Trans erkek mahpus Poyraz Esen’in şüpheli ölümü: G3 koğuşunda neler oluyor? 

Trans erkek mahpus Poyraz Esen, 1 Aralık günü tutuklu bulunduğu Ankara Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki koğuşunda şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Olayın ardından, göreve yeni gelen cezaevi müdürünün trans erkek mahpuslara tecrit uyguladığı G3 koğuşundaki koşullar ile cezaevi idaresinin trans mahpuslara yönelik ayrımcı politikaları gündeme geldi. Poyraz’ın ablası Elif Esen Tolubilek, “Poyraz kendini öldürmüş olsa bile, ihmal, psikolojik şiddet ya da baskı yoluyla bu ölümün asıl sebebi cezaevi idaresidir” dedi.

Haber: İlayda Önemli

Trans mahpus Poyraz’ın ölümü: G3 koğuşunda neler oluyor? 

Poyraz Esen 28 yaşında trans bir erkekti. Radyo Televizyon Sinema bölümünü kazanmış, ancak iş ile okulu birlikte yürütemediği için üniversite eğitimine devam edememişti. Tiyatroya ilgiliydi, enstrüman çalmaktan hoşlanıyordu. Çok iyi motor kullanıyordu; ablasının ona aldığı pembe bir motoru vardı. Bir dönem kuryelik yaptı. Uzun süre barista olarak geçimini sağladı. İnsanlarla iletişim kurmayı seven, enerjik ve cana yakın biriydi. İş yaşamındaki son dönemde, çalıştığı iş yerlerinde kimliği sorun edilmeye başlanmış, zaman zaman alay konusu olmuştu. İftiraya dahi uğradı. Kimliğiyle özgürce var olabilmek ve annesiyle birlikte bir iş kurmak için Yunanistan’a gitmeyi planlıyordu.

Ablası Elif Esen Tolubilek’in aktardığına göre Poyraz, 2023’te çok sevdiği anneannesinin vefatının ardından psikolojik olarak çöktü. Ardından Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. Bu süreçte giderek yanlış insanlarla sosyal ilişkiler kurdu; çevresindeki bazı kişiler ona zarar veriyordu. Tolubilek, bu ilişkilerden birinin yol açtığı bir hatanın Poyraz’ın tutuklanmasıyla sonuçlandığını belirterek süreci şöyle anlattı:

“Poyraz, bir arkadaşının yönlendirmesiyle yasadışı bir bahis sitesine para alışverişi için kendi banka hesaplarını kullandırdığı gerekçesiyle tutuklandı. Daha sonra adına bir telefon hattı da çıkarıldı. Banka hesaplarını paylaştıktan üç gün sonra muhataplara ulaşamadı. Bunun üzerine durumdan şüphelenerek bankayı aradı ve kartlarını iptal ettirdi. Ancak o üç-dört gün içinde dahi hesaplarına binlerce lira girip çıktı ve hakkında çok sayıda şikâyette bulunuldu. Asıl failler, Poyraz’ın kartıyla para çekerken görüntülendi.”

Trans mahpus Poyraz'ın ölümü: G3 koğuşunda neler oluyor? 
Trans mahpus Poyraz’ın ölümü: G3 koğuşunda neler oluyor? 

“Ambulans çok gecikti, ilk müdahale vaktinde yapılmadı”

Yaklaşık yedi aydır Ankara Sincan Kadın Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Poyraz, 1 Aralık günü koğuşta boynunda iple hareketsiz halde bulundu. Dosyanın avukatı Nergiz Görnaz, olay anını şu sözlerle anlattı:

“Poyraz’ın koğuşa getirildiği 1 Aralık günü, koğuşta bulunan dört mahpus topluca psikiyatriye sevk ediliyor. Dördü de odada değilken Poyraz koğuşa getiriliyor. Koğuştaki dört kişi geri döndüklerinde Poyraz’ın hareketsiz bedeniyle karşılaşıyor. Yardım için acil durum butonuna basıyorlar. Kendi imkânlarıyla boynundaki ipi kesmeye çalışıyorlar. Odada kesici bir alet olmamasına rağmen çakmakla ipi kesmeyi başarıyorlar. Bedenine zarar vermemek için büyük bir özen göstererek Poyraz’ı kurtarmaya çalışıyorlar. Butona bastıktan sonra gelen infaz koruma memurlarının sağlık ekibine haber verip vermediğini bilmiyoruz; ancak odaya bir sağlık ekibi gelmiyor. Sürekli bir koşuşturma yaşanıyor. Poyraz’a ilk sağlık müdahalesi, dakikalar sonra, cezaevi içinde uzun süre dolaştırıldıktan sonra yapılıyor. İnfaz koruma memurları, müdahale sırasında mahpusların gösterdiği özenin onda birini bile göstermiyor. Gerekli ilk müdahaleler yapılmadan, özensiz bir şekilde battaniyeye sarılarak götürülüyor. Ambulansın gelişinde de ciddi bir gecikme yaşanıyor. Poyraz, 3 Aralık günü sabahın erken saatlerinde hayatını kaybediyor.”

