Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?

ANKARA (Medyascope) – Haftalardır beklenen, tartışılan, eleştirilen çerçeve yasa TBMM Genel Kurulu’nda yarım gün sürmeyen bir mesaiyle kabul edildi. Bu sürecin en çok merak edileni YENİ Parti oldu. Özgür Özel teklife “evet” dedi ve bu bazı kesimleri öfkelendirdi, bazılarını şaşkına çevirdi. Peki neden? Özel’in nerede durduğu başından beri belliydi. CHP, daha sonra YENİ Parti’nin ve Özgür Özel’in bütün süreç boyunca ne tutum aldığını bütün detaylarıyla ele aldık.

Bilmeniz gerekenler
Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?
Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?

Tarafların “Terörsüz Türkiye” veya “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak adlandırdığı çözüm sürecinde önemli eşiklerden biri aşıldı ve çerçeve yasa Meclis’te kabul edildi. “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla bu kanun, örgütün tasfiyesinin tespit edildiğine dair Milli Güvenlik Kurulu karar aldığı zaman yürürlüğe girecek.

Ancak çerçeve yasa Meclis’e sunulduğundan bu yana en çok konuşulan, tartışılan ve belki de “ayar verilmeye çalışılan” şey YENİ Parti’nin ne tutum alacağı oldu. Ortak imzayla teklifin sunulmasını istediklerini ifade etmelerine rağmen AKP’nin son güne kadar teklif taslağını siyasi partilerle paylaşmaması, içeriğini görmeden AKP ve MHP milletvekillerinin imzalaması, atanmış CHP’nin ilk imzacılar arasında yer almasının gerekçeleri, DEM Parti’nin etkin pişmanlık ve hak yoksunluğu konusundaki itirazlarına rağmen teklife son anda imza vermesi; YENİ Parti’nin ne yapacağı kadar merak edilmedi ya da tartışılmadı. Özel’in de aralarında olduğu 35 YENİ Parti milletvekili “evet” dedi, 54’ü ise “hayır” oyu kullandı.

Biz bir yankı odasından mı olayları görüyoruz, yoksa sosyal medyanın azizliğine mi uğruyoruz, ya da süreç karşıtlarının başarılı bir stratejisini mi izliyoruz; bunun yanıtı bende yok. Ancak YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel herhangi bir açıklama yapmadan veya teklif henüz komisyona gelmeden önce ne tutum alacaklarının yanıtı vardı. Çünkü Özel’in “tarihsel tutarlılık” olarak işaret ettiği tutumlarını, iki yıldır yakından izliyorum. Sürecin başından bu yana Özgür Özel’in, CHP’nin ve mutlak butlan kararından sonra kurdukları YENİ Parti’nin nasıl refleksler gösterdiğini, zihnimden geçenleri derleyip toparlayıp yazarak hatırlatma ihtiyacı duyuyorum.

İlk çıkış “Kürtlere devlet vaadi” oldu

Özel Kürt sorununun çözümüne ilişkin ilk radikal çıkışı 22 Ekim 2024’te yaptı. Bu tarih, süreçteki ilk kritik eşiklerden biriydi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 1 Ekim’de DEM Parti sıralarına gitmesinin ardından grup toplantısında herkesi şaşkına çeviren bir konuşma yaptı. Bahçeli, Abdullah Öcalan’ın tecridi kaldırılırsa DEM Parti grup toplantısına gelerek örgütünü lağvettiğini açıklamasını istedi.

Birkaç saat sonra grup kürsüsüne çıkan Özgür Özel ise “El yükseltiyorum Devlet Bey. Ben de Kürtlere bir devlet teklif ediyorum. Tam olarak kendilerini ait hissetmeyen bütün Kürtlere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sahibi olmayı teklif ediyorum. Varsanız hep beraber bunu yapalım. Tüm Kürtleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin sahibi yapalım” ifadelerini kullandı. Özel, beş gün sürecek güneydoğu programı için o akşam Diyarbakır’a gitti.

23 Ekim 2024’te Diyarbakır’dan Özel’in verdiği ilk mesaj “Kürt’ün sorununun olup olmadığına Kürtler karar verir. Devlet karar veremez” şeklinde oldu. Eşit yurttaşlık vurgusu, ilk günden bu yana konuşmalarında öne çıktı. Özel güneydoğu programını tamamlayamadı, aynı gün TUSAŞ saldırısı nedeniyle Ankara’ya döndü. Çok geçmedi, bir hafta sonra ardı arkası kesilmeyecek operasyonların ilki gerçekleşti.

Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?
Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?

CHP’li belediyeye “kent uzlaşısı” operasyonu

CHP’li Esenyurt Belediyesi’ne “kent uzlaşısı” operasyonu düzenlendi, Belediye Başkanı Ahmet Özer PKK üyesi olmakla suçlanarak tutuklandı ve belediyeye kayyum atandı. Bir hafta önce iktidar ortağı Öcalan’ı Meclis kürsüsüne davet ederken, Türkiye’nin en büyük ilçesinin başkanı “kent uzlaşısı” denen seçim ortaklığı gerekçesiyle tutuklandı. Özer, üyelik suçlamasıyla yargılandığı davada, 15 ay sonra altı ay üç ay hapis cezası aldı.

Özel hemen ertesi gün Kürt sorununun çözümü noktasında CHP’nin kırmızı çizgileri olup olmadığı sorusuna “Herkes kırmızı çizgileri konuşursa, kimse kimseyle oturup bir şey konuşamaz. Ama CHP’nin net olarak ortaya koyduğu perspektif şudur: TBMM çatısı altında, hiçbir partinin dışlanmadığı şeffaf, demokratik, samimi, kimsenin kimseyi kandırmadığı, iyi niyetle oturulmuş, toplumsal mutabakat arayan bir iş” diye yanıt verdi. Şehit ailelerinin ve gazilerin onay vermediği hiçbir şey yapılmaması gerektiğini de vurguladı.

Şimdiden şunu söyleyeyim, CHP’ye yönelik operasyonlar Özel’in Kürt sorununun çözümü konusunda durduğu yerden geri adım atmasına neden olmadı.

27 Şubat çağrısına Özel’in tepkisi

Süreçteki en önemli eşiklerden biri Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te PKK’ya silah bırakma çağrısı yapmasıydı. CHP’nin aynı gün gündeminde cumhurbaşkanlığı ön seçimi için yaptıkları “Gel, Seç, Tarihe Geç” toplantısı vardı. Öcalan’ın çağrısına ilk tepkiyi sosyal medya hesabından veren Özgür Özel “Terör örgütünün silah bırakması ve kendini feshetmesi çağrısı önemlidir. Bu çağrının gereklerinin, muhatapları tarafından yapılmasını ve on binlerce cana mal olan, ağır ekonomik ve toplumsal tahribat yaratan terörün ilelebet sonlanmasını temenni ediyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Özel ayrıca “Demokrasi, hukuk devleti ve toplumsal barış için tüm toplumun görüşlerinin, şehit ailelerinin, gazilerimizin ve bütün mağdurların rızalarının öncelendiği çözüm için üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Bugüne kadar yaptığımız katkıları, bundan sonra da esirgemeyeceğiz” ifadelerini kullandı. Demokratikleşme adımlarının atılması için ısrarını sürdürdü.

Öcalan’ın çağrısından bir buçuk ay önce CHP’li ikinci belediyeye operasyon yapılmış, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmıştı. Ayrıca çağrıdan yalnızca iki hafta önce Kartal ve Ataşehir’den iki belediye başkan yardımcısı ile farklı ilçelerden yedi belediye meclis üyesi de yine “kent uzlaşısı” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Bu sırada Halkların Demokratik Kongresi’ne yönelik operasyonla aralarında sol parti yöneticilerinin ve gazetecilerin de olduğu 30 kişi tutuklandı.

19 Mart operasyonları

CHP’nin ve Özgür Özel’in süreçteki en büyük sınavı 19 Mart operasyonlarından sonra başladı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 18 Mart 2025’te diploması iptal edildi, ardından şafak baskınıyla gözaltına alındı. İmamoğlu’na hem yolsuzluk hem de kent uzlaşısı nedeniyle terör suçlaması yöneltildi. Terör suçlamasıyla tutuklanırsa İBB’ye kayyum atanacaktı. Türkiye PKK’nın feshini ve çözümü konuşurken, “kent uzlaşısı” nedeniyle İBB’ye kayyum riski ortadaydı. Toplumun çok farklı kesimlerinin, özellikle de öğrencilerin desteğiyle Özel Saraçhane’de, kendi ifadesiyle “kayyum tehdidine karşı”, günlerce nöbet tuttu. Eylemler sırasında polis müdahaleleri ve gerginlikler de yaşandı.

Özel o eylemleri Medyascope’a “Selahattin Demirtaş’ın bir tweetini istismar edip Genel Başkanı dokuz yıldır içeride tutuyorlar. O gün orada insanlara bir şey olsaydı, ben biliyordum benim de sonumun hapishane olacağını. Bu bir liderlik ve cesaret gerektiriyor” diye anlatmıştı. 23 Mart’ta İmamoğlu ile birlikte 50 kişi tutuklandı. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan da kent uzlaşısı gerekçesiyle tutuklanınca belediyeye kayyum atandı. Esenyurt ve Şişli hâlâ kayyum tarafından yönetiliyor.

Esenyurt operasyonunda DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 23 Mart’ta ise Saraçhane’de DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan vardı. Bu süreçte DEM Parti üst düzey temsiliyetlerle operasyonlara karşı CHP’ye desteğini gösterse de, bazı kesimler çözüm süreci nedeniyle DEM Parti’yi iktidara yedeklenmekle, muhalefet etmemekle, CHP’ye yönelik operasyonlara ses çıkarmamakla suçladı. Aynı kesimler sıklıkla CHP’ye ve Özel’e Kürt sorununun çözümü noktasındaki tutumları nedeniyle de parmak salladı.

Sırrı Süreyya Önder’in cenazesinde Özel’e saldırı

DEM Parti’nin İmralı Heyeti’nde yer alan, TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder 3 Mayıs 2025’te hayatını kaybetti. 4 Mayıs’ta İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen cenaze töreninden çıktığı sırada Özgür Özel yumruklu saldırıya uğradı. Özel bu saldırının Önder’in cenazesinin önüne geçmemesi hassasiyetiyle yaklaşırken “Bugün sadece barışın konuşulması gerekli” dedi.

Özel “Bugün Türkiye’nin hem terör sorunundan kurtulmasının hem demokratik açılımlarla Türkiye’deki tüm hak ihlallerinin son bulması lazım. Tüm tutsak siyasetçilerin dışarıda olması lazım. Birileri bu konuşulsun istemediği için, bugünkü o saldırının gerçekleştirilmesine ön açtılar, yol verdiler” ifadelerini kullandı.

Önder’in Gezi Parkı’nda dozerlerin önüne geçtiğini ve AKM’nin AVM olmasını engellediğini hatırlatan Özel, Sırrı Süreyya Önder’in kendisine verdiği bir sırrı da paylaştı. Özel, Önder’in “Bir Cumhuriyet Şarkısı” isimli filmin senaryosunu yazdığını ancak bunu bir sır olarak söylediğini açıkladı.

Komisyon kurulurken yoğun eleştiriler

PKK’nın kongresini toplayarak kendini feshettiğini 12 Mayıs’ta açıklaması, Öcalan’dan ilk videolu mesaj ve 11 Temmuz’da temsili törenle silah yakması gibi kritik gelişmeler yaşanırken Meclis’te komisyon hazırlıkları da başladı. İBB’ye operasyonlar dalga dalga devam ederken, pek çok ilçe belediyesinin yanı sıra temmuz ayında Antalya ve Adana’ya da operasyonlar sıçradı.

Özel ve CHP yönetimine Meclis’te kurulacak süreç komisyonuna girmemeleri yönünde yoğun uyarılar, telkinler ve eleştiriler yapıldı. Özel bu çağrılara, sürecin Meclis zemininde ilerlemesinin başından beri kendi tutumları olduğunu, şeffaf ilerlemesi ve gerekli gördükleri katkıları sunmak için komisyonda olmaları gerektiği şeklinde yanıtlar verdi. Bu süreçte kamuoyunu “CHP’nin olduğu değil, olmadığı komisyondan korkun” diyerek ikna etmeye çalıştı, garantörlük rolüne soyundu.

19 Temmuz 2025’te Medyascope’un sorularını yanıtlayan Özel “Biz bu sürece bir çıkar ilişkisi, parti çıkarı değil, ülkenin çıkarları olarak bakıyoruz. Erdoğan ise kendine bir çıkış yolu arıyor” dedi. Özel “Erdoğan kendisine siyasi ittifak arıyor. Biz her şeye rağmen sürece olumlu katkı sağlamak istiyoruz. Ancak süreci kökünden sabote eden Erdoğan’ın siyasi yaklaşımları, siyasi ittifak gibi sunmaları. Bir yandan Kürt siyasetiyle müzakereleri sürdürüp, bir yandan da kent uzlaşısından arkadaşlarımızın içeride tutulması kabul edilemez” sözleriyle yaklaşımını net şekilde ortaya koydu.

CHP komisyonda yerini aldı

Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyon için temaslarını sürdürürken 21-24 Temmuz’da MİT Başkanı İbrahim Kalın Meclis’te grubu bulunan siyasi partileri ziyaret etti. 30 Temmuz’da Özel, nitelikli çoğunlukla karar alma taleplerinin karşılandığını ve komisyona katılma kararı aldıklarını açıkladı. Özel ayrıca bu konunun “CHP’ye operasyonlar dursun” noktasına indirgendiğini söyleyerek “Sanki 18 Mart günü ülkede her şey güllük gülistanlık mıydı? Tutuksuz yargılamanın esas olması, iddianamelerin hızlı yazılması, savcıların mafyavari yöntemler uygulaması falan bunlar sadece bugünün bizim karşımıza çıkardığı sorunlar mı” diye konuştu.

Özel, CHP’ye yönelik operasyonlarla süreçte attıkları adımları birbirinden net şeklinde ayırdı, komisyonda al-ver hesabı yaparak değil, kendi iddiasına göre iktidar süreçten dışlamak için her şeyi yapmasına rağmen çözüme destek sundu. Ekrem İmamoğlu da 3 Ağustos’ta paylaştığı mesajla komisyon önerisinin sahibinin CHP olduğuna dikkat çekti. İmamoğlu “Devletimizin ve milletimizin özüne nakşedilmiş olan ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesine bağlı kalarak hem ülkemizde hem de bölgemizde büyük bir barış hattının kurulması için irademizi ortaya koyacağız” diyerek komisyonda olmayı destekledi.

Süreç komisyonu, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu adıyla 5 Ağustos 2025’te çalışmaya başladı. CHP de 11 üyeyle komisyonda yer aldı.

Dokunulmazlıklar için özür diledi

1 Ekim 2025’te yeni yasama yılı açılışında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile DEM Partililerin yan yana olduğu kareler çok tartışılırken Özel “Birileri kendini gayrimeşru görüp, yıllardır elini sıkmadıklarına şimdi çeşitli umutlarla el uzattı diye esas kızılacak dururken, kimse hiçbir günahı olmayan kişilere, partilere, seçmenlerine ağır gelecek sözler, laflar söylemesin” diyerek muhalefete sahip çıktı.

Eski HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile milletvekillerinin tutuklanmasının dokuzuncu yıldönümünde, 4 Kasım 2025’te Özel grup toplantısında “Özür borcunuz yok mu” diyerek partisi adına özür diledi. Aynı gün Bahçeli’nin Demirtaş’ın tahliyesinin hayırlı olacağı sözlerine Özel, 2016’da dokunulmazlıkların kaldırılması için yapılan anayasa değişikliğine eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” diyerek destek vermesine gönderme yaparak yanıt verdi:

“Dün Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı içeri atmakla, Osman Kavala’yı AİHM kararına rağmen içeride tutmakla övünenlere soruyorum. Bugün ‘Hayırlısı bu’ diyorsanız, dönüp de bir özür borcunuz yok mu? Açık söyleyeyim. Bizim de var. Her ne kadar o zaman 120 milletvekilinin 100’ü ret oyu verse de, o dönem bizler partide buna karşı bir mücadele vermiş olsak da, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 20-25 tane ‘İşte efendim referanduma gitmesin de geçecekse buradan geçsin’ diye kullanılan o oylarda bu partinin de kusuru var. Partinin bugünkü Genel Başkanı olarak tarih önünde o günkü kusur için tüm Türkiye’den, Türk milletinden özür diliyorum. Bugünkü Genel Başkan sıfatıyla.”

Demirtaş ise Bahçeli ve Özel’e teşekkür ederek “Kimseye özel bir kırgınlığım da küskünlüğüm de yoktur” dedi.

CHP’nin İmralı sınavı

Komisyonun Öcalan’ı dinlemesi tartışması DEM Parti’li komisyon üyelerinin açıklamasıyla 25 Eylül’de başladı. Tartışmalar iki ay boyunca sürerken MHP destekledi, AKP renk vermedi, CHP ise karşı çıktı.

Kasım ayında komisyonun Öcalan ile görüşmesi tartışması yoğunlaştı, 18 Kasım’da İmralı vizesi çıktı. CHP İmralı’ya gidilmesini doğru bulmadıkları yönündeki kararını komisyon toplantısında açıkladı, heyete üye vermedi. CHP’nin İmralı’ya gitmemesini, Kemal Kılıçdaroğlu “Milletimizin CHP’den beklentisi kardeşlik sürecinde öncü olması ve sürece istikamet çizmesidir. Tarihin doğru tarafında yer almak çoğu zaman cesaret ve kararlılık gerektirir” diyerek eleştirdi.

İmamoğlu ise “Sürecin iktidar tarafından ciddiye alındığını gösteren demokratikleşme adımları atılmadıkça ve millet sürecin parçası kılınmadıkça, CHP sürece ihtiyatlı tutumunu sürdürerek katkıda bulunmaya devam edecektir” diyerek partisinin kararını destekledi.

İmralı ziyaretini “tümsek” olarak tanımlayan Özel, partisine dönük operasyonlara ve İstanbul İl Başkanlığına kayyum atanıp polisle girilmesine değinirken “‘Sen hâlâ masada oturacak mısın’ sorusuna cevap vermek kolay değildi. Birtakım zorluklardan geçtik. İmralı ziyareti de bu yolda bir tümsek, bir kavşak muamelesi yapılmasına karşı çıkıyorum” dedi. BirGün Gazetesi‘ne konuşan Özel İmralı’ya gitmeyerek “tümseğin yanından geçtiklerini” söylerken, çok ayrıntılı anketler yaptırdıklarını ve gitmeme kararı aldıklarını açıkladı.

CHP’nin komisyon raporu ve ortak rapor

Komisyon çalışmalarında sona gelirken bütün partiler kendi raporunu hazırladı. CHP’nin komisyona sunduğu raporda Kürt sorununun varlığı kabul edilmeden çözülemeyeceği vurgulanırken; PKK, Abdullah Öcalan, silahsızlanma süreci ve umut hakkı gibi başlıklar kapsam dışında bırakıldı. Raporun sunduğu öneriler, Kürt sorununun çözümünden ziyade demokratikleşmeye hizmet edecek şekilde oldu.

Demokratik siyaset ortamının oluşturulması için TCK ve TMK’da düzenleme, koruculuk sisteminin kaldırılması, anadilde eğitim, kayyum uygulamasına son verilmesi, 21 Mart’ın Nevroz Bayramı kabul edilerek resmî tatil olması, 1938 Dersim olaylarının araştırılması için arşivlerin Meclis’te toplanması gibi öneriler getirildi. CHP, çözümün merkezine demokratikleşme, hukuk devleti ve eşit yurttaşlık ilkelerini koydu ancak rapor, tarihsel arka plan ve soruna özgü çözüm araçları bakımından kapsamlı değildi.

Ortak yazım ekibiyle komisyon raporu tamamlanarak 18 Şubat 2026’da kabul edildi ve komisyon faaliyetleri sona erdi. Raporun yapılacak yasal düzenlemeler için referans olacağı ifade edildi. Altıncı bölümde yasal adımlarla birlikte PKK’nın silah bırakması, örgüt üyelerinin durumu, toplumsal bütünleşme, izleme/raporlama mekanizmasına dair yapılacaklar sıralandı. Yedinci bölümde ise demokratikleşme adımları yer aldı ve burada CHP’nin etkisi hissedildi.

Mutlak butlan ve Öcalan’dan kınama

CHP 31 Ocak 2026’da İstanbul’da düzenlediği “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” ile yürütülen süreci ve neler yapılması gerektiğini farklı kesimlerden konuşmacılarla değerlendirdi. Özgür Özel, tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın fikriyle organize edilen konferansı “Ortak Gelecek Buluşmaları” serisinin başlangıcı olarak tanıttı. Yedi saat süren konferans boyunca bütün konuşmacıları dinleyen Özel kapanış konuşmasında “Belki sürecin ortasında bir yerde, bir başlangıç daha yaptık” dedi. 

Ortak Gelecek Buluşmaları’nın farklı başlıklarla yaz aylarında devam etmesi planlanıyordu. Ayrıca Özel’in sürecin başında TUSAŞ saldırısıyla yarım kalan güneydoğu turunu haizran 2026’da tamamlayacağı program hazırlanıyordu. Tam da bu programı haberleştirdiğimiz gün olanlar oldu. 21 Mayıs 2026’da istinafın tedbirli mutlak butlan kararıyla seçilmiş CHP yönetimi ve Özgür Özel görevden alındı. 24 Mayıs’ta polis müdahalesiyle CHP Genel Merkezi’nden çıkarılan Özel ve kurmayları çalışmalarını Meclis’te sürdürdü. 

DEM Parti heyeti 25 Mayıs’ta Meclis’te Özel’i ziyaret etti. Tuncer Bakırhan CHP’ye yönelik müdahaleyi meşru görmediklerini vurgularken “Mutlak butlan kararıyla Türkiye’de demokrasi bir kez daha siyasi krizle karşı karşıya kalmıştır. Kolluk şiddeti ile ortaya çıkan görüntüler utanç verici ve kabul edilemezdir Siyasi partilerin kaderi mahkeme koridorlarında değil üyelerin iradesi, delegelerin kararı, seçmenlerin tercihi ile belirlenir” dedi. 

Abdullah Öcalan dahi, 24 Mayıs’ta kendisini ziyaret eden İmralı Heyeti’ne CHP’ye yönelik polis müdahalesinin Türkiye’deki demokrasi sorununun sonucu olduğu mesajını verdi. Heyetin yazılı açıklamasına göre Öcalan “Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir” diye sordu. 

Diyarbakır’da net mesaj: “Barışa da butlan gelmesin diye”

Mutlak butlan kararı da Özel’in süreçteki tutumunu değiştirmedi. Özel, partisine yönelik hukuki süreçleri çözüm sürecinin nedeni veya sonucu olarak görmeyi reddetti ve “ilkesel tutum” olarak ifade ettiği yerde durmaya devam etti. 

Özel ve ekibi butlana karşı hukuki ve siyasi mücadeleyi sürdürürken saha çalışmalarına da ağırlık verdi. Özel 23 Haziran’daki grup toplantısında  “Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız” diye meydan okudu ve yeni parti sinyalini verdiği konuşmasının ardından ilk durağı Diyarbakır ve Gaziantep oldu. Özel Diyarbakır’a Demirtaş’ın selamıyla gitti. “Diyarbakır’a da ne tarafa yürüyelim, bir yol sormaya geldik. Zira yol, bilene sorulur” diyen Özel, kayyum uygulamasında en ağır bedelleri ödemiş kentte olduklaırnı söyledi. Özel “Yol cümleden uludur, yol yolcudan da uludur. Önemli olan yolda olmaktır” sözlerini ilk kez burada söyledi ve YENİ Parti’yi kurana kadar dilinden düşürmedi. 

Diyarbakır ziyaretinde dikkat çeken bir mesajı da STK  toplantısında veren Özel “Barışa da butlan gelmesin diye irade koymaya, bir mücadelede ortaklaşmak üzere geldik” dedi. Bu toplantıda Özel “Parti içi mücadeleyi yürüteceğiz ama Kürt meselesinin çözümü ve kalkınma, refah için çalışmaktan vazgeçmeyeceğiz” mesajını verdi. Katılımcılar da CHP’nin ve Özel’in yeni çözüm sürecinde üstlendiği rolün devamlılığının önemine vurgu yaptı. Diyarbakır, sürece dair karşılıklı güvenin tazelendiği bir dizi temaslara sahne oldu. 

Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?
Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?

İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin çabası

Özgür Özel, sahadaki yoğun hazırlığın ardından 21 Temmuz’da Özgür Özel CHP grup kürsüsüne son kez çıkarak partisine veda etti, yeni bir parti kuracaklarını ilan etti. 24 Temmuz 2026’da YENİ Parti resmen kuruldu. Çerçeve yasa tartışmaları hızlanırken birkaç gün Özel ve ekibinin tek gündemi YENİ Parti’ydi. 

Özellikle İYİ Parti ile Zafer Partisi, CHP’nin ve daha sonra YENİ Parti’nin sürecin içinde olmasından duydukları rahatsızlığı sıklıkla dile getirdi. Özel’i süreç karşıtı cepheye çekmek, çekilemiyorsa da ona gösterilen tepkiyi kendilerine duyulan sempatiye çevirmek için siyaset sahnesindeydiler. Çerçeve yasa hazırlıklarının kamuoyuna açıklanmadan yürütülmesi, önce İmralı’dan onay alındığı veya Öcalan’ın ikna edildiği iddiaları da bu siyasete zemin hazırladı. 

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, 29 Temmuz’daki grup toplantısında “Butlan siyasetiyle İmralı süreci, birdir ve aynıdır. Komisyona katıldınız, ne partinize yönelik müdahaleler sona erdi, ne belediyelerinize yönelik operasyonlar. Bir kez daha uyarıyorum! Bu yeni aşamada vereceğiniz destek de, şayet verirseniz, sizi kurtarmayacaktır. İktidarın ihtiyacı olduğunda masaya çağrılırsınız, İhtiyacı bittiğinde yeniden hedef haline getirilirsiniz” dedi. Özel’e bu sözleri Medyascope olarak sorduk ve şu yanıtı aldık

“Biz ilk günden beri söyledik, Kürt meselesinde ilkesel bir tutum takınıyoruz. AK Parti’yle anlaşma ve konuda bir al-ver ilişkisine girmeye dair bir şey ne geçmişte yönettiğimiz CHP’de vardı ne YENİ Parti’de var. Zaten şahidimiz gördüğümüz zulümdür, uğradığımız saldırılardır. Aksine saray rejiminin isteğinin, bizim bu konuda süreç karşıtı bir tutum almamız ve tarihi tutarlılığımızdan, barışı savunan çizgimizden bizi koparmak olduğunu düşünüyoruz. Burada AK Parti’nin başka hesapları var. İşin enteresanı, Erdoğan kendisiyle ilgili birtakım hesaplar için yola çıktıysa da, bizim doğru ve dengeli tutumumuz bu hesapları bugüne kadar boşa çıkardı. Bugün muhalefet bölünmediyse, sarayın karşısında hâlen daha önümüzdeki dönemle ilgili bir demokrasi umudumuz varsa, burada bir bugüne kadar takındığımız doğru, ilkeli ve dengeli tutum ortada. Bizim kimseye verilmiş bir sözümüz, bir taahhüdümüz yok ama bizi biz yapan değerlerden ayrılmaya da niyetimiz yok.”

Çerçeve yasa biterken fezleke kartı çıktı

Meclis’te çerçeve yasa trafiği sürerken ve teklif imzalara açılmışken, 4 Ağustos akşamı Özel hakkında bir fezleke daha hazırlandı. Özel hakkında o güne kadar Meclis’e ulaşan 61 fezleke olmasına rağmen bunun gerekçesi ve duyurulması oldukça dikkat çekiciydi. 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Özgür Özel ile Veli Ağbaba hakkında “zincirleme şekilde rüşvet alma” iddiasıyla düzenlenen fezlekeleri, dokunulmazlıklarının kaldırılması talebiyle Adalet Bakanlığı’na gönderdi. Özel hakkındaki fezleke sayısı 62’ye ulaştı ancak belediyelere yönelik operasyonlarla ilgili hazırlanan ilk fezleke oldu.

Fezlekeler Meclis’e ulaştığında dahi milletvekilleri dışında kimseye bilgi verilmezken ve gizlilik kararı olması gerekirken, Özel ve Ağbaba hakkındaki fezlekeleri başsavcılığın basın açıklamasıyla duyurması tepkiyle karşılandı. Hem zamanlaması, hem duyurulma şekli fezlekelerin süreçle ilgili Özel’e bir tehdit olarak yorumlanmasına neden oldu. 

Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?
Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?

Yasa Meclis’e geldi, Özel önce şehit ailelerine gitti 

Bütün tartışmalar arasında çerçeve yasa, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” adıyla 5 Ağustos 2026’te Meclis Başkanlığı’na sunuldu. Teklif, süreç komisyonu çalışmaya başladıktan tam bir yıl sonra Meclis’e geldi. AKP, MHP, DEM Part, CHP ve HÜDA-Par teklife imzalarını koydu. DEM Parti teklifi “eksik ama tarihi bir başlangıç” olarak nitelerken, YENİ Parti hazırlık sürecindeki yöntemi eleştirerek ortak imzaya katılmadı. Ancak Özgür Özel, siyasi tutumlarının değişmediği mesajını verdi.

6 Ağustos’ta Özel ilk olarak, Güvenpark’ta özlük hakları için oturma eylemini sürdüren şehit yakınları ile gazileri ziyaret etti. Haklarına ilişkin yasa teklifine dair değerlendirmelerin yanı sıra çerçeve yasa da gündeme geldi. Gaziler Özel’in yasaya destek vermemesini isterken “Bizi ağlatırsanız hakkımızı helal etmeyiz” dedi. Sürecin başından bu yana şehit aileleri ile gazilerin gözünün içine bakamayacakları bir işin içinde olmayacaklarını söylediğini vurgulayan Özel “Türkiye’nin geleceği, terörün bitmesi, bir daha gazilerin, şehitlerimizin olmaması açısından ve demokratik meselelere doğru bir yerden yaklaşıyoruz” dedi. 

Özel’in bu ziyaretiyle, çerçeve yasayı şehit yakınlarına ve gazilere anlatan ilk isim oldu. Onların hassasiyetleri göz önünde bulundurulduğunda rızalarını alamadı belki ama sürecin toplumsallaşması için gösterdiği gayrete önemli bir örnek olarak kayda geçti. Bu ziyaretin ardından Özel, komisyonlarda görev alan milletvekilleriyle toplantı yaptı. Özel, çerçeve yasanın Meclis’teki görüşmelerinde ne tutum alacakları sorusu üzerine teklifi “eleştiriye açık, özensiz ve kötü hazırlanmış” olarak değerlendirdi ancak destek sinyali verdi:

“Bu vakitten sonra gidip kanun teklifine imza atma gibi bir niyetimiz, çabamız yok. Komisyonda tutanaklar önünde, tarih önünde sözümüzü söyleyeceğiz. YENİ Parti özellikle komisyon raporunun altıncı maddesi gereği hazırlanan maddenin daha doğru bir şekilde yasalaşması için katkı sağlayacak. Yedinci kısmı, demokratikleşmedir. Esas olarak bir ülkede bu kadar kalıcı, önemli bir sorunu çözecekseniz ilk önce o sorunu ortaya çıkaran sebepleri ortadan kaldırmanız lazım. Bu konuda YENİ Parti’nin uyarıları, önerileri, hatırlatmaları geleceğe dönük olarak çabaları olacak ancak bu meselenin Meclis zemininde çözülmesine yönelik, geçmişten beri takındığımız ve halen sürdüğümüz tutumumuzu sürdüreceğiz.”

Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya “evet” demesine neden şaşırdınız?

Üç gün boyunca YENİ Parti tartışıldı

Çerçeve yasanın komisyon görüşmeleri 7 Ağustos’ta başladı ve zaman zaman yükselen tansiyonla, 18 saatlik mesainin ardından teklif komisyondan geçti. YENİ Parti teklife imza koymadı, eleştirilerini ve önerilerini paylaştı, komisyona ek görüşünü hazırladı ancak komisyonda evet oyu verdi. Komisyondaki tutuma ve Özel’in açıklamalarına rağmen, teklif Genel Kurul’a gelene kadar YENİ Parti’nin ne yapacağı tartışıldı. Aslında Özel’in tavrı açıktı ancak bu tartışmalarda belirsizlik ve meraktan ziyade YENİ Parti’ye rota belirleme, hatta “hizaya getirme” çabası vardı.

Özel veya partinin yetkili kurulları “evet mi, hayır mı” sorusuna net yanıt vermeden, “ilkesel tutum” vurgusu yaparken 9 Ağustos’ta bazı YENİ Parti milletvekilleri çerçeve yasaya “hayır” diyeceğini ilan etti. Teklif 10 Ağustos Pazartesi günü Genel Kurul’a geldi. Aynı gün Özel Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı planlanmıştı ancak çerçeve yasa oylamasından önce Özel milletvekilleriyle kapalı grup toplantısında bir araya geldi.

Genel Kurul’da partisi adına Özel konuştu ve parti yöneticileriyle birlikte “evet” diyeceğini, milletvekillerinin ise seçildiği bölgelerin sesini dinleyeceğini söyledi. Özel “YENİ Parti’nin yeni nesil siyasetinin gereği olarak üyesinin ve milletin sesini duyduğunu” söylese de, milletvekillerinin Özel’den önce hayır açıklaması yapması “ön alma” olarak değerlendirildi.

Özel’den dikkat çeken konuşma: “Barış hakkının önüne koymadık”

Özgür Özel Genel Kurul’daki konuşmasına, açık açık yazılmasa da Kürt meselesini konuşmak üzere Meclis çatısı altında olduklarını söyleyerek başladı ve Kürt sorununu tarifledi. “Cumhuriyetimiz, üniter devlet yapımız, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü kırmızı çizgimizdir” diyen Özel, Kürt sorununun demokratik çözümünün bu ilkelerin güvencesi olduğunu kaydetti.

Sürecin ve yasa hazırlığının kapalı yürütülmesini eleştiren Özel, toplumsal uzlaşmanın bu şekilde sağlanamayacağına dikkat çekti. Süreç devam ederken en ağır saldırılara uğradıklarını ve “hayır” deme hakkına sahip olduklarını vurgulayan Özel “Günlerdir bu teklife ‘hayır’ dememiz için binlerce öneri, eleştiri, hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum: Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da, toplumsal barışa olan inancımızla sorumluluk alan da biziz. Kolaya kaçmayan, devlet ciddiyetiyle karar veren de bizleriz” diye konuştu.

Maruz kaldıkları süreçlerde kendilerine “Bu şartlarda o masada neden oturuyorsunuz” dendiğini belirten Özel “Bu çağrıları yapanların öfkesini de kaygısını da anlıyorum. Evet, bu yasaya ‘hayır’ deme hakkına en çok biz sahibiz. Ama bu hakkı milletin barış hakkının önüne koymayan da bizleriz” dedi. Komisyon masasından kalkmadıklarını, onun Erdoğan’ın değil milletin barış umutlarının masası olduğunu ifade eden Özel “O masa Türkiye’de yaşayan etnik kökeni ne olursa olsun bütün gençlerin iyi bir gelecek umudunun masasıdır. Öfkemizi milletin geleceğinin önüne koymadık, koymayacağız” dedi.

İmamoğlu’ndan Özel’e destek

Ekrem İmamoğlu da sosyal medyadan paylaştığı mesajla Özel’e destek verdi. İmamoğlu çerçeve yasaya ilişkin beklenen mesajı, Özgür Özel’in aldığı kararın altına imza attığını, Mansur Yavaş’ın uyarı ve tespitlerine katıldığını ve Selahattin Demirtaş’ın bütünleştirici barış temennilerini kıymetli bulduğunu söyleyerek verdi: 

“Bu mesele günlük siyasi hesaplara, kapalı kapılara ve kişisel ikbal arayışlarına bırakılamaz. Sürecin güvencesi şeffaflık, TBMM, hukuk ve milletin iradesidir. Barışı siyasi hesaplara teslim etmeyeceğiz. Siyasi hesaplara duyduğumuz güvensizliğin de barış umudumuzu esir almasına izin vermeyeceğiz. Türkiye’nin bunu başaracak gücü vardır. Barışın da huzurun da Cumhuriyetin de sahibi millettir.” 

DEM Parti’ye “AKP ile anlaşma” suçlaması bitmedi

Özel’in süreçte takındığı tavrı detaylarıyla aktardık. Bütün bunları baştan sona sıraladığımızda, buraya kadar okumaya sabredenlere başlıktaki soruyu samimiyetle yeniden sorayım: “Siz Özgür Özel’in çerçeve yasaya ‘evet’ demesine neden şaşırdınız?” Aslında oldukça kafası karışık bir kitle var. Kimisi Özel sürece destek verdiği için başına bunların geldiğini iddia ediyor. Kimisi “AKP’nin kurduğu masada olduğu için başına gelenler müstehak” diyecek kadar ileri gidiyor. Kimisi de Özel’in operasyonlar dursun diye süreci desteklediğine ama kandırıldığına inanıyor. 

Çok benzer bir toplam, DEM Parti’yi de benzer şekilde itham ediyor. AKP’ye güvenip süreç yürüttükleri için, en hafif tabirle “saf” olduklarına inanan bir kesim var. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden adaylığına ve anayasa değişikliğine destek vermeleri için bir pazarlıkla sürecin başladığını iddia eden geniş bir topluluk da var. DEM Parti’liler buna her sorulduğunda ve her zeminde yanıt verdi ve resmen bazı muhalefet unsurlarını, hala muhalefet cephesinde olduklarına ikna etmeye çalıştı. 

Yakın zamanda DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, samimi bir sohbet esnasında “Erdoğan gitmek üzereyken onunla el sıkışılır mı” gibi eleştiriler aldıklarını söyledi ve “DEM Parti AKP ile anlaşacak” algısının sürekli gündeme getirilmesine tepki gösterdi:

“Diyelim ki Erdoğan kendi anladığı şekilde çözüme dair bir masa kurdu. Bizim bu masada olmama, muhatap almama şansımız yok. Çatışma kimler arasındaysa onlar görüşmeli, en diyalogsuz olduğu düşünülen zamanlarda bile bu diyalog sürüyor. ‘Bu iktidarı değiştirip sonra Kürt meselesini çözelim’ yaklaşımı gerçekçi değil. Bu ülke ve bölge gerçekliğiyle örtüşmüyor. DEM Parti iktidarla hizalanmış değil, muhalefet bloğuyla arasındaki makas da açılmadı ama sürekli kendini ispat etmesi isteniyor. Arka kapıda farklı tahayyülleri olan bir pozisyona itiliyor.”

Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Özgür Özel, TBMM’de kabul edilen çerçeve yasaya ‘evet’ diyerek dikkatleri üzerine çekti.
  • CHP ve YENİ Parti’nin yasa üzerindeki duruşları tartışma yarattı; Özel’in tutumuna birçok kesim tepki gösterdi.
  • Özel, Kürt sorununun demokratik çözümüne yönelik çabaları desteklerken, sürecin şeffaf ve demokratik ilerlemesi gerektiğini vurguladı.
  • Meclis’teki çerçeve yasa görüşmeleri sırasında Özel, barış hakkının önemine değinerek, yasa tasarısına destek verdi.
  • Özel’in açıklamaları, kamuoyunda hem destek hem de eleştiri topladı; sürecin detayları hakkında birçok soru kaldı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş