Aziz İhsan Aktaş davasında beşinci gün: Neler yaşandı?

Aziz İhsan Aktaş’ın belediye başkanları ile yöneticilerine rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla açılan dava beşinci günde devam ediyor. Bu duruşmada İSFALT çalışanlarının ve Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın akrabasının ifadesi alındı.

silivri, Aziz İhsan Aktaş davasında beşinci gün
Aziz İhsan Aktaş davasında beşinci gün: Neler yaşandı?

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar ile tutuksuz Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile Aziz İhsan Aktaş’ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar hazır bulundu.

Duruşmayı izlemek üzere, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen, CHP PM Üyesi Tolga Sağ, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, bazı partililer ve sanıkların yakınları sabahın erken saatlerinde Silivri’ye geldi.

İlk hafta dört günde toplam 20 tutuklu sanığın savunması dinlendi. Duruşma bugün, 8 Ocak 2025’te tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal’ın savunmasının alınmasıyla başladı. Uysal, savunmasında, İSFALT’taki ihale sürecinin nasıl yürüdüğünü anlattı. Ayakta durmakta zorlanan Uysal, şunları söyledi:

“Ben Aziz İhsan Aktaş’ı da İsmail Güven’i de tanımıyorum. Dökümanda yer alan imza da bana ait değil. Ben İSFALT’ın satın alma müdürlüğünü yapıyorum. Şirketin ihale süreçlerinden bahsedeyim. Satın alma müdürü olarak görevimiz, şirketin belirlediği ihtiyaçları yine şirketteki ilgili müdürlüklerle ihale süreçlerini yönetmek, yönetim kurulu onayına sunmaktır. Kimseye ayrıcalık yapmak için değil, en uygun fiyatı almak için ihale açılır. Şirkette ihale süreci için talep sahibi, ihtiyaç sahibi gibi kalemleri oluşturulur. Talep, birim müdürü tarafından onaylandıktan sonra mali işler müdürlüğüne gider. Onlar da kontrol eder sonra talep bana düşer. Ben de ihale usülünü kanuna göre belirlerim. Talep en son genel müdür yardımcısı tarafından onaylanır. Herhangi bir bütçe belirleme ödenek yapma gibi görevim bulunmamaktadır. Ayrıca burada şirketin üç kontrol mekanizması var.”

Mustafa Mutlu’nun tüm ihalelerin yaklaşık maliyetini bildiğini ifade eden Rana Uysal, “Mustafa Mutlu, İSFALT’ta Kasım 2019 ile Şubat 2024 arasında ihale ile ilgili her konuda danışmanlık hizmeti vermiştir. İddianamede belirtildiği gibi hiçbir zaman şartname vb. şeyler hazırlamamıştır. Mutlu’nun bir gizlilik sözleşmesi de mevcuttur. Sözleşmelerin içinde de gizliliğin ne olduğunu açıklayan maddeler mevcut. Mustafa Mutlu, buradaki tüm ihalelerin yaklaşık maliyetlerini de bilir. İddianamede Aziz İhsan Aktaş’ın ihale puanı olduğu belirtilmekte ancak puanlama sistemi ihale ilanında yayınlanmakta ve tüm isteklilere bildirilmektedir. 10 yıllık süreç içerisinde çalıştığım şirketlerin gizli kalması gereken hiçbir bilgisini üçüncü şahıslarla paylaşmadım. Mustafa Mutlu’nun görevi gereği bu bilgileri biliyor olması, sözleşmesinde yazan hususlardan dolayıdır. Ben Mustafa Mutlu’nun Aziz İhsan Aktaş’la ne ilişkisi var bilmiyorum. Mustafa Mutlu’nun bu bilgileri Aziz İhsan Aktaş ile paylaşıp paylaşmadığını bilemem. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum ve beraatımı talep ediyorum” dedi.

Aziz İhsan Aktaş davasında beşinci gün: Neler yaşandı?

“Aile birliğim bozuldu, çocuklarımı 6 aydır göremiyorum”

Duruşmada, Rana Uysal’ın ardından, tutuklu sanık İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu’nun, savunması alındı.

8 Ocak 2025’te tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla yargılanan İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu, ihale komisyon üyesi olduğu için sorunlu tutulduğunu, ortada işlediği bir suç bulunmadığını savundu.

