Epstein dosyaları İngiltere’de hükümeti sarsıyor: Keir Starmer için yolun sonu mu?

Peter Mandelson ve Keir Starmer

Jeffrey Epstein dosyalarının yeniden açılması, İngiltere’de yalnızca geçmişe değil, iktidarın geleceğine dair bir krize dönüştü. İşçi Partisi içinde öfke ve güvensizlik büyürken, hükümet Avam Kamarası’nda yenilginin eşiğine geldi. Peki bu kriz nasıl başladı, Peter Mandelson’ın Epstein bağlantısı Başbakanlık ile nasıl kesişti ve tüm bu süreç Starmer’ı koltuğundan edebilir mi?

ABD’li milyarder ve cinsel istismar ve insan kaçakçılığı suçlarından hüküm giyen Jeffrey Epstein Jeffrey Epstein’a ilişkin belgelerin yeniden açılması, Atlantik’in iki yakasında çok farklı siyasi sonuçlar doğuruyor. ABD’de dosyalar siyasi gürültü içinde etkisini yitirirken, İngiltere’de kriz hükümetin kalbine kadar uzanmış durumda.

Bu krizin merkezinde İngiltere Başbakanı Keir Starmer yer alıyor. Starmer’ın Epstein’la hiçbir kişisel ilişkisi bulunmuyor ancak Epstein’la yakınlığı yıllardır bilinen eski bakan Peter Mandelson’ı ABD Büyükelçisi olarak ataması, İşçi Partisi içinde “güven” meselesine dönüşmüş bir siyasi fırtına yarattı.

Skandal neden şimdi patladı?

Mandelson’ın Epstein ile ilişkisi ilk kez bu hafta ortaya çıkmadı. Daha önce yayımlanan belgeler, Epstein’ın 2008’de ABD’de cinsel suçlardan mahkûm edilmesinden sonra bile Mandelson’ın onunla temasını sürdürdüğünü göstermişti. Starmer bu nedenle Mandelson’ı geçen yıl görevden almıştı.

Ancak bu hafta yayımlanan yeni belgeler, krizi bambaşka bir boyuta taşıdı. Dosyalarda, Mandelson’ın 2008 küresel finans krizi sırasında Epstein’a gizli ve piyasaları etkileyebilecek bilgiler aktarmış olabileceği iddiası yer aldı. Bu iddia üzerine Mandelson hakkında cezai soruşturma başlatıldı; kendisi Lordlar Kamarası’ndan ve İşçi Partisi’nden istifa etti.

Peter Mandelson ve Keir Starmer.

Starmer neyi biliyordu, ne zaman biliyordu?

Krizi derinleştiren asıl unsur, Starmer’ın 4 Şubat Çarşamba günü parlamentodaki Başbakanlık Soruları oturumunda yaptığı açıklama oldu. Starmer, Mandelson’ın Epstein’la dostluğunu atamadan önce bildiğini kabul etti. Buna rağmen onu Washington’a büyükelçi olarak gönderdiğini söylemesi, parti içindeki birçok isim için “kırılma anı” olarak görüldü.

Bir İşçi Partili milletvekili Guardian’a “Bunu savunmak mümkün değil. Epstein’la ilişkisini biliyorlardı ama yine de görevi verdiler” derken, bir başka isim Boris Johnson’ı deviren skandala atıfla, “Bu Chris Pincher’ın steroide bağlanmış hali. Keir bunu kabul ettiği an iş bitti” yorumunu yaptı.

Başbakanlık Ofisi ise Starmer’ın yalnızca kamuoyuna yansıyan bilgilerden haberdar olduğunu savunuyor ancak bu savunma, “biliyordu” itirafıyla birlikte okunduğunda Downing Street’in çelişkili bir tablo çizdiği eleştirilerini güçlendirdi.

İşçi Partisi içinde neden bu kadar sert bir tepki var?

Guardian’a konuşan İşçi Partili milletvekilleri, krizin yalnızca Mandelson’la sınırlı olmadığını vurguluyor. Tartışma, partinin kendisini tanımladığı “etik siyaset”, “şeffaflık” ve “hesap verebilirlik” iddiasına doğrudan zarar vermiş durumda.

Bir eski bakan, “Son dönemde çok kötü günler yaşadık ama sanırım bu en kötüsü” derken, başka bir milletvekili “Bir güven oylamasında başbakanı destekleyebileceğimden emin değilim” uyarısında bulundu. 2024’te Meclis’e giren genç bir İşçi Partili vekil ise “En umutsuz hava, en sadık olanlar arasında” ifadesini kullandı.

Keir Starmer.

“Örtbas” iddiası nereden çıktı?

Krizin bir diğer boyutu, Mandelson’ın atanmasına ilişkin belgelerin yayımlanma süreci. Hükümet, Avam Kamarası’nda olası bir yenilginin eşiğine kadar gelirken, Meg Hillier ve Angela Rayner’ın arabuluculuğuyla sunulan bir ara değişiklikle belgelerin yayımlanmasının önü açıldı.

Ancak Londra Polisi, Mandelson’ın Epstein’la gizli hükümet belgelerini paylaştığı iddialarına ilişkin yürütülen ceza soruşturmasına zarar verebileceği gerekçesiyle bazı belgelerin şimdilik yayımlanmasını engelledi. Bu durum, muhalefet ve bazı İşçi Partili milletvekilleri tarafından “örtbas” olarak nitelendirildi.

Birden fazla milletvekili, Mandelson’a yakın olduğu belirtilen Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Morgan McSweeney’nin de sorumluluk alması gerektiğini savunuyor. Bir vekilin sözleriyle: “Hükümet köşeye sıkışmış durumda. Nelerin ortaya çıkacağını kim bilebilir.”

Donald Trump ve Keir Starmer.

Epstein dosyaları neden ABD’de değil de İngiltere’de daha yıkıcı oldu?

CNN’in analizine göre Epstein dosyalarının İngiltere’de bu kadar sarsıcı olmasının nedeni, yalnızca belgelerin içeriği değil; İngiliz siyasi sisteminin doğası. İngiltere’de başbakanlar sabit sürelerle korunmuyor ve parti içi güven kaybı hızla liderlik krizine dönüşebiliyor.

ABD’de ise Donald Trump hakkında Epstein dosyalarında atıflar yer alsa da, bugüne kadar herhangi bir suç isnadı bulunmuyor. Trump, dosyalarla ilgili “ülkenin artık başka konulara odaklanması gerektiğini” söyleyerek tartışmayı geride bırakmaya çalışıyor.

İngiltere’de kamuoyu hassasiyeti ise çok daha yüksek. Epstein’la yakınlığı nedeniyle Prince Andrew’un kraliyet unvanlarının elinden alınması, bu farkın en çarpıcı örneklerinden biri.

Starmer gerçekten düşebilir mi?

Şu aşamada Starmer’ın görevi kaybetmesi kesin değil. Ancak birçok milletvekiline göre, Epstein dosyaları Starmer’ı doğrudan hedef almasa bile onu “düşürülebilir” hale getirdi. Belgelerin içeriği, yayımlanma takvimi ve polis soruşturmasının kapsamı, liderlik tartışmasının kaderini belirleyecek.

Bir İşçi Partili vekilin ifadesiyle: “Bu başka bir adamın bir pedofille arkadaşlığıyla ilgili. Ama bizi yıkan şey, bu ilişkinin nasıl ve neden görmezden gelindiği.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.