerli değil: Spekülasyon her şeyin önüne geçmiş durumda. Artık uzun vâdeli bir iddiası olduğunu, müstakbel randımanlar vaat ettiğini bile ileri sürmüyor. Finans piyasaları için üç ay zâten fazla uzun bir süre: Onların zaman birimi artık intra-day — bir seansta, bâzen de nanosaniyeyle çalışan algoritmalar sâyesinde birkaç dakikadan az bir sürede sonuca bağlanan pozisyonlar ve tahkimler. Riskin ölçüsü olduğu varsayılan piyasa oynaklığı o operasyonların yakıtı hâline geldi.

Her ne kadar bu eğilim yeni olmasa da son yıllarda benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı. 2008 finans krizinden sonra hiçbir mevzûâta tâbi olmayan; yatırım fonlarının (hegde funds) oluşturduğu gölge bankacılığı (shadow banking), özel yatırım fonları (private equity) ve diğer tüm fon biçimleri (risk sermâyesi, borçlanma araçları fonları), aşırı elverişli para politikaları üzerinde sörf yaparak, her türden denetimin dışında, şeffaf olmayan bir dünya inşâ ettiler. Kendi kârlılık normlarını ve kendi finans pratiklerini dayattılar. Âzamî kazanç elde etmek için, devâsâ kaldıraç etkilerine dayalı, git gide daha alengirli kurgular tasarladılar.

Finans ürünleri ticâreti yapan platformların, tüm bireylere her şey üzerine yatırım yapma ya da borsacılık oynama imkânı veren mobil uygulamaların gelişmesiyle bu hareket büyüdü. Hisseler, tahviller, paralar, kripto paralar, metaller, hammaddeler…: Herkes her an, düşük mâliyetle ve muazzam kazançlar umuduyla bahis oynayabiliyor.

Sosyal ağlarda, “uyanık davranıp” bitcoin ya da başka kripto paralara, ya da dijital sektörünün devlerinin hisselerine veya altına yatırım yaparak nasıl bir çırpıda milyoner olduğunu anlatan bireylerin hikâyeleri yeni servet adaylarını çekiyor. Trump yönetiminin teşvik ettiği, piyasaların hiçbir denetime tâbi tutulmamasını arzulayan yüz binlerce kişi her gün, en son tavsiyeleri, en son söylentileri izleyerek en tehlikeli yatırımlara kalkışmaya hazırlar.

Hâlihazırda bunların en rağbet göreni « zero-day options ». Bir borsa seansının sonuna kadar geçerli olup çok düşük fiyata satılan korunma sözleşmeleri söz konusu. Güya oynaklıktan korunma amaçlı olup, herkese açık bir sâfî spekülasyon aracı hâline geldi artık bunlar. 2016’da S&P 500 borsa endeksindeki işlem hacminin %6’sını temsil ederken, bugün yarısından fazlasını oluşturuyorlar.

Yapay zekâ: Altına hücum

Git gide daha karmaşıklaşan ve saydamlığını yitiren bu finans mühendislikleri yapay zekâ balonunda da etkin bir yer dolduruyor. Her gün, “Yedi Hârika”ya (Nvidia, Meta, Alphabet, Apple, Amazon, Tesla, Microsoft) milyarlarca yatırım yapılıyor; bunların değerlerindeki en ufak oynamadan yararlanma maksadıyla bunlara artık Oracle uygulaması da ekleniyor. Bu grupların her biri İspanya’nın GSMH’sını aşan borsa değerleri sergiliyor.

Tahakkümlerini dayatmaya kararlı olan dijital sektör devleri ateşi harlandırıyor ve art arda îlânlarla çılgınlığı besliyorlar. Kendini kabul ettirmek için her biri onlarca, hattâ yüzlerce milyar bastırıyor. Şimdilik borsaya kayıtlı olmayan Open AI, birkaç haftada yaklaşık 1,5 trilyon doları temsil eden başka grup ve fonlarla anlaşmalar yaptığını îlân etti. Rakipleri ise yatırımlarını, fabrika inşaatlarını, veri merkezi kurulumlarını, bu teknolojik devrimin temel altyapıları için projelerini çoğaltıyorlar.

