Assaf David: “İsrail ordusu milislerden oluşan bir profesyonel ordu hâline geldi”

Assaf David Kudüs İbrânî Üniversitesi’nde profesör, Van Leer Enstitüsü’nde araştırmacı ve Ortadoğu’daki ordular konusunda uzman. Dinî bir kolonide doğmuş, İsrail ordusunun 8-200 Birimi’nde kırk bir sene geçirmiş; teknolojik istihbârat konusunda uzman. Orient XXI ile yaptığı söyleşide, İsrail ordusunun evrimini, ama aynı zamanda da 7 Ekim 2023’ten beri tüm İsrail toplumundaki evrimi ele alıyor. Haldun Bayrı sizin için Türkçeye çevirdi.

Assaf David: “İsrail ordusu milislerden oluşan bir profesyonel ordu hâline geldi”
Beit Hanun Bölgesi (Gazze Şeridi’nin kuzeydoğusu), Temmuz 2025. Guivati Tugayı’ndan askerler. Arjantin’de Hind Rajab Vakfı (FHR) tarafından, Guivati Tugayı’ndaki Rotem Taburu’nun bölük komutanı Amit Nechmya’ya karşı; ayrıca İspanya’da, aynı Guivati Tugayı’na mensup İsrailli çavuş Mori Keisar’a karşı; savaş suçu işledikleri yolunda şikâyette bulunuldu.

Sylvain Cypel: 7 Ekim’in İsrail ordusu üzerinde nasıl bir etkisi oldu?

Assaf David: 

7 Ekim’den önce, Filistinliler’e yaşatılan işgaldeki zâlimliği bütünüyle görmezden gelen İsrail toplumunda inkâr hâkimdir. Öte yandan, öncelikle Batı Şeria’ya bakılır. Gazze uzaktır. Orada olup bitenle uğraşılmaz. Genel anlamda, kamuoyu içerideki hukuk sorunlarıyla, Yüksek Mahkeme’nin statüsünde değişikliğe gitmek istenmesiyle çok daha fazla ilgilenir. Eski bir başbakan, Naftali Bennett (aşırı sağ) o zaman Gazze’yi, “kıça batan bir diken” diye niteliyor. Hoş olmayan bir durum, ama mühim değil. Söylenildiği gibi, İsrail Gazze’yi “idâre” ediyor. Ordu yokuş aşağı iniyor.

7 Ekim toplumu sarstı. İsrail ordusunun ilk baştaki güçsüzlüğü ahâli için anlaşılmaz bir şeydi. Bunun gelişini hiç kimse görmemişti. “Çatışmanın idâresi” fikri ortadan yok olur. Bunun devâmı ise bir felâkettir. Bir yöneticide beklenen ilk vasıf, soğukkanlılığını korumasıdır. Oysa, panikten sonra ordu, İsrail toplumunu uçuruma sürükleyen karman çorman bir tepki içine girer.

İsrail rejiminin Mesihçilerin eline geçtiğini düşünüyorum. Artık onlar kendi bakışlarını dayatıyorlar — orduyu da etkiliyor bu. Radikal cihadcılar İslâm için ne ise, onlar da Yahudi dini için öyleler. Yahudi dini korkunç amaçlara âlet ediliyor.

“Ordunun en üst derecesinde, tahripkâr bir çılgınlığa tanık olundu. Bundan sonra, hem askerlerdeki hem sivillerdeki o tam intikam arzusuna, umûmîleşen gaddarlığa nasıl şaşıralım ki?”

S. C.— İki sene sonra, ordu ne durumda?

A.D.— Bunun en iyi analizi, Ocak 2025’te çıkardığı kitabında İsrail ordusunu “milislerden oluşmuş bir profesyonel ordu” (1) diye tasvir eden yedek yarbay Asaf Hazani tarafından yapılmıştır [aşağıda bkz. çerçeveli metin]. Anlattıkları arasında, birliğin yaptığı işlerdeki kararların çoğu zaman, önce üstlerine onaylatmadan, hattâ bâzen üstlerinin emirlerinin aksi yönde, subaylar tarafından alındığını gösteriyor. Kıdemli subaylar arasında özellikle Mesihçi akımdan gelenlerin akıllarına eseni yaptıklarını da gösteriyor.

