Mülkiyeliler Birliği, 2025 Mülkiye Büyük Ödülü’nü anayasa hukuku profesörü Cem Eroğul’a verdi. Ödülün açıklandığı resepsiyona video mesaj gönderen Eroğul “Mülkiye’miz, köhnemiş imparatorluktan modern devlete giden yolun en önemli kurumlarından biri” diyerek teşekkür etti. 12 Eylül’ün 1402 sayılı kanunuyla SBF’den ihraç edilen Eroğul, KHK’larla ihraçlara değinirken “Bu çile bitmez. Önemli olan gelenektir, pes etmemektir” dedi.

2025 Mülkiye Büyük Ödülü’nün sahibi anayasa hukukçusu Prof. Dr. Cem Eroğul oldu. Kuruluşu 1859’a uzanan Mekteb-i Mülkiye’nin 166’ncı yılında, Mülkiyeliler Birliği düzenlediği resepsiyonda ödülün gerekçesini açıkladı. Prof. Dr. Cem Eroğul, video mesajıyla teşekkürlerini paylaştı.
Mülkiyeliler Birliği, Eroğul’un özgün çalışmalarına ve güçlü akademik duruşuna vurgu yaparken Eroğul mesajında “Mülkiye’miz, köhnemiş bir imparatorluktan modern bir devlete giden ana yolun üzerine dikilmiş en önemli kurumlardan biri” dedi.
Ankara’daki resepsiyona katılamayan Eroğul adına ödülü, aynı kürsüde öğretim görevlisi iken 2017’de KHK ile ihraç edilen, yaklaşık iki yıl önce görevine iade edilen ve Eroğul’un “kürsümüzün genç üyesi” dediği Dinçer Demirkent aldı.

Mülkiyeliler Birliği ödülün sahibini gerekçesiyle açıkladı
Ankara’ya taşınarak 4 Aralık 1938’de Siyasal Bilgiler Okulu adını alan Mülkiye, 1950’de Ankara Üniversitesi’ne katılarak Siyasal Bilgiler Fakültesi (SBF) oldu. 4 Aralık’ta yapılan kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında, 2002’den bu yana verilen Mülkiye Büyük Ödülü’nün Eroğul’a verilme gerekçesi şöyle açıklandı:
“2025 Mülkiye Büyük Ödülü’nün Mülkiye anayasa kürsüsü geleneğinin sürdürülmesi için yaptığı katkılar, halkına karşı sorumluluk ile bilimsel hakikat arasındaki ilişkide hiçbir esnekliğe yer bırakmayan yöntemi, anayasa hukuku alanında yaptığı özgün çalışmalar, hala temel kaynak niteliği taşıyan Türkiye’de yazılmış ilk akademik parti monografisinin yazarı olması, devlet ve anayasayı değiştirme sorunu üzerine kaleme aldığı iki monografi, henüz anayasa kürsüsünde asistanlık yaparken Politzer ve Marx/Engels’in eserlerinden yaptığı çeviriler, Türkiye’de insan hakları eğitimi veren ilk kurum olma ayrıcalığı taşıyan Mülkiye’de İnsan Hakları Merkezi’nin kurulması ve sürdürülmesine verdiğe katkılar, yazılmayanı yazmaya, yazılanı özgün biçimde ele almaya karşı duyduğu şevk, ölüm hakkı üzerine Türkiye’de ilk bilimsel makaleyi kaleme almış olması, yıllarca süren çalışmalarının ardından yazdığı ‘Birey Nedir?’ kitabıyla Marksist birey kuramının oluşumu bakımından çok önemli bir yolu açması, 12 Eylül darbecilerinin onu çok sevdiği Fakültesi’nden koparmasının ardından geçinmek derdiyle yaptığı çeviriler ve Türkçe öğretmenliği deneyiminin öğrettikleriyle başlayan çalışmalarıyla Türkçe’ye yaptığı katkılar, 2016 ve 2017 yıllarında Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameleri marifetiyle Mülkiye’de yapılan tasfiyelere karşı aldığı güçlü tavır, 2017 Anayasa Değişikliği TBMM’de görüşülürken Türkiye’nin rejiminin değiştirilmesine müsaade edilmemesi için Prof. Dr. Fazıl Sağlam ile birlikte milletvekillerine yaptığı çağrı ile tarihe düştüğü not, çalıştığı her alanda, birlikte çalıştığı her kişide, yoldaşında, arkadaşında, öğrencisinde, verdiği emek ile iz bırakan değerli hocamız Prof. Dr. Cem Eroğul’a verilmesine, Mülkiyeliler Birliği Derneği ve Mülkiyeliler Birliği Vakfı ortak yönetim kurullarınca oybirliğiyle karar verilmiştir.”
