Eksik Olan’ın bu bölümünde Alp Kozanoğlu ve Ömer Çeşit Avusturya edebiyatının önde gelen yazarlarından Thomas Bernhard’ın “Wittgenstein’ın Yeğeni: Bir Dostluk” adlı kitabını konuştular.
Avusturya edebiyatının önde gelen yazarlarından Thomas Bernhard, eserlerinde genellikle gözlemlediği her şeye dair eleştirel ve öfkeli bakışını okuyucuya karakterleri üzerinden filtresiz şekilde yansıtıyor ve okuyucuya müthiş akıcı ve ufuk açıcı bir okuma deneyimi sunuyor.
Bernhard’a göre “Zenginler asalak, doktorlar katil, müzik dünyası sahtekar, bilim dünyası şarlatan, sanatçılar aptal, aydınlar özenti düşkünüdür. İnsanların tek tutkusu birbirini aldatmaktır.”
Genellikle otobiyografik kitaplar yazan Bernhard’ın karakterleri, onun insanın karanlık taraflarına dair sarsılmaz görüşünü, buna karşı direnen ama asla kazanamayan müthiş öfkeli karakterler üzerinden bize yaşatır.
Bernhard, Wittgenstein’in Yeğeni: Bir Dostluk adlı kitabında da aynı üslubu göstermektedir.
Kitapta, Wittgenstein ailesinin bir ferdi, ünlü filozof Ludwig Wittgenstein’ın akrabası ve gerçek hayatta da yazarın arkadaşı olan Paul üzerinden, zamanda atlamalar yapan bir anlatımla hayat muhasebesi karşımıza çıkıyor.
İki eski arkadaşın, ölüme hastalıklarından dolayı yakınlıklarının da sindiği ilişki üzerinden varoluşa dair saptamalar yapan Bernhard, hayat mücadelesini şöyle yorumluyor:
“İnsan kendi varoluşuna abartarak, bütün imkânlarını sonuna kadar zorlayıp en uç noktasına kadar giderek sömüren bir varlıktır.”
Varoluşumuzu abartmasaydık, hayata dair motive olabilir miydik? Evrimsel geçmişimizden ötürü ne kadar hür iradeye sahip olabiliriz? Doğa kendini, insanı araçsallaştırarak üzerimizden sürdürüyor olabilir mi? Gibi derin felsefi sorulara sahip olan metin, Bernhard’ın Burg Tiyatrosu eleştirisiyle kültür endüstrisinin seyircinin kontrolüne geçerek vasatlaştığı eleştirisiyle bizlere yeni düşünme kapıları açıyor.

Thomas Bernhard kimdir?
Thomas Bernhard, 1931’de Hollanda’da dünyaya geldi; çocukluğunu annesi ve onun ailesiyle birlikte Avusturya’nın çeşitli şehirlerinde geçirdi. Bu dönemde yazar olan dedesi Johannes Freumbichler’in himayesinde edebiyat ve müzik zevki gelişti. Okula devam ederken bir yandan da bir bakkalda çırak olarak çalıştı. Ancak çocukluğundan beri muzdarip olduğu akciğer hastalığı yüzünden 1949’dan itibaren 2 yılı aşkın bir süre sanatoryumda yattı. Doktorların fazla ömür biçmediği Bernhard, hastalığının kritik evresini atlattıktan sonra bir süre Salzburg’daki Mozarteum’da müzik eğitimi gördü, bir yandan da gazeteler için adliye muhabirliği yapmaya başladı.
1957’den başlayarak serbest yazarlık yaptı. Hayatı boyunca geçimini yazarlık sayesinde kazanmış olan yazar, 1989 yılında Avusturya’nın kuzeyinde yer alan Gmunden şehrindeki evinde öldü.