Bu fiilî durumu nasıl açıklıyorsunuz?

A.D.— İsrail toplumu çok evrime uğradı. En çok ağırlığını hissettiği iki belirleyici olgu, Filistinliler’le siyâsî çözümün olmaması ile milliyetçi dindarlığın güç kazanması oldu. Bir araya gelince, Filistinliler’in insanlıktan çıkarılmasının toplu halde kabullenilmesine –ve solun gayri meşrûlaştırılmasına– yöneltti bunlar. Bütün bunları birmiksere koyun, sıkıca çarpın, farklı bir orduya varırsınız o zaman.

Normal olarak, Genelkurmay 8 Ekim’de, “Şunlar şunlar yasaktır. Bu yasakları ihlâl edenler de kim olursa olsun tutuklanacaktır” diye îlân etmeliydi. Ama tam aksi oldu. Ordunun en üst kademesinde, tahripkâr bir çılgınlığa tanık olundu. Bundan sonra, hem askerlerdeki hem sivillerdeki o tam intikam arzusuna, umûmîleşen gaddarlığa nasıl şaşıralım ki? O sıradaki Genelkurmay Başkanı’nın karısı Herzi Halevi, 7 Ekim’de kocasının Gazze’de olanları öğrendiğinde karargâha giderken ona, “Gazze’yi imhâ edeceğiz” dediğini anlatıyor. Ülkenin yönetimi, siyâsîler ve askerler işin rengini belli ettiler. Sonra da birçok kişi ateşin üzerine körükle gitti. Netîce: Kamuoyunun desteklediği çılgın bir zâlimlik o orduyu ele geçirdi.

7 Ekim’den beri siyâsî tabaka ile Genelkurmay arasında, ya da Genelkurmay’ın içinde anlaşmazlıklar çıktı mı?

A.D.— Ordunun içinde gerginlikler oldu. Meselâ, Kara Ordusu’nun güney cephesi komutanları ile, çok şey yapmasının istenildiğine hükmeden Hava Ordusu arasında. O anlaşmazlıklar ancak bir sene sonra alenen ortaya çıktı. Fakat en önemli kriz Genelkurmay’la, rehînelerin geri dönüşünün sağlanması için savaşa ara vermek istemeyen hükûmeti karşı karşıya getirdi.

[Hükûmet] Gazze’yi ezmek ve etnik temizliğini sürdürmek istiyordu. İsrail hükûmetindeki en güçlü kanatın hedefi buydu.

Ordunun 7 Ekim ertesinde, ilk baştaki hedefi neydi?

A.D.— Söylemesi zor. İsrail saldırısının ilk günlerinden îtibâren, sözcüsü Albay Daniel Hagari, Hamas’a verilen zâyiâtın atışlarda isâbetten daha önemli olduğunu îlân etti. Ve çabucak, Filistinliler üzerinde “sivil zâyiat” için yetki tanınan oranlar artırıldı. Hamas’ın bir yöneticisini hedef alabilmek için, 150 ilâ 200 sivili öldürmeye izin vardı. Ama birkaç ayın sonunda, aynı Hagari, Hamas’ın kökünün kazınmasının imkânsız olduğunu, zîra “bir ideolojinin kökünün kazınmadığı”nı îlân etti. Üçüncü ayla birlikte, bu savaşa çözüm aranmasının bir önceliğe dönüşmesi için Genelkurmay’da sesler yükseldi. Ama hükûmet istemiyordu bunu.

Hükûmet ne istiyordu?

A.D.— Gazze’yi ezmek ve etnik temizliğini sürdürmek istiyordu. İsrail hükûmetindeki en güçlü kanadın hedefi buydu. Gazze’ye Gönüllü Yerleşim Müdürlüğü’nü o kanat yarattı (2). Bu konuda, ordu bölünmüştür. Generallerin bir bölümü açıkça bir etnik temizliğe gidilmesini diliyordu. İlk aylardan îtibâren, “generallerin planı” diye adlandırılan plan Gazze nüfusunu kaçırtacak bir kıtlığa yol açmayı hedefliyordu. Onların düşüncesine göre o zaman sâdece, ortadan kaldırması kolay olan silâhlı gruplar kalacaktı. Ama Genelkurmay’da bir başka kısım bu stratejiye karşı çıkmıştı.

“Askerî elit çok ‘şâhin’ etnik milliyetçilerin elinde”

İsrail ordusunun içinde Mesihçilerin ağırlığını zikrettiniz. Neyi temsil ediyorlar?

A.D.— Dinci Siyonistler ile aşırı sağ, orta rütbelerdeki subaylar arasında ve birliklerde hâkim duruma geldiler. Uzun süre bu hareketlilik, yüksek rütbelilerin çoğu zaman kibbutz’lardan geldiği orduda çok az bir ağırlık sâhibi olmuştu. Ama zaman geçtikçe, Mesihçiler bir ideolojiyi yaygınlaştırdılar; o ideoloji bugün “dinci Siyonizm” diye adlandırılan ve ordunun ele geçirilmesini öncelikli hedef hâline getiren ideoloji. Bugün birliklerin çoğu onların elinde. Ordunun sosyolojik nüfus yapısı zamanla alt üst oldu. Genelkurmay ikiye bölünmüş durumda: Mesihçilerin güçlü biçimde temsil edildiği bölümü “sert”; bir de daha “liberal” olanların bölümü var. Ama o grup, içerideki çarpışmayı şimdiden kaybetmiş durumda. Askerî elit, İsrail’in hayat memat meselesinde en beter tehlikeyi arz eden, çok “şâhin” etnik milliyetçilerin elinde.

Ordudan başka, polisi, içerideki gizli servisleri (Shin Bet) ve hapishâneleri de denetliyorlar artık. Ben şahsen Kyriat Arba’da doğdum [Batı Şeria’da Hebron’a çok yakın olan önemli bir dinî koloni]. Oradaki çocukların Filistinliler’e karşı nasıl dehşet verici bir nefret atmosferinde eğitildiklerini biliyorum. O gençler orduya girdikleri zaman, o Mesihçi eğitimin ve o nefretin etkisi altındalar. Nasıl durdurulabileceklerini göremiyorum.

“İsrail’in biraz her tarafında, hem sokaklarda hem pazarlarda gaddarlığın arttığı saptanıyor”

İsrail ordusu modern siber-savaş silâhlarını çok kullanıyor. Bu yaklaşım, özellikle de buradaki yapay zekâ kullanımı kötü mü?

A.D.— O konuda aklım karışık. Gazze’de en beter işleri kim yaptı? High tech istihbârat mı, yoksa İsrail kamuoyunun taptığı havacılar mı? Öte yandan, evet, Yapay Zekâ (YZ) çok tehlikeli olabiliyor. Bugün istihbârat alanına insanlı istihbârattan ziyâde o hükmediyor. YZ ondan isteneni mümkün olan en iyi şekilde yapıyor. Ondan cinâyetler işlemesi istense, en beter cinâyetleri önerecektir. Ama bir havacı olduğun zaman da, sebep olduğun zâyiatı, bakmadan o kadar kolaylıkla öldürdüğün çocukları hiç görmüyorsun… Bunların hangisi daha kötü?

Ordu bu savaşın bir bilançosunu çıkarmaya başladı mı?

A.D.— Evet, ama daha işin başındayız. “Mânevî yaralar”ı olan [İsrail ordusunun “travma-sonrası stres bozukluğu”ndan bahsetmemek için kullandığı deyim – Fr. Ed. N.] İsrailli kurbanların bilançosu daha da kabaracağı zaman, travmaya uğramış olanların bâzıları neler işlemiş olduklarını da anlayacaklar. Asker intiharları zâten biliniyor. Rakamlar artacak. Özellikle de yaralıların sayısı önemli görünüyor. Sonunda, İsrail’de biraz her yerde, hem sokaklarda hem pazarlarda gaddarlığın arttığı saptanıyor. Travma geçirmiş, şiddet dolu, faşizmin tırmanışına müsâit bir ortamda yaşayacak çocuklarımız.

Öte yandan, tüm cephelere gönderilmiş olan orduda, dövüşebilecek kuvvetlerin noksanlığı hissedilmeye başlanıyor. Çok sayıda asker gerçek savaşçı değil; askerliklerini kontrol noktalarında (check-points) geçirmişler. Sosyolog Morris Janowitz, bir ordunun polis işleri yapmaya başladığı anda zayıfladığını söylüyordu (3). Silâhlı kuvvetlerin boyutunu büyütmemiz gerekeceğinin söylendiğini işitmeye başladık. Zorunlu askerlik görevinin süresini uzatmak gerekecek (4); savaşmayan birimlerde daha çok ortodoks dindarların olması gerekecek, vs.. Yani dindarlar ne kadar seferber edilirse, orduda da o kadar Mesihçi olacak…

Şâyet [Netanyahu] savaşı yeniden başlatabilse, bunu yapacaktır. İran’a da yeniden saldırabilse, işine yararsa onu da yapacaktır.

İsrail hem Lübnan’ı hem Suriye’yi bombalamaya devam ediyor. İran’a yeniden saldırabileceğini düşünüyor musunuz?

A.D.— Başbakan Binyamin Netanyahu, uluslararası düzeydeki, bölgesel ve içerideki kaos üzerinde sörf yapıyor. Ve bu kaosu beslemek için elinden geleni ardına koymayacaktır. Onun için engel teşkil edenlerin hepsini konumlarından uzaklaştırabilse, yapacaktır bunu. Bugün de, bir İsrail Alıkoyma Kampı’nda bir Filistinli’ye tecâvüz edilmesinin görüntülerini yaydığı için Ordu Başsavcısı Yifat Tomer-Yerushalmi’yi “yüksek ihânet”le suçluyor (5). Şâyet İsrail’deki Filistin kasabalarında suçlu faaliyetleri artırabilse, yapacaktır bunu. Şâyet bu savaşı yeniden başlatabilse, yapacaktır bunu. Ve şâyet İran’a yeniden saldırabilse, işine yararsa yapacaktır bunu. İsrail toplumu ve alışıldık iktidar merkezleri git gide daha az Netanyahu ve çevresinin önünde engel teşkil ediyorlar.

Aynı zamanda, git gide artan sayıda İsrailli, Trump yönetimi tarafından egemenliklerinin azaltılmasından çekindiklerini söylüyorlar.

A.D.— Yanlış değil bu. Gazze İçin “Trump Planı”nın derin motivasyonu/gerekçesi açgözlülüktür. Ama Netanyahu bunu istemiyordu ve sîneye çekmek zorunda kaldı. İlk kez, ABD birliklerinin bizâtihi İsrail’de bir baz üssü var (Necev’in kuzeyindeki Kyriat Gat kentinin yakınında) (6), Gazze için yapılan proje uluslararası bir kuvvet göndermek; Netanyahu da bunu katiyetle istemiyor. Yanılmamak gerek: Onun için daha zor olacaktır, ama İsrail Gazze’deki şeyleri yönetmeye devam edecektir.

ÇERÇEVE YAZI:

“Öyle veya böyle, kılıç üstün gelecek”

“Bir İsrail askeri, elde tüfek, onların [kelepçeli halde oturan Filistinliler’in] önünde duruyor ve Kur’an’ın sayfalarını koparıyor. Ona yaklaştım ve bu davranışının ne anlama geldiğini sordum. Akla hayâle gelebilecek en üzgün bakışla, “Ben onlardan öcümü alıyorum” diye cevap verdi. O Kur’an’lar zâten tahrip edilmişti. Sayfalarının çoğu yırtılmıştı. Daha da yırttı. Hiçbir izini bırakmak istemiyordu. Bu aşamada intikamın depresyondan/çöküntüden, şoktan ya da tükenmeden daha meşrû bir duygu olduğunu düşünüyordu.

(…)

7 Ekim’den sonra, [ordudaki] sisteme olan güven ortadan kalktı. Herkes içine kapanıyor ve sadece kendini düşünüyor (…)Belirgin bir durumda, Gazze’ye gönderilen bir askerî konvoyun yola çıkışı öncesindeki bir brifing sırasında, komutan ateş açma durumlarıyla ilgili komutları açıkladı. Başka bir tümenden bir yarbay o anda komutana, ‘Size karşı saygıda kusur etmek istemem, ama bir ateş açılma tehdidi algılarsam, hiç kimsenin fikrini sormam.’ dedi.”

  • Alıntılar için bkz. : “Öyle veya böyle, kılıç üstün gelecek — Bir savaş zamanının antropolojisi”, Asaf Hazani, Pardess Publishing House (İbranice).

DİPNOTLAR:

(1) Fr. Ed. N.: Kitabın İbrânîce adı: “Öyle veya Böyle, Kılıç Üstün Gelecek – Bir Savaşın Antropolojisi”.

(2): Fr. Ed. N.: Şubat 2025’te İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın îlân ettiği, Gazze Şeridi’ndeki Filistinliler’in “gönüllü olarak” ülke dışına göç etmelerini kolaylaştırmakla görevlendirilen Gönüllü Yerleşim Müdürlüğü Mart 2025’te Gazze’de kuruldu. Bu ajans Savunma Bakanlığı ile Başbakanlık Ofisi tarafından birlikte denetlenmektedir. Savunma Bakanlığı genel müdür yardımcısı Alb. (yd.) Yaakov Blitstein 30 Mart 2025’te o müdürlüğün başına atanmıştır.

(3) Fr. Ed. N.: Özellikle bkz.: Morris Janowitz, The Professionnal Soldier : A Social and Political Portrait, The Free Press, Glencoe, 1960 (Fransızcaya çevrilmemiştir).

(4) Fr. Ed. N. : Hâlihazırda askerlik süresi erkekler için iki sene sekiz ay, kadınlar için iki senedir.

(5) Fr. Ed. N.: İsrail ordusunun eski savcısı Yifat Tomer-Yerushalmi, Temmuz 2024’te Sde Teiman Kampı’nda Filistinli bir tutukluya tecâvüz ve işkence edildiğini gösteren bir videoyu sızdırmakla suçlanmaktadır. Video İsrail kanalı Channel 12 tarafından Ağustos 2024’te yayınlamıştı. 31 Ekim 2025’te istifâya zorlanan Yifat Tomer-Yerushalmi 3 Kasım’da polis tarafından tutuklanıp ev hapsine alındı.

(6) İsrail’de Gazze’ye 30 kilometre uzaklıkta bulunan Askerî-Sivil Koordinasyon Merkezi (CMCC). Kuşatma altındaki Filistin yerleşiminde ABD gözetimi altında ateşkese uyulup uyulmadığını denetlemektedir. Bu merkezi kurmak için 200 ABD askeri gönderilmiştir; Ekim 2025’te farklı ülkelerden (Birleşik Krallık, Kanada ve Fransa dâhil Avrupa Birliği’nden) personel katılmıştır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.