Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan: “Bu iddianame hukuk tanımaz bir ekibin eseri”

İSTANBUL (Medyascope) – 68’i tutuklu 414 sanıklı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının ilk duruşmasına, 52’nci günde devam ediliyor. İBB davasında İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunma yaptı. Aynur Tuncel Yazgan, “Adil yargılanma hakkı, kendi kendine kullanılabilen bir hak değildir” dedi.

İBB davasında 52. gün | Buğra Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunma yaptı
İBB davasında 52. gün | İPA Başkanı Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunma yaptı

Tutuklanarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına, 52. günde devam ediliyor. 51. günde, İPA Başkanı Buğra Gökce savunma yapmıştı.

Tutukluların salona gelmesiyle duruşma başladı. Ekrem İmamoğlu, “Gününüz aydın olsun haftanız aydın olsun önümüz açık olsun, hepinizi çok seviyorum” dedi.

İPA Başkanı Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan savunma yaptı

İPA Başkanı Buğra Gökce’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan‘ın savunmasıyla duruşmaya devam edildi. Tutuklu isimlerin eşlerini selamlayan Yazgan, “İnsan yaşlandıkça dejenere oluyor, ben de ağlama moduna giriyorum. Öyle olursa ayıplamayın. Çünkü bu dosyanın insani yükü bizleri biraz yordu” diye konuştu.

“Adil yargılanma hakkı, kendi kendine kullanılabilen bir hak değildir. Canınız sıkılıyorsa intihar edebilirsiniz, malınızı mülkünüzü satabilirsiniz ama adil yargılanma hakkından isteseniz de vazgeçemiyorsunuz” diyen avukat Yazgan, mahkemenin kaleminde 3 saat boyunca Buğra Gökce hakkındaki MASAK raporu aradıklarını ancak buldukları raporun kendileriyle ilgili olmadığını söyledi.

Gizli tanık ifadelerine de dikkat çeken Yazgan, “Bir tanesi bile Buğra Gökce’nin gözünün üstüne kaşı var demiyor” dedi. Yazgan, Ergenekon, Balyoz, Şike, KCK gibi dosyalarda eski Ceza Kanunu’na dayanılarak proje bazlı çalışma yapıldığını ifade etti. Bunun o dönemde de hukuksuz olduğunu, 2005’te yürürlükten kalktığını söyleyen Yazgan, “İnşallah bu soruşturma da bir mevzuat artığı ve kötü uygulamalarının örneği olan bir proje değildir. Canı gönülden buna inanmak istiyorum” dedi.

İBB Davası’nın iddianamesinin kabul edilmemesi gerektiğini söyleyen Yazgan, “Bu iddianameyi kabul ettiniz. Bu iddianame, hukuk tanımaz bir ekibin eseri. Bu geçmişte bu ekibin yaptığı işleri gördük” ifadelerini kullandı.

İBB iştiraki Kültür A.Ş. Reklam Şefi Metin Bal: “Hakkımda hiçbir somut belge yok”

İBB iştiraki Kültür A.Ş.’nin reklam şefi Metin Bal’ın savunmasına geçildi. Hakkındaki suçlamaları kabul etmeyen Metin Bal, “Hakediş hesabı yapmadım, onayını vermedim, sözleşme imzalamadım, bana verilen görevleri yerine getirdim” dedi. Bal, dosyanın itirafçılarından Gökhan Köseoğlu’nun verdiği ifadedeki sözlerinin kendisinin lehine olduğunu, usulsüz işlem yapmadığını söylediğini ancak iddianamede aleyhineymiş gibi yorumlandığını söyledi.

Sayıştay raporlarında herhangi bir usulsüzlüğün tespit edilmediğine dikkat çeken Bal, hiçbir firmaya öncelik sağlamadığını ifade etti. İddianamede ve eklerinde hakkında hiçbir somut belge olmadığını söyleyen Bal, isminin geçtiği ifadelerle ilgili tarafına herhangi bir soru sorulmadığını belirtti.