Hacıoğlu, “İddianamede kanunda sözü geçen ‘yasak fiileri’ işlediğime dair bir açıklama yok. Ne yaparak ihaleyi örgüte ait firmanın kazanmasına sebep oldum belli değil. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim yapmam gereken bir görevdi. 6 aydır tutukluyum. Bu süreç beni ve ailemi sosyal, ekonomik, psikolojik olarak yıprattı. Bakmam gereken bir ailem var. Aile birliğim bozuldu, çocuklarımı 6 aydır göremiyorum. Bu haksız tutuklama kararının sonlanmasını istiyorum” dedi.

Duruşmada, 18 Nisan 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik”, “ihaleye fesat karıştırma”, “kamu kurum kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “suç örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” iddialarıyla yargılanan Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz’ın savunması alındı.

“10 aydır çocuklarımdan, ailemden uzağım”

Yoksul bir ailenin çocuğu olduğunu, hayatını kurabilmek için ömrü boyunca mücadele ettiğini söyleyen Yılmaz, “69 yaşındayım. Hayatım, haksızlığa, hukuksuzluğa ve adaletsizliğe, baskıya, zulme ve sömürüye karşı mücadeleyle geçti. Demokrasi ve özgürlük mücadelesiyle geçti. Ömrüm boyunca suç örgütlerine, çetelere karşı mücadele ettim. Bu mücadeleler nedeniyle ciddi bedeller ödedim, hâlâ da ödemeye devam ediyorum” diye konuştu.

Ali Rıza Yılmaz, 2019’da Beşiktaş Belediyesi’nde meclis üyesi olarak seçildiğini, Belediye Başkanı Rıza Akpolat tarafından belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirildiğini anlattı. Yılmaz, bugünü 10 aydır beklediğini, 10 aydır çocuklarından, ailesinden, sevdiklerinden koparıldığını, haksız, hukuksuz ve adaletsiz şekilde tutuklandığını savundu.

“İhaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla tutuklandığını ancak bilirkişi raporlarına bakıldığında, bu ihalelerde yalnızca “olur” verdiğinin açıkça görüleceğini belirten Ali Rıza Yılmaz, bilirkişi raporlarının da bunu açıkça ortaya koyduğunu, savcılığın bu raporları dikkate almadığını öne sürdü.

Ali Rıza Yılmaz, dosyadaki 27 bilirkişi raporunun hiçbirinde tarafına isnat edilmiş bir suçun yer almadığını, bilirkişi raporlarının sonuç bölümlerinde adının dahi geçmediğini, raporlarda, ihaleyi alan firma veya firmalarla arasında herhangi bir organik bağ bulunduğuna, bir ilişki ya da temas kurduğuna dair tek bir tespitin yer almadığını söyledi. 

Aziz İhsan Aktaş davasında beşinci gün: Neler yaşandı?

“Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz?”

Yılmaz şöyle devam etti:

“Kamuoyunda ‘Aziz İhsan Aktaş suç örgütü’ olarak nitelendirilen yapı içerisindeki hiçbir kişiyi tanımıyorum. Ne kendilerini ne kardeşlerini ne arkadaşlarını ne de akrabalarını tanıyorum. Bu sözde suç örgütüne menfaat sağlayacak, çıkar temin edecek ya da örgüte yardım edecek en ufak bir eylemim olmamıştır. Ortada ne bir menfaat vardır ne de bir çıkar ilişkisi. Bu nedenle, böyle bir suç örgütüne yardım ettiğim iddiasını kesinlikle kabul etmiyorum. Bu suç örgütüyle ilgili olarak dosyada yer alan iddialar; somut delillere dayanmayan, tek taraflı beyanlardan ve radyo, televizyon ile gazetelerde yer alan haberlerden ibarettir. Üzerime atılı bu suçlamaları kabul etmiyorum. Benim bildiğim, mensubu olduğum ve üyesi bulunduğum tek yapı vardır. O da Cumhuriyet Halk Partisi’dir. CHP’li olduğumuz, solcu olduğumuz, Atatürk’ün askerleri olduğumuz için mi suçluyuz?” 

Duruşmada, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiasıyla yargılanan ve “tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın suçtan elde ettiği haksız kazancı idare ettiği” öne sürülen Akpolat’ın eşinin eniştesi Burak Kangal’ın savunması alındı.

Kangal, Rıza Akpolat ile 2019’dan beri tanıştığını, bir buçuk yıldır da bacanak olduklarını söyledi. Sekiz aydır tutuklulu bulunduğunu, iddianamede bahsi geçen evi almak için mali düzeyinin yetersiz olduğunun söylendiğini aktaran Kangal, “Eşim ile benim birikimlerimiz var, ailemizden kalan birikimlerimiz var, döviz olarak biriktirmiştik. Araştırmalar yaptık, kendimize ev baktık. Baldızımın evi Acarkent’te, onların da yönlendirmesiyle o bölgede bir ev baktık. En sonunda Acarkent’ten bir ev almaya karar verdik” dedi.

Kangal, evi satın alırken eşine 689 bin avro verdiğini, eşinin bozdurmasının ardından bankada buluştuklarını, işlemlerin ardından tapu dairesine geçtiklerini anlattı.

“İlk Rolex’imi 2005’te aldım”

MASAK raporunda, şirkete yüzde 5 ortak olduğunun yazıldığını, ancak kendisinin yüzde 39 ortaklığı bulunduğunu söyleyen Kangal, şu savunmayı yaptı:

“MASAK 2019 yılına kadar benim bütün hesap giriş çıkışlarımı çıkarmış. Geçmişimde 50 milyon TL gelir olması normaldir. MASAK da bunu kabul etmiş ancak yalnızca Rıza Akpolat sonrası hesap hareketlerimiz sıkıntılı olarak değerlendirilmiş. Bu evi almış olmamdaki anormalliği anlamış değilim. Akpolat ile tanıştıktan sonra zenginleştiğimiz, hayatımızın değiştiği söyleniyor. İddianamede yazdığı için söylüyorum, ben ilk Rolex saatimi 2005 yılında aldım. Benim evlenmeden önce de dünyada gezmediğim yer kalmamıştı. Benim geçmişim belli, 7 tane gayrimenkulüm var. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak ile alakası yok. Bunlar nasıl suçla bağdaştırıldı? Bu sebeple gözaltına alındım. Sabahın köründe ailemizin yanından alındık. Eşim, ev için verdiğim parayı bozdurduğu için gözaltına alındı. Öyle bir fırsatım olsaydı da keşke ben bozdursaydım. Sabahın köründe ailemizin yanından alındık. 7 kişilik koğuşta 60 kişi yaşıyoruz. Kötü bir ortam ama beni etkileyen bu değil. Beni en çok üzen, ailemle ilgili çok psikolojik baskı yapılması. Cezaevindeyken bir ay sonra benim evime tekrar baskın yapıldı. Evde bir karım ve bir kızım var 6 yaşında. Karım gözaltına alınıyor. Bir anne 6 yaşındaki kızının yanından alınıyor. Sebebi de benim 689 bin euro’yı bozdurması için vermem… Öyle bir fırsatım olsaydı da keşke ben bozdursaydım. O zaman 6 yaşındaki kızının yanından gözaltına alınmazdı.”

“Biz cinayet işlemedik, hırsızlık yapmadık”

Duruşmada daha sonra “ihaleye fesat karıştırma”, “edimin ifasına fesat karıştırma”, “resmi belgede sahtecilik” iddialarıyla tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşci’nin savunması alındı. Ateşçi, “Benimle birlikte imzası bulunan arkadaşlarım tutuksuz yargılanıyorken ben neden tutuklu yargılanıyorum? Bu, Anayasanın eşitlik maddesine aykırı bir durum. Onlar da tutuklansın demiyorum ama arkadaşlarımla aynı süreçten yararlanmak istiyorum” dedi.

Savunmasının sonlarına doğru duygulanan Ateşci, “Biz cinayet işlemedik, hırsızlık yapmadık. Eğer bana bu iddiaları sorsalar, bir gün müsaade etmelerini ister, gerekli tüm evraklarla iddialara yanıt verirdim ve aylardır annemin gözyaşlarını görmek zorunda kalmazdım. Hayatımda ilk defa bencilce düşünmediğim bir yer burası. Kendimi hiç düşünmedim” diye konuştu.

Duruşmaya 4 Şubat’ta sanıkların savunmalarıyla devam edilecek.

(ANKA)

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.