Eroğul: “Mülkiye’miz, köhnemiş imparatorluktan modern devlete giden yolun en önemli kurumlarından biri”
Eroğul, 166. yıl resepsiyonuna ilettiği video mesajda şunları kaydetti:
“Mülkiye Büyük Ödülü’nü bana vermeye uygun gören herkese candan teşekkür ederim. Beni son derece mutlu ettiler ve elbette onurlandırdılar. Bu yıl 166. kuruluşunu kutlayan Mülkiye’miz, köhnemiş bir imparatorluktan modern bir devlete giden ana yolun üzerine dikilmiş en önemli kurumlardan biridir. Bu kurum içinde de anayasa kürsüsünün, anayasa hukukunun bileşen olarak apayrı bir yeri vardır. Bunun nedeni de anayasa hukukunun devleti hukukla zapturapt altına alma, dizginleme, dolayısıyla da yurttaşları insan haklarıyla korumayı konu edinmiş olmasıdır.”
Türkiye’de ilk insan hakları eğitiminin, 1956-57 ders yılında Mülkiye’de başlatıldığını anımsatan Eroğul, “İnsan Hakları Merkezi rektörlük tarafından kapatılıncaya kadar da bu hep böyle sürmüştür” dedi. SBF’de uluslararası boyutlarıyla insan hakları derslerinin verildiğine ve anayasa kürsüsüsünün çalışmalarına değinen Eroğul, “Bana verdiğiniz ödül bir kişiye değil, anayasa kürsüsüne verilmiş bir ödüldür” diye konuştu.
“Önemli olan gelenektir, pes etmemektir”
SBF’nin anayasa kürsüsünü anlatırken “Bir büyük çark, bir büyük gelenek var karşımızda. Hep zaferlerle dolu bir çalışma dizisi değil; kötü yenilgiler, acılar ve hatta ölümler de var” diyen Eroğul, 30 Ocak 1990’da öldürülen Muammer Aksoy’u, 1402’liklerden Bahri Savcı’yı andı. Eroğul, 7 Şubat 2017 KHK’sı ile anayasa kürsüsü hocalarından Murat Sevinç ile Dinçer Demirkent’in de ihraç edildiğine değindi. Eroğul şöyle devam etti:
“Bu çile bitmez. Ben Mülkiye’ye gelince dershanemizde camlarda ve duvarlarda Menderes’in polisinin kurşun delikleri vardı. Bu büyük bir geleneğin parçası olduğu için sadece zaferleriyle değil, yenilgileriyle; sadece sevinçleriyle değil, üzüntüleriyle de tarihimizi aydınlatmaya devam edecektir. Önemli olan gelenektir. Önemli olan pes etmemektir. Önemli olan ‘Ey vatan, gözyaşların dinsin. Yetiştik çünkü biz’ diyebilmektir.“
Cem Eroğul kimdir?
Anayasa hukuku profesörü Eroğul, 1944 yılında İzmir’de doğdu, ilk ve orta öğrenimini burada aldı. 1960’ta İstanbul, Saint Joseph Lisesi’nden mezun oldu. 1964’te SBF’yi bitirdi. Yüksek lisans eğitimini Paris’te, doktorasını 1969’da SBF’de tamamladı.
1966 yılında SBF’de Anayasa Hukuku asistanı olarak iş yaşamına başlayan Eroğul, 1973’te aynı fakültede Anayasa Hukuku doçenti oldu, 1982’de ise profesör unvanını aldı.
12 Eylül 1980 darbesi sonrası 1402 sayılı kanunla, 1983 yılında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı’nın emriyle üniversiteden uzaklaştırıldı. “1402’likler” olarak anılıp SBF’den ihraç edilenler arasında Cem Eroğul ile birlikte Korkut Boratav, Baskın Oran, Tuncer Bulutay, Metin Günday gibi pek çok isim vardı.
Fakülteden uzaklaştırıldığı dönemde Eroğul, Ankara Fransız Kültür Merkezi’nde Fransızca öğretmenliği ve Ankara Fransız Charles de Gaulle Lisesi’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. 1990 yılında alınan Danıştay’ın içtihadı birleştirme kararı uyarınca 1402’liklere fakülteye dönüş yolu açılınca, Eroğul SBF’de Anayasa Hukuku profesörlüğüne döndü. 2010 yılının başlarında ise emekli oldu.
Türkiye’de yapılan ilk siyasal parti monografisi olma özelliği taşıyan “Demokrat Parti – Tarihi ve İdeolojisi” kitabını 1968’de yayınladı. 1974’te “Anayasayı Değiştirme Sorunu”, 1977’de “Türk Anayasa Düzeninde Cumhuriyet Senatosu’nun Yeri”, 1991’de “ Devlet Nedir?” ve “Devlet Yönetimine Katılma Hakkı”, 1993’te “Anatüzeye Giriş” ve 1996’da “Çağdaş Devlet Düzenleri” kitapları, yayınlanan başlıca eserleridir. Eroğul ayrıca pek çok makale ve çeviriye de imza atmıştır.








