“ABD’nin asıl amacı ne, Venezuela fragman mıydı?” başlıklı Açık Oturum’un 507. bölümünde, Göksel Göksu’nun konukları Zeynep Alemdar, Can Ertuna ve Sinan Ülgen oldu. Programda, “ABD’nin Venezuela hamlesi tekil bir rejim değişikliği mi yoksa yeni bir dünya düzeninin habercisi mi? 1945 sonrası küresel düzen fiilen sona mı erdi?” sorularına yanıt arandı.
Açık Oturum’un bu bölümünde Göksel Göksu konukları, Zeynep Alemdar, Can Ertuna ve Sinan Ülgen ile ABD’nın Venezuela hamlesindeki asıl amacının ne olduğunu değerlendirdi.
ABD’nin asıl amacı ne?
Sinan Ülgen, “Venezuela operasyonu, ne sadece Maduro’nun iktidardan indirilmesi ne de klasik bir dış müdahale olarak okunabilir” dedi. Ülgen, ABD’nin küresel hegemonya iddiasından ziyade kendi yarı küresinde nüfuz alanlarını yeniden tanımlamaya çalıştığını vurguladı.
Sinan Ülgen, bu yaklaşımın temelinde Trump yönetiminin açıkça sahiplendiği yeni Monroe Doktrini yer aldığını söyledi:
“Bunu sadece Venezuela’da bir rejim değişikliği olarak değerlendirmek mümkün değil. Amerika’nın dünya hegemonyasından ziyade kendi yarı küresinde yeni bir hegemonya tahsis etmeye çalıştığını söylemek daha doğru olur. Monroe Doktrini’ni kabul ettiğiniz anda nüfuz bölgeleri anlayışını kabul etmiş oluyorsunuz. O zaman Çin, ‘Tayvan benim nüfuz bölgem’ Rusya, ‘Ukrayna benim nüfuz bölgem’ dediğinde söyleyecek sözünüz kalmıyor. İnsanlık olarak 19. yüzyıla geri gidiyoruz.”
“1945 sonrası düzen fiilen çöktü”
Zeynep Alemdar, Venezuela müdahalesinin bir eşik olduğunu belirterek, yalnızca 1945 sonrası düzenin değil, Soğuk Savaş sonrası kurulan tüm sistemin çöktüğünü savundu:
“1945 sonrası sistem artık tamamen çöktü. Aslında 1990 sonrası düzen de çökmüş durumda. Trump bunu hızlandırdı ama bu sürecin başlangıcı çok daha eskiye, 2001 Irak müdahalesine kadar gidiyor.”
Sistem değişimlerinin artık çok daha kısa zaman aralıklarında yaşandığını ve bunun küresel belirsizliği artırdığını vurgulayan Alemdar, “Eskiden ‘egemen bir devletin başkanını yatağından alamazsınız’ diye ortak bir beklenti vardı. Bu dönem sona erdi. Şimdi yepyeni bir şey doğuyor ve biz tam da onun eşiğindeyiz” dedi.
Zeynep Alemdar, bu dönüşümün arkasında yalnızca jeopolitik değil, derin sosyo-ekonomik nedenlerin var olduğunu nitelendirdi:
“Gelir eşitsizliği inanılmaz arttı. Dünyada bugün yalnızca 29 liberal demokrasi kaldı. Otoriterleşen devletlerin sayısı demokratikleşenleri geçti. Bu liberal sistemin meşruiyetinin neden çöktüğünü anlamadan bugünü okuyamayız.”
“Bu bir demokrasi operasyonu bile değil”
Can Ertuna, Venezuela’ya yönelik müdahalenin artık demokrasi söylemiyle dahi meşrulaştırılmadığına dikkat çekti. Trump yönetiminin müdahaleyi açıkça petrol ve maden kaynaklarıyla gerekçelendirmesini yeni dönemin en çarpıcı göstergesi olduğunu söyleyen Ertuna, “Bu sefer demokrasi kisvesi bile yok. Trump açıkça, ‘Biz bunu petrol için yapıyoruz’ dedi. Yalnızca petrol değil, zengin maden kaynakları için yaptıklarını da söylediler” diye konuştu.
Can Ertuna, Venezuela’daki toplumsal tabloya dair Batı merkezli okumaların eksik olduğunu vurguladı. Maduro’nun tamamen desteksiz olduğu tezine katılmadığını belirten Ertuna, ülke içinden sağlıklı veri akışının olmadığını söyledi:
“Maduro’nun arkasında kimsenin durmadığını düşünmüyorum. Ama Venezuela’da demokratik ölçüm yapmak çok zor. Ülkeden sağlıklı haber akışı yok. Gördüğümüz görüntülerin çoğu yurt dışına göç etmiş Venezuelalılardan geliyor.”








