İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope muhabirleri Fırat Fıstık ve Furkan Karabay, Mütalaa programının yeni bölümünde, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada çıkan “tedbirli mutlak butlan” kararını konuştu.
Gazeteci Fırat Fıstık, “2023’te Özgür Özel’in seçildiği kurultaydan öncesine dönülmüş oldu. Hatta İstanbul için de benzer bir şey geçerli, il başkanlığı için. Ya şimdi biraz giriş yaparsak, şimdi karar o kadar garabet bir karar ki yani siyasi olarak değerlendirmek ayrı, hukuki olarak değerlendirmek ayrı” dedi.
Fıstık şunları söyledi:
“20 sayfalık bir metinden bahsediyoruz bu mutlak kararında. Şimdi en temelden tartışmak lazım Furkan. Hani yayından önce de seninle konuşuyorduk. Hatta sen Adem Sözüer’in paylaşımını atmıştın bana. Çok güzel de açıklamış Adem Hoca aslında. Bir sürü hukukçuyla açıklama yaptı ama özetlemekte yarar var. Önceden mesela bu Cumhuriyet Halk Partisi’nde işte sahibi olduğu kurultaya dair bir başvuru olmuştu zaten. Bu başvuruya YSK reddetmişti. En önemli yeri de burası aslında. Çünkü siyasi partiler kanununa göre bütün partilerin, siyasi partilerin il, ilçe kongreleri, kurultayları vs. tamamen YSK denetiminde ve burada herhangi bir hukuki açıklık yok. Yani evet YSK karar verebilir ama mahkeme şunu iptal edebilir, böyle karar alabilir gibi bir durum söz konusu değil. Yani Yüksek Seçim Kurulu mesela ilçe kongrelerini yapmış, il kongrelerini yapmış, daha sonra kurultay yeni gerçekleştirmiş Cumhuriyet Halk Partisi ve YSK hani bilmeyen izleyicilerimiz için söyleyelim. Hâkimlerden oluşan bir kurumdan bahsediyoruz biz. Yüksek hâkimlerden oluşan bir kurumdan bahsediyoruz. Hani öyle alelade üç senelik, beş senelik bir yerel mahkemede görev almış ve istinafta görev yapan hâkimlerden bahsetmiyoruz.”

Kararın hukuki olmadığına hem Yargıtay içtihatları hem de siyasi partiler kanunu üzerinden dikkat çeken Furkan Karabay, “Şimdi bu mutlak butlan kararı hem iktidar-yakın medya mensupları hem de yani muhalif camia olarak adlandırılan medyada yer alan kişiler de şöyle yorumluyorlar: Hukuken verilmiş bir karar var. Dolayısıyla bu hukuken verilmiş karara saygı duyulması lazım. Bu sürecin en hafif şekilde atlatılması gerekiyor. Çünkü hukuken verilmiş bir karar var deniliyor. Yani biz hangi hukuk ülkesinde yaşıyoruz? Hangi anayasayla yaşıyoruz? Hangi yargıta işletmelerinde yaşıyoruz? Şimdi burada hukuken verilmiş bir karar yok. Şimdi Adem Sözüer’in zaten detaylı bir tespiti var bu konuyla ilgili. Yani burada MUT’tan kararını veren mahkemenin hukuksuz bir karar verdiğini, yetki gaspı, görev gaspı yaptığını zaten anlatıyor. Çünkü görevli değil burada” dedi.

Karabay şöyle devam etti:
“Eğer Kemal Kılıçdaroğlu olmasaydı, emin olun Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerine başka bir isim bulunurdu ve bu isim bir şekilde partiye getirilirdi. Dolayısıyla asıl hedefin Özgür Özel olduğunu, asıl hedefin Özgür Özel yönetimi olduğunu, asıl hedefin Özgür Özel’in siyaset anlayışı olduğunu, asıl hedefin kazanmak için yola çıkan, kazanmak için bir şekilde fedakârlık yapmayı göze alan Özgür Özel yönetimi olduğunu görmemiz lazım. Şimdi burada Kemal Kılıçdaroğlu’na tabii ki büyük tepkiler var. Çünkü kendisi tabii ki bu süreçte yaptığı açıklamalar olsun, tutunduğu tavır olsun bir şekilde CHP’ye zarar veren bir tavırdaydı.
Bu devletin her zaman bir düşmanı oluyor. Bu zamanında Kürt hareketiydi, Kürt siyasi hareketiydi, devamında sol hareketler, sol partiler, sol örgütler… Bunlara hiçbir alan tanımayan bir anlayış var. Yani bunları her alanda baskılayan, her alanda bir şekilde susturan, her alanda alır tutuklayan bir anlayış var. Bu anlayış şu an CHP’ye yönelmiş durumda son 1-2 yıldır. Dolayısıyla CHP’ye her alanda bir baskı devam edecek. Çünkü artık şu anki siyasi devlet politikası, CHP’yi susturmaya, CHP’yi sindirmeye, bakın bundan atan da bugün gerekirse CHP’yi kapatmaya kadar gidebilecek bir anlayış var. Yani buradan kararı çıktı. Buradan bir netice alınmazsa, devamında kapatmaya da gider. Devamında genel başkanın, Özgür Özel’in bir şekilde tutuklanmasına da gider. Çünkü bu süreçlerde netice almak istiyor siyasi iktidar.”







