Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasına tepki gösterdi. CHP’ye dönük yargı süreçlerine değinen Dervişoğlu, “İktidar, muhalefete yönelik sistematik baskısını resmî hâle getirmekten ve bunu aleni olarak sergilemekten çekinmemektedir. Davayı açan kişi, dava süreci başlamadan, davayı yürütecek hâkimlerin başına geçiyor” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında yeni bakan atamalarını değerlendirdi. Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin İçişleri Bakanı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in ise Adalet Bakanı olarak atanmasının ardından Dervişoğlu “Tek adam rejimlerinde biri gider, diğeri gelir” dedi.
“Davayı açan kişi, davayı yürütecek hâkimlerin başına geçiyor”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirileriyle devam eden Dervişoğlu, “İsimlerin, şahısların hiçbir önemi yoktur; kabinenin başı haricinde hiçbir değişiklik bağlayıcı değildir” diye konuştu. Bakanlıkların siyasi unsur olarak Cumhurbaşkanının talimatlarını yerine getiren temsil makamları hâline geldiğini vurgulayan Dervişoğlu, şunları söyledi:
“Ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi, bu davaların siyasi yönünü de resmileştirmiştir. İktidar, muhalefete yönelik sistematik baskısını resmî hâle getirmekten ve bunu aleni olarak sergilemekten çekinmemektedir. Davayı açan kişi, dava süreci başlamadan, davayı yürütecek hâkimlerin başına geçiyor. Aynı zamanda bu kişi, olası karar süreçlerine dair bütün itiraz makamlarının da odağında yer alıyor. Yani size dava açