Savunma yargılandı: İstanbul Barosu davasında beraat kararı

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan “basın ve yayın yoluyla terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yoluyla yanıltıcı bilgi yaymak” davasının karar duruşması yapıldı. Mahkeme heyeti tüm suçlardan beraat kararı verdi.

istanbul barosu
Savunma yargılandı: İstanbul Barosu davasında beraat kararı

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında açılan “basın ve yayın yoluyla terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yoluyla yanıltıcı bilgi yaymak” davasının karar duruşması, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Cezaevi Yerleşkesi önünde bulunan 1 No’lu salonda görülecek. Duruşma saat 10:00’da başladı.

Savunma yargılandı

Hafta boyu süren duruşmalarda Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Kuzey ve Doğu Suriye’de SİHA saldırısıyla öldürülen gazeteciler Cihan Bilgin ve Nazım Daştan hakkında yaptıkları açıklamalar nedeniyle yargılandı.

Duruşmaları, 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu temsilcileri takip etti.

Duruşmaya Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, TBB Yönetim Kurulu, Onlarca il Barosu Başkanı, uluslararası hukuk kurumları, Avrupa dan gelen avukatlar, DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu, Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, eski CHP Milletvekili Süleyman Çelebi, DEM Parti İstanbul İl Eş Başkanı Çınar Altan, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, eski Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli katıldı.

savunma yargılandı
Savunma yargılandı: İstanbul Barosu davasında beraat kararı

Son sözleri sırayla alınan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyeleri, hukuk ve savunmanın bağımsızlığı vurgusu yaptı.

Bengisu Kadı Çağlar, “Biz avukatlığın bağımsızlığını savunduk. Bize yöneltilen iddiaları yargılarken AYM ve AİHS kararlarını konuştuk. İstanbul Barosu’nun bir üyesi olarak bu davada insan haklarının savunulmasına, savunmanın dokunulmazlığına hizmet edebildiysem ne mutlu bana” dedi.

Ekim Bilen Selimoğlu ise “Bu davada vereceğiniz karar kendiniz için bir kanaat oluşturacaktır. Bir hukuk devleti miyiz buna karar vereceksiniz” diye belirtti.

Fırat Epözdemir, “İstanbul Barosu’nun hiçbir zaman son sözü olmaz. Yalova’da katledilen meslektaşımız Avukat Zekeriya Polat’ı anarak sözlerime başlamak istiyorum. Silivri hapishanesinde bulunan bu duruşma salonları kapatılmalıdır. Biz adaleti uğruna ölecek kadar seviyoruz. En son örnekleri Avukat Tahir Elçi ve Avukat Ebru Timtik’tir. Anılarına saygıyla” dedi.

Yelda Koçak, “Eğer sussaydık görevimizi ihlal ederdik bu yüzden biz görevimizi yerine getirdik” diye konuştu.

Hürrem Sönmez ise şunları söyledi:

“Adaletten, insan haklarından söz etmekten bizi iyileştirecek bir şey. Biz başka türlü bir dünyanın mümkün olabileceğine inanan insanlarız.”

Mehmedali Barış Beşli’nin savunması şöyle:

“Hukukun üstünlüğüne inandığımız için burada yargılanıyoruz. Doğrucu Davut olmak zorundayız çünkü avukatlık böyle bir meslek. Bu doğrucu Davutluk bazen muktedire bazen müvekkile karşıdır. Baro yönetimine karşı bazen hakaret şeklinde sözleri oluyor ama biz bunları eleştiri olarak kabul ediyoruz. Eleştiri demokrasinin gereğidir. Şiddetin her türlüsüne karşı olduğumuzu söylemek zorundayız. Türkiye’de hukuk var mı? Avukat olarak bu bize çok sorulan bir soru. Hukuka inandığımız için Türkiye’de hukukun yaralı olduğunu söylüyoruz.”

Ahmet Ergin şunları söyledi:

“Avukatlar, barolar bağımsız olmak zorunda. Aksi taktirde bu ülkede adaletten bahsetmek mümkün olmayacaktır. Görevimizi yaptık, yapmaya devam edeceğiz, yaşam hakkını savunduk savunmaya devam edeceğiz. Hukukun kullanılmasını değil uygulanmasını istedik istemeye devam edeceğiz.”

Ezgi Şahin Yalvarıcı, “Ölüme kayıtsız kalmayı reddetmek bir cesaret gösterisi değil, vicdanen doğru yerde durmaktır. Verilecek karar içeriği ne olursa olsun adalet talebinin hangi noktada sınandığını gösterecek” dedi.

Savunma yargılandı: İstanbul Barosu davasında beraat kararı
Savunma yargılandı: İstanbul Barosu davasında beraat kararı

Rukiye Leyla Süren, “Bu şahsi değil, tüm barolara açılmış bir davadır. Sessiz kalmamız isteniyor, kalmayacağız. Yaşam hakkını her yerde savunduk. Bu da yaşam hakkını savunduğumuz bir açıklamaydı. Kimse bizden rüzgar gülü olmayı beklemesin. Bizden kimse rüzgarla yön almamızı, dönmemizi beklemesin. Avukatsız, savunmasız adliye isteniyor, buna müsaade etmeyeceğiz. Makbul avukatlar, makbul barolar yaratılmaya çalışılıyor. Makbul avukatlar, makbul barolar olmayacağız, görevimizi yerine getirdik, getirmeye de devam edeceğiz” diye konuştu.

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, “Son söz olamaz. Ben yaşadıkça son nefesime kadar hukuku etkin kılmak için çalışacağıma söz veriyorum” dedi.

Kaboğlu şöyle devam etti:

“Savunma hakkı evrensel bir haktır. Yargılamada adalet, toplumda adalet ve çevrede adalet kavramları farklı ifadelerle dile getirilmiştir. Hapishanelerde, duruşma salonlarında, hatta kamu görevlileri tarafından dahi “bizim de haklarımızı savunun” talebiyle avukatlara başvurulması, savunmanın toplumdaki vazgeçilmez yerini açıkça göstermektedir.”

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında, suçun unsurları oluşmadığı belirtilerek beraat kararı verildi.

Avukatlar “Savunma susmadı, susmayacak” sloganını attı.

Savcı İstanbul Barosu yöneticilerine ceza istendi

5 Ocak Pazartesi günü başlayan duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı. Savcı, Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar hakkında, “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” suçundan hapis cezası istedi.

Savcı, örgüt üyeliği cezası olmayan gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin’in terör örgütü üyesi olduğunu öne sürdü. Mütalaada, baronun gazetecilerin ölümüne ilişkin yaptığı açıklamanın “örgüt üyeliğini özendirici nitelikte olduğu” iddia edildi.

Devam eden günlerde duruşmalar, İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin mütalaaya karşı savunmalarıyla ilerledi. Kaboğlu duruşmadaki konuşmalarında, gazeteciler hakkındaki açıklamada, ifade hürriyetinin dışına çıkan herhangi bir öge olmadığına dikkat çekti.

İddianameden

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin ile bu ölümleri protesto ederken gözaltına alınan gazeteciler için yaptıkları açıklama nedeniyle  İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında iddianame hazırlamıştı.

Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerine, “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamaları yöneltilmişti.

İddianamede, İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında “basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” ve “basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Baro yönetiminin görevden alınmasına karar verilmişti

İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi ve seçim yapılması talebiyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nde hukuk davası açılmıştı. 21 Mart 2025 tarihinde karar çıkmış, baro yönetiminin görevden alınmasına hükmedilmişti.

İstanbul Barosu ve Türkiye Barolar Birliği, kararın Anayasa’ya, baroların özerk yapısına ve savunma mesleğinin güvencelerine aykırı olduğunu belirterek hukuki itiraz yollarına başvurmuştu.

Kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan “terör örgütü üyesi” denildi

Nazım Daştan ve Cihan Bilgin 19 Aralık’ta Suriye’de seyir halindeki araçlarına düzenlenen bombalı saldırı sonucu yaşamını yitirmişti. Aracın şoförü ise yaralı kurtulmuştu. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderdiği davanamede, iki gazetecinin güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdikleri ileri sürülmüştü.

Davanamede, Nazım Daştan ile Cihan Bilgin’in ‘terör örgütü’ üyesi oldukları ileri sürülmüştü. Bu iddiaya gerekçe olarak ise Cihan Bilgin hakkında Mardin ve Gaziantep savcılıklarında yürütülen bir soruşturma ve bir dava, Nazım Daştan hakkında ise İstanbul  ve Ağrı savcılıklarınca yürütülen birer soruşturma gösterildi. Ancak savcılığın yazısında, iki gazetecinin ‘terör örgütü üyesi’ olduklarına dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı gösterilememişti.

Savcılık, haklarında terör örgütü üyeliği yönünde bir karar bulunmayan iki gazetecinin öldürülmesini kınayan İstanbul Barosu yönetimini “terör örgütü propagandası yapmakla” suçlamıştı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.