Özgür Özel: “Görülmemiş bir gelir adaletsizliği yaşıyoruz”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, iktidarın ekonomi ve dış politikasını sert sözlerle eleştirerek Türkiye’de görülmemiş bir gelir adaletsizliği yaşandığını söyledi.

Özgür Özel: Görülmemiş bir gelir adaletsizliği yaşıyoruz
Özgür Özel: Görülmemiş bir gelir adaletsizliği yaşıyoruz

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu Toplantısı sonrası basın toplantısında konuştu. 

Gazetecilerin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutlayan Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi çalışmalarından bahsettikten sonra AKP iktidarının dış politika ve ekonomi politikalarını eleştirdi.

“120 kişi politika kurullarında görevlendirildi”

Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde ilk toplantılarını yaptıklarını ifade ederek, “Bu aday ofisinde zaten ikinci toplantımızdı ve ilk toplantıdan sonra sizlerle bir aradaydık. O günden bugüne geçen sürede; kurullarına başkanlık eden Gölge Bakanlarımız politika kurullarını oluşturdular ve şu ana kadar 120 arkadaşımız politika kurullarında görevlendirilmiş durumda. Bu 120 arkadaşımızın içinde çok sayıda milletvekilimiz, Parti Meclisi üyemiz ve alanında uzman akademisyenler ve siyasetçiler var. Bu sayının önümüzdeki günlerde biraz daha artıp, 170 kişinin burada politika kurullarında görev yapacağı bir düzene oturmasını önümüzdeki günlerde bekliyoruz” dedi.

“Ekonomik Eşgüdüm Konseyi”

Ekonomi Eşgüdüm Konseyi kurduklarını ifade eden Özel, “11 üyeden ve iki koordinatörden oluşan bu Konsey sayesinde, ekonomi birimlerimiz politikaların hazırlanması ve uygulanması konusunda çok daha verimli ve aktif bir çalışma süreci geçirecekler” diye devam etti.

“Türkiye’nin değil kendi çıkarları ön planda”

Dış politikaya dair konuşan Özel, “Dış politikamız özellikle son dönemde Sayın Erdoğan’ın Sayın Trump ile kurduğu kişisel ilişkiler, menfaat ilişkileri, çıkar çatışmaları ya da birlikleri üzerine şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu ilişki pratiği, Türkiye’nin menfaatlerini geri plana atmaktadır. Sayın Erdoğan’ın Trump ile Türkiye için değil; şahsi geleceği ya da kendi kadrolarının iktidarını devam ettirme ümidi üzerine kurmaya çalıştığı ilişki hepimizin malumudur ve ülkemiz için en büyük risk de budur” dedi.

Özgür Özel şunları söyledi:

“Bu ilişki pratiği, bu iş görüş biçimi; geçmişte Sayın Putin’le, şimdi Trump’la geliştirilen ve bir kişinin yönettiği, kurumsallığı dışlayan ve kararları hangi niyetle aldığını kendisinden başka hiç kimseye izah edemeyen bu yönetim anlayışı sonucunda, şöyle çok kısaca bakacak olursak geriye doğru, parasını ödediğimiz F-35’ler üzerlerinde Türk bayrağı olduğu halde Amerika’da bir hangarda beklemektedir.  ABD’nin, göz bebeğimiz Kaan’ın motorlarını vermediğini bizzat Dışişleri Bakanımız açıklamıştır. Yine Amerika Birleşik Devletleri’nin uyguladığı ağır yaptırımlara mani olunamamış, bedelini iş insanlarımız, milletimiz, hepimiz ödedik ve ödemeye devam ediyoruz. S-400’lerin temin sürecindeki başarısızlık, önce ABD ile şimdi de Rusya ile bir kriz alanına dönüşmüştür. 15 yıldır filomuza tek bir uçak katamadığımız gibi, hava savunma sistemimize ilişkin güven verici beyanların da ileri vadeli niyet beyanları olduğu ve hava savunmasına ilişkin zafiyetimizin yarattığı endişe ortadadır. Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinin rayına girmesi için öncelikle meşruiyetinin milletten alan, şahsi geleceğini değil Türkiye’nin geleceğini savunan bir Cumhurbaşkanına ihtiyaç olduğu açıktır.”

Venezuela, İran, Suriye…

Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun kaçırılmasına dair konuşan Özel, “Değerli basın mensupları, Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu askeri bir saldırıyla kaçırması, ardından komşu ülkelere yönelen tehdidi ve Grönland‘ı işgal etme planları küresel gerilimin artmasına neden olmuştur. Kural temelli küresel sistem sarsılmıştır, yıkılmak istenmektedir” dedi.

CHP lideri, İran’da yaşanan protestoları takip ettiklerini belirterek, “Aynı zamanda İran’daki toplumsal hareketler, partimiz tarafından takip edilmekte, sivilleri hedef alan aşırı müdahaleler ve olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Söz konusu gelişmelerin Türkiye açısından; sınır güvenliği, göç riski, sosyal ve kültürel gerilimlerin yayılması gibi sonuçları ve bölgesel istikrar üzerindeki muhtemel etkileri ele alınmaktadır” diye konuştu.

Suriye’nin Halep kentinde SDG ile Şam yönetiminin çatışmasını hatırlatan Özel, 10 Mart mutabakatına vurgu yaptı. Özel, şöyle devam etti:

“Böyle bir ortamda komşumuz Suriye’nin yeniden çatışmalı bir ortama sürüklenmesi ciddiyetle ele alınmalıdır. CHP olarak Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarını savunuyoruz. 10 Mart Mutabakatı’na uyulmasını önemsiyoruz. Tarafların çatışma olmaksızın masada anlaşmasını arzu ediyoruz. Suriye’de her inancın ve her kimliğin anayasal bir düzen içinde özgürce yaşayacağı bir demokratik sistemin kurulmasını zaruri görüyoruz. Ama geçen bir yılda maalesef bunun başarılamadığını gördük. Türkiye müzakereden ve diplomasiden yana tutum almalı, çatışmasız çözüm ve sivillerin korunması için inisiyatif almalıdır. Ayrıca bu durum, toplumsal barış sürecini sekteye uğratmamalıdır. Kürt meselesinin çözümü için hızlı adımlar atılmalıdır. Terörsüz ve demokratik Türkiye, bir an önce kurulmalıdır. Bunu başarmak Türkiye’nin kırılganlıklarını da azaltacaktır.”

“Görülmemiş bir gelir adaletsizliği”

Yüksek enflasyona, geçim sıkıntısına ve ekonomik krize değinen Özel, CHP’nin emekliler için Meclis’te nöbete başladığını hatırlattı, “Bir kanun teklifi getireceklerini ve düzeltme yapacaklarını söylediler. Hep birlikte bu teklifin ne olacağını bekledik. Maalesef emeklilere bin 62 liralık bir düzeltme teklif ediyorlar. En düşük emekli maaşını 20 bin lira yapmayı öneriyorlar. Açlık sınırı 30 bin lirayken, 20 bin lira artık bir maaş değil, adeta emekliye verilen bir harçlık düzeyinde kalmıştır” dedi.

Özgür Özel şöyle devam etti:

“Bugün arkadaşlarımızın paylaştığı çarpıcı bilgi, sadece son altı ayda 1,2 milyon emeklinin daha en düşük emekli maaşı alanlar arasına katıldığını, altı ay önce 3,7 milyon olan en düşük emekli maaşı alan kişi sayısının 4,9 milyona ulaştığını ifade etmişlerdir. Bu korkunç bir rakamdır. Türkiye’de 5 milyon emekli en düşük emekli maaşı almaktadır. Türkiye’de en yoksul yüzde 10’luk kesimin gelirlerinin üçte ikisi emekli maaşı ve sosyal yardımlardan oluşmaktadır. Yanlış duymadınız. Türkiye’nin en yoksul yüzde 10’unun gelirinin yüzde 65’i emekli maaşı ve aldığı sosyal yardımlardır. Bu görülmemiş bir gelir adaletsizliğidir.” 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.