İBB davasında 44. gün: Bayılmak üzere olan hipertansiyon hastası Çolak savunmasına devam edemedi

İSTANBUL (Medyascope) – CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına, 44’üncü günde devam ediliyor. Duruşmada Kültür A.Ş.’nin genel müdür yardımcısı Erdinç Çolak, rahatsızlığı nedeniyle savunmasını tamamlayamadı.

İBB davasında 44. gün: Bayılmak üzere olan hipertansiyon hastası Çolak savunmasına devam edemedi
İBB davasında 44. gün: Bayılmak üzere olan hipertansiyon hastası Çolak savunmasına devam edemedi

Ekrem İmamoğlu’nun doğum günü için getirilen pastanın salona sokulmasına izin verilmedi. Tutuklu isimler ve Ekrem İmamoğlu alkışlarla salona girdi. Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu, “Seni seviyorum sevgilim, iyi ki doğdun” yazılı bir dövizle İmamoğlu’nun doğum gününü kutladı.

İmamoğlu doğum gününü kutlayanlara seslendi ve gülümseyerek “Fazla şey yapmayın anneme babama ‘niye doğurdun’ derler dava açarlar” dedi.

Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun doğum gününü Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonuna gönderdiği not ile kutladı.

Özel notta İmamoğlu’na şöyle dedi:

“Biliyorsun kalbimin bir yarısı seninle birlikte Silivri’de tutuklu. Çok zor günlerdeyiz ama biz başaracağız, biz kazanacağız. Yeni yaşın kutlu olsun. Seni özgürlükte kucaklayacağım günler uzakta değil. İyi ki doğdun, iyi ki dostumsun.”

Kürsüde bayılmak üzere olan hipertansiyon hastası Çolak, salondan çıkarıldı

Duruşmaya, “Kamu Kurum ve Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık”la suçlanan Kültür A.Ş.’nin genel müdür yardımcısı Erdinç Çolak’ın savunmasıyla başlandı.

Erdinç Çolak “403 gündür tutukluyum, yaklaşık 2 saat konuşmak için 403 gündür bekliyorum. Kalp damarımın değiştiğini, diyabetimin olduğunu, hipertansiyon hastası olduğumu beton tabutun içinde her gün 16 tane hap içtiğimi biliyordunuz. Beni burada cezalandırırken evlatlarımı da dışarıda cezalandırmayı tercih ettiniz” dedi.

“Şekerim düştü” diyen Erdinç Çolak kürsüde ayakta duramadı. Bayılmak üzere olan Çolak, savunmasına devam edemedi.

Hipertansiyon hastası Erdinç Çolak, salondan jandarmaların kollarında çıkarıldı. Mahkeme başkanı iş insanı Ömür Yılmaz’ın savunmasına geçilmesine karar verdi.

OMR firması olarak yaklaşık 12 milyon dolar vergi ödediklerini anlatan Yılmaz, “2021 yılında Medya A.Ş.’de ihale kazandım. 2022’de Kültür A.Ş.’den ilk kez ihale aldım. Bu ihaleleri hep piyasanın altında yaptım. Usulsüzlük yapmadım. 2023’te 6 ihale kazandım. Haksız kazanç elde etmedim. 2024’te Kültür A.Ş.’de birçok ihaleye teklif verdim ama kazanamadım” dedi. Tüm işlerinin fotoğraflarının kayıtlı olduğunu söyleyen Yılmaz, “Bırakın sisteme fazla para çıkarmayı, bazı tedarikçiler benden parasını çok geç aldığı için zor durumda kaldı. Bir tanesi de burada. Bana sürekli borcunu hatırlatıyor” diye belirtti.

Urban Media yetkilisi Avukat Ahmet Köksal’ın savunması sonrası duruşmaya öğle arası verildi.

