TGC, Cinsel Tacizi Önleyici Politika Belgesi yayımladı: “Tacizden arındırılmış çalışma ortamları zorunluluk”

TGC Kadın Gazeteciler Komisyonu’nun 24 Kasım’da düzenlediği toplantıda “Medyada Cinsel Şiddet ile Cinsel Tacizin Önlenmesi ve İşverene Düşen Sorumluluklar” ele alındı. Toplantıda komisyonun hazırladığı cinsel tacizi önleyici politika belgesi de paylaşıldı.

TGC Cinsel Tacizi Önleyici Politika Belgesi yayımladı
TGC Cinsel Tacizi Önleyici Politika Belgesi yayımladı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Kadın Gazeteciler Komisyonu 24 Kasım’da İstanbul’da “Medyada Cinsel Şiddet ile Cinsel Tacizin Önlenmesi ve İşverene Düşen Sorumluluklar” başlıklı toplantı düzenledi. TGC Burhan Felek Konferans Salonu’ndaki toplantıda Medyada Cinsel Tacizi Önleyici Politika Belgesi kamuoyuna tanıtıldı.

TGC Başkan Yardımcısı İhsan Yılmaz açılış konuşmasını yaptı. Yılmaz, cinsiyete dayalı şiddetin çalışma yaşamında en görünmeyen ama en ağır etki bırakan hak ihlallerinden biri olduğunu söyledi.

Yılmaz, “Bugün burada sadece bir sorunu konuşup, tartışmak için değil, bu sorunu dönüştürmek için bir araya geldik” dedi. Medya sektörünün de toplumun aynası olduğunu belirten Yılmaz, “Ne yazık ki cinsel şiddet konusunda ayna kırıklarla dolu” dedi.

Belge, ILO’nun 190 sayılı Sözleşmesi, CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası standartları temel alıyor. Soruşturma süreçlerinden yaptırımlara, destek mekanizmalarından eğitim yükümlülüklerine kadar ayrıntılı bir politika paketi sunuyor. Yılmaz, “Güvenli, onurlu, tacizden arındırılmış çalışma ortamları artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi.

TGC Cinsel Tacizi Önleyici Politika Belgesi yayımladı
TGC Cinsel Tacizi Önleyici Politika Belgesi yayımladı

TGC Yönetim Kurulu Üyesi ve Kadın Gazeteciler Komisyonu Koordinatörü Göksel Göksu ilk oturumun moderatörlüğünü yaptı. Göksu “Komisyon 2013 yılında kuruldu ve 3 yıl sonra 2016’da ilk icraatımız ‘Kadın ve Medya Toplumsal Cinsiyet Eşitlikçi Haber Kılavuzu’nu hazırlamak oldu. Bu kılavuz sayesinde haber merkezlerine girerek yine buradaki kadınların çabasıyla haberin diline el attık” dedi.

Göksu sözlerini şöyle sürdürdü:

‘‘21 Ağustos 2025’te fotoğraf ve sinema sektörlerinde başlayan cinsel taciz ifşalarının medya sektörünü de etkilemesiyle işyerlerinde önleyici bir çalışma yapmak üzere harekete geçiyoruz. Komisyon medya kuruluşları için kadın gazetecilerin katılımıyla bir cinsiyet politikası geliştirdi ve bunu bir belgeye dönüştürdü.  Hedefimiz bu belge sayesinde medya kuruluşlarında, onların da işbirliği ve katkısıyla cinsel taciz ve istismarın önüne geçecek bir sistemin kurumsallaşmasına katkı sunmak. Çünkü ifşalar ne kadar önemliyse, alınacak kurumsal tedbirler ve hayata geçirilecek cinsiyet politikalarıyla cinsel istismar ve taciz ile ilgili caydırıcı tedbirler almanın da bir o kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün bu nedenle bizim için ayrı bir öneme sahip. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlediğimiz toplantıda ilk kez sizlerle paylaşacağımız belgenin sektörde yeni bir adım olması umut ediyoruz.“

“Kabul gören patriyarkal güç ilişkilerinin bir yansımasıdır”

Toplantının birinci oturumunda konuşan Koç Üniversitesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı ve UNESCO Kürsüsü Başkanı  Prof. Dr. Bertil Emrah Oder toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklerden kaynaklanan yapısal sorunlara işaret etti:

“İşyerinde cinsel nitelikli ve kişisel sınırları ihlal eden davranışlar yalnızca işyerinin düzeni bakımından bir sorun oluşturmaz. Bu durum, cinsiyete dayalı diğer şiddet türlerinde olduğu gibi cinsiyete dayalı kalıp yargıların; kabul gören patriyarkal güç ilişkilerinin bir yansımasıdır. Dolayısıyla toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliklerden kaynaklanan yapısal bir sorundur. Bu yapısal sorunun kökleşmişliğinden ötürü, cinsel taciz ve saldırı çoğunlukla katlanılmaya çalışılan bir eyleme dönüşür. Konu, medyada cinsel taciz ve saldırı ile işverenin sorumlulukları söz konusu olduğunda büyük önem taşıyor. Burada bir yandan, medyada cinsiyete dayalı hiyerarşileri yeniden üreten yayıncılığın halen yaygın olması ciddi bir sorun. Diğer yandan, kadın gazetecilerin medya sektöründe giderek öne çıkması gibi bir yeni olguyla da karşı karşıyayız. Bu bir çelişki ve gerilim. Her durumda, söz konusu çelişkinin arkasında toplumsal değişim ve ona karşı direncin yattığı açık; ayrıca aynı durum, diğer sektörler ya da kurumlar düzeyinde de karşımıza çıkıyor. Tam da bu nedenle ve medyanın kamuoyu oluşturmadaki rolü ve işlevini de düşünerek, medyada cinsel tacizin önlenmesini meslek kuruluşlarının politika belgeleri, davranış kodları ve inceleme süreçleriyle bir öncelik haline getirmesi büyük önem taşıyor. Aksi halde, cinsiyete dayalı şiddet farklı yöntemlerle meşrulaştırılmaya ve yeniden üretilmeye devam edecek.  Söz konusu politika belgeleri, toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargıların bilincinde olan insan onuruna dayalı yayıncılığı öne çıkaracak başka araçların tartışılmasının önünü açacaktır.”

bianet editörü Evrim Kepenek kadın gazetecilerin uğradığı taciz ve tehditlerle ilgili verileri paylaştı. Kepenek, en yaygın saldırı türleri arasında cinsel taciz, işyerinde mobbing, sosyal medya üzerinden hedef gösterme ve çevrimiçi şiddetin yer aldığını söyledi.

“Bu sorunla mücadele, hem kurumların hem de sektörün bütün paydaşlarının ortak sorumluluğunda” diyen Kepenek, ILO’nun Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin eksiksiz uygulanması gerektiğini vurguladı.

“Medya ve hukuk işbirliği şiddetin toplumsal meşruiyetini kıracaktır elbette”

Eşitlik İçin Kadın Platformu Üyesi Selin Nakıpoğlu ise toplantıda etik ve hukuki sorumlulukların önemini vurguladı:

“Medyada cinsel şiddet ve tacizin önlenmesi, hem toplumsal cinsiyet eşitliği hem de adil bir kamusal bilinç için zorunludur. Habercilikte suça maruz kalanı suçlayan dilin terk edilmesi, fail odaklı ve insan onuruna saygılı bir anlatımın benimsenmesi gerekir. Etik ve hukuki yükümlülükler; şiddete maruz kalanın kimliğinin korunmasını, şiddetin pornografik anlatımından kaçınılmasını ve çocuk mağdurlar için mutlak gizliliği zorunlu kılar. Medya kurumlarının toplumsal cinsiyete duyarlı eğitimler uygulaması, cinsel taciz ve mobbing karşıtı politikalar geliştirmesi ve güçlü iç denetim mekanizmaları kurması önemlidir. Dijital medya alanında nefret söylemine karşı daha etkin filtreler, ihbar mekanizmaları ve kadın gazetecilere yönelik çevrimiçi şiddetin raporlanması gerekmektedir. Haber yazan bir kadın gazetecinin kimliği hemen deşifre edilebiliyor. Çevrim içi şiddet tüm dünyada kadın gazetecilerin en büyük sıkıntısına dönüşmüş durumda maalesef. Medya ve hukuk işbirliği şiddetin toplumsal meşruiyetini kıracaktır elbette.”

“Medyada cam tavan belirgin”

Moderatörlüğünü TGC Kadın Komisyonu Başkanı Ayşegül Aydoğan’ın yaptığı ikinci oturumda konuşan Birgün Gazetesi muhabiri Sarya Toprak ise genç kadın gazetecilerin  hem mesleğin yapısal baskıları hem de toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık nedeniyle çok katmanlı sorunlarla karşılaştığını söyledi:

“Saha haberciliğinde fiziksel ve sözlü taciz, güvenlik zafiyetleri ve kolluk güçlerinin orantısız müdahaleleri kadın gazetecileri daha fazla hedef hâline getirirken; kurum içi ortamlarda düşük ücret, güvencesizlik, mobbing ve kariyer ilerlemesinde cam tavan belirgin şekilde hissediliyor. Bu eşitsizlikler yalnızca çalışma koşullarını değil, haberin niteliğini de etkiliyor: Birçok kurum, kadın gazetecileri politik, adliye ya da ekonomi gibi daha ciddi görülen alanlardan uzaklaştırarak sağlık, eğitim, kültür-sanat gibi  kategorilere yönlendirmeyi tercih ediyor. Böylece hem kadın gazetecilerin uzmanlaşma imkânları daralıyor hem de toplumsal cinsiyet kalıpları haber üretiminin içine yeniden yerleşiyor. Son yıllarda buna ek olarak çevrimiçi taciz, hedef göstermeler, deep fake tehditleri ve sistematik sosyal medya linçleri gibi dijital şiddetin hızla artması baskıyı daha da ağırlaştırıyor. Tüm bu koşullar, genç kadın gazetecilerin hem mesleki hem psikolojik dayanıklılığını zorlayan, kimi zaman oto-sansüre sürükleyen bir iklim yaratıyor.”

Milliyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü ve TGC Yönetim Kurulu Üyesi Pınar Aktaş konunun sadece işyeriyle alakalı olmadığını söyledi, “Medyada cinsel şiddet ve taciz  dediğimizde çoğu zaman bir kişinin davranışından ya da münferit  birkaç vakadan söz edildiği sanılır. Oysa bizler biliyoruz ki sorun  kişisel değil, yapısal. Güç ilişkilerinin yanlış kurulmasından şirket  kültürüne kadar genişleyen bir sistem sorunu söz konusu. Milliyet, kadının güçlenmesi çalışmaları kapsamında Temmuz 2021’de de, Türkiye ve dünyada bir ilki daha gerçekleştirerek Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi’nin küresel düzeyde toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarına yön veren Nesiller Boyu Eşitlik Forumu’nda  yer alan ilk medya kuruluşu oldu. Ekonomik  Adalet ve Haklar kategorisi altında 11 önemli taahhütte bulundu. 11 taahhüdün arasında kadın ve kız çocuklarının güçlenmesi için atılacak adımlar bulunuyor” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.