Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklanmasının bugün 9. yıldönümü. 4 Kasım 2016’da gözaltına alınan Demirtaş, 6-8 Ekim 2014 Kobani olaylarıyla ilgili davada 42 yıl hapse mahkum edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi gerekçeli olduğuna üç kez karar verdi. Türkiye’nin son itirazı dün reddedildi ve karar kesinleşti. Peki, Demirtaş’ın tutukluluk sürecinde bugüne kadar neler oldu?

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar
Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016’da Diyarbakır’daki evinden sabaha karşı gerçekleştirilen operasyonla gözaltına alındı. Aynı gün Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği kararıyla “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “halkı suç işlemeye alenen tahrik etme” suçlamalarıyla tutuklandı. O günden bu yana kesintisiz olarak Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutuluyor ve Demirtaş, bugün tutukluluğunun 9. yılını doldurdu.

Demirtaş’ın gözaltına alınması, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra başlayan kapsamlı operasyonlar dönemine denk geldi. Mayıs 2016’da Meclis’te milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıran tartışmalı anayasa değişikliği kabul edilmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dokunulmazlıkların kaldırılması öncesinde yaptığı çeşitli konuşmalarda HDP milletvekillerinin yargılanması gerektiğini savunmuş ve HDP ile PKK arasında fark olmadığı iddiasını öne sürerek partinin Meclis’te olmaması gerektiğini belirtmişti.

“Anayasa’ya aykırı ama ‘Evet’ diyeceğiz”

Dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da TBMM Başkanlığı’na sunulan dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği teklifine, “Anayasa’ya aykırı olmasına rağmen ‘Evet’ diyeceklerini” açıkladı.

Kılıçdaroğlu, “Biz dokunulmazlık zırhının ardına asla saklanmak istemiyoruz. Bakanların da dokunulmazlıkları kalksın, mevcut veya eski bakanlar hangisi olursa olsun, hiç kimsenin dokunulmazlığı olmamalıdır. Başbakan dahil. Eğer bu yöneticiler yürekliyse, bakanların da dokunulmazlığını kaldırıyoruz derlerse” dedi.

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar
Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

4 Kasım’da operasyon başladı

4 Kasım 2016 sabahı sadece Demirtaş değil, HDP’nin diğer Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ile birlikte 9 HDP milletvekili de farklı şehirlerde eşgüdümlü bir operasyonla gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Selma Irmak, Ferhat Encü, Gülser Yıldırım, Leyla Birlik, Nursel Aydoğan, İdris Baluken, Ziya Pir, Sırrı Süreyya Önder, Faysal Sarıyıldız, İmam Taşçıer ve Abdullah Zeydan gibi isimler bulunuyordu. Polisin birkaç şehirde yürüttüğü eşgüdümlü operasyon kapsamında gözaltına alınan milletvekillerinden 9’u aynı gün çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklandı.

Demirtaş hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü terör soruşturması kapsamında “terör örgütü kurma ve yönetme”, “örgüt propagandası”, “suç ve suçluyu övme” gibi suçlamalarla 43 yıldan 142 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. Ana dava güvenlik gerekçesiyle Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne nakledildi. Demirtaş’ın yargılandığı dosyalarda 6-8 Ekim 2014 Kobani olayları merkezi rol oynuyordu.

Kobani olaylarının perde arkası

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş sonrası IŞİD, ülkenin kuzeyinde Kürtlerin ağırlıkta olduğu yerleşim birimlerine saldırmaya başladı. IŞİD, Aralık 2014’e kadar 350 köyü ele geçirdi, bu saldırılardan kaçan 150 bin Kobanili Türkiye’ye sığındı.

Demirtaş, 27 Eylül 2014’te Washington’da konuştu. Kobani’nin düşmek üzere olduğunu dile getiren Demirtaş, “IŞİD, Kobani’ye 1 km yaklaşmış durumda. Kobani ile az önce yaptığımız görüşmelere göre Kobani’nin bir mahallesine girmek üzere. Girmeye çalıştığı mahalle de Türkiye’ye 500 metre uzaklıkta. Koalisyona ait uçaklar şu anda Kobani’nin üzerinde uçuyor. Onlar yukarıdan izliyorlar, Türkiye 500 metre uzaktan izliyor.” dedi.

PYD Eş Başkanı Salih Müslim, 4 Ekim’de Kobani’ye Türkiye toprakları üzerinden silah aktarılması için koridor talep etti.

HDP Genel Merkezi, Kobani’de saldırıların şiddetinin artmasının ardından 6 Ekim 2014’te sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı mesajla sokak protestosu çağrısı yaptı. Bunun ardından önemli bir bölümü Doğu ve Güneydoğu kentlerinde olmak üzere Türkiye çapında kitlesel sokak eylemleri başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2014’teki cumhurbaşkanı seçimlerinin ardından ilk ziyaretini Suriye sınırındaki Gaziantep’e yaptı. Burada Kobani ile ilgili konuşan Erdoğan, IŞİD’in koalisyon güçleri tarafından havadan vurulduğunu söyledi ancak bunun yeterli olmadığını vurguladı.

“Yerde mücadele eden yapılarla işbirliği kurulmadan netice alınamaz.” diyen Erdoğan, “İşte aylar geçti ve herhangi bir netice yok. Şu anda Kobani de düştü düşüyor. Kobani ile ilgili konuşanlar, bir yandan tezkereye karşı çıkıyor bir yandan da Kobani’yi çözüm sürecinin şantajı hâline getirmeye çalışıyorlar. Şunu da söylemek istiyorum; Türkiye IŞİD terör örgütüne karşı olduğu kadar PKK terör örgütüne de karşıdır.” diye konuştu.

Erdoğan’ın konuşması HDP’den tepki aldı, 8 Ekim 2014’te gösterilerde şiddet olayları daha da arttı.

Eylemlerde dile getirilen talepler

  • IKBY ve Suriye’nin kuzeyindeki diğer bölgelerden gelecek yardımın ulaşması için Türkiye üzerinden Kobani’ye doğru bir koridor açılması,
  • Türkiye’nin IŞİD’e verdiği iddia edilen desteğini kesmesi,
  • Türkiye’nin Kobani’ye kara harekâtı yapmaması.

Olaylar, HÜDA PAR ve MHP’lilerin katılımı ve daha sonra polis güçlerinin müdahaleleriyle büyüdü. Batman, Diyarbakır, Mardin, Van ve Siirt’te bazı ilçelerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar
Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

Demirtaş, 9 Ekim’de konuştu: “HDP, ‘Silah, şiddet kullanın’ demedi”

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 9 Ekim 2014’te Diyarbakır’da sokak eylemleriyle ilgili bir basın açıklaması yaptı. Demirtaş, “Provokatörler bazı yerlerde devreye girdi, şiddet eylemlerini yapan kişiler oldular. Bayrak yakma, büst yıkma olaylarını yaptılar. Şiddeti büyüten HDP’nin çağrısı değildir. HDP, ‘Silah, şiddet kullanın’ demedi. HDP, ‘Birlikte çözelim’ dedi. Silahlandırılmış kişilerin nasıl topluma girdiklerini HDP’ye sormasınlar. IŞİD tehdittir. IŞİD gibi barbarlığı topraklarımızda yaşatmayalım, birlikte mücadele edelim” dedi.

Demirtaş, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yazılı bir mesaj trafiği yaşadıklarını söyledi, “Dün gece itibarıyla Öcalan ile mesaj bağlantısı kurduk. Kendisinin bu katliam tehlikesine karşı diyalog ve müzakereyi hızlandırma yöntemini bütün taraflara telkin ettiğini önerdiğini belirtmek istiyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin farklı şehirlerinde 6-8 Ekim 2014 tarihlerinde yaşanan olaylarda eylemcilerle kolluk kuvvetleri arasında çatışmalar çıktı ve resmî kaynaklara göre 37 kişi hayatını kaybetti, 326’sı kolluk kuvveti olmak üzere toplam 761 kişi de yaralandı.

Anayasa Mahkemesi’nden ret, AİHM’ye başvuru

Demirtaş, tahliye talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. AYM, 21 Aralık 2017’de başvuruyu “tutuklamanın hukuki olmadığı yönündeki iddianın açıkça dayanaktan yoksun olduğu” gerekçesiyle reddetti. Demirtaş’ın avukatları bunun üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu.

AİHM 2. Dairesi, 20 Kasım 2018’de ilk kararını açıkladı. Mahkeme, Demirtaş’ın tutukluluğunun ve tutukluluk sürecinin uzatılmasının yeterli hukuki dayanaklardan yoksun olduğuna karar verdi. Mahkeme ayrıca Demirtaş’ın derhal serbest bırakılması gerektiğini belirtti ve Türkiye’ye 25 bin euro manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Ancak Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 30 Kasım 2018 tarihli duruşmada AİHM kararının henüz kesinleşmediği gerekçesiyle hukuken bağlayıcı olmadığını belirterek Demirtaş’ın tahliye talebini reddetti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu dönemde “AİHM’in verdiği kararlar bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” dedi.

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar
Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

Başka bir dosyadan mahkumiyet

AİHM kararının uygulanması tartışmaları yaşanırken, Demirtaş’a sürpriz bir şekilde farklı bir dosyadan ceza verildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş’ı 17 Mart 2013’te İstanbul Zeytinburnu’nda yapılan Nevruz kutlamalarında yaptığı bir konuşma nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçundan 7 Eylül 2018’de 4 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırdı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı 40 gün gibi rekor bir sürede 4 Aralık 2018’de onadı ve ceza kesinleşti.

Böylece Demirtaş, AİHM’nin karara bağlamadığı bir başka dosyadan hükümlü hale geldi. Sırrı Süreyya Önder de aynı dosyadan 3 yıl 6 ay hapis cezası aldı ve cezaevine girdi.

Büyük Daire’nin ikinci kararı

Demirtaş’ın avukatları ve Türkiye’nin itirazı üzerine dosya AİHM Büyük Dairesi’ne taşındı. Büyük Daire 22 Aralık 2020’de ikinci kararını açıkladı. Mahkeme, önceki kararda aksine bu kez Demirtaş’a yönelik suçlama ve tutuklama kararlarının “makul bir kuşkuya dayanmadığı” sonucuna vardı. Hükümetin Demirtaş’ın suç işlediğini kanıtlayamadığını belirten mahkeme, tutuklamaya gerekçe gösterilen iddiaların yetersiz olduğuna karar verdi.

Büyük Daire kararında, Demirtaş’ın serbest bırakılmamasının hakkındaki hak ihlallerini “devamlılaştıracağına” dikkat çekildi. Mahkeme, hakkındaki hak ihlallerinin ortadan kaldırılması için Demirtaş’ın “derhal serbest bırakılması” gerektiğini bir kez daha yineledi.

Mahkeme, Demirtaş’ın siyasi lider ve parlamenter kimliğini dikkate aldı. Bir terör örgütüyle bağının somut olarak kanıtlanmamış olduğuna işaret edildi. Kasım 2018 kararının aksine, bu kez Demirtaş’ın ifade özgürlüğünün de ihlal edildiğine hükmedildi.

Demirtaş: “Bağrınıza taş basın”

Demirtaş, cezaevinde bulunduğu sürede açıklamalarına devam etti. 2019 Yerel Seçimleri’nde Demirtaş, HDP’nin CHP ve İYİ Parti ile herhangi bir ittifakının olmadığını belirterek, “İktidarı tarihin çöp sepetine göndermek için batıda CHP ve İYİ Parti’ye rağmen onların adaylarını destekleyeceğiz” dedi.

Parti tabanına seslenen Demirtaş şöyle dedi:

“Bütün halkımıza, tabanımıza çağrım ve varsa azıcık hatırım, ricam şudur ki, gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidip ‘Faşizme hayır’ anlamına gelecek oyunuzu kullanın. Seçim sonuçları, demokrasi ve barışın gelişmesine fırsat sunabilir. Oyunuz bu nedenle çok kıymetlidir. Seçimi boykot etmeyi asla düşünmeyin.”

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar
Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

Tahliye kararı ardından yeniden tutuklama

Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, AİHM Büyük Daire’de dosya görüşülmeden iki hafta önce 2 Eylül 2019’da ana davada Demirtaş hakkında tahliye kararı verdi. Savcılığın Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itiraz da 10 Eylül’de reddedildi. Ayrıca Demirtaş’ın kesinleşen 4 yıl 8 aylık cezasının tutuklulukta geçirdiği süre düşülerek denetimli serbestlikten faydalanarak tahliye edilebileceği hesaplandı.

Ancak Demirtaş tahliye edilecekken, tam 18 Eylül’de Strasbourg’daki AİHM Büyük Daire duruşmasının yapıldığı gün beklenmedik bir gelişme yaşandı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 Eylül 2019’da Kobani olaylarıyla ilgili yeni bir soruşturma açıldığını belirterek Demirtaş ve Yüksekdağ’ın bu soruşturma kapsamında yeniden tutuklanmalarını talep etti. Demirtaş cezaevinde iken hakkında bir kez daha tutuklama kararı verildi ve tahliye gerçekleşmedi.

Kobani davasında 108 sanık

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20 Eylül 2019’da açtığı soruşturma kapsamında geniş çaplı bir dava başladı. Aralarında Demirtaş ve Yüksekdağ’ın da bulunduğu HDP eski yöneticileri, PKK elebaşları ve çeşitli isimlerden oluşan toplam 108 kişi hakkında dava açıldı. Ekim 2020’de 17 HDP’li siyasetçi bu soruşturma kapsamında tutuklandı.

Davada sanıklar hakkında 29 ayrı suçlamayla 38’er kez “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası istendi. Dava, kamuoyunda “Kobani davası” olarak anıldı. Bugüne kadar 30’u aşkın duruşma yapıldı. Demirtaş, 25 Aralık 2023’te ilk savunmasını yaptı.

Demirtaş savunmasında “Hakkımda somut tek bir delil yok, bu bir siyasi intikam davasıdır, hukuken tutuklanmadık, hepimiz siyasi rehineleriz” dedi.

Davanın hukuken savunulacak bir tarafı olmadığını öne süren Demirtaş, dava dosyasını “çöp” diye niteledi. Mahkemeden çıkacak kararın “halkın vicdanında yok hükmünde” olacağını söyledi.

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

2023’te Kılıçdaroğlu’na destek açıkladı

Demirtaş, 2023 Genel Seçimleri’nden önce de Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteğini açıkladı.

Demirtaş, mesajında “Türkiye’nin 13. Cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu, Allah yolunuzu açık etsin. Ayrışmayı bitireceğinize, toplumsal barışı sağlayacağınıza, Türkiye’yi refaha, huzura kavuşturacağınıza yürekten inanıyorum. Benim oyum sizedir, Sayın #CumhurbaşkanıKılıçdaroğlu” diye yazdı.

Emek ve Özgürlük İttifakı da açıklamasında şöyle demişti:

“Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve ekonomik krizlerin bir arada yaşandığı çoklu kriz şartları altında tarihinin en önemli seçimine doğru ilerlediği” belirtilerek, “Bu tarihi seçimde; Türkiye halklarını bir kez daha milletvekilliği seçimlerinde Emek ve Özgürlük İttifakı’na, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy vermeye çağırıyoruz.”

42 yıl hapis cezası

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Mayıs 2024’te Sincan Cezaevi İnfaz Kurumları Kampüsü’nde yapılan duruşmada kararını açıkladı. Demirtaş “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yardım” suçundan 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” suçundan 4 yıl 6 ay, “terör örgütü propagandası” suçundan 2 yıl 6 ay, “halkı kanunlara uymamaya tahrik” suçundan 1 yıl 6 ay olmak üzere toplam 6 ayrı suçtan 42 yıl hapse mahkûm edildi.

Figen Yüksekdağ’a “devletin birliğini ve bütünlüğünü bozma” suçundan müebbet hapis cezası verildi ve 19 yıl uygulandı. Farklı suçlardan kurulan hükümlerle birlikte Yüksekdağ’a toplam 30 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Ahmet Türk 10 yıl hapse mahkum edilirken, Sırrı Süreyya Önder, Aysel Tuğluk, Altan Tan ve Ayhan Bilgen beraat etti.

Mahkeme, Demirtaş dahil 36 sanık hakkında Kobani olayları sırasında Yasin Börü’nün de aralarında bulunduğu 6 kişinin ölümü ve diğer yaralanmalara ilişkin suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararı verdi. 12’şer yıl ceza verilen eski milletvekilleri Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel ve Ayla Akat Ata yattıkları süreler nedeniyle tahliye oldu.

Davanın 32 bin 630 sayfalık gerekçeli kararı ise ancak 13 ay sonra 25 Haziran 2025’te açıklanabildi. Yasaya göre verilen cezaların gerekçesi yazılmadığı için dosya üzerinden tutukluluk incelemesi ve tahliye talepleri yapılamıyordu. Dosya 24 Eylül 2025’te Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’ne gönderildi ve istinaf süreci başladı.

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

AİHM’den üçüncü karar

AİHM 2. Dairesi, 8 Temmuz 2025’te Demirtaş hakkında üçüncü ihlal kararını verdi. Mahkeme, 2019’da Kobani soruşturması nedeniyle verilen tutuklama kararının “hukuki gerekçelere dayanmadığını” ve “esasen siyasi bir amaç güttüğünü” açıkça belirtti. Demirtaş’ın tutukluluğunun kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar verildi.

Mahkeme ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin geç karar vermesini de inceledi. “Özgürlükten yoksun bırakma hakkında hızlı karar alma” hakkının da ihlal edildiğine hükmedildi. AİHM, Demirtaş’ın avukatlarının dosyaya erişim konusunda zorluk yaşadığını bu nedenle savunma hakkının da engellendiğini tespit etti.

AİHM kararına karşı itiraz süresi 8 Ekim 2025’te doluyordu. Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, hükümetin bu karara itiraz etmemesinin “hem hukuken hem de siyaseten anlamlı olacağını” söylemişti. Bu tarihin “sürecin turnusol kağıdı” olacağını belirten Karaman, Demirtaş ile Kobani davasında tutuklu bulunan diğer siyasetçilerin serbest bırakılması gerektiğini savundu.

Sürenin dolmasına bir gün kala itiraz

Ancak Adalet Bakanlığı, sürenin dolmasına bir gün kala 7 Ekim’de AİHM’e itiraz başvurusunda bulundu. Bakanlık yetkilileri, başvuru işlemleri için Strasbourg’a giderek gerekli belgeleri teslim etti. Türkiye, AİHM 2. Dairesi’nin kararının Büyük Daire’de yeniden ele alınmasını talep etti.

Türkiye’nin itirazı üzerine kararın kesinleşmesi süreci durdu. Temyiz talebi beş hakimden oluşan panel tarafından değerlendirilecekti. Eğer temyiz için Büyük Daire’ye gönderilmesi talebi kabul edilirse, başvuru AİHM’in 17 üyeden oluşan Büyük Dairesi tarafından yeniden ele alınacak ve bu süreçte karar kesinleşmeyecekti. Ancak Türkiye’nin temyiz talebi reddedilirse karar kesinleşecekti.

Büyük Daire’ye temyiz talepleri genellikle sözleşmenin yorumuyla ilgili önemli konularda kabul ediliyor. Uzmanlar, Demirtaş hakkında daha önce kesinleşmiş ihlal kararı olması nedeniyle temyiz talebinin reddedilebileceğini belirtiyordu.

Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar

İtiraz reddedildi, karar kesinleşti

AİHM, dün Türkiye’nin itiraz başvurusunu değerlendirdi ve reddetme kararı verdi. Beş hakimden oluşan panel, Büyük Daire’ye gönderme talebini kabul etmedi. Bu kararla birlikte AİHM’in 8 Temmuz 2025 tarihli ihlal ve tahliye kararı kesinleşmiş oldu.

DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, kararın kesinleşmesinin ardından yazılı açıklama yaptı. Açıklamada “Bilindiği üzere AİHM, Demirtaş’ın Kobani davasındaki haksız tutukluluğuyla ilgili 8 Temmuz 2025 tarihli kararında, yargılamadaki tüm haksızlıkları açıkça ortaya koymuş ve Demirtaş’ın tutukluluğunun siyasi saiklerle devam ettirildiğini belirterek tahliye edilmesi gerektiğini yazmıştı. Ancak iktidar, AİHM’in bu kararına 8 Ekim’de itiraz etmişti. AİHM’in bugün yapılan görüşmesinde ise iktidarın bu itirazı reddedildi. Böylece Demirtaş hakkındaki karar kesinleşmiş oldu” denildi.

Parti açıklamasında ayrıca “Başta Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere bugüne kadar verilmiş çok sayıda AİHM kararı da dikkate alınarak ve en son AİHM’in 8 Temmuz 2025 tarihli kesinleşen kararı gözetilerek tüm arkadaşlarımız vakit geçirilmeden serbest bırakılmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Selahattin Demirtaş, kararın ardından sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Merhabalar, AiHM kararı elbette önemlidir ve hukuken bağlayıcıdır. Ancak sadece bizim açımızdan değil, 86 milyon yurttaşımız açısından kendi aramızdaki ‘kardeşlik hukuku’ her şeyden kıymetlidir. Kardeşlik hukuku da eşitçe, özgürce, adaletle ve barış içerisinde bir arada yaşamamızı perçinleyecek sosyal, ekonomik ve hukuki çalışmaları yapıp adımlar atmamızla güçlenir. Meseleleri yenmek, yenilmek, kin, intikam kavramları üzerinden değil; ortak geleceğimiz için ortak akıl kavramı üzerinden ele almak gerekir. Atılacak her adımın barışa, huzura ve refaha hizmet etmesi dileğiyle özgür günlerde görüşebilmek umuduyla, selam ve sevgilerimi gönderiyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.