Dünya Alem’in bu bölümünde avukat Şöhret Can Kolsuz, İBB iddianamesinin içeriğini ve hukuki niteliğini değerlendirdi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iddianamesi tamamlandı. Ekrem İmamoğlu hakkında 828 yıldan 2 bin 352 yıla kadar hapis cezası talep edildi. İddianame hukuki teknikler, delil niteliği ve siyasi amaçlar açısından tartışma başlattı. İslam Özkan’ın konuğu Avukat Şöhret Can Kolsuz, 3 bin 900 sayfadan oluşan iddianamenin ilk 1600 sayfasını okuduğunu belirten Kolsuz, iddianamenin neredeyse tamamen gizli tanık ve itirafçı beyanları üzerinden şekillendiğine dikkat çekti.
Kolsuz, hukuk tekniği açısından tanık beyanlarının önemine değinerek, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bu beyanların özellikle görsel delillerin yetersiz olduğu durumlarda delil niteliğine ulaştığını, ancak tek başına kesin delil niteliği taşımadığını vurguladı.

Ergenekon-Balyoz karşılaştırması
Şöhret Can Kolsuz, iddianamenin sayfa sayısı ve gizli tanık kullanımı açısından akıllara Ergenekon ve Balyoz davalarını getirdiğini belirtti. Kolsuz, o davalarda olduğu gibi, burada da Meşe, Ladin, İlke, Çınar gibi birçok gizli tanıktan bahsedildiğini söyledi.
Kolsuz, geçmişteki davalarda gizli tanıkların daha sonra ortaya çıkması ve aleyhinde beyanat verdiği kişilerle husumetlerinin bulunmasını hatırlattı.
Kolsuz, bu iddianame sürecinin, iddianamenin kabulüne kadar geçen sürede işleyen bir propaganda aygıtına paralel ilerlediğini vurgulayarak, “Kamuoyuna parkelerin altında 2 milyon dolar, 560 milyar lira yolsuzluk gibi iddialar sızdırılmasına rağmen bunların çoğu iddianamede geçmedi. Bu propaganda aygıtı nasıl işledi? İşte parkelerin altında 2 milyon dolar var dendi, burada 560 milyar lira yolsuzluk var dendi. Fakat biz iddianamelerde bunların yer almadığını görüyoruz” dedi.
Yandaş medyanın manşetlere taşıdığı çantalarla para taşıma iddialarının aksine, savcılığın iddianamede bu çantaların içinde jammer (sinyal kesici) olduğunu kabul ettiğini belirten Kolsuz, bu durumu “kamuoyunu şekillendirmek adına ortaya konulan beyanların neredeyse tamamının taca çıktığı” şeklinde yorumladı.

HTS kayıtları ve siyasi hedef suçlaması
İddianamede delil olarak sunulan bir diğer unsur da HTS kayıtlarıdır (GSM baz istasyonu sinyalleri). HTS kayıtları, iki veya daha fazla telefonun aynı baz istasyonundan sinyal vermesi esasına dayanarak, kişiler arasında bir bağlantı olduğu kanısını yaratmaya çalışıyor.
Kolsuz, HTS kayıtlarının da MASAK raporları gibi tek başına kesin delil niteliği taşımadığını, mutlaka görsel, sesli veya görüntülü delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. İddianamede ise herhangi bir görsel delillendirme olmaksızın, ortak baz istasyonundan sinyal vermesi üzerinden bir anlatı inşa edildiği eleştirisi yapan Kolsuz, bu durumu, “çok riskli ve herkesi zan altında bırakabilecek bir mesele” olarak nitelendirdi.








