Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Askerî Öğrenci Aday Belirleme Sınavı 2026 yılı başvuru ücretinin 700 TL’ye çıkması, sınavların maliyetini gündeme getirdi. 2020’de 100 TL olan ücret, geride kalan altı yıllık süreçte yedi kat arttı. Veriler, sınav ücretlerindeki artışın resmî yıllık enflasyon oranlarının üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu artışın eğitimde fırsat eşitliği ilkesini zedelediğini söyledi.
Haber: İlayda Aynur Önemli

ÖSYM tarafından yayımlanan takvimle birlikte 2026 yılı MSÜ sınavı başvuru ücreti kesinleşti. 2025’te 450 TL olan ücret, bu yıl yüzde 55,6 oranında bir zamla 700 TL’ye yükseldi. Bu artış, özellikle 2024’teki yüzde 126,9’luk rekor zamdan sonra gelen en yüksek ikinci oransal artış olarak kayıtlara geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yıllık enflasyon verileriyle karşılaştırıldığında bu artış, sınav ücretlerinin enflasyonun üzerinde seyrettiğini gözler önüne serdi. 2024’teki yıllık enflasyon yüzde 44,38 olarak gerçekleşirken, aynı yıl MSÜ sınav ücreti bir önceki yıla göre yüzde 126,9 oranında artırıldı. 2025’te ise yıllık enflasyon yüzde 30,89 seviyesindeyken, MSÜ’nün ücretlerdeki artış oranı yüzde 55,6 olarak belirlendi.

Gözler YKS’de: Üç oturum maliyeti 2 bin TL’yi aşabilir
MSÜ’deki bu sert yükseliş, milyonlarca adayın gireceği Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) için de endişe yaratıyor. 2026 yılı YKS ücreti henüz resmî olarak açıklanmasa da geçmiş veriler iki sınavın ücret politikasının paralel ilerlediğini gösteriyor. 2020’de üç oturumu 210 TL olan YKS’nin maliyeti, 2025’te 1.350 TL’ye ulaştı. MSÜ’deki yüzde 55’lik artış eğiliminin YKS’ye de yansıması durumunda, adayların 2026’da 2 bin 100 TL’ye yakın bir sınav faturasıyla karşılaşması muhtemel görünüyor.

“Eğitimin ticarileşmesinin bir göstergesi”
Çalışma Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, sınav ücreti uygulamasını “neoliberal bir yaklaşım” olarak nitelendirerek şunları söyledi:
“Sınav harcı uygulaması adil değildir ve eğitimin ticarileşmesinin bir göstergesidir. Sosyal hukuk devletinin gereği olarak tüm kamu sınavları bedava olmalıdır. Devletin bu sınavları yapmak için adaylardan alacağı paralara ihtiyacı yoktur; sosyal devlet bu kaynağı yaratmalıdır. Sınav harcı uygulaması hiçbir yarar sağlamadığı gibi, toplumun yoksul kesimlerinin bütçesine ağır bir yük bindirmekte ve sınava girmeyi zorlaştırmaktadır.”
“Yoksullar için fiili eleme mekanizması”
Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, sınav maliyetinin eğitim hakkı üzerine etkisine dikkat çekti. Eğitime erişimin fiilen parayla ölçülür hale geldiğini dile getiren Gülez, şunları söyledi:
“Kamusal bir eğitim kurumuna erişimin ön koşulu olan merkezi sınavların giderek daha maliyetli hale gelmesi, Anayasa’da güvence altına alınan eğitim hakkının ciddi biçimde aşındırıldığını göstermektedir. Bugün kamu kurumları tarafından düzenlenen merkezi sınavlardan talep edilen yüksek ücretler, özellikle yoksul ve dar gelirli aileler açısından fiili bir eleme mekanizmasına dönüşmüş, eğitime erişim giderek sınıfsal bir ayrıcalık halini almaya başlamıştır. Kamu kurumlarının bu hizmetleri ‘kendi kendini finanse eden’ bir işletme mantığıyla yürütmesi kabul edilemez. Gençler daha en baştan ‘kaybetme korkusu’ ile karşı karşıya bırakılmakta; bu durum gençlerde umutsuzluk, dışlanmışlık ve çaresizlik duygularını yaygınlaştırmaktadır. Çözüm, tüm merkezi sınavların tamamen ücretsiz olması ve sınavların finansmanının genel bütçeden karşılanmasıdır.”








