Gürkan Çakıroğlu yazdı: İkbal ve idbar arasında İmamoğlu

İktidara giden yolu, yanlış yerde aramaya devam ediyor İmamoğlu. Tıpkı yanlış kitapları okumaya devam ettiği gibi. Nutuk okuyarak 1925’i idrak edemezsiniz. 1925’i idrak edemezseniz 2017’yi anlayamazsınız. Bunları anlayamadığınız taktirde de Erdoğan’ı aşamazsınız. Ve Erdoğan’ı aşmak değil de ezmekse gayeniz, o vakit ne bu rejime ne de bu iktidara son verebilirsiniz. Vay efendim onlar da 2002’de böyle gelmediler mi? Hayır efendim. Hem böyle gelmediler, hem de şartlar böyle değildi. Onlar size göre hem daha demokrattı, hem de onların iktidara geldiği vakit rejim daha zayıftı. Lakin bunlar bile yetmedi; nihayetinde rejimle baş edemediler ve hikâyenin sonunda onlar da rejime yenildiler, rejim tarafından devşirildiler. Ama yok, hal bu iken; rejimi tahkim edecek okumalar yapmaya devam ediyor İmamoğlu. Sahi, Kazım Karabekir ve arkadaşlarının kim tarafından ve neden içeri atıldığını niçin hiç konuşmuyor İmamoğlu?

Ekrem İmamoğlu cezaevinde
Gürkan Çakıroğlu yazdı: İkbal ve idbar arasında İmamoğlu

Rejimden bahsedip duruyor CHP ve entelijansiya. Rejim değişmişmiş vesaire. Hayır efendim rejim değişmedi. Dün faili olduğunuz rejimin bugün mağdurusun, olan bu. 1925’te kurulan rejim neyse, bugünkü rejim de o; 1982’de reforme, 2017’de de revize edildi, hepsi bu. Yani Atatürk’ün aziz hatırasını incitmeden mevcut rejime eleştirel bir bakış getiremezseniz eğer, bu cendereden çıkış yok. Olanda hayır vardır diyerek CHP’yi aşamazsanız eğer, bu cendereden çıkış yok. Terörsüz Türkiye’ye öncülük etmez ve İmralı’ya vekil gönderemezseniz eğer, bu cendereden çıkış yok. Peki İmamoğlu’nda tüm bunları yapacak ihtida, irade ve idea var mı? Maalesef şimdilik yok. O halde neden mi yazıyorum? Fakirin ekmeği umut da ondan; milyonlarca yurttaş için umut İmamoğlu da ondan. Türkiye hukuk devleti değil. Bu durum yeni değil. Bu düzenin tek mağduru da İmamoğlu değil. Hukukun olmadığı yerde zor oyunu bozar, zorbalık prim yapar. Kuralları Erdoğan koymadı. Yüz yıldır böyle bu. Yargı; yüz yıldır iktidar mücadelesinin yerine göre aracı, yerine göre meydanı. Birileri yapınca helal, birileri yapınca haram olmuyor, olmaz.

Selefiniz İttihat ve Terakki Fırkası da istibdat demişti, geldi iktidara; arattı istibdadı, yıkıma götürdü devleti. Peki baba ocağı dediğiniz yer, kaç partinin ocağına incir ağacı dikti? Bırakın artık CHP de CHP demeyi. Putperestliği bırakın. Bunca zulüm görüyorsunuz, başkalarının gördüğü zulmü hiç mi düşünmüyorsunuz? HEP’ten DEM’e kaç partisi kapatıldı Kürtlerin? Parti kadrolarından zindan görmeyen kaldı mı? Sizden çok daha fazla zulüm gördü onlar. Ama sizin kadar ağıt yakmadılar, sizin kadar ağlamadılar. Peki İslamcılar farklı mı? Refah kapatıldı, Fazilet’te ise kongreyi dahi kazanamadılar. Sizden çok daha güçsüzdüler. Ama sizin kadar bedbin olmadılar, sizin kadar nizah çıkarmadılar. Dürüst olun; siz rejim değişikliği istemiyorsunuz, siz sadece iktidar değişikliği istiyorsunuz. Hukuk devleti ise hayaliniz, bunun için yürek varsa eğer sizde, o halde milleti oyalamayın kişisel heva ve heveslerinizle, kurun partiyi.

Mutlak butlan kararının hukuki değil siyasi

İkbal ve idbar arasında beşik gibi sallanıyor İmamoğlu ve arkadaşları. Parti kurma kararını deklare etmedikleri her gün cepten yiyorlar. Benim köydeki anam sahip çıkıyor onlara. Ama onlar sahip çıkamıyorlar ona. Hiç kimse ahmak değil, herkes olan biteni görüyor. Mutlak butlan kararının hukuki değil siyasi olduğunun ve bu siyasi kararın bir acziyet göstergesi, bir yenilgi ikrarı olduğunun herkes farkında. Kendisi güçlenemeyen Erdoğan’ın, rakibini zayıflatmak istediğinin herkes farkında. Hiç kimsenin şüphesi olmasın, Bahçeli-Öcalan ikilisi de bunun farkında. Ama yok. Siz halen daha farkında değilsiniz. Ve siz bu kafayla evet, milletin bir kesiminin umudu olabilirsiniz ama bir milletin umudu olamazsınız. Millete veryansın ediyorsunuz, otobüslerden inmiyorsunuz. Yok öyle yağma. Önce sizdeki çap kaç arşın, sizdeki yürek kaç okka görelim. Önce siz veryansın edin bu düzene; sahip çıkın 1923’e, eleştirin 1925’i de görelim.

Rejim değişmezse eğer, değişen tek şey iktidar olur ve gelen gideni aratır; Erdoğan’ın arattığı gibi. Marazi bir biat ve itaat kültürü var. İmtiyaza dayalı bir düzen var. Metcezir yıkıcıdır, karar vermeli İmamoğlu. Hodbin olmamalı, kendini değil milleti merkeze koymalı. Hodgam olmamalı, kendi çıkarını değil milletin çıkarını düşünmeli. Hodendiş olmamalı, kendi geleceğini değil milletin geleceğini düşünmeli. 31 Mart 2024; bu milletin CHP’ye yönelik desteği değil, rejime yönelik mukavemetiydi. Marifet oy almaksa eğer Mansur Yavaş, İmamoğlu’ndan fazla oy aldı. Madem öyle, o halde ön seçim neydi? Ön seçim saçmalığı ne ise, mutlak butlan saçmalığı da odur kardeşim. İmamoğlu nasıl Yavaş’ı ekarte etmeye çalıştıysa, Erdoğan da onu ekarte etmeye çalıştı. Ben İmamoğlu’na, onu tanımadan oy verdim. Ben ona, ona kızmama rağmen bir kez daha oy verdim. Ama başında da dedim, onu artık tanıyorum ve ona inanmıyorum. Lakin beni mahcup ederse de eğer ki inşallah eder, bir yurttaş olarak sadece ama sadece mutlu olurum.

İçeride kök salmadan dışarıya meyletti İmamoğlu. Tetkik etmeden, teşhis ve tedavi peşinde koştu İmamoğlu. Nutuk okumakta olsaydı maharet, CHP’nin iktidardan düşmemesi gerekirdi; Kuran okumakta olsaydı maharet, Erdoğan’ın Türkiye’yi ihya etmesi gerekirdi. Mefkuresi yok, mevhumesi çok İmamoğlu’nun. Tekâmül etmeden terakki olmaz. Telif ve terkip etmeden iktidar olunmaz. İmamoğlu için zevali önlemek mümkün mü? Evet. Nasıl? Zayi olmamakla. Kısa vadeli düşünmemeli İmamoğlu. İmamoğlu İmralı’ya vekil yollatmadı ama, İmralı hiç kimsenin çıkarmadığı kadar ses çıkardı mutlak butlana. 22 Ekim ve 27 Şubat’ın ne anlama geldiğini anlamadı İmamoğlu. Ve entelijansiya, esas rejim değişikliği hamlesinin terörsüz Türkiye olduğunun farkına varamadı.

Değişime esas ihtiyacı olan CHP değil, İmamoğlu

Baba ocağını da Erdoğan’a atıp tutmayı da bırakmalı İmamoğlu; ama yok illa da Nutuk okumaya devam etmek istiyorsa eğer bir tavsiyem var ona, “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” diye bir kitap var, yazarı baya meşhur, onu da okumalı. Değişime esas ihtiyacı olan CHP değil, İmamoğlu. Gördüğü zulüm bile ona bunu gösteremiyorsa eğer, işi çok zor. Zaman giderek daralıyor. Kılıçdaroğlu CHP’yi arındırır mı bilemem ama bırakmayacağını biliyorum. İmamoğlu ya parti kuracak ya da erken yaşta emekli olacak. Ve kuracağı parti, kurabilirse tabii, hakikat üzerine inşa edilmeli ve ilk etapta terörsüz Türkiye’nin menziline varması için mücadele etmeli. Bunu başarabilirlerse eğer ki hiç kolay değil; iktidara talip bir hareket, bir parti olmaya devam edecekler.

Olanlar oldu. Yol ayrımının vakti geldi. İmamoğlu; CHP’yi, CHP’de yaptığı hatalar ve CHP’nin bagajları ile birlikte geride bırakmalı. Determinist bakış açısıyla meselelere yaklaşmamalı. Her mağduriyetten iktidar hikayesi çıkmaz. Kurtlukta düşeni yemek kanundur. Düşmemeli İmamoğlu. Mücadele etmeli; hakikate dayanarak, hakikatten güç alarak mücadele etmeli. Zira zorbalık, ancak hakikatin bükemez bileğini. Resmi tarihin değil, hakikatin peşinde koşmalı; hırsını terbiye, harsı idrak etmeli İmamoğlu. Sabretmeli, sebat etmeli İmamoğlu. Evet ben, İmamoğlu’na inanmıyorum. Ama bunun bir önemi yok. Zira milyonlar ona inanıyor. Ve bundan dolayı, hak ve hakikat üzerine bir parti kurmalı ve başına geçmeli. Sonrası mı? Sonrası Allah kerim. Herkese iyi bayramlar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş