Açık Oturum’un 58. bölümünde CHP PM Üyesi ve Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Güldem Atabay, siyasetçi Nesrin Nas ve siyaset bilimci Tanju Tosun, Göksel Göksu’nun sorularını cevapladı. 300 günü geride bırakan 19 Mart sürecinin siyasetteki etkilerinin ele alındığı programda, “Siyaset normalleşir mi, yoksa bir kırılmanın eşiğinde miyiz?” sorularına cevap arandı. Katılımcıların 300 günün ardından Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan kritik bir eşikten geçtiğini vurguladığı programda, iktidarın sıkışmışlığı, muhalefetin stratejisi, Ekrem İmamoğlu’nun konumu ve yaklaşan seçim sürecine dair öngörüler öne çıktı.
Atabay: “2023 öncesi yaşatılan yalancı baharın sonrası daha büyük yoksulluk”
Güldem Atabay, iktidarın ekonomik darboğaz konusundaki sıkışmışlığına değindi ve 2018’den bu yana uygulanan ekonomi politikaların Türkiye’de kurumsallığı zayıflattığını söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı sistemiyle gücün konsolide edilmesi devleti çürüttü, bir beceriksizlik ve kısır döngü yarattı” dedi.
2027 için dile getirilen “bolluk ve bereket” söylemlerine de değinen Atabay, bunun geçmişteki seçim ekonomilerinin tekrarından ibaret olacağını savundu:

“Bu size 2023 öncesinde yaşatılan yalancı bahar. Sonrası yine enflasyon patlaması ve daha büyük yoksulluk.”
Atabay’a göre iktidar, ekonomik sıkışmışlık nedeniyle Suriye, DEM Parti ve “terörsüz Türkiye” başlıklarında da manevra alanı bulmakta zorlanıyor.
“Sertleşmenin nedeni duvara sıkışmışlık”
İktidarın muhalefete yönelik sertleşmesini de bu tabloyla ilişkilendiren Atabay, “İçeriyi yönetememe, dışarıda başarısız bir dış politika ve ana muhalefete karşı artan sertlik, iktidarın duvara sıkışmış halinin sonucu” dedi.
CHP’nin bu süreçte direnç kazandığını belirten Atabay, “Ekrem İmamoğlu’na ve CHP’ye yönelik saldırılara karşı artık daha antrenmanlı, kas yapmış bir yapı görüyorum” ifadelerini kullandı.
Tosun: “Bu seçim rejimin esnekliğiyle ilgili olacak”
Siyaset bilimci Tanju Tosun ise CHP’nin “isteyerek sıkışmadığını”, iktidarın devlet imkânlarıyla muhalefetin hareket alanını daraltmaya çalıştığını söyledi. Tosun’a göre önümüzdeki süreçte iktidar, “yumuşama ve sertleşme arasında gidip gelen” bir strateji izleyecek.
Tosun, yaklaşan seçimlerin sıradan bir iktidar değişimi yarışı olmayacağını belirterek,
“Bu seçim, Türkiye’de rejimin 2028 sonrasında esnekleşip esnekleşmeyeceğini belirleyecek”
dedi.
Bu nedenle muhalefet ittifaklarının hayati önem taşıdığını vurgulayan Tosun, ekonomi ve genç seçmenlerin belirleyici olacağını ifade etti.
Ekrem İmamoğlu hakkında süren hukuki süreçlerin iki farklı etki yaratabileceğini dile getiren Tosun, “Bu süreç umutsuzluk yaratabileceği gibi, doğru duruşla bir umut siyasetine de dönüşebilir” değerlendirmesini yaptı.
Nas: “Toplumsal ittifak ve umut duygusu şart”
Eski bakan ve ekonomist Nesrin Nas ise tartışmada “toplumsal ittifak” vurgusu yaptı. Nas, iktidarın tüm baskı araçlarına rağmen toplumda ciddi bir itiraz potansiyelinin varlığını koruduğunu belirterek, “Yüzde 60’lık bir itirazı sönümlendiremiyorlar” dedi.
Ancak sadece demokrasi ve hukuk vurgusunun yeterli olmadığını söyleyen Nas, şunları kaydetti:
“İnsanlar daha iyi bir alternatif var mı ve kavgasız bir şekilde oraya ulaşabilir miyiz, bunu bilmek istiyor.”
Nas, iktidarın krizleri “operasyon mekaniği” ile yönetmeye çalıştığını, sansasyonel operasyonlar ve itibarsızlaştırma yoluyla gündemin sürekli değiştirildiğini savundu. Bu stratejinin asıl amacının ekonomi ve yoksulluk tartışmalarını perdelemek olduğunu ifade etti.
“Beka söylemiyle ekonomi önemsizleştiriliyor”
Nas, iktidarın önümüzdeki dönemde “beka” ve korku siyasetiyle ekonomiyi geri plana itmeye çalışabileceği uyarısında bulundu:
“İnsanlara ‘kuru ekmek soğan yeriz ama ülke kalsın’ dedirten bir iklim yaratılmak isteniyor.”
Bu nedenle CHP’nin hem adalet talebini sürdürmesi hem de ekonomi, yoksulluk ve gençlerin geleceğine dair basit ve anlaşılır çözümleri toplumla paylaşması gerektiğini vurguladı.








