CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin “Seçim Kanunu’na muhalefet” suçundan yargılandığı davada eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın katılma talebi kabul edildi ve duruşma 23 Şubat’a ertelendi.

CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda şaibe iddialarına ilişkin aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişinin “Seçim Kanunu’na muhalefet” suçundan yargılandığı davada ikinci duruşma görüldü.
Duruşmada sanık ifadelerinin ardından avukatlar savunma yaptı. Sanık avukatları davanın iftiralar sonucu açıldığını ve bu yüzden davanın düşmesi gerektiğini belirterek, davanın devam etmesi halinde müvekkillerinin beraatini talep etti.
Cumhuriyet savcısı alınan beyanların ardından kovuşturmaya konu suç tarihinde CHP üyesi olan müşteki Lütfü Savaş’ın suçtan zarar görme ihtimaline binaen mağdur olarak da katılma talebinin kabulünü, dosyadaki eksik ifadelerin ve eksik hususların tamamlanarak davaya devam edilmesini istedi.
Hakim de eksik hususların giderilmesine, dinlenen sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına ve müşteki Lütfü Savaş’ın katılma talebinin kabul edilmesine karar vererek bir sonraki duruşmayı 23 Şubat’a erteledi.
Duruşmada neler oldu?
Duruşmada Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP Sancaktepe İlçe Başkanı Nihat Yeşiltaş, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik hazır bulundu. Öte yandan başka dosyadan tutuklu Rıza Akpolat, Ekrem İmamoğlu, Baki Aydöner de duruşmaya SEGBİS üzerinden katıldı.
Duruşmada savunma yapan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, CHP’nin ve yöneticilerinin davalar silsilesiyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. İmamoğlu, “Sözde tanık olarak sunulan ancak gerçekte tanıklık vasfı bulunmayan aynı birkaç ismin her seferinde yeniden sahneye çıkarıldığını görüyoruz. Ya şahsıma ya da mensubu olduğum partiye yönelik yeni bir iftira kurgulamakla görevlendirilmekte, aynı senaryo, aynı ezber, farklı dosya numaralarıyla dolaşıma sokulmaktadır. Madem bu isimler bu denli vazgeçilmezdir, hepsini bir araya getirip İstanbul’da hep birlikte yorumlasınlar, göndersinler, inanın şaşırmam, zira muhtemelen orada da ifadeleri hazırdır diye düşünüyorum” dedi.
İmamoğlu, hukukun üstünlüğünü vurgulayarak, “Adaletin terazisine iftirayı, dedikoduyu ve siyasi siparişleri koymak yalnızca değerlere değil, doğrudan milletin iradesine ve demokrasimize yönelmiş çok ciddi bir saldırıdır. İddia makamının bu tür kişi ve kişilerin ifadelerini kale alması utanç vericidir. Yargının akıl ve izan dışı bu senaryoların figüranı haline getirilmeye çalışılması sadece bir hukuki çürüme değil, aynı zamanda toplumun adalet duygusuna karşı açıkça ciddi bir ihanettir. Milletimize ağır bedeller ödeten bu süreçte hukuku siyasetin sopası haline getiren ve buna sessiz kalan herkesi, bu işin içerisinde rol alan herkesi uyarıyorum, bu suçun ortağı haline gelmeyin, yazıktır, günahtır. Bir yılı aşkın süredir ülkemizin gündemini meşgul eden ve bu işi bilinçli bir şekilde organize eden kim var ise yüce Türk yargısı huzurunda, günü geldiğinde, adil bir ortamda, özgür bir ortamda hesap verecek” diye konuştu.
“Kurultaya Divan Başkanı olarak gösterilmemi tarafıma teklif eden Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur”
İmamoğlu şöyle devam etti:
“Divan Başkanı olarak görev yaptığım kurultay süreci elbette benim için çok değerlidir. Bu süreç, parti tüzüğü, ilgili mevzuat ve siyasi etik kurallar çerçevesinde şeffaf ve herkesin gözü önünde yürütülmüştür. Bu süreçte ne adaylara yönelik herhangi bir telkinim ne de iradeyi etkilemeye dönük bir tutumum söz konusu olmuştur. Divan Başkanlığım seçimin olduğu gün başlamış ve iki gün sonra da zaten sona ermiştir. Divan Başkanı’nın görevi bellidir. Divan Başkanı, kurultaydaki delegeler tarafından seçilir ve görevini yapar. Görevini yaptığı süreç içerisinde, oylama saati geldiğinde görevi seçim kuruluna devreder ve süreci seçim kurulu yönetir. Aynı zamanda şunu da söylemek gerekir ki kurultay sürecinde benim kurultaya Divan Başkanı olarak gösterilmemi tarafıma teklif eden de önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur ve oy birliğiyle seçilerek onurlu bir görev yaptık, benim için çok kıymetlidir.”
Baki Aydöner de savunmasında yaptığı hiçbir görevde seçimlere hile karıştırmak isnadıyla karşılaşmadığını ifade etti, “Bu yüzden hicap duyduğumu ifade etmek isterim. Biz kurultay delegeleri zaten örgütün iradesiyle seçiliyoruz. Partide doğmuş, büyümüş birisi olarak hile karıştırcak bir hayat tarzım yoktur. Türkiye’de 81 il başkanı var, hepsi de çok kıymetlidir. Türkiye’de siyaseti kazandık, kaybettik kelimelerini kullanmayan birisiyim. Ben kamuya malolmuş bir siyasetçiyim. Parti içerisinde biz kazandık da kim kaybetti? Siyasete, partimize böyle bakmıyorum. Ben hem Özgür Özel’e hem de Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdim zamanında” dedi.
“Kurultayda Özgür Özel yerine başka bir tercih yapsaydık burada ne ben ne de arkadaşlarım yargılanacaktı”
Rıza Akpolat ise savunmasında “kendisine düşman hukukunun uygulandığını ve tutuklu olduğunu” ifade ederek, şunları kaydetti:
“Savcılık dosyalardan beraat edeceğime o kadar emin ki, bu yüzden sürekli hakkımda yeni dosyalar açıyor. İleride İttihat ve Terakki üyeliğinden yargılanabilirsem şaşırmayın. İzahı olmayan şeyin malesef mizahı oluyor. Bizim içinde olduğumuz durum da budur. Bize karşı yürütülen bu savaşın ne akılla ne mantıkla ne de hukukla ilgisi var. Suçlandığımız konular hakkında savunma yapmak bizim için zuldür. Eski Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş kurultaya katılmamış zaten. Ancak söylediği şeyler dosyaya konmuş, itibar edilmiş ve biz de savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Çocukluğumdan itibaren CHP’nin kurultay ve kongrelerinde bulunmaya çalıştım. Demokratik bir ortam vardır ama delegenin iradesini sakatlamak gibi bir durum söz konusu olamaz. Bugün burada olmamamızın nedeni nettir, kurultayda Özgür Özel yerine başka bir tercih yapsaydık, seçimlerde CHP birinci parti olmasaydı burada ne ben ne de arkadaşlarım yargılanacaktı. Ancak ben başka tercih yapsaydım, umutları sömürülen partili arkadaşlarım yargılayacaktı. O yüzden bu yargılanmayı, parti üyelerimizin yargılamasına tercih ederim.”
“Kongre kazanmanın, kurultay kazanmanın, CHP’li olmanın suç olduğu günlerden geçiyoruz”
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise “Kongre kazanmanın, kurultay kazanmanın, CHP’li olmanın suç olduğu günlerden geçiyoruz. CHP ne zaman birinci parti oldu, işte ondan sonra olanlar oldu. Gözaltılar, tutuklamalar bundan sonra oldu” dedi.
Hakkındaki üç ayrı davadan 22,5 buçuk yıl hapis istemiyle yargılandığını bildiren Çelik, “Partimize açılan davalar bitmiyor. Sadece CHP mi hedefte? Hayır. Öğrenciler, sanatçılar, gazeteciler tutuklandı, televizyonlara kayyum atandı. Yani muhalefeti sindirmeye çalışan uygulamalarla karşı karşıyayız. İddianamelerin içinde hiçbir somut delil yok, tamamen itirafçı delilleri ve ‘duymuştum’ şeklindeki ifadeler dayandırılmış. Amaç Ekrem İmamoğlu’nun aday olmaması, amaç muhalefetsiz ve gösterme seçimler yapılan bir Türkiye. Ben hayatımda hiç kimsenin önünde önümü düğmelemedim seçilmek için. Her zaman üyelerimiz seçti” diye konuştu.
Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın da “Kurultaydan altı ay önce Osmangazi Belediye Başkan adayı olarak zaten dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu beni aday göstermiştir, ardından da anketlerde yüzde 48 oranında çıktığım için CHP Genel Başkanı Özgür Özel de adaylığımı ilan etmiştir ve sonrasında da seçimleri kazandım. Bugün sadece ‘duydum’, ‘böyle olduğunu düşünüyorum’ şeklinde ifadelerle yargılanıyoruz. 31 Mart 2024 seçimlerinde tarihi bir başarı elde ettik, Osmangazi’de hiç seçim kazanmamıştır CHP ve biz bu seçimleri kazandıktan sonra bu iddialarla karşı karşoya geldik. Bana atılan suçlamaları kabul etmiyorum. Ben o dönemde bir CHP üyesi olarak oy hakkımı kullandım” beyanlarında bulundu.
CHP Sancaktepe İlçe Başkanı Nihat Yeşiltaş da savunmasında, şunları kaydetti:
“Halkın umudu haline gelen CHP’nin iktidarını engellemek için CHP’yi bu tür davalarla mahkeme koridorlarında oyalamaya çalışıyorlar. Sayın İmamoğlu ve belediye başkanlarımızın tutuklu olmasının, il başkanlarımızın burada yargılanıyor olma nedeni yerel seçimlerde CHP’nin iktidar olmasıdır. Bu tür mahkemelerle CHP’nin iktidarını engellemek halkın iradesini de engellemektir. Bu ülkede aileler, gençler umutlarını CHP iktidarıyla kuruyor. Kadınlar sokaklarda korkmadan dolaşacaklarını günleri CHP’nin iktidarında görüyor, emekliler huzurla yaşayacağı günleri CHP’de görüyor. Bizler yargı bağımsızlığından, hukuk devleti anlayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. İktidar mücadelemize devam edeceğiz. Bu davaların tamamı CHP iktidarını engellemeye yöneliktir.”
(ANKA)