“Olmayan bir şeyden müvekkilimizin suçsuz olduğunu kanıtlamaya çalışıyoruz”

Metin Bal’ın avukatı Faruk Emre Akı’nın savunmasına geçildi. Soruşturma sürecine ve savcılığın iddialarının temelsiz oluşuna dikkat çeken Avukat Akı, “Olmayan bir şeyden müvekkilimizin suçsuz olduğunu kanıtlamaya çalışıyoruz” dedi. Akı, “Müvekkilimin suça ilişkin illiyet bağı açıklanmadan tevdi raporuna, MASAK raporuna atıf yapılmış, altına ifadeler yapıştırılmış ve sorumlu tutulmuş” diye ekledi.

Kültür A.Ş.’nin eylemlerinde herhangi bir kamu zararı olmadığını belirten Akı, “Zarar yoksa menfaat yok, menfaat yoksa dolandırıcılık, örgüt yok, ortada para yok. Dosyada halen ispatlanan bir iddia yok” dedi. Müvekkilinin 14 aydır tutuklu olduğunu söyleyen Akı, “Adli sicili tertemiz, kaçma şüphesi yok” deyip tahliye talep etti.

“Şafak baskınıyla gözaltına alındım”

Üsküdar sahilindeki kaçak kafelerin sahipleri tarafından saldırıya uğrayan, defalarca tehdit edilen, İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten’in savunmasına geçildi. Gülten, görev yapmadığı Kültür A.Ş. ile ilgili ihalelerle suçlanıyor.

Ramazan Gülten savunmasına, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde İmar ve Şehircilik Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken 26 Nisan 2025 Cumartesi günü saat 6:00’da, şafak baskını ile evimden gözaltına alındım. Bu sırada eşim 6 aylık hamileydi, şimdi kızımız 11 aylık oldu” sözleriyle başladı.

Hayatının tamamını kamu hizmetine adamış bir şehir plancısı ve bürokrat olarak geçirdiğini, 7 ay ne ile suçlandığını bilmediğini söyleyen Ramazan Gülten, “Tutuklanmama gerekçe gösterilen, beyana dayalı iddialar ne denli gerçeklikten uzaksa, bugün huzurunuzda sanık olarak bulunmama dayanak teşkil eden iddianamedeki iddialar da aynı ölçüde gerçeklikten uzaktır” dedi.

Gülten: “Cevaplayamayacağım tek bir soru yok”

Ramazan Gülten, savunmasını şöyle sürdürdü:

“İdare hukukunun en temel ilkeleriyle bağdaşmayan; idari süreçler ve ceza hukuku bakımından da uyumsuz; maddi gerçek ve delillerle örtüşmeyen, tek bir somut delile dayanmayan; yalnızca sözde itirafçı ve diğer beyanlarla ayakta tutulmaya çalışılan iddialardan ibarettir. Bu itirafçı beyanlarının uydurma ve hayal ürünü olduğu, peşin cezalandırmadan kaçınmak amacıyla verildiği zamanla ortaya çıkmakta ve bizzat itirafçılar tarafından geri çekilmektedir.
Herhangi bir suç işlemediğim gibi; cevaplayamayacağım tek bir soru, hesap veremeyeceğim tek bir işlem, açıklayamayacağım tek bir karar ya da imza da yoktur. Burada asıl acı olan, hayatım boyunca titizlikle koruduğum kamu görevlisi kimliğimi ve mesleki itibarımın, bu gerçek dışı iddialarla yan yana getirilerek kirletilmeye çalışılmasıdır.”

Ramazan Gülten, imar ve şehircilik alanında yürütülen tüm işlemlerin; kanun ve yönetmeliklerden oluşan imar mevzuatına, teknik kriterlere ve imar planlarına bağlı olduğunu söyledi. Gülten, “Bu görev kişisel takdirle değil; ancak ve ancak hukuk, teknik raporlar ve yazılı düzenlemeler çerçevesinde yürütülür. Hepsinin temelinde ise ‘kamu yararı’ ilkesi bulunmaktadır. Ben de tüm meslek hayatım ve İBB‘deki görev sürem boyunca, tam da bu ilkelere bağlı kalarak imar mevzuatının gereklerini yerine getirdim” dedi.

Gülten, “Tarafıma yöneltilen isnadların; görev, yetki ve sorumluluk sınırlarım, idari hiyerarşi içerisindeki konumum ve şahsıma atfedilebilecek somut bir işlem, talimat, müdahale veya kişisel tasarruf ortaya konulamadığından hukuki dayanaktan yoksun olduğu açıktır” diye devam etti.

Gülten, Üsküdar’daki saldırıyı anlattı

Üsküdar sahilindeki kaçak kafelerin sahipleri tarafından saldırıya uğrayan Ramazan Gülten, “Kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca iki TOMA ve sekiz otobüs çevik kuvvet bölgede nöbet tuttu. Tüm bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde büyük olaylarla yıkıldı” dedi. Gülten, şunları anlattı:

“Üsküdar Salacak Sahili’nde, halk oylamasıyla belirlenen projenin uygulanmasının önünde engel teşkil eden ve kamusal alanı işgal ederek ticari faaliyet yürüten 12 yapıyı tespit ettik. Bu yapılardan 8 tanesinin yıkımını 2 yıllık süreçte gerçekleştirdik. Dokuzuncu yapının yıkımı sırasında ise, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından gece saat 02.00’de, yıkıma engel olunması yönünde emniyete, yıkım yapanlar hakkında işlem yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı gönderildi. Kaçak yapının yıkımını engellemek amacıyla 10 gün boyunca iki TOMA ve sekiz otobüs çevik kuvvet bölgede nöbet tuttu. Tüm bu engellemelere rağmen söz konusu yapı nihayetinde büyük olaylarla yıkıldı. 10. yapının yıkımı sırasında, gerekli güvenlik önlemleri alınmadığı için yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğradım; linç edilmek istendim ve ciddi şekilde yaralandım. Kalan iki kaçak yapıya ilişkin yıkım süreci ise halen Danıştay’da devam etmektedir. Kamu düzenini ve kamusal alanları korumaya çalışırken bana yönelik gerçekleştirilen bu fiili saldırıya ilişkin yargılama üç yıldır sürüyor, bugüne kadar hiç kimse bir haftadan fazla tutuklu kalmamıştır. Buna karşılık bugün ben, ismimin dahi açıkça zikredilmediği, soyut beyanlara dayalı isnatlar nedeniyle 14 aydır özgürlüğümden yoksun bırakılmış bulunuyorum.

Yalnızca hukuktan yana durduğu için hedef alınan, bu nedenle fiili saldırıya uğrayan ve maruz kaldığı saldırıya ilişkin yargılaması üç yıldır sonuçlandırılmamış bir kamu görevlisinin; bugün suç örgütüne üye olmak, kamu görevini kötüye kullanmak, ihaleye fesat karıştırmak ve menfaat temin etmek gibi son derece ağır suçlamalarla yargılanıyor olması, adalet duygusunu derinden zedelemektedir.”

Ramazan Gülten, İstanbul’daki AKP döneminde imar planları değiştirilerek yapılan “rant projelerini” anlattı. Hakim araya girdi, “Bunları neden bana anlatıyorsun. Tüm İstanbul’un imar durumunu anlatmayacaksın herhalde” dedi. Gülten, “Anlatıyorum, devam edeceğim” dedi. Duruşmaya, yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Tutuklu eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, “80 milyarlık rantı anlattı burada, biz tutukluyuz” diyerek tepki gösterdi. Ekrem İmamoğlu, “Ramazan’ın anlattıklarını tüm Türkiye’ye anlatın” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş