İSTANBUL (Medyascope) –İBB davasının ilk duruşması 14. gününde tahliye talepli beyanlarla devam etti. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın avukatı Tora Pekin, savcılığın usulsüzce soruşturma başlattığına dikkat çekti ve “İtirafçı ifadeleri çökertildi” dedi. Ayrıca tutuklu sanık Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, etkin pişmanlıktan yararlanarak verdiği itirafçı ifadelerini çektiğini belirtti.

Haberin özeti
- Avukatlık faaliyeti suçlaması: Savunma avukatı Tora Pekin, Mehmet Pehlivan’ın tutuklanmasının tek gerçek nedeninin Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapması olduğunu belirterek, bu durumun hukuk camiasında büyük tepki çektiğini vurguladı.
- Usulsüz soruşturma iddiası: Avukatlık Kanunu gereği zorunlu olan “soruşturma izni” alınmadan iddianame düzenlendiği, bu yasal eksikliğin süreci tamamen sakatladığı ifade edildi.
- Çelişkili itirafçı beyanları: Tutuklamaya gerekçe gösterilen itirafçı Servet Yıldırım’ın, “baskı altındaydım, ifade veremedim” dediği tarihten çok daha önce aslında savcılığa ifade verdiği ortaya konularak beyanlardaki çelişkilere dikkat çekildi.
- Yalanlanan toplantı iddiası: Bir diğer itirafçı Adem Soytekin’in, Mehmet Pehlivan’ın bir toplantı organize ederek kendisine avukat atadığı iddiasının, belgeler ve ilgili avukatın beyanlarıyla Temmuz ayında çürütüldüğü hatırlatıldı.
- Eleştiri – “Kopyala-Yapıştır” kararlar: Mahkeme heyetinin dört aydır hiçbir sanığı tahliye etmediği, tutukluluk devam kararlarının ise gerekçesiz şekilde, imla hatalarıyla birlikte “kopyala-yapıştır” yöntemiyle yazıldığı sert bir dille eleştirildi.
İBB davasında 14. gün
Tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanığın yargılandığı davada ilk duruşma 14. gününde devam etti.
Avukatlar, mahkeme heyetinin belirlediği savunma listesine göre, tahliye talepli beyanlarını sundu.
Duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’ın avukatı Tora Pekin söz aldı.
Pekin, “Mehmet Pehlivan yönünden, suçlamanın tek nedeni Sayın Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını üstlenmesidir. Söylenmeyen ama gerçek neden bu avukatlık faaliyetidir. Meslektaşlarımız için durum açıktır. 76 baro, Türkiye Barolar Birliği ve uluslararası hukuk kurumları bu tutuklamaya, bu suçlamaya itiraz ediyorlarsa, baro başkanlarımız tutuk itiraz dilekçesine imza atıyorlarsa, kısaca avukatlar -dün de gördünüz- Mehmet Pehlivan’la dayanışma içindelerse, Pehlivan özelinde “avukatlık suç değildir” diyorlarsa bunu mutlaka dikkate almanız gerekir” dedi.
“Savcılık izin almadan soruşturma başlattı”
Tora Pekin, Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesine göre Mehmet Pehlivan için soruşturma izni alınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekti.
Savcılığın, zorunlu izni almadığını belirten Pekin, “İzin alınmadan soruşturma yürütülmüş ve iddianame düzenlenmiştir. İleride zaman bulursak daha ayrıntılı olarak açıklayacağız ama savcılığın isnat edilen suçun niteliğini öne çıkararak bu itirazımızı reddetmesinin hiçbir yasal dayanağı yoktur. Soruşturma izni alınmaması Mehmet Pehlivan yönünden soruşturma ve kovuşturmayı tamamen sakatlayan bir eksikliktir” dedi.
Pekin, Pehlivan’ın İBB dosyası itirafçılarından Adem Soytekin ve Servet Yıldırım’ın beyanlarıyla tutuklandığını hatırlattı.
Pekin, “Servet Yıldırım, 2 Haziran’daki ifadesinde Mehmet Pehlivan’ın kendisine tehditvari konuştuğunu, daha sonra baskı altında tutulduğunu o nedenle o tarihe kadar gelip ifade veremediğini söylemiştir ve bu beyan müvekkil için tutuklama gerekçesi yapılmıştır. Fakat bu kişi tutuklandıktan 20 gün sonra 15 Nisan’da, üstelik yanında müdafii olmadan ifade vermiştir. E hani Servet 2 Haziran’a kadar baskı altındaydı, hani ifade verememişti bu yüzden? Bir buçuk ay önce savcıya vermiş ifadesini” diye konuştu.
“İtirafçı ifadeleri çökertildi”
Adem Soytekin’in, Mehmet Pehlivan’ın 6 Mart’taki el koyma kararından bir gün sonra bir hukuk bürosunda bir toplantı organize ettiğini ve burada avukat Onur Büyükhatipoğlu’nu kendisine atadığını iddia ettiğini söyleyen Pekin, şunları söyledi:
“Oysa tutuklamadan sonra; bizzat meslektaşımız Av. Onur Büyükhatipoğlu’nun da bu dosyada ifadesi alınmıştır. Kendisi adı geçen hukuk bürosunda sigortalı olarak çalıştığını, bu büronun 2015’ten bu yana Soytekin ve şirketlerinin avukatlığını yaptığını, kendisinin de Aralık 2024’ten itibaren, önce yetki belgesiyle ardından Şubat 2025’te Adem Soytekin’in kendisine verdiği vekaletnamesiyle avukat olarak temsil ettiğini, söz konusu toplantıyı da müvekkili Adem Soytekin’in organize ettiğini, Mehmet Pehlivan’ın bu toplantıya katılmadığını, kendisini Mehmet Pehlivan veya bir başkasının atamadığını açıklamış ve serbest bırakılmıştır. Belgelendirmek bakımından Avukat Onur Hatipoğlu’nun Soytekin’in şirketi Asoy’u temsil ettiği bir iş davasının duruşma tutanağını ve sözünü ettiğim Şubat 2025 tarihli vekaletnameyi sunuyorum. Gerçeğe ulaşmak için tarihlere bakmanız yeterli olacaktır. Görüleceği üzere Adem Soytekin’in Mehmet Pehlivan’ın tutuklanmasına neden olacak şekilde yalan söylediği aslında Temmuz ayında ortaya çıkmış, kendisine yönelik iddialar o tarihte çürütülmüştü.”
“Özgeçmişinizi böyle yazmayın”
Mahkeme heyetine seslenen Tora Pekin, “Milyon kere söylesem sıkılmam: ‘Bir ceza mahkemesi yargıcı için bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli bir şey olamaz’” dedi.
Devamında, mahkemenin verdiği gerekçesiz tutukluluk devam kararlarına değinen Pekin, şöyle konuştu:
“12 Aralık 2025, 106 tutuklu, 31 Mart 2026 -arada bir eklemeyle- 107 tutuklu. Sıfır tahliye. Dört ayda tek bir kişiyi bırakmadınız. Tablo şöyle: 9 Ocak 2026: 6 satırlık sözde bir gerekçe, tutuk devam. 6 Şubat 2026: kopyala – kontrol C -yapıştır – kontrol V, tutuk devam. 6 Mart 2026: kontrol C, kontrol V, tutuk devam. Ce.Ve. Harflerin böyle denk gelmesi rastlantı işte.
Kontrol C Kontrol V ile CeVe’nizi, yani SiVi’nizi yani özgeçmişinizi yazıyorsunuz. O kadar ki ilk karara “sanıkarın” yazmışsınız, ikinci karar sanıkarın, üçüncü karar sanıkarın… 107 kişi için tek bir isim yazıyorsunuz “sanıklar” diye; onu bile yanlış yazıyorsunuz. Bize sorarsanız gelin özgeçmişinizi böyle yazmayın.
Gelin insanlar, bu ülkenin kendisine saygısı olan, işinde gücünde iyi yurttaşları, sizinle ilgili olarak desinler ki; ‘Bu yargıçlar bir insanın özgürlüğünü elinden almaktan daha önemli bir şey olmadığına kesinlikle inanıyorlar.’
Bu nedenlerle dosyadaki haksız tutuklama kararının sona erdirilmesini talep ediyoruz.”
“Baskıyla savcılığa ifade veriliyor”
İBB davasında tutuklu sanık Vedat Şahin’in avukatı Muhittin Arık, etkin pişmanlıktan yararlanarak verdiği itirafçı ifadelerini çektiğini belirtti.
Şahin’in avukatı Arık şunları söyledi:
“Müvekkilimin emniyette ve de savcılıkta 3 tane olmak üzere toplam 4 tane ifadesi var. Burada bugün için söylüyoruz bunu; en samimi verdiği ifadeler emniyette ve savcılıktaki 22 Mayıs tarihli ifadesidir. Daha sonraki ifadeler -burada birtakım sanık müdafileri de bahsetti- cezaevindeyken kendisine ziyarete gelen birtakım avukatlar; ‘Şöyle ifade verirsen çıkarsın, senin hakkında şöyle suçlamalar var, buradan çıkamazsın’ gibi söylemler… Bunların detayları var, cezaevi kayıtlarından da bunlar çıkacaktır. Bu psikolojiyle, bu baskıyla savcılığa ifade veriliyor. Savcılıkta da savcının odasında; ‘Senin hakkında şu kişi şöyle konuştu, bu kişi böyle konuştu’ denilerek ki biz gizlilik kararının kalkmasından sonra böyle bir suçlamanın olmadığını görüyoruz; müvekkilimin iradesi fesada uğratılarak ifadeler verdirilmesi sağlanmıştır. Biz bugün ifadenin kabul ettiğimiz anlamında emniyette ve savcılıkta verdiğimiz ilk ifadeyi kabul ediyoruz.”
Hakan Aplak’ın avukatı konuştu: “İki polis gelmiş, zabıta memurlarımızı sorgulamaya başlamış”
İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürü Hakan Aplak’ın avukatı İsmet Barlas, şikâyetçi Sedat Kapıdağ’ın oğlu Uğurcan Kapıdağ’ın polisleri kendi aracıyla İBB Avrupa Yakası Zabıta Müdürlüğü’ne götürdüğünü ve baskın yaptığını, zabıta memurlarını sorguladığını söyledi. Barlas, baskın sonrası hazırlanan, Kapıdağ’ın da imzasının bulunduğu tutanağı paylaştı.
Barlas, “Şikâyetçi Sedat Kapıdağ’a soruşturma noktasında yetki verilmiş, sanki özel vasfı haiz bir savcıymış gibi kendisi yetkilendirilmiş. Halk tabiriyle söyleyeceğim; kendisine bu talimat geldikten sonra 2 polis marifetiyle -ki polisleri kendi aracıyla Zabıta Müdürlüğü’ne getirmiş, buna ilişkin kamera kayıtları da var- 2 polis gelmiş, Zabıta Avrupa Müdürlüğü’ne girmiş ve bizim zabıta memurlarımızı polis eşliğinde sorgulamaya başlamış” dedi.
Barlas şunları söyledi:
“Hâkim Bey, şöyle; biz iki müdafi olarak buradayız ama bu tahliyeye ilişkin beyanıma geçmeden önce mahkeme kanalıyla suç duyurusunda bulunma talebim var. Şimdi şöyle Sayın Heyet; bir tutanak var elimizde; 2026 yılının ocak ayına ait. Bildiğiniz üzere aslında müvekkilim Hakan Aplak’ın tutukluluğu bir nebze tevdi raporuna, tevdi raporundan da önce Sedat Kapıdağ’ın şikâyetlerine dayanıyor. Bu noktada Sedat Kapıdağ’ın… Şimdi bu aslında bir savcılık talimatı, kolluğa verilmiş; kolluk bir işlem yapmış ve bu işlemleri almış. Özellikle bu işlem de şu -ben kendi hukuk pozisyonum dâhilinde anlatayım- işlem şöyle olmuş: Eski esaslı dosya için kurmuş bu talimatı. Şöyle diyor; şikâyetçi Sedat Kapıdağ’ın oğlu Uğurcan Kapıdağ, polis marifetiyle müvekkilimin de yetkisinde olan Zabıta Avrupa Müdürlüğü’ne giderek belli bir bilgi toplama işlemi yapmasından bahsediyor.
O yüzden isterseniz bir tutanağa da bakın, ben bir mübaşir aracılığıyla ileteyim. Bu noktada şimdi zaten dediğim gibi; normalde soruşturmada yetkili makam savcılıktır. Ancak burada şikâyetçi Sedat Kapıdağ’a soruşturma noktasında yetki verilmiş, sanki özel vasfı haiz bir savcıymış gibi kendisi yetkilendirilmiş. Halk tabiriyle söyleyeceğim; kendisine bu talimat geldikten sonra 2 polis marifetiyle -ki polisleri kendi aracıyla Zabıta Müdürlüğü’ne getirmiş, buna ilişkin kamera kayıtları da var- 2 polis gelmiş, Zabıta Avrupa Müdürlüğü’ne girmiş ve bizim zabıta memurlarımızı polis eşliğinde sorgulamaya başlamış. Bunun üzerine de tutanak tutulmuş ve bu tutanak durumu yansıtıyor. Bizim, Hakan Bey’in -yani müvekkilim Hakan Bey’in- altında çalışan Miray Hanım’a ait bu tutanak. Tutanak biraz zorla tutulmuş ama tutulmasına izin vermişler. Yani bu durumu da izah etmek istiyordum. Şimdi burada zaten talimat da dediğim gibi, biraz hukuka aykırı olarak yorumluyoruz. Ancak benim esas talebim bu noktada; tahliyeye ilişkin kendi beyanlarıma geçmeden önce Uğurcan Kapıdağ hakkında Türk Ceza Kanunu 262. maddesi uyarınca ve tutanak altında imzası olan 2 polis memuru hakkında Türk Ceza Kanunu 257. madde kaynaklı olarak mahkemeniz kanalıyla suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyorum.
Çünkü talimat doğrudan savcılığa ait olduğu için benim doğrudan savcılığa yapacağım suç duyurusunun bir nebze ilerlemeyeceği kanaatindeyim; tabii ki hiçbir savcıyı zan altında bırakmak istemem. O noktada sizin mahkeme kanalıyla suç duyurusunda bulunmanızın daha doğru olacağını düşünüyorum. O yüzden ret de olsa kabul de olsa bu konuya ilişkin bir karar vermenizi en azından şu an talep ediyorum.”
- İBB dosyasında tutukluluk kararlarına itiraza bir ret daha
- Ruşen Çakır yorumladı: Ve büyük dava nihayet başlıyor!
- Ruşen Çakır yorumladı | İBB davasının ilk gününden izlenimler: Usul esası belirler
- Haftaya Bakış (307): Türkiye savaşın neresinde? İBB davasının gidişatı
- Tarihi dava başlıyor: İşte İBB davası hakkında bilmeniz gerekenler








