Özgür Özel’den Medyascope’a “Stockholm Sendromu” açıklaması: “DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına üzüldüm”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultaydaki “Stockholm Sendromu” ve “celladına aşık olmama” sözlerinin muhatabının DEM Parti yöneticileri olmadığını Medyascope’a anlattı. “DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına üzüldüm” dediği sırada Özel’i kurultay sonuçlarını tebrik etmek üzere Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan aradı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel
Özgür Özel’den Medyascope’a “Stockholm Sendromu” açıklaması: “DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına üzüldüm”

Dördüncü kez CHP Genel Başkanı seçilen Özgür Özel, 39. Olağan Kurultayı geride bırakmalarının ardından Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ile Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç’in sorularını yanıtladı. Özel, kurultaydaki konuşmasında DEM Parti’ye yönelik olduğu iddiasıyla tepki gösterilen “Stockholm Sendromu” ve “celladına aşık olmama” sözlerinin muhatabının DEM Parti yöneticileri olmadığını vurguladı.

Sohbetin tam da bu sırasında DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, kendi cep telefonundan Özgür Özel’i aradı. Özel, başka bir odaya geçerek telefonu açtı ve Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan’ın yeniden genel başkan seçilmesi nedeniyle tebrik etmek için aradığını Medyascope’a anlattı. 

Stockholm sendromu açıklaması: Özel önce sözlerinin tamamını hatırlattı

29 Kasım Cumartesi günü genel başkanlık seçimleri yapılmadan önce Özel, siyasi gündeme dair uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşmadaki “Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, onu kapatmayan Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum” sözlerine farklı kesimlerden yanıtlar geldi. 

Bu sözlere gelen tepkilerle ilgili Özel, “Ben orada DEM Parti’nin yönetimine bir şey demiyorum, sorduklarında kendi ağzımdan çıkan metne de baktım” dedi. Özel, kurultaydaki konuşmasının ilgili kısmının tamamını yeniden okudu:  

“19 Mart sürecinde bizleri önce Saraçhane’de bir gün sonra Genel Merkezimizde ziyaret eden, destek veren tüm Genel Başkanlara, siyasi partilere teşekkür ediyorum. Ve hangi partiden olursa olsun tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum, 19 Mart bir sivil darbedir. Görünen hedefi Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP olsa da asıl hedefi Atatürk’ün diğer eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Sandık olmazsa Cumhuriyet olmaz. Demokrasi olmazsa Cumhuriyet olmaz. Adalet olmazsa, hukuk olmazsa, Cumhuriyet olmaz. DEM Parti’nin Eş Genel Başkanlarının hapse atılması da Zafer Partisi Genel Başkanının hapse atılması da, 19 Mart darbesi de bir bütün olarak siyaset kurumunu ve halkın seçme, seçtikleri tarafından yönetilme hakkını hedef almaktır. İşte tam bu nedenle biz bir mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokratik siyaseti savunuyoruz. Herkesi de bizi değil, kendi varlıklarını ve çok partili rekabeti savunmaya davet ediyoruz. Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, onu kapatmayan Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum.” 

“Stockholm Sendromu baskıyla, acıyla duyulan bağlılık”

Çok özenli bir metin olduğunun altını çizen Özel şöyle devam etti: 

“Stockholm Sendromu nedir? Baskıyla, acıyla duyulan bağlılık. Şimdi bunu herkese, bütün partilere diyerek de söylüyorum. DEM Parti’nin içinde bulunulan durumla ilgili aldığı bazı eleştirilerden dolayı üstüne alınmış olmasını anlıyorum. Verdikleri tepkiler için de canları sağ olsun. Ama ben zaten bütün yöneticilere teşekkür ederek geldiğim bir metinde ‘DEM Parti’ye siz bunu yapıyorsunuz’ demiyorum. Hatta her yerde ben defalarca söyledim bunu. DEM Parti ne yapacaktı? Yani yıllardır çözüm, müzakere, muhataplık diye bekleyen  DEM Parti, MHP gelip elini uzattığında ya da ‘Gelin bir çözüm masası kuralım’ dendiğinde ‘Yok’ mu diyecekti? Ben bunu 100 kere söyledim yani. Hatta Tuncer Bakırhan da bu sözümü duyduğunu ve doğru bir yaklaşım olduğunu söyledi. 

Ama şöyle bir sorun var. Biz geçen hafta adaya (Komisyonun İmralı ziyaretine) gitmedik. DEM Parti’de görevli olanlardan bahsetmiyorum ama belki  DEM Parti siyasetine yakın, dünya kadar kişi bu meselede CHP’yi çok acımasızca eleştirdiler. Bir anda ‘CHP bitmiştir, artık yoktur’ dediler. Ben diyorum ki ‘Bu bir kavşak değil, tümsek. Tümseğin yanından dolaştım, yolda sizinle gidiyoruz’ diyorum. ‘CHP yoktur’ diyorlar.

“DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına üzüldüm”

Onların sesi Kürtlerde daha duyulur bir ses olduğu için, CHP ile Kürtlerin arasını açmaya çalışan bir dil egemen oldu. 10 gün boyunca da susmuşum, hiçbir şey dememişim. Yine de DEM Parti’nin yöneticilerini ayırarak, birden Tayyip Erdoğan’ı ve Devlet Bahçeli’yi öven, güzellemeler yapan kişilere ‘Aman ha celladınıza aşık olmayın, geçmişte kurduğu baskıyı unutmayın’ diyorum. Bunu DEM Parti siyasetçilerinin üstlerine alınmasına ben üzüldüm. Çünkü çok özenli bir metin ve bunları DEM Parti’nin siyasetçisine değil; CHP’yi bir kararından dolayı sürecin dışında tutan ve Kürtlerle CHP’nin arasını açmaya çalışan, CHP’ye çok acımasız hakaretler, yakıştırmalar ve hatırlatmalar yapanlara söylüyorum yani.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.