İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasında İPA Başkanı Buğra Gökce savunma yaptı. Gökce, “Görevimden dolayı soruşturulmayı millete hesap vermek biçiminde yorumlarım” dedi.

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- İBB davasında Buğra Gökce, soruşturulmayı millete hesap vermek olarak değerlendirdi.
- Davanın ilk duruşmasında Gökce, hakkındaki iddiaların delilsiz olduğunu belirtti.
- Gökce, rant baskısına teslim olmadığını ve kamu hukuku önceliğiyle görev yaptığını vurguladı.
- 19 Mart 2025’teki operasyon sırasında yaşadığı hukuksuzlukları ve polis müdahalelerini anlattı.
- Gökce, evlilik fotoğraflarının cezaevi yönetimi tarafından teslim edilmediğini ve eşit muamele ilkesinin ihlal edildiğini ifade etti.
İlgili haberler
- Sarallar operasyonu: Ünlü isimler emniyete çağrıldı
- Suç örgütlerine yönelik operasyonlarda ele geçirilen 23 araç emniyete verildi
- Cumartesi Anneleri 1058. haftada Vedat Aydın için adalet istedi
- Gözaltına alınan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce kimdir?
- Üç yıl hapis istemiyle yargılanan Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Çervatoğlu Medyascope’a konuştu: “300 yıl da ceza verseler halkımız için razıyız”
Bilmeniz gerekenler
İPA Başkanı Buğra Gökce savunma yaptı
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil 68’i tutuklu 414 sanıklı davanın ilk duruşmasına, 51’inci günde devam edildi.
Son olarak, İBB Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanı Taner Çetin ve İBB Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Daire Başkanlığı bünyesindeki Halkla İlişkiler Şube Müdürü Serap Karay’ın savunması alınmıştı.
İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, savunma yapmak için kürsüye geldi. Buğra Gökce, 1996 yılından bu yana 30 yıllık kamu görevinin olduğunu söyledi. Gökce, “Otuz yıllık kamu görevim boyunca, millete hizmetkâr olma bilinci ile çalışmış vatan evladı olarak, görevimden dolayı soruşturulmayı millete hesap vermek biçiminde yorumlarım” dedi.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon haberlerimizin tamamını okuyun.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon videolarımızın tamamını izleyin.
“Hakkımda öne sürülen iddialar üç temel varsayıma dayanıyor” diyen Gökce, “Bir suç örgütünün var olduğu; iki, bu suç örgütün kısmen ihaleleri de manipüle ettiği; üç, benim de örgütün bir üyesi olarak bu ihale manipülasyonuna katıldığım iddiaları. Ancak iddianamede bu üç varsayımın hiçbirinin somut delillerle desteklenmediği, iddia makamının kurgusunun dayanaksız olduğu açıkça görülmektedir” diye konuştu.
“Rant baskısına teslim olmadım”
2008’de İzmir 2 No’lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na şehir plancısı üyesi olarak dönemin Kültür Bakanı Ertuğrul Günay tarafından atandığını söyleyen Gökce, “Allianoi Antik Kenti’nin sular altında kalması yönündeki kurul kararına kurul başkanı olarak şerh düştüğüm için görev yerim değiştirildi, adeta sürüldüm, Konya’ya görevlendirildim” dedi.
Gökce, Türkiye’nin üç büyük kenti dışında birçok kentinde koruma amaçlı mücadele ve üretim geleneğine uygun, azami bir çalışma içinde olduğunu belirtti.
“Rant baskısına teslim olmadım, kendimi de zenginleştirecek hiçbir çabam olmadı. Bu tip tüm işlemlerden hep uzak oldum” diyen Gökce, “İBB’deki görevimi, bundan önceki tüm mesleki yaşamım ve akademik geçmişimde de olduğu gibi o çizgiyi bozmayan, güçlendiren, kenti ve çevreyi koruyan, kentsel değerleri, kimliği ve kent haklarını gözeten, ezilenden yana olan ve kamu hukukunu önceleyen bir görev bilinci ile onurla yaptım” ifadelerini kullandı.
İBB’de, 17 ay görev yaptığını söyleyen Buğra Gökce, “Bu 17 aylık süreyi özellikle vurguluyorum. Çünkü hakkımdaki suçlamalara konu edilen eylemlerin bir bölümünün bu 17 aylık görev süresinin dışında kaldığını, dosyaya biraz dikkatle bakıldığında sizlerin de göreceğine inanıyorum” dedi.
Gökce, devamında şunları söyledi:
“Hakkımdaki suçlamaların geçmişimle ne kadar uyumsuz olduğunu özellikle anlatmak isterim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevimi, daha önceki tüm mesleki yaşamım ve akademik geçmişimle uyumlu bir şekilde yürüttüm. Göreve gelirken de böyle bir anlayışla geldim. Kenti ve çevreyi koruyan, kentsel değerleri, kent kimliğini ve kent haklarını gözeten; ezilenden yana olan ve kamu hukukunu önceleyen bir görev bilinciyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde onurla çalıştım.
Görev yaptığım süre boyunca çok iyi yetişmiş, pırıl pırıl, çoğu genç ama son derece deneyimli mimarlar, şehir plancıları, mühendisler ve diğer meslek insanlarıyla birlikte çalışma fırsatı buldum. Ne yazık ki onların bir bölümü bugün bu salondadır, Sayın Başkan. Onlarla birlikte kent ve halk yararına çok önemli işlere imza attık. Hatta şunu açıkça söylemek isterim ki; onların emeği benimkinden çok daha fazladır. Ben burada yalnızca 17 ay görev yaptım. Bu nedenle hepsinin emeği önünde saygıyla eğiliyorum.”
Göreve geldiklerinde kıyıların ticari işletmeler tarafından işgal edildiğini söyleyen Buğra Gökce, bu mekanları işgalden arındırdıklarını belirtti. Gökce, “Bizlere kamusal mekanları işgal edenler silah çekti, geri çekilmedik. Kıyıları talan edenler yumruk salladı vazgeçmedik. Bu kamu yararını savunan kıymetli arkadaşlarım burada benimle kamuyu dolandırmakla suçlanıyor” dedi.
19 Mart 2025’deki operasyon sonrası siyasi spekülasyon ile tutuklanma gerekçesi olarak bir kısım medya tarafından mesnetsiz iddialar ileri sürülüp itibar suikastına kurban edilmek istendiğini söyleyen Gökce, “İddianamede, İPA Başkanı olarak yürüttüm bu görevimle ilgili tek bir suçlama dahi bulunmamaktadır” diye konuştu.
Gökce, şöyle devam etti:
“İstanbul’u talan etmekte son derece mahir olan bazı çevrelere karşı yoğun bir mücadele verilmiştir. Elbette bunlar yalnızca burada bulunan teknik kadroların iradesiyle gerçekleştirilebilecek işler değildir.
Birçoğuyla daha önce tanışıklığım olan bu teknik arkadaşlarımızın hiçbirimizin tek başına gerçekleştiremeyeceği işleri hayata geçirebilmesinin nedeni, bu çalışmaların arkasında güçlü bir siyasi iradenin bulunmasıdır.
Bu nasıl mümkün olmuştur? Bu, Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla mümkün olmuştur. Çünkü Ekrem İmamoğlu, kamusal alanların işgalden kurtarılması, ayrıcalıklı kişi, vakıf ve derneklere tahsis edilen alanların kamuya geri kazandırılması konusunda teknik kadroların arkasında durmuş ve siyasi irade göstermiştir.
Sayın İmamoğlu ranttan değil, halktan yana durduğu için bu projeler hayata geçirilebilmiştir. Ülkemizde belediyeler ne yazık ki çoğu zaman rant tartışmalarının merkezinde yer alırken, İstanbul’da bunun tersini yapmaya çalışan bir anlayış ortaya konulmuştur.”
“Eve çilingir marifetiyle girildi”
Buğra Gökce, 19 Mart 2025’teki operasyonunda ve Vatan Emniyet’te yaşadıklarını anlattı. Gökce, “Bugün kıymetli eşim olan nişanlım Filiz Hanım’ın evine sabah saat 06.00 civarında yapılan aramayla başladı. Filiz Hanım o sırada evde değildi. Ben de evde değildim. Buna rağmen eve çilingir marifetiyle girildi. Esasında açık bir hak ihlali yaşandığını düşünüyorum. Filiz Hanım’ın evinde ne bulundu, polis neyi tutanak altına aldı, neye el konuldu; bunların hiçbirini bilmiyoruz” dedi.
Vatan Emniyet’e gidip kendi isteğiyle teslim olduğunu ifade eden Gökce, polisin kendisine “yakalama görüntüsüne ihtiyacı olduğunu” söylediklerini belirtti.
Gökce, şunları anlattı:
“Arandığımı öğrenmem üzerine ben kendi irademle Vatan Emniyet’e giderek teslim oldum. Bakınız, bu fotoğraf benim Vatan Emniyet’e kendi ayağımla gittiğim sırada çekilmiş bir fotoğraftır. Arkadaşlar tarafından, benim bilgim dışında çekilmiş bir fotoğraf. Akabinde sağlık kontrolüne sevk edildim. Ancak emniyete girişim, diğer kişilerde olduğu gibi polis eşliğinde görüntülenmediği için olsa gerek, arkadaşlar bir ‘yakalama görüntüsüne’ ihtiyaç duyduklarını söylediler.
Ben de buna itiraz etmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine emniyete girişimin yeniden görüntülenmesine karar verildi. Şimdi gördüğünüz bu fotoğrafın bir hikâyesi var. Bunu özellikle anlatmak istiyorum. Çünkü ben emniyete normal şekilde girdim. Polis eşliğinde ya da zor kullanılarak getirilmiş biri değildim. Kendi ayağımla gittim. Ancak bana, ‘Bir fotoğraf çekeceğiz, tekrar dışarı çıkacağız’ denildi. Peki dedim. Dışarı çıktık. Daha sonra bu fotoğraf çekildi. Ardından tekrar yukarı çıkarıldım ve yeniden nezarethaneye konuldum. Bir süre sonra tekrar dışarı çıkarıldım. Bu kez bana, ‘İlk fotoğraf olmamış. Dikey çekmişiz, yatay çekmemiz gerekiyor. Bir kez daha çekim yapacağız’ denildi. Bunun üzerine üçüncü kez dışarı çıkarıldım ve yeniden emniyete giriş yaptırıldım. Sonuç olarak, bu görüntülerin elde edilebilmesi için ben üç kez polis eşliğinde emniyete sokuldum.”
Buğra Gökce, tutuklanmasının kendisine hakimlikçe bildirilmeden önce bazı basın-yayın organlarınca önceden duyurulduğunu, sekiz ay boyunca kısıtlılık gerekçesiyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini söyledi.
Gökce, “Sekiz ay boyunca sekiz ayrı hâkime, ‘Dosyada rüşvete dair ne olduğunu bana söylemeseniz de siz kontrol edin’ diyerek, adeta yalvardım. ‘Sizler olmadığını göreceksiniz’ desem de dinletemedim. Sekiz kez rüşvet almaktan ve suç örgütüne üye olmaktan tutukluluğumun devamına karar verildi” dedi.
İddianamede, rüşvete dair herhangi bir kanıt ya da iddia bulunamayınca, bu kez kamu görevlisi olarak attığı bazı imzalar nedeniyle “ihaleye fesat karıştırma” ile suçlandığını söyleyen Gökce, “Suç tarihi diye ifade edilen 2020 yılının haziran ve temmuz aylarında, ben İBB’de çalışmıyorum. İstanbul kentinde ikamet de etmiyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin genel sekreteri olarak kamu görevi icra etmekteydim” diye konuştu.
Soruşturma evresinde sorulmayan sorular ve incelenmeyen hususlar üzerinden örgüt yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Buğra Gökce, “Bu sipariş belgeleri hazırlayan da ne hikmetse terfi etmiştir. Davaya konu edilen ihaleler, tamamen yasal süreci içinde işlem gören, daha önce çalıştığım kurumlardakinin bir benzeri olan, kendi rutini içinde yürüyen özellik taşımaktadır” dedi.
Gökce devamında, 2019 öncesi dönemde hukuka uygun kabul edilen uygulamaların, bugün farklı bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu, 2018’deki ihaleleri yapan kişinin İller Bankası müdürü olduğunu ifade etti. Gökce, “2019 sonrası dönemde benzer imzaları atan bazı kişilerin yaklaşık 15 aydır Silivri’de, ağır ve ölçüsüz bir özgürlük kısıtlamasına maruz bırakılması hukuki ilke ile izah edilemez. En az AK Partiliyseniz İller Bankası müdürü oluyorsunuz, bakan oluyorsunuz ama benim gibi CHP’liyseniz Silivri’de yatan oluyorsunuz” diye konuştu.
Duruşmaya öğle arası verildi. Ekrem İmamoğlu, seyircilere seslendi ve “Mücadelemize devam ediyoruz” dedi.
“‘Biz seni kafaya taktık, senin her adımın suç’ demeye getiriyor bu iddianame”
Verilen aranın ardından İBB iştiraklerinin kendi tüzel kişilikleri ve Sayıştay denetimine tabi olduğunu söyleyen İPA Başkanı Buğra Gökce, “İddianamede karar verilsin. İhale yapsan suç, yapmasan suç. İmza atsan suç atmasan suç. Kimi ihaleyi parçaladığımız için kiminde de parçalamadığımız için suçlama yapılıyor. ‘Biz seni kafaya taktık, senin her adımın suç’ demeye getiriyor bu iddianame” diye belirtti.
Gökce, İBB’nin ecrimisil ve kira gelirlerinin 2014 – 2019 arasında 468 milyon lira olduğunu, 2020 ve 2025 arasında bu rakamın 4,5 milyar liraya çıktığını söyledi. Gökce, “Gelirleri 9 kat arttırmışız. İştiraklerden işleri alan firmalarla bir irtibatım, tanışıklığım ya da menfaatim olmadığına göre onların ihale alması için attığım imzalarla onlar için tüm kariyerimi de çöpe atacak risklere girmem eşyanın tabiatına külliyen aykırıdır. Nitelikli dolandırıcılık ile kamuyu zarara uğrattığım iddialarını da kararlılıkla ve tüm varlığımla reddediyorum” dedi.
“Evlilik fotoğraflarım teslim edilmedi”
Kendisi gibi İBB tutuklulusu meslektaşı Gürkan Akgün’ün de cezaevinde evlendiğine dikkat çeken Buğra Gökce, evlilik fotoğraflarının cezaevi yönetimince teslim edilmediğini söyledi.
“Bu teknoloji çağında, nikah fotoğrafı olmayan iki çift varsa o biziz. Fotoğraflar çekildi ancak 13 aydır verilmedi” diyen Gökce, “Aynı cezaevinde başka dosyalardan yargılananlara fotoğraflar teslim edilirken, bize verilmemesi ister istemez şu soruyu sorduruyor: Uygulamada bize farklı bir hukuk mu uygulanıyor. Mesele fotoğraf değildiri. Mesele, eşit muamele ilkesidir. Hukuk yalnızca kanun metinlerinde değil, uygulamada da eşit olmalıdır” ifadelerini kullandı.
“Örgüt” iddialarına tepki gösteren Gökce, “Bildiğim tek örgüt, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun bir parçası olarak kurulmuş İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’nın kurumsal örgütüdür” dedi.
İmamoğlu söz aldı
Buğra Gökce’nin savunması sona erdi, Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, Gökce’nin, Vatan Emniyet’e kendi isteğiyle gidip teslim olduğunu, polislerin kendisine “yakalama fotoğrafının lazım olduğunu” belirtmesi üzerine tekrar dışarı çıkarılıp çekim yaptırılması olayı üzerine konuştu.
İmamoğlu, “Polisimizi bu tür tartışmaların içine çeken, onları bu sürece alet eden ve ortaya bu görüntülerin çıkmasına neden olan kim varsa, hangi anlayış varsa, bunu millet adına kınıyorum” dedi.




