Dünya Alem’in yeni bölümünde İslam Özkan, gazeteci Abir Naeseh Bilgin ile Humus’ta öldürülen Sünni çifti ve cinayet mahalline Alevilere aitmiş gibi görünen sloganların yazılmasını ele aldı.
“Suriye’de yeni kışkırtmalar | Humus cinayeti, mezhep yangınını tetikliyor” başlıklı yayında ele alınan olay, Humus’ta “Beni Halid” aşiretine mensup bir Sünni çiftin öldürülmesi ve duvara “Ya Hüseyin” gibi Alevilere ait olmadığı halde onlara aitmiş gibi sunulan sloganların yazılmasıyla başladı. Bu olayın ardından, Alevilerin işyerlerine ve evlerine saldırılar düzenlendi.

Abir Naeseh Bilgin, bu durumun cinayetin sıradan bir adli olay olduğunu gösteren İçişleri Bakanlığı açıklamalarına rağmen, krizin patlama noktası olduğunu belirtti. Bilgin, sloganın yazılmasıyla ilgili şüphelerini şöyle değerlendirdi:
“Alevi birisi cinayeti işlemiş olsaydı neden kendi grubunu hedef gösterecek bir yazı yazsın ki? Hele ki Alevilerin tarihi boyunca bu kadar savunmasız oldukları bir dönemde? Bu cinayet, azınlıkların ne kadar savunmasız olduklarını ve alakasız bir sebepten dolayı katliamlarla yüz yüze kalabileceklerini gösteren bir olaydır.”
Yönetimin tutumu ve Sünni kitledeki ayrışma
Abir Naeseh Bilgin, olayların ardından Lazkiye ve Tartus gibi sahil bölgelerinde on binlerce Alevi’nin katıldığı protestolara, geçici yönetime bağlı güvenlik güçlerinin müdahale etmemesini ve koruyucu tavır sergilemesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Ancak bu durumun, bir devletin en doğal görevi olduğunu da ekledi.
Suriye’deki Sünni kitle hakkındaki yaygın algıya itiraz eden Bilgin, “Bugün Geçici Yönetime karşı en sivri muhalefeti yapan ve en sert eleştirilerde bulunan isimler Sünnilerdir. Suriye böyle bir yer değil. Sünnilerin içinde de çok büyük laik ve medeni bir kitle var” diye konuştu.
Yargıdaki “Şeyh”ler ve adalet kaygısı
Programda, 10 Mart Alevi katliamıyla ilgili başlatılan yargı sürecine de değinildi. Halep Mahkemesi’nde ilk oturumu yapılan davanın, sivillerle katliamı yapan grupları eşit tutan bir yaklaşımla ilerlemesinin, mağdurların adalet duygusunu zedelediği belirtildi.
Yargı sistemindeki yenilenmeyle ilgili ise Bilgin şunları söyledi:
“Yargı kurumlarında tam bir tasfiye yaşanmadı ancak hassas pozisyonlara yönetime sadık, çoğunlukla sadece şeriat/ilahiyat fakültesi mezunu kişiler görevlendirildi. Her kurumda, kimliği gizli bir Şeyh’in bulunduğu ve kararları esasında bu din adamlarının verdiği söyleniyor.”
Türkiye’ye karşı güven azaldı
Bilgin, Suriye’deki Türkiye algısının son bir yılda değiştiğini aktardı. Esad rejiminin yıkılmasının ardından Türkiye’nin laik ve gelişmiş bir ülke olarak örnek alındığını ifade eden Bilgin, sahil katliamları döneminde El Amşat ve El Hamzat gibi Türkiye destekli grupların isimlerinin ortaya çıkmasıyla güvenin kırıldığını belirtti.
Bilgin, “Hâlâ insanlar, Türkiye’nin daha çok Suriye’deki iktidarın (HTŞ’nin) yanında yer aldığını görüyorlar. Dolayısıyla artık Türkiye’ye karşı daha çok temkinli bir duruş var” dedi.








