25 Kasım davası: İdare mahkemesi eylem yasağını hukuksuz buldu fakat yargılama sürüyor

25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde gözaltına alınan 168 kişinin yargılandığı dava, idare mahkemesinin “iptal” kararına rağmen sürüyor. Hakim, savunmaları alınan tüm sanık ve müdafilerinin duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi. Duruşma 8 Nisan’a ertelendi.

25 kasım
25 Kasım davası: İdare mahkemesi eylem yasağını hukuksuz buldu fakat yargılama sürüyor

Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için 25 Kasım 2024’te Taksim’de toplanan ve gözaltına alınan 168 kişinin yargılandığı dava, idare mahkemesinin “iptal” kararına rağmen sürüyor. 

Yargılananlara “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet” suçlaması yöneltiliyor. Bu maddenin yanı sıra yedi kişiye de ek olarak “polise mukavemet”ten altı yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Bugün (8 Ocak 2026) duruşma öncesi kadınlar Çağlayan’da açıklama yaptı. Açıklamada sık sık “Kadınları değil, katilleri yargıla” sloganı atılırken TİP Milletvekili Sera Kadıgil de açıklamaya katılanlar arasındaydı. Yapılan açıklamada “Dünyanın dört bir yanında yapılan, yıllardır gerçekleşen eylemimiz suç değil, hakkımızdır” denildi. 

“Adil yargılama hakkı ihlal ediliyor”

Duruşmanın küçük salonda olması nedeniyle az sayıda girişe izin verilirken, ilk olarak avukatlar konuştu. Avukat Yelda Koçak, “Bu ortamda yargılama baştan sakatlandı. Çünkü her davada yargılanan sanığın diğer sanığı dinlenme hakkı var. Adil yargılanma hakkı ihlal ediliyor” dedi. 

Duruşmada savunma yapan Aslı Çelik, “Kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması için mücadele ediyoruz. Şiddetsiz bir hayat için bir araya gelmek isteyen kadınlar ve LGBTİ+’lar engellendi. Haksız bir şekilde polislerce gözaltına alındı. Bizler mücadelemiz birbirimizin için dedik, biz birbirimizi savunmak zorundayız. Her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor. Beraatimi istiyorum, suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

Diğer sanık Arzum Yalçın ise duruşmaya yargılanmak için değil, yargılamak için geldiklerini söyledi “Bugün vereceğiniz karar yalnızca bu dosyayı değil, tarihe nasıl not düşeceğinizi de belirleyecektir. Kadınların yaşam hakkının mı, yoksa cezasızlık düzeninin mi yanında duracağınızı gösterecektir. O yüzden tekrar ediyorum: Biz burada suçsuzluğumuzu ispatlamaya gelmedik. Çünkü suçlu değiliz. Biz burada, suçun kimde olduğunu tarif etmeye geldik” diye konuştu. 

“Beni tanıyan şube amiri hukuka aykırı şekilde gözaltına alınma emri verdi”

Sanıklardan Berfin Demirel de şöyle konuştu: 

“Demokratik hakkımı kullanmak için eyleme katıldım ama eylem alanına ulaşamadan polis şiddetine maruz kaldık, darp edildik, üzerimize biber gazı sıkıldı.”

Dosyada sanık olarak yer alan avukat Eren Kutlu ise iddianameyi iade ederek şöyle konuştu:

“İstanbul Barosu’nda görevli avukatım. Beni tanıyan güvenlik şube amiri hukuka aykırı şekilde gözaltına alınma emri vermişti. Bu dosya nedeniyle aramızda husumeti oluşmuştur. Kendisi hakkında şikayetçiyim. Tefrik edilerek dosyanın memur suçları soruşturma bürosuna gönderilmesini talep ediyorum… Kendim hakkımda derhal beraat talebim vardır fakat yazılı olarak bir ay önce gönderdiğim fiziki şartlara uygun salon ve SEGBİS kaydı alınması ve CMK’dan avukat ataması talebi şartların oluşmadan savunma yapmayacağım. İddianameyi de size iade ediyorum.”

Avukatlar İstanbul Barosu’nun kaymakamlığın “eylem yasağı” kararına dair karşı dava açtığını ve 12. İdare Mahkemesi’nin bu yasağı haksız bularak kararı iptal ettiğini hatırlattı. Avukatlar, idare mahkemesinin, halihazırda “eylem yasağı” kararını hukuksuz bulmuşken, bu karar gerekçe gösterilerek kadınların yargılanmasının hukuk aykırı olduğuna işaret etti. 

Hakim: “Polis işkencesinin acısını benden çıkarıyorsunuz”

Hakim, savunmaların uzun tutulmasından şikayet ederek, “Burada yaptığınız sert ve uzun savunmalarla polis işkencesinin acısını benden çıkarıyorsunuz. Dört saattir burada oturuyorum” dedi.

Duruşmada 30 kişi dinlenirken dava 8 Nisan’a ertelendi. Hakim, savunmaları alınan tüm sanık ve müdafilerinin duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi.

25 Kasım davası: Ne olmuştu?

Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü için 25 Kasım 2024’te Taksim’de toplanan kadınlara polis müdahale etmiş 168 kişi gözaltına alınmıştı. 

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet suçlamasıyla dava açılmıştı. Bu maddenin yanı sıra yedi kişiye de ek olarak polise mukavemetten altı yıla kadar hapis cezası istenmişti.

Savcılık tarafından açılan iddianame İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

Savcılık 161 kişi için Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet iddiasıyla üç yıl, diğer yedi kişi için de altı yıl hapis cezası talep etmişti.

İdare mahkemesi karar vermişti

Öte yandan İstanbul Barosu, kaymakamlığın “eylem yasağı” kararına dair karşı dava açmış ve 12. İdare Mahkemesi bu yasağı haksız bularak kararı iptal etmişti. Yasaklama gerekçesinin mutlak suretle alınmasını gerektirecek bir husus bulunmadığına dikkat çekilen kararda, bertaraf edilmesi mümkün olmayacak herhangi bir olaya dair somut bulgu sunulmadığı belirtilmişti. 

Polis şikayetçi oldu: “Elime vuruldu”

Davaya dayanak olarak gösterilen ifadelerden biri de iki polisin şikayetiydi. Bir polis, eylem sırasında kadınlar tarafından kendisine vurulduğunu söylemişti ve “Benim sağ ve sol elime bir şahıs tarafından vurmak suretiyle yaralanmama sebebiyet oldu. Ben o esnada ellerime vurarak yaralayan şahsı göremedim bulunduğumuz yer ve eylemci şahıslar kalabalık olduğu için vuran kişiyi de göremedim” demişti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.