Ekrem İmamoğlu, araya gidilirken seyircilere seslendi ve Kemal Kılıçdaroğlu’na tepki gösterdi:

“Burada büyük bir zalimlik yaşanıyor. Büyük bir zulüm altında onur ve haysiyet mücadelesi veriliyor. Başından beri bu sürecin savcılığını yapan iktidarın başındaki zihniyete ve aynı dili kullanan canım partimin başındaki kayyıma, bu insalara hırsız, rüşvetçi diyen iftira atan insanlara sözlerini bu masum insanlar adına aynen iade ediyorum.”

Hüseyin Köksal savunma yaptı

İş insanı Hüseyin Köksal, Ekrem İmamoğlu’yla yıllardır tanıştığını, ailecek arkadaş olduklarını, bu dosyada asıl yargılanma sebebinin de dostlukları olduğunu söyledi. Köksal, bir yıldır dosyadaki evrakların çarpıtılarak basına servis edildiğini, bu iddialaraysa iddianamede yer verilmediğini belirtti.

“Özel jetle yurtdışına para götürdüğü” iddialarına yanıt veren Köksal, “Şimdiden kayda geçsin. Ben hayatım boyunca özel jetle yurtdışına çıkmadım. Bir gün etkin pişmanlıktan yararlandığımı TV’den gördüm. En çok ağrıma giden bu oldu” dedi.

İddianamede Murat Ongun’un yöneticisi olarak gösterilmesine dikkat çeken Hüseyin Köksal, “Murat Ongun ile sanırım son 2-3 yıldır arkadaşız. Benim şirketlerim bu tarihten sonra İBB ve iştiraklerinin herhangi bir ihalesini kazanamamıştır” dedi.

Şirketlerinin bir yıldır TMSF yönetiminde olduğunu söyleyen Köksal, “Tüm ticari hayatım boyunca benim de ailemin de en hassas olduğu konu vergidir. Faaliyette olan 4 tane şirketim var. Bugün aktif şirketlerimin hepsine detaylı vergi incelemesi yapabilirsiniz” dedi.

Köksal devamında, “İmamoğlu İnşaat’tan 1997 yılında da taşınmaz aldık. O zaman da mı suç işledik? Böyle saçma iddia mı olur” diye konuştu.

İmamoğlu söz aldı

Mahkeme başkanı, Hüseyin Köksal’a, ”Daha önce neden Hasan Hüseyin Şenyurt hakkında suç duyurunda bulunmadınız” diye sordu.

Ekrem İmamoğlu söz aldı ve “İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde savcılık düzeni içerisinde aileme ve kişiliğime yüzlerce ağza alınmayacak hakaret ve iftiraların bir tanesine bile soruşturma izni dahi verilmedi. Böyle bir düzen var” dedi.

İmamoğlu, “Bu insanların burada diri ve sağlam kalmasını sağlayan tek şeyin kendileri adına verdikleri onur ve haysiyet mücadelesi olduğunu” söyledi. İmamoğlu, “Dayanamayan bir arkadaşın da burada ne hale geldiğini gördünüz. Bu yaşanan hiçbir şeye benzemiyor. Benim usule dair birikmiş beyanlarım var. Bu büyük haysiyet mücadelesinde sırf aile dostu olmamızdan sebep burada. Buna muhattap olmasından dolayı dertlenmemin seviyesini siz tahmin edemezsiniz” dedi ve ekledi:

“Sayın Başkan, Sayın Heyet; Hüseyin Bey’e, Hüseyin Köksal kardeşime soruyu sormadan önce şu hususun, sizin heyetiniz tarafından çok ama çok ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Elbette siz haklı olarak, az önce ismi geçen kişiyi… Ki ben bu süreci ilk defa duyuyorum… Hasan Hüseyin Şenyurt denen kişi ve onun tehdidi, iftira sürecinin başlangıcındaki attığı adımlar gibi hususlar… Haklı olarak yani süreci öğrenmek için soru sordunuz. Sadece şu kısa notu dikkatinize sunmak istiyorum: İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde, iddia makamının da içinde olduğu savcılık düzeni içerisinde benim şahsıma, aileme, kişiliğime yüzlerce, yüzlerce ağza alınmayacak hakaretlerden iftiralara varıncaya kadar, ki özellikle son dönemde her birisi bir savcıya düşürülerek, ismi belli, hakkında suç duyurusu işlemini de arkadaşlarım başlattılar. Bugüne kadar bir tanesine bile soruşturma izni dahi verilmeyen bir Çağlayan Adliyesi ile karşı karşıyayız.

Bunların şu anda sizin bu dosyanızla ne ilgisi var? Tümüyle ilgisi var. Çünkü bu dosyayla kaynaklı kendi adıma, benim önüme getirilen sayfalarca dökümün sadece 2 sayfasına bakabildim; sonra midem bulandı, kaldırmadı midem, bakamadım devamına. Hani şu iftiralara ya da şu hakaretlere: Eş, çocuk, aile, insanın kendisi, haysiyeti üzerine kurulu cümleler. Bakın tekrar söylüyorum Sayın Başkan; bir tane dahi soruşturma izni verilmeyen hakaretler diyorum bakın, iftiralar diyorum. Bu normal bir düzen değil. Bunun altını çizelim. Yani sorduğunuz sorunun ne kadar haklı olduğunu size ithafen söylüyorum ama aynı şeyi yaşayan ben, bunların hiçbirisine soruşturma dahi açılmayan bir pozisyonu yaşadığımı da size buradan ilan ediyorum. Suç duyurusuna muhatap olan savcıya kim karar verecek? HSK herhalde öyle, kanun öyle. Hiçbir işe yaramayacağını da biliyorum. Bakın; hiçbir işe yaramayacağını da adım gibi biliyorum. Çünkü orası bir kariyer merkezine dönmüştür, makam menfaatine dönmüştür, başka hiçbir şeye dönmemiştir. Bunu da İstanbul Savcılığı ispat etmiştir, bunu da bugünün yürüyen hukuk düzeninde Adalet Bakanlığı da ispat etmiştir. Nokta.

Sevgili kardeşim, 3 kuşaktır tanıştığımız Hüseyin Köksal’ın ifadelerini dinler dinlemez, elbette benim de insani duygularım yüksektir; haysiyete, iffete, namusa nasıl bir saldırıya uğratıldığını yakinen takip ettim. Ben, yanlış anlamayın size ithafen yine söyleyeceğim ama, hani insanlar hakkında konuşmak konusunda beni eleştirdiniz, ‘İnsanları savunmak size düşmüyor’ anlamında. Ama mesele… Yani Hüseyin Köksal’ın burada yargılanmasının yegane sebebi birçok insan gibi Ekrem İmamoğlu’yla tanış olmasıdır. Burada birçok arkadaşımın da nasıl ailelerinden dolayı yargılandığını burada herkes çok yakın görüyor, tanıyor, siz de tanık oluyorsunuz. O bakımdan gerçekten bu kaldırılır bir şey değil. Yani bu insanın böyle kaldırabileceği bir durum değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti süreci içerisinde bu dönem yaşanan kadar vahim olaylar yaşanmamıştır. Yani Hüseyin Bey’in, her biriniz Hüseyin Bey’in yaşadıklarıyla ilgili üzerine atılı suçlarla alakalı ya da değil, onunla alakalı gazete haberlerini ben de buradan Silivri’den takip ettim o Çorlu’dayken. Niye? Kendimi sorumlu hissediyorum çünkü. Sadece o değil ki, kuzeni de burada çünkü; bir başkalarının kardeşlerinin, arkadaşlarının olduğu gibi.

O sayfaları dosya yapsınlar; lütfen rica ediyorum alın sayfaları çevirin bakalım 3 sayfadan, 4 sayfadan sonra dayanabilecek misiniz yani? Nasıl bir insanın iffetine dokunan, iftiracılarla alınıp başka işlere, başka davalara malzeme yapılmaya çalışıldığını göreceksiniz. Bu insanların burada, diri ve sağlam kalmasının altında yatan tek şey; kendi adlarına verdikleri onurlu bir namus mücadelesidir, haysiyet mücadelesidir. Dayanamayan bir arkadaşımızın sağlığının da geldiği mesafeyi görüyorsunuz. Sağlığını geldiği durumu bugün burada canlı canlı izlediniz, Sayın Başkan, sayın heyet. O bakımdan meseleyi hangi seviyede karşıladığınızı ben bilemem. Her dava önemlidir. Siz, her davaya eşit mesafede bakmak zorundasınız, makamınız gereği. Bakınız da. Ama bu yaşanan hiçbir şeye benzemiyor.

Benim usule dair beyanlarım var, birikmiş. Tabii ki söz hakkı isteyeceğim. Burada vaktinizi almayacağım. Söz hakkı isteyeceğim, umarım verirsiniz beş dakika, altı dakika. Belki yarın, belki daha sonraki günlerde ama bu büyük haysiyet mücadelesinde sırf aile dostu olmamızdan sebep ve sırf ahlaklı bir tacir ve bir iş insanı olarak Ekrem İmamoğlu ile yakınlığı üzerinden kurulu yalanlarla, beyanlarla burada bu şeye muhatap olması ile alakalı benim şu anda dertlenmemin seviyesini siz tahmin bile edemezsiniz. O dosyalara bakınız diyorum. Bu, bu benzetmemi lütfen yanlış anlamayın ama ailenize göstermeden bakınız yani. Bir aile ferdiniz yanınızda olmasın. Eşiniz, çocuğunuz olmasın yani. O bakımdan bu meseleyi ağır bir mesele olarak gündeminize almanızı öneriyorum, Sayın Başkan. Hüseyin Köksal için burada bu cümleleri kuruyorum ama her bir insanın feryadının altında bu hisleri ve bu duyguları düşünerek meseleyi ele almanız çok önemli.

Hüseyin Bey, İmamoğlu İnşaat’tan bir villa almışsınız. Benim haberim dahi olmadığını ifade ettiniz ama yine hakim beyin, sayın başkan ve heyetin huzurunda sormam lazım. Bu yönde benim bir talebim veya sürece dair bir önerim, bir tavsiyem, bir zorlamam, herhangi bir diyaloğumuz olmuş mudur, olmamış mıdır?

Bu konuda da şu açıklamayı yapayım Sayın Başkan, daha iyi anlaşılsın. 3000’in üzerinde gayrimenkul üretmiş bir insan ve gizli tapu listesi olmayan bir insan olarak kamuoyuna tapu listesini gizleyip açıklamaktan korkan bir kamu görevlisi olmayan bir Ekrem İmamoğlu olarak yani 3000’de 1 tane tapu aldı diye bu meseleden, yani bir alışveriş yaptı diye kaldı ki aile fertlerine ben herhalde 25-30 tane gayrimenkul satmışımdır son 25 yıl içerisinde, en az 25-30 tane, 3000’de 1 tane tapu aldı diye bu arkadaşımız burada bununla ilgili bir madde düzenlendi. Bir ilave daha yapayım. Yine bu iddianamede, buradan tahliye ettiniz, benim iş yerimle alışveriş yapan adamı tanımıyorum bile. Barter’la bir gayrimenkul aldı diye bu dosyada yargılanıyor. Daha ileri gideyim. 40’a yakın çalışanıma ben gayrimenkul verdim, daire verdim 30 yıllık ticaret hayatımda, 35 yıllık ticaret hayatımda. İki tane personelim ev aldı diye kendi şirketimden aklamayla ilgili gayrimenkulüne tedbir konuldu, iki defa ifadeleri alındı. Böyle bir zulüm, böyle bir ızdırap yaşatılmaz Sayın Başkan. Bu sorunun burada sorulmasını bile addederek sorduğumun da altını çizeyim.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş