Gözaltında kaybedilen yakınlarını arayan Cumartesi Anneleri 1087. haftada Galatasaray Meydanı’nda Ayşenur Şimşek için adalet istedi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran ve faillerin yargılanması talebiyle İstanbul-Beyoğlu’nda 1995’ten bu yana eylem yapan Cumartesi Anneleri, bu hafta (24 Ocak 2026) Galatasaray Meydanı’na karanfil bırakarak açıklamalarını okudu.
Cumartesi Anneleri 1087. haftada Ayşenur Şimşek için adalet istedi.
Talebimiz açıktır: Ayşenur Şimşek dosyasındaki takipsizlik kararları derhal kaldırılmalı; zamanaşımı engelleri ileri sürülmeksizin dosya yeniden açılmalı; bağımsız, tarafsız ve etkin bir soruşturma süreci işletilmelidir.#CumartesiAnneleri1087Hafta pic.twitter.com/wUp3XyF1qB
— Cumartesi Anneleri (@CmrtesiAnneleri) January 24, 2026
Açıklama şöyle:
“31 yıldır soruyoruz, 31 yıldır cevapsız bırakılıyoruz: Ayşenur Şimşek’e ne oldu?
Düşmanlaştırma ve cezasızlık üzerine kurulu savaş siyasetinin açtığı derin yaraları taşıyanlar olarak; Türkiye’de ve Suriye’de hak ve özgürlüklerin güvence altına alındığı, insan onuruna dayalı kalıcı bir barış istiyoruz. Çünkü biliyoruz: Şiddet siyaseti yalnızca yaşamları değil, hukuku, hakikati ve adaleti de yok eder.
Yaşadık, gördük, tanığıyız. Zorla kaybetmeler ve ağır insan hakları ihlalleri, hukukun askıya alındığı, insan hayatının değersizleştirildiği şiddet ortamlarının doğrudan sonucudur. Bu nedenle barış talebimiz, yalnızca bir temenni değil; hakikat, adalet ve insan onuru için vazgeçilmez bir zorunluluktur.
1087. haftamızda, 31 yıl önce bugün gözaltına alınarak kaybedilen Ayşenur Şimşek dosyasıyla bir kez daha kamuoyunun karşısındayız.
Ayşenur Şimşek 27 yaşındaydı. Ankara’da yaşıyordu. 1990 yılında Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu, eczacı olarak çalışmaya başladı. 1991 yılından itibaren ise sağlık emekçilerinin örgütlenmesi çalışmalarında aktif olarak yer aldı; Sağlık-Sen Ankara Şubesi Kurucu Başkanı oldu.
Bu çalışmalar nedeniyle iki kez gözaltına alındı, ağır işkence gördü. Ailesi defalarca telefonla arandı; “Bu işleri bırakmazsa sonu kötü olur” denilerek tehdit edildi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Ayşenur’un babası karakola çağrılarak “Kızınız teslim olsun, yoksa onun için hiç iyi olmaz” sözleriyle baskı altına alındı. Bu nedenle eve gelemeyen Ayşenur, ailesiyle düzenli olarak haberleşmeyi sürdürdü. Ancak 24 Ocak 1995 tarihinden sonra Ayşenur’dan bir daha haber alınamadı.
Aile, derhal emniyete, savcılığa ve İçişleri Bakanlığı’na başvurdu. Ancak kendilerine sürekli olarak “Kızınız gözaltına alınmamıştır” yanıtı verildi. Tüm yasal başvuruları sonuçsuz kalan aile, 21 Mart 1995 tarihinde yaptıkları basın açıklamasıyla Ayşenur’u arama kampanyası başlattıklarını kamuoyuna duyurdu.
Arama kampanyası sürerken Milliyet Gazetesi’nde bir haber yayımlandı. Kırıkkale yolu üzerinde bulunan genç bir kadının cansız bedeninden söz eden bu haber üzerine aile Kırıkkale Savcılığı’na başvurdu. 12 Nisan 1995 tarihinde Ayşenur Şimşek’in bedeni, Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu.
Otopsi raporuna göre Ayşenur, 28 Ocak 1995 tarihinde öldürülmüştü. Bedeninde ağır işkence izleri vardı; başından ve göğsünden ateşli silahla, yakın mesafeden vurularak katledilmişti. Bedeni 29 Ocak 1995 tarihinde Kırıkkale yolu kenarında bulunmuştu.
Daha önce gözaltına alındığı için emniyette parmak izi bulunmasına rağmen, Ayşenur’un cansız bedeni üç hafta boyunca morgda bekletildikten sonra Ailesine hiçbir bildirim yapılmadan “kimliği meçhul” denilerek Kırıkkale Kimsesizler Mezarlığı’na defnedilmişti.
Aradan geçen 31 yıla rağmen Ayşenur Şimşek dosyasında etkin, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma yürütülmedi. Ayşenur’u kaybedenler, işkenceyle katledenler sistematik bir biçimde cezasızlık zırhıyla korundu.
Devleti yönetenlere bir kez daha hatırlatıyoruz: Zorla kaybetme, uluslararası hukuka göre süreklilik arz eden bir suçtur. Bu nedenle geçen zaman, devletin etkin soruşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; aksine bu yükümlülüğü ağırlaştırır. Hakikatin açığa çıkarılması, faillerin tespit edilerek yargılanması ve kayıp yakınlarının adalet talebinin karşılanması devletin ertelenemez sorumluluğudur. Ayşenur Şimşek dosyasında sürdürülen inkâr ve zamana yayılmış cezasızlık, bu sorumluluğun açık ihlalidir.
Talebimiz açıktır: Ayşenur Şimşek dosyasındaki takipsizlik kararları derhal kaldırılmalı; zamanaşımı engelleri ileri sürülmeksizin dosya yeniden açılmalı; bağımsız, tarafsız ve etkin bir soruşturma süreci işletilmelidir.
Kaç yıl geçerse geçsin, Ayşenur Şimşek için ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”








