Bir araştırma şirketi geçtiğimiz günlerde benimle yaklaşık iki saat süren bir söyleşi yaptı. Konu “küçük partiler” üzerineydi. Buradaki kasıt, son beş yıl içinde kurulmuş, oy oranları yüzde 4 ile yüzde 0,2 bandında seyreden ama mevcut sistem içinde belirli ölçülerde etkili olabilme potansiyeline sahip partilerdi. Ben ise başlıkta yanlış anlaşılabilecek ya da rencide edici çağrışımlar üretebilecek “küçük partiler” ifadesini özellikle kullanmadım.
Tahmini okuma süresi: 7 dakika
Önce şu tespiti yapmak gerekir: Türk siyasi hayatında ANAP hariç –ki o da bir ihtilal ürünüydü– belirleyici partilerin tamamı ya kopuşlardan ya da devam hareketlerinden doğmuştur. Bugün “yeni” olarak adlandırılan partilerin tamamı da bu yapısal özelliği taşımaktadır.
İYİ Parti’yi şimdilik dışarıda bırakırsak, yeni partileri iki grupta değerlendirmek mümkündür. Birinci grup, mevcut iktidarın yaklaşık 25 yıllık ana omurgası olan AK Parti’den kopan yapılardır: Gelecek ve DEVA Partileri bu kategoriye girerken, Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi de Milli Görüş geleneğinin devam halkası olarak görülebilir. İkinci grup ise İYİ Parti’den kopan Zafer ve Anahtar Partileridir.

Yüzde 1’i geçen partiler
Kamuoyu araştırmalarında yüzde 1 ve üzeri potansiyel için en fazla adı geçenler Zafer Partisi, YRP ve Anahtar Parti’dir. Bunun dışında İYİ Parti de kuruluş dönemindeki çıkış ivmesini kaybetmiş olsa da hâlâ siyasal varlık iddiasını sürdürmektedir.
Kopuş hareketlerinin başarı şansı açısından ilk belirleyici faktör, yeni bir hikâye üretebilme kapasitesidir. Buna, kopuşun ilkesel boyutu ve arka planındaki ideolojik yenilenme teklifini de eklemek gerekir. İkinci faktör ise kopuşun yaşandığı siyasi hareket içinde tıkanmanın oluşması ve bunun toplumsal bir talebe dönüşmesidir. Doğru zamanlanmış bir kopuşun taban karşılığı üretip üretemeyeceğini gösteren temel gösterge de budur.

Ülkede sert, otoriter ve yüksek gerilimli bir siyasi atmosferin hâkim olduğu dönemde önce İYİ Parti’nin, ardından da Gelecek Partisi’nin kuruluşu kamuoyunda belirli ölçüde takdir toplamıştı. İYİ Parti’nin kısa sürede ilk üç parti arasına girmesi ve ardından hızla irtifa kaybetmesi, sosyal bilimsel analizlere zaman zaman komplo teorilerinin de karışmasına yol açmıştı.
Gelecek ve DEVA’nın kurucu kadroları, ülke ortalamasının oldukça üzerinde bir nitelik profiline sahipti. Liderlerinin ehliyetleri ve kişisel dürüstlükleri kamuoyunda ciddi bir tartışma konusu da olmadı. Buna rağmen başlangıçta heyecan üreten bu partiler zamanla taban tutamadı ve hızlı bir düşüş yaşadı. Bu durum çoğu zaman liderlerin elit profilleri, sokak siyasetinden uzak durmaları gibi gerekçelerle açıklandı. Bunlar kısmen doğru olsa da belirleyici nedenler değildir.
Bu partilerde AK Parti’den kopuş süreci, topluma güçlü ve ikna edici bir gerekçe ile anlatılamadı. Hâlbuki AK Parti iktidarda kalmaya devam ediyor, sürekli siyaset üretiyor ve seçmen tabanı “yeni parti kurun, bizi kurtarın” gibi bir talep ortaya koymuyordu. Bu çağrı daha çok dar bir elit muhafazakâr çevrede konuşuluyordu. AK Parti seçmeni açısından ikna odaklı yeni bir adres oluşamadı. CHP tabanı bu partilere yönelmedi. Geriye seküler muhafazakârlar, kararsız seçmenler ve gençler kaldı.
Gelecek Partisi, AK Parti’nin kuruluş ilkelerine ve Ahmet Davutoğlu’nun başbakanlık dönemindeki performansına dönüş iddiasını merkeze aldı. Ancak “yeni bir gelecek” hikâyesi üretme aşamasına geçilemedi. Söylem ve kadrolar büyük ölçüde geçmişte kaldı. Hikâyenin kişisel olmadığına dair kamuoyunda güçlü bir ikna oluşmadı. Partide liderin belirgin bir otorite alanı olmasına rağmen, AK Parti’den farkını net biçimde ortaya koyacak ortak bir ideolojik çerçeve geliştirilemedi. İnsanları Ahmet Hoca’ya duyulan vefanın ötesinde bir arada tutacak siyasal tutkal üretilemedi.

DEVA Partisi açısından tablo çok farklı değildi. Kadro ve milletvekili tercihleri daha rasyonel görünse de taban üretimi başarısız oldu. Parti, halkın gündelik hayatıyla temas eden bir sokak siyaseti hikâyesi geliştiremedi. Üretilen politikalar çoğu zaman uluslararası bir danışmanlık şirketinin hazırladığı teknik rapor diliyle sunuldu. Bu da seçmenle duygusal ve sosyolojik bağ kurulmasını zorlaştırdı.
Ayrıca bu partiler kalıcı olabilmek için teknik programlardan çok, orta sınıfın gelecek kaygılarına, genç kuşağın kimlik arayışına ve muhafazakâr seçmenin ahlaki yorgunluğuna temas eden yeni bir bütünlük içinde siyasal dili yeterince üretebildiler mi, ayrı bir tartışma konusudur.
Bugün anketlerde öne çıkan yapılar YRP, İYİ Parti’den kopan Zafer ve Anahtar Partileridir. YRP, AK Parti içinde temsil alanı bulamayan Milli Görüş tabanına yönelik bir hikâye kurmaya çalıştı. En önemlisi, AK Parti’den kopup küsenlerin adresi gibi görünmekten özellikle kaçındı ve kendine özgü bir söylem inşa etmeye yöneldi.

İYİ Parti’ye ayrıca bir parantez açmak gerekir. İYİ Parti, “önce devlet yaşasın” merkezli, güvenlik öncelikli siyasete sıkışmış MHP çizgisinden koparak ortaya çıktı. Bu kopuşun toplumsal karşılığı vardı. Kentli, beyaz yakalı, seküler muhafazakâr ve milliyetçi orta sınıflar, köylü reflekslerle yürüyen bir siyasetten ziyade reform tartışmalarına açık yeni bir sağ adres arıyordu.
İYİ Parti başlangıçta sağ liberaller, sermaye sahipleri, ulusalcılar ve Türk-İslam sentezine yakın çevrelerin oluşturduğu doğal ama eklektik bir koalisyondu. Bu koalisyonun sınıfsal, coğrafi ve ideolojik boyutları da vardı. Böyle bir yapıyı ayakta tutabilmek ancak iktidar ile mümkündü. İktidar ışığı yok olunca, Zafer Partisi kentli-ulusalcı çizgisiyle, Anahtar Parti ise Yazıcıoğlu geleneğine yaslanan idealist damar üzerinden bu koalisyondan koparak kendi siyasal yollarını açtılar.
Sonuç olarak yeni sağ partilerin var olabilme şansı, iktidarın geçmiş tartışmalı hikâyesinden çok, yeni toplumsal muhalefetin yeni bir sözünün hikâyesine yaslanmalarına bağlı görünmektedir. Tabanı ilkesel kopuş konusunda samimiyetlerine ikna edebilen partiler belirli ölçüde yol alabilmektedir. Bugün “yeni sağ muhalefet” diye tanımlanan partiler için asgari varlık koşulları da büyük ölçüde bunlardan ibaret gözükmektedir.
- Tarık Çelenk yazdı: Meral Akşener neden başaramadı?
- Türk-Amerikan ilişkilerinde kopuşa doğru
- Diyarbakır, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına nasıl bakıyor?
- Özgür Özel’in ilk durağı memleketi Manisa: “Yerel seçimler, genel seçimlerin anahtarı”
- CANLI | Akşener, İstanbul’da iftarda | Erdoğan’ın Diyarbakır çıkarmasına HÜDA PAR damgasını vurdu













