İFÖD’ün yayımladığı rapor, küresel sosyal medya şirketlerinin Türkiye’de ifade özgürlüğünü korumak yerine, 5651 sonrası kurulan yasal rejim içinde devletin sansür taleplerine yüksek oranda uyum sağladığını ve devletin uyumlu aparatları haline geldiklerini vurguluyor.

İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), küresel sosyal medya şirketlerinin Türkiye’deki sansür rejimiyle ilişkisini mercek altına alan bir rapor yayımladı. “Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması” başlıklı rapor, Facebook, X, TikTok, YouTube ve Google gibi platformların ifade özgürlüğünü korumak yerine devletin talepleriyle uyumlu hareket ettiğini belgeledi.
Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve uzman araştırmacı Ozan Güven tarafından hazırlanan rapor, 5651 sayılı Kanun’da yapılan değişikliklerin ardından Türkiye’de temsilcilik açan sosyal ağ sağlayıcılarının pratikte nasıl bir “dijital itaat mekanizmasına” dönüştüğünü ortaya koyuyor. Rapora göre şirketler, yasal yükümlülüklere yalnızca biçimsel olarak uyarken, şeffaflık ve hesap verebilirlikten sistematik biçimde uzaklaşıyor.
Raporun öne çıkan başlıkları
Raporda öne çıkan başlıklar şöyle sıralanıyor:
Şeffaflık Yanılsaması ve Veri Karartma: Rapor, platformların yayımladığı şeffaflık raporlarını “işlevsiz veri yığınları” olarak nitelendiriyor. Meta (Facebook & Instagram) ve TikTok gibi devler, yasal zorunluluk olmasına rağmen, hangi içeriğin “kişilik hakları” hangi içeriğin “özel hayatın gizliliği” nedeniyle kaldırıldığını raporlamayarak kamuoyu denetimini imkânsız kılıyor.
BTK’nın “Ticari Sır” Kalkanı: Rapor, şeffaflık sorununun sadece şirketlerle sınırlı olmadığını, düzenleyici kurum BTK’nın da bu karartmaya ortak olduğunu ortaya koydu. BTK’nın, platformların sunduğu raporları “ticari sır” gerekçesiyle kamuoyuyla paylaşmayı reddettiği ve süreci sadece devletin görebildiği “kapalı devre bildirimlere” dönüştürdüğü belgelendi.
Algoritmik Gölge Sansür: Google başta olmak üzere platformların, içerikleri resmen kaldırmadan algoritmalar eliyle “görünmez” kıldığı (shadow banning) ve haber sitelerine yönelik keyfi trafik kısıtlamalarıyla “dijital sansürü” derinleştirdiği tespit edildi.
LinkedIn Skandalı: Raporda LinkedIn’e özel bir parantez açılıyor. Türkiye’ye sunduğu raporda “sıfır” talep aldığını beyan eden platformun, kendi küresel veri tabanında aynı dönemde Türk hükümetinden gelen taleplere yüzde 100 oranında işlem yaptığı raporlandı.
TikTok’tan “Yüksek İtaat”: Rapor, TikTok’un Türkiye’den gelen sansür taleplerine yüzde 90’ın üzerinde bir oranla uyum sağladığını ve içerikleri “yerel yasa” yerine giderek artan oranda “Topluluk Kuralları” gerekçesiyle kaldırarak sansürü perdelediğini vurguluyor.
Hukuki Geçerliliğini Yitirmiş Normların Uygulanması: Anayasa Mahkemesi’nin 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesini iptal etmesine rağmen, YouTube gibi platformların hukuken geçerliliğini yitirmiş bu maddeye dayanarak içerik kaldırmaya devam ettiği, dolayısıyla yürürlükte olmayan hükümlere istinaden halen işlem yapıldığı tespit edilmiştir.
“Devletin uyumlu aparatları”
İFÖD, raporun sonuç bölümünde sosyal medya şirketlerinin Türkiye’de ifade özgürlüğünü savunan aktörler olmaktan çıkarak, devletin sansür ve gözetim politikalarının “uyumlu aparatları” haline geldiğini belirtiyor. Dernek, şirketleri gerçek şeffaflığa, anlamlı veri paylaşımına ve dijital kamusal alanın daraltılmasına ortak olmamaya çağırıyor.
Raporun tamamı için tıklayın
- Haberin görseli yapay zeka aracılığıyla üretildi








