Gazeteciler Timur Soykan ve Barış Pehlivan’ın, “Kayda Geçsin” programındaki açıklamaları nedeniyle haklarında açılan “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” davasının ilk duruşması yapıldı.

Gazeteciler Timur Soykan ve Barış Pehlivan’ın, Halk TV’de yayınlanan “Kayda Geçsin” programındaki açıklamaları nedeniyle “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasından yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı.
Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Barış Pehlivan ve avukatları katıldı. Savunması alınan Barış Pehlivan, 23 yıldır gazeteci olduğunu, söz konusu suçlamayla hakim karşısında olmaktan utanç duyduğunu söyledi. Pehlivan, “Daha yakın tarihte adliyenizden cumhuriyet savcısı Cengiz Çallı rüşvet suçundan tutuklandı. Benim yargıdaki rüşvet ve usulsüzlüklere ilişkin beş adet kitabım bulunmaktadır. Asıl ‘yargıda usulsüzlük yoktur’ dersem yanıltıcı bilgi vermiş olurum” dedi.
Pehlivan’ın avukatı Gamze Pamuk, müvekkilinin gazeteci ve yorumcu olduğunu, kamuoyuyla görüşlerini paylaştığını hatırlattı. Pamuk, isnat edilen suçun oluşabilmesi için gerçeğe aykırı bilginin bile isteye kamu barışını bozma kastıyla verilmesi gerektiğini söyledi. Pehlivan’ın suçlamaya konu “Rüşvetle tahliye edilen baronlar var” demesinin yanıltıcı bilgi olmadığına dikkat çeken Pamuk, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığını vurguladı.
Duruşmaya yayını olduğu için mazeret sunarak katılmayan Timur Soykan’ın avukatı Buse Şahin, bir sonraki duruşma savunma için hazır olacaklarını ifade etti.
Duruşma 14 Nisan saat 11:40’a ertelendi.
Ne olmuştu?
Gazeteciler Timur Soykan ve Barış Pehlivan hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla dava açılmıştı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Soykan ve Pehlivan’ın 15 Ekim 2024’te Halk TV’de yayınlanan “Şule Aydın ile Kayda Geçsin” programındaki konuşmaları suçlama konusu yapılmıştı.
Savcılık, söz konusu yayındaki açıklamalar nedeniyle Soykan hakkında “cumhurbaşkanına hakaret”, “devlet kurum ve organlarını aşağılama”; Pehlivan hakkında “devlet kurum ve organlarını aşağılama“ suçlamalarından soruşturma yürütüldüğünü, Murat Ağırel hakkında ise “kovuşturmaya yer yok” kararı verildiğini belirtmişti.
Resen başlatılan soruşturmada “cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurum ve organlarını aşağılama” suçlamalarından soruşturmaya devam edilebilmesi için Adalet Bakanlığı izni gerekmesinden dolayı, hazırlanan iddianamede yalnızca “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlaması yöneltilmişti.
Pehlivan ve Soykan iddianamesi
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Soykan ve Pehlivan hakkında hazırladığı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddianamesinde, Pehlivan’ın “Rüşvetle tahliye edilen baronlar, tutuksuz yargılanan baronlar, soruşturması iddianameye dönmeyen baronlar, hızlı bir şekilde beraat alan suç örgütü liderleri, bu da yargıyı ilgilendiren bir şey, Türkiye’nin yargı sisteminin emniyet sisteminden daha kötü halde olduğunu düşünüyorum” sözlerine yer verilmişti.
Savcılık, Pehlivan’ın sözleri için “aşağılayıcı” değerlendirmesi yapmış ancak Pehlivan’ın hangi ifadesinin “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu oluşturduğuna dair iddianamede herhangi bir tespit yapmamıştı.
İddianamede Soykan’ın, yakın zamanda suça karıştığı iddiasıyla görevden alınan birçok hakim ve savcı olmasına rağmen “bu ülkede hemen hemen her gün suça bulaşmış yargı mensuplarıyla yüzleşiyoruz”, “savcıların tehdit edildiği, devletin çürüdüğü bu dönemde bu işler nasıl oluyor” ifadeleri suçlamaya gerekçe gösterilmişti.
Savcılık, sekiz sayfalık iddianamesinde, sadece suçlamanın tanımını yapıp, gazeteci Soykan ve Pehlivan’ın konuşmalarının dökümünü yazarak iddianameyi oluşturmuştu.
Gazetecilerin hangi ifadelerinin ne şekilde “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu meydana getirdiği ise belirtilmemişti.






