Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ülkesine düzenlediği saldırı sonucu “eşiyle birlikte yakalanarak” ülke dışına çıkarıldı. Bu gelişme Maduro’nun 2013’ten bu yana süren iktidarının fiilen sona erdiği bir dönüm noktası. Peki Nicolás Maduro kimdir?
Nicolás Maduro, 23 Kasım 1962 tarihinde Venezuela’nın başkenti Caracas’ta doğdu.
Alt-orta sınıf bir aileden gelen Maduro gençlik yıllarında otobüs şoförlüğü yaptı. Bu dönemde ulaşım işçileri sendikasında örgütlendi ve siyasete giden yolun kapısını açan ilk adımlarını sendikal mücadele içinde attı.
Maduro’nun siyasi kimliği, 1990’lı yıllarda Hugo Chávez etrafında şekillenen Bolivarcı hareketle kurduğu bağlarla biçimlendi. ,
1992’deki başarısız darbe girişiminin ardından yükselen Chávez çizgisi, Maduro’nun ideolojik ve politik referans noktası oldu.
Chávez’in veliahtı mı, onun gölgesinde yükseliş mi?
Maduro’nun kariyerindeki kırılma noktası, akıl hocası Hugo Chávez ile kurduğu yakın ilişkiydi.
Chávez döneminde hızla yükselen Maduro, önce Ulusal Meclis’e girdi, ardından meclis başkanlığı yaptı. 2006 yılında Dışişleri Bakanı oldu ve bu görevi Chávez’in ölümüne kadar sürdürdü.

Chávez, Mart 2013’te hayatını kaybetmeden önce Maduro’yu açık biçimde “siyasi mirasçısı” ilan etti.
Bu destek, Maduro’nun devlet başkanlığı yolunu açan en belirleyici unsurdu.
Tartışmalı bir başlangıç
Maduro, Nisan 2013’te yapılan seçimlerde çok küçük bir farkla devlet başkanı seçildi. Chávez’in karizması ve toplumsal desteğiyle kıyaslandığında, Maduro’nun daha ilk günden itibaren kırılgan bir meşruiyet zemini üzerinde durduğu yorumları yapıldı.
Buna rağmen iktidarını sağlamlaştırmak için devletin temel kurumlarında kapsamlı bir kontrol kurdu.
Chávez ve Maduro’nun toplam 26 yıllık iktidarı boyunca iktidar partisi; Ulusal Meclis, yargının büyük bölümü ve seçim kurulları üzerinde belirleyici hâle geldi.
2015’te muhalefetin parlamentoda çoğunluğu elde etmesi, Maduro için ciddi bir tehdit yarattı. Bu tabloya yanıt olarak 2017’de yeni bir Kurucu Meclis kuruldu. Bu yapı, muhalefetin kontrolündeki Ulusal Meclis’i fiilen devre dışı bıraktı.
Maduro bu adımı “uzlaşı ve barış” gerekçesiyle savundu ancak muhalefet, Avrupa Birliği (AB) ve birçok Latin Amerika ülkesi, bunu iktidarı kalıcılaştırma hamlesi olarak değerlendirdi.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve AB, Maduro’ya yönelik yaptırımları bu dönemde artırdı.
Ekonomik çöküş ve hiperenflasyon
Maduro döneminde Venezuela ekonomisi çöktü.
Chávez döneminden miras kalan fiyat kontrolleri, sübvansiyonlar ve petrol gelirine aşırı bağımlılık, petrol fiyatlarının düşmesiyle sürdürülemez hâle geldi.
Gıda ve ilaç ithalatı yapılamadı. Para basımı hiperenflasyonu tetikledi, ulusal para neredeyse değersizleşti. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre nüfusun yaklaşık yüzde 82’si yoksulluk sınırının altına düştü.
Maduro’nun 2018 yılında Çin ziyaretinden dönerken dünya çapında üne kavuşan Nusret Gökçe’nin sahibi olduğu Nusr-Et’te yemek yemesi ülkesinde tartışma konusu olmuştu. Muhalefetin önde gelen isimleri ve sosyal medya kullanıcıları, ülkede ekonomik krizin yaşandığı bir dönemde birçok Venezüelalının yiyecek bulmak için mücadele ettiğini hatırlatmış ve Maduro’nun halktan çaldığı paralar ile sefa sürdüğünü belirtmişti.

Bu süreçte yaklaşık 7,7–8 milyon Venezuelalı ülkeyi terk etti. Bu göç, Latin Amerika tarihinin en büyük kitlesel nüfus hareketlerinden biri olarak kayda geçti.
Seçimler, baskı ve meşruiyet krizi
Maduro’nun iktidarı, sürekli seçim tartışmalarıyla da anıldı.
2018’deki başkanlık seçimi muhalefetin boykotu altında yapıldı ve Batılı ülkelerin büyük bölümü sonucu tanımadı.
2024’te yapılan başkanlık seçimlerinde seçimleri Maduro’nun kazandığı açıklandı ancak muhalefetin topladığı oy tutanakları, adayları Edmundo González’in açık farkla önde olduğunu gösteriyordu. González, ana muhalefet lideri María Corina Machado’nun adaylıktan men edilmesinin ardından yarışa girmişti.

Machado, “diktatörlükten demokrasiye barışçıl geçiş mücadelesi” gerekçesiyle Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü, daha sonra ABD Başkanı Donald Trump’a “dünya barışına sunduğu katkılardan” ötürü teşekkür etti.
Trump Venezuela’dan ne istiyor?
Trump, yüz binlerce Venezuelalının ABD’ye göçünden doğrudan Maduro’yu sorumlu tutuyor. 2013’ten bu yana yaklaşık sekiz milyon kişinin ülkeyi terk ettiği tahmin ediliyor.
Trump, kanıt sunmadan Maduro’nun “hapishaneleri ve akıl hastanelerini boşalttığını” ve bu kişileri ABD’ye gönderdiğini öne görüyor.

Göçün yanı sıra uyuşturucu trafiği de Trump’ın Venezuela’yı hedef almasının başlıca nedenlerinden biri.
ABD yönetimi, Tren de Aragua ve Cartel de los Soles adlı iki Venezuelalı suç yapılanmasını “yabancı terör örgütü” ilan etti. Trump, Cartel de los Soles’in bizzat Maduro tarafından yönetildiğini iddia ediyor.
Maduro ise bu suçlamaları reddediyor ve ABD’nin “uyuşturucuyla mücadeleyi bahane ederek” Venezuela’nın petrol kaynaklarını hedef aldığını söylüyor.
Maduro ve Erdoğan ilişkisi
Maduro, Türkiye’ye çok sık gelen; AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çok yakın bir isim.
Aslında ikili ilişkilerin miladı da 15 Temmuz. Uzmanlar, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Maduro’nun Erdoğan’a gösterdiği desteğin ve iki lider arasındaki yakınlığın arttığını belirtiyor.

Darbe girişiminin ardından 9-13 Ekim 2016 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresi vesilesiyle Türkiye’ye gelen Maduro, sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında Türkiye’yi ziyaret eden ilk Venezuelalı lider olduğunu duyurmuştu.
RT @PresidencialVen: @NicolasMaduro is the first Venezuelan President to visit the Turkish nation pic.twitter.com/ARaOYQLUuy
— Nicolás Maduro (@maduro_en) October 9, 2016
Türkiye’ye ilk üst düzey ziyaretini 6 Ekim 2017 tarihinde düzenleyen Maduro, Ankara’ya geldiğinde şu açıklamayı yapmıştı: “Türkiye’ye geldik çünkü Türkiye’ye inanıyoruz. Yeni bir gücün doğduğunu biliyoruz.”
2018’teki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanan Erdoğan’ın 9 Temmuz 2018’teki göreve başlama törenine Maduro ve heyeti de katılmıştı. Beştepe’deki göreve başlama törenine katılan Maduro, daha sonra dönemin ünlü dizilerinden “Diriliş: Ertuğrul“un setini ziyaret etmişti. Hatta Türk dizilerinden övgüyle bahseden Maduro, “Diriliş Ertuğrul şimdiye kadar favori dizimdi fakat artık favorim Kuruluş Osman” demişti.
2019 yılında Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’nun kendisini geçici devlet başkanı ilan etmesinin ardından Maduro’ya desteğini açıklayan liderlerden biri de Erdoğan’dı. “Maduro kardeşim! Dik dur, yanındayız” mesajı veren Erdoğan, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezüela hükümetine yönelik tavrının kendisini şoke ettiğini açıklamıştı.
Maduro, uzun yıllardır Cilia Flores ile evli.

Flores, Chávez döneminde Ulusal Meclis başkanlığı yaptı ve Maduro iktidarında da en etkili siyasi figürlerden biri oldu. Çiftin oğlu Nicolás Maduro Guerra da iktidar yapısı içinde aktif roller üstlendi.
Maduro’nun ve eşi Cilia Flores’in yakalanarak ülke dışına çıkarılması, Venezuela’da çeyrek asrı aşan “Chávismo” döneminin fiilen sona erdiği an olarak yorumlanıyor.
Maduro’nun düşüşüyle birlikte, Venezuela’nın nasıl bir geçiş sürecine gireceği ve ülkenin siyasi geleceğinin nasıl şekilleneceği belirsizliğini koruyor.