“Üç günlük hücre tecritine gerekçe gösterilecek hiçbir belge yok”

Avukat Görnaz, Poyraz’ın koğuşa getirilmeden önceki üç günü hücrede tek başına geçirdiğini, bu süre boyunca telefon hakkının da kullandırılmadığını söyledi. Tecridin neden uygulandığına dair ellerinde herhangi bir belge bulunmadığını belirtti. Abla Tolubilek ise Poyraz’tan bu üç gün boyunca haber alamadığını belirterek şunları söyledi:

“Üç gün hücre cezası verildiği söylendi ama neden hücrede tutulduğuna dair hiçbir resmi evrak yok. O üç gün boyunca ne yaşadı, ona ne yapıldı bilmiyoruz. Normalde beni günde üç kez arardı. Hücrede kaldığı süre boyunca hiç aramadı. Üç günün sonunda aradığında G3 koğuşundaydı ve orada kalmak istemediğini söyleyerek ağlıyordu. Koğuşta yaşadığı bir tartışma nedeniyle tecride alındığını söyledi. Hücreden koğuşa geçtikten sonraki görüşmemizde kafasında bir dikiş izi gördüm. Ne olduğunu sorduğumda, ‘Sadece batikon sürdüler’ dedi. Hastanede ilk baktığım şey kafasıydı ve evet, gördüğüm şey bir dikiş iziydi.”

“Ruh hali iyi olmayan birine bu tecrit neden?”

Tolubilek, “Poyraz kendini öldürmüş olsa bile ihmal, psikolojik şiddet ya da baskı yoluyla bu ölümün asıl sebebi cezaevi idaresidir” diyerek şunları ekledi:

“Poyraz’ın ağzında sık sık intihar cümleleri vardı. Psikolojik tedavi gördüğü bir hastaneden cezaevine alındı. Ruh durumu zaten iyi değildi ve intihara meyilliydi. Böyle birinin üç gün tecritte tutulmasının, ardından tek başına bırakıldığı bir koğuşa götürülmesinin gerekçesi neydi? Biz bu sorulara yanıt arıyoruz.”

“İntiharı düşünen biri hayal kurar mı?”

Poyraz’ın son konuşmalarında umutlu olduğunu söyleyen Tolubilek, “Telefon görüşmelerimizde ‘Ben çıkacağım, af da çıktı. Az kaldı, bekleyin’ diyordu. Ocak ayında görülecek duruşmada tahliye olabileceğine inanıyordu. Koğuş arkadaşına da ‘Buradan çıkacağız. Ben Yunanistan’a, annemin yanına gideceğim. Sen de bize tatile gelirsin’ demiş. Dışarı çıkma umudu olmayan, intiharı düşünen bir insan böyle hayaller kurar mı?” diye sordu.

Trans erkek tecrit kampı: G3 koğuşu

Yeni cezaevi müdürünün trans erkek mahpuslara uyguladığı psikolojik şiddet ve baskıdan söz eden Tolubilek, şunları söyledi:

“Oradaki bir koğuş arkadaşına, ‘Ben burada yaşadığım her şeyi ablama çıkınca anlatacağım’ demiş. Üzülürüm, endişelenirim diye yaşadığı her şeyi benimle paylaşmıyordu. Ya da telefonların dinlendiğini düşünerek çekiniyordu belki de. Daha en başından yeni cezaevi müdürü için ‘Katı kurallı, benim gibi olanlara çok karşı, bizi ayrıştırıyor. Ayrı bir oda yapacak’ demişti. ‘Sen ne olacaksın?’ diye sorduğumda, ‘Daha bana sıra gelmedi galiba abla’ demişti. Biz bu konuşmayı yaparken müdür geleli daha bir ay olmuştu. Poyraz gibi olanları, saçı kısa olanları, erkek gibi gözüken kadınları diğerlerinden ayırıyordu.”

“Hakları kullandırılmıyor, diğer mahpuslarla en ufak temas engelleniyor”

Avukat Nergiz Görnaz, trans erkek mahpuslar için ayrılan G3 koğuşunu şu sözlerle anlattı:

“G3 koğuşu, yeni müdür cezaevine geldikten sonra, Ağustos ayından itibaren kuruluyor. G3’ün bir tecrit koğuşu olduğu, koşullarının çok kötü olduğu, trans erkek mahpusların buraya toplanarak ayrı bir muameleye tabi tutulmalarının kolaylaştırıldığı bütün cezaevinin malumu. Diğer koğuşlardaki mahpuslar da bunu biliyor. Buraya götürülmelerinin sebebi, trans olduğunu beyan eden ya da cezaevinin tırnak içinde ‘erkek tipli’ bulduğu kişilere uygulanan özel bir muamele olması. Çeşitli sorular sorularak trans olduklarına kanaat getirilen kişilere, neyi imzaladıklarını bilmedikleri bir belge imzalatılıyor. Bu belgeler imzalatıldıktan sonra, koğuş değiştirme ile ilgili herhangi bir talepleri olmamasına rağmen G3 koğuşuna peyderpey alınıyorlar. Buradayken de diğer mahpuslarla karşılaşmamaları için özel bir uygulama yürütülüyor. Bunun dışında sohbet hakkı, kurs hakkı, eğitim hakkı, spor hakkı gibi temel hakları kullandırılmıyor. Uzun mücadeleler sonucunda yakın zamanda spor hakkının tanındığını ilettiler. Bu hak da sabah 08.30’da, haftada bir gün, 45 dakika ile sınırlı.”

“Dört mahpustan ikisi daha önce intihar girişiminde bulunmuş”

Poyraz’ın koğuş arkadaşı olan dört trans mahpustan ikisinin daha önce intihar girişiminde bulunduğunu aktaran Görnaz, bu kişilerin yalnızca hastaneye götürülüp ardından yine aynı yerde barındırılmaya devam ettirildiğini ifade etti. Hormon alımında da ciddi sorunlar yaşandığına dikkat çeken Görnaz, “İdare tarafından hiçbir talepleri ciddiye alınmıyor. İçlerinden yalnızca biri hormon replasman tedavisi kapsamında hormon kullanımına devam edebiliyor. O da tıbbi gerekliliklere uygun şekilde yürütülmüyor” dedi.

“Bütün koşullar bir işkence yöntemine çevrilmiş”

Poyraz’ın ölümüne tanıklık eden dört mahpusun kontrollü mahpus statüsüne alındığını belirten Görnaz, infaz koruma memurlarının saat başı kontrole geldiklerini söyledi:

“Mazgaldan ‘ses ver’ diye bağırılıyor ya da gece uykularından uyandırılıyorlar. Uyuyamaz hâle gelmiş durumdalar. Üstelik hâlâ Poyraz’ın ölümünün gerçekleştiği odada tutuluyorlar. Bu durum psikolojilerini derinden etkiliyor. Hapishane idaresinin bu mahpusların taleplerini ve iyilik hâllerini hiç ciddiye almadığını, bütün koşulların yeni bir işkence yöntemine dönüştürüldüğünü görüyoruz.”

“Kamera görüntüleri eksik, delillerin toplanması bekleniyor”

Görnaz, Poyraz’ın hangi saatlerde ve ne şekilde koğuşa getirildiğine, olayın nasıl gerçekleştiğine dair kamera kayıtlarının dosyada bulunmadığını; dosyaya sunulan görüntülerin cezaevi tarafından kırpılarak gönderildiğini ifade etti. Tüm kayıtların incelenmesinin pek çok noktayı aydınlatacağını düşündüğünü belirtti.

Soruşturmanın sürdüğünü aktaran Görnaz, Poyraz’ın ölümünden sonra diğer dört mahpusa idari soruşturma evrakı iletildiğini, ancak bu disiplin soruşturmasının kısa süre önce geri çekildiğini söyledi. Görnaz, “Otopsi raporunu bekliyoruz. Dosya şu anda savcılıkta. Etkili bir soruşturma yürütülmesi için taleplerimizi ilettik. Taleplerin büyük bölümü savcı tarafından kabul edildi. Şu anda delillerin toplanması aşamasındayız” dedi.

“Organları 10 yaşında bir çocuğa can oldu”

Poyraz’ın ablası, tüm sorumluların adalet önünde hesap vermesini istediklerini belirterek sözlerini şu cümlelerle tamamladı:

“Poyraz’ın organlarını bağışladık. Böbrekleri 10 yaşında bir çocuğa can oldu. O bizim kahramanımız oldu. Biz, Poyraz’ın onun gibi trans bireylerin de kahramanı olmasını istiyoruz. Belki yaşadıkları ve hikâyesiyle trans bireylere karşı işlenecek suçların önüne geçmiş olur.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.