OpenAI’ın CEO’su Sam Altman 2 Haziran 2025’te San Francisco’da (ABD) düzenlenen Snowflake Summit’te. © Fotoğraf Justin Sullivan / Getty Images / AFP
OpenAI’ın CEO’su Sam Altman 2 Haziran 2025’te San Francisco’da (ABD) düzenlenen Snowflake Summit’te. © Fotoğraf Justin Sullivan / Getty Images / AFP

Ateş tüm sektörü sardı. Herkes altına yeni hücûma katılmak istiyor. ABD’nin her tarafında veri merkezleri için projeler uç veriyor; sâdece Teksas’ta 200’den fazla proje saptandı. Bir yapay zekâ projesi îlân eden en ufak start-up birkaç haftada zirvelere çıkıyor; bu sırada da serüvenine katılmak isteyen yatırım fonları onun kapısının eşiğini aşındırıyorlar.

2000 ve 2001’deki infilâkı yaşamış olan finansçılar, milyarların bu valsinin internet balonundaki valsi çağrıştırdığını söyleyerek uyarıyorlar. Balon olsa bile bunun patlamasının finans krizi yaratamayacağı konusunda temin ediyor bâzı analistler. Zîra yapay zekâ devriminin arkasında varlıklar var: Yaratılan altyapılar ve uygulamaya sokulan teknolojiler varolmayı sürdürecek, diye îzah ediyorlar bunu.

Bununla birlikte veri merkezlerinin gelişmesi hakîkî darboğazlarda tökezliyor: ABD’de, son derece enerji oburu olan bu binlerce projenin ihtiyaçlarını karşılayacak elektriğin ne üretimi ne de şebeke altyapısı var. Bu projelerin hepsinin yararlı biçimde kullanılacakları bile garanti değil.

Şu aşamada, yapay zekâdaki gelişmeler yaygınlaşsa bile, hâlâ oluşum hâlindeler. ChatGPT çok kullanılıyor olsa da, Open AI onun ödemeli versiyonlarını popülerleştirmekte büyük zorluklarla karşılaşıyor ve grup bundan hâlâ para kazanmıyor. Yapay zekâ teknolojileri sanâyi ve hizmet sektörlerinde, bâzı kaçınılmaz görevlerin otomatikleştirilmesi ötesinde, öngörülenden daha yavaş yayılıyor ve bâzı araçların güvenilirlik noksanlığı ve çalışanların yetiştirilmesindeki yetersizlikler nedeniyle şirketler bunların kullanımını yaygınlaştırmakta zorluklarla karşılaşıyorlar.

Oysa her gün bu operasyonları desteklemek için milyonlarca dolar yatırılıyor. Bankalar yatırım fonlarına borç para veriyorlar, onlar da şeffaflığı şüpheli kurgular uyarınca hiçbir tedbir almadan yapay zekâ veri merkezleri ya da teknolojilerini finanse etmek için bu paraları borç veriyorlar.

Özel borçlanma piyasalarının şeffaf olmayan dünyası

Finans sisteminin bütün düzeylerinde borçların böyle üst üste yığılması ve bireylere kadar herkesi ele geçiren bu spekülasyon ateşi piyasa düzenleyicilerinin dünyasında sâdece kötü anıları akla getiriyor: 1929’dan 2008’e, çıkmaması gereken ama yine de vuku bulan finans krizlerine götürmüş olan olayların mukadder art arda gelişi ezbere biliniyor.

ABD’deki bölgesel bankaları zora sokan First Brands ve Tricolor iflâsları onlar için ilk bir alarm oluşturuyor. Yapay zekâ balonu ve tüm sistemde biriken gerilimler ise ikinci bir alarm veriyor. “Abonelik normları ve ara bağlantılardaki güvenlik açıklarını, şeffaflığın bulunmamasını, kaldıraç etkisini ve zayıflığı saptayabiliyoruz. Küresel finans kriziyle paralellikleri gözlemleyebiliyoruz. Bilmediğimiz şey ise, bu sorunların makroekonomik etkisinin boyutu,” diye açıkladı 21 Ekim’de, Birleşik Krallık’taki finans istikrârından sorumlu Sarah Breeden, Lordlar Kamarası’nın önünde, analizini daha ileri vardırmayı reddederek. Başkaları ise çok daha az temkinli davranarak, gelmekte olan finans krizinden bahsediyorlar.

Böyle bir ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler iklimi, çok sayıda aktörün kaygılarıyla da birleşince, temkinliliğe yöneltmeli. Altına sığınmayı seçmiş olanlar dışında –değeri 4000 doları aştı (yaklaşık 3500 euro)–, finans dünyası bu uyarılara kulak asmaz görünüyor. Bir gıdım kâr kaybı korkusuyla, müziğin durmasından önce, yanardağın üzerindeki dansını sürdürüyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.