Trump Grönland’dan vazgeçmiyor: AB ve NATO ne yapabilir?

Trump Grönland

ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ın Amerikan kontrolüne geçmesi gerektiği konusunda ısrarcı. Washington, bu talebi “ulusal güvenlik” gerekçesiyle meşrulaştırmaya çalışıyor, “Gerekirse onların isteyip istememesine bakmadan bir şeyler yaparız” mesajı veriyor. Trump ve ekibinden gelen bu çıkışlar, hem Avrupa Birliği’ni (AB) hem de NATO’yu zor bir denklemin içine soktu.

Grönland, Danimarka’ya bağlı ancak geniş özerkliğe sahip bir bölge. Ada AB üyesi değil, fakat Danimarka üye. Aynı zamanda NATO’nun güvenlik şemsiyesi de Danimarka üzerinden Grönland’ı kapsıyor. Avrupa başkentleri bugüne kadar egemenlik, toprak bütünlüğü ve Grönland halkının kendi geleceğini belirleme hakkını güçlü biçimde savundu. Ancak Trump’ı nasıl caydıracaklarına dair net bir strateji henüz ortaya konmuş değil.

Peki masadaki seçenekler neler?

Grönland’ın başkenti Nuuk.

Diplomasi ve Arktik güvenliği

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Danimarka ve Grönlandlı muhataplarıyla görüşmesi beklenirken, Kopenhag ve Nuuk çoktan Washington’da lobi faaliyetlerine başladı. Hedef, ABD’nin güvenlik kaygılarını yumuşatmak.

Danimarka ile ABD arasında 1951’de imzalanan ve 2004’te güncellenen savunma anlaşması, ABD’nin Grönland’daki askeri varlığını ciddi biçimde genişletmesine zaten olanak tanıyor. Yeni üsler ve daha fazla askerî konuşlanma bu çerçevede mümkün.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Trump’a dolaylı ama sert bir mesaj verdi, NATO içinde bir ülkenin diğerine saldırmasının ittifakın sonu anlamına geleceğini söyledi. Bu mesaj özellikle Trump’ın MAGA çevresinin dışındaki Cumhuriyetçilere yönelik.

Geçen hafta Brüksel’de NATO büyükelçilerinin Arktik’te askeri harcamaların artırılması, daha fazla teçhizat konuşlandırılması ve daha geniş tatbikatlar yapılması konusunda uzlaştığı da aktarılıyor. Diplomatlara göre Batı’nın Grönland’ın dış güvenliğini güçlendirmesi, krizin en az hasarla aşılmasını sağlayabilir.

AB’nin ekonomik kozları var mı?

Teoride AB, 450 milyonluk pazarıyla ABD üzerinde ciddi ekonomik baskı kurabilecek güce sahip. ABD üslerinin Avrupa’daki faaliyetlerinin sınırlandırılmasından, ABD devlet tahvillerinin alımının durdurulmasına kadar uzanan geniş bir yaptırım yelpazesi tartışılıyor.

En sık anılan araç ise AB’nin “ticaret bazukası” olarak bilinen anti-coercion instrument. Bu mekanizma, ABD mallarına ve hizmetlerine yasak getirilmesini, gümrük vergileri uygulanmasını, fikri mülkiyet haklarının askıya alınmasını ve yatırımların engellenmesini mümkün kılıyor.

Ancak bunun hayata geçmesi için üye ülkelerin siyasi irade göstermesi gerekiyor. Ukrayna savaşı nedeniyle ABD’yle ilişkileri koparmak istemeyen Avrupa başkentlerinin, Trump’ın ticaret tehditlerinde bile bu aracı kullanmaktan kaçındığı biliniyor.

Eski bir üst düzey BM yetkilisi olan Jean-Marie Guéhenno’nun da vurguladığı gibi, Avrupa hâlâ ABD teknoloji şirketlerine büyük ölçüde bağımlı. Savunmadan yazılıma, yapay zekâdan veri güvenliğine kadar pek çok alanda Washington’un iyi niyetine muhtaç.

Grönland’a yatırım hamlesi

Grönland ekonomisi, Danimarka’dan her yıl aldığı yaklaşık 4 milyar Danimarka kronu (yaklaşık 530 milyon avro) tutarındaki sübvansiyonlara dayanıyor. Bu destek, kamu harcamalarının yarısını ve GSYH’nin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

Trump’ın “milyarlarca dolar yatırım” vaadine karşılık olarak AB de devreye girebilir. Avrupa Komisyonu’nun eylül tarihli bir taslağı, AB’nin Grönland’a sağladığı mali desteği Danimarka’nın seviyesine çıkarabileceğini öngörüyor. Ayrıca ada, AB’ye bağlı uzak bölgeler için ayrılan fonlardan da yararlanabilir.

Washington’un mali kapasitesi Brüksel’den fazla olsa da, Grönlandlıların bağımsızlık sonrasında ABD şirketlerinin baskın rolünden ve İskandinav tarzı sosyal devlet modelini kaybetmekten çekinebileceği değerlendiriliyor.

Asker konuşlandırmak mümkün mü?

Diplomasi ve yatırım zaman alıyor. Üstelik Trump’ın hedefinin yalnızca güvenlik olmadığı, “Grönland’ın sahipliğinin psikolojik olarak gerekli” olduğu yönündeki sözlerinden de anlaşılıyor.

Bruegel düşünce kuruluşu için hazırlanan bir analizde Moreno Bertoldi ve Marco Buti, AB’nin “ABD yayılmacılığına karşı Grönland’ı proaktif biçimde koruması” gerektiğini savundu. Yazarlar, Kopenhag ve Nuuk’un onayıyla Avrupa askerlerinin adaya konuşlandırılmasının güçlü bir siyasi mesaj olacağını belirtiyor.

Bu adım ABD’nin olası bir ilhakını tamamen engellemese de, ciddi biçimde karmaşık hale getirebilir. Zira ABD’nin müttefiklerinin askerlerini karşısına alması, Washington’un uluslararası itibarına ve iç siyasetine ağır bir darbe vurur.

Almanya, ABD’nin böyle bir adım atması ihtimaline karşı “Avrupa caydırıcılığı” içeren bir plan üzerinde çalıştığını açıkladı. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ise daha önce Grönland’a Fransız askerî birlikleri gönderilmesi ihtimalini gündeme getirmişti.

AB’nin hızlı konuşlanma kapasitesi, farklı üye ülkelerden 5 bin askerin kısa sürede kriz bölgelerine gönderilmesini öngören bir çerçeve. Uzmanlara göre bu kapasitenin devreye sokulması, Trump’ın hesaplarını değiştirebilir.

Alman Yeşiller Partisi Milletvekili Sergey Lagodinsky’nin ifadesiyle durum şöyle:

“ABD ile AB arasında bir savaşın ne arzu edilir ne de kazanılabilir olduğuna kimse inanmıyor. Ama ABD’nin AB’ye karşı askeri bir hamlesi, savunma işbirliği, piyasalar ve küresel güven açısından yıkıcı sonuçlar doğurur.”

Bu da Trump’ı bir kez daha düşünmeye zorlayabilir.

Kaynak: Guardian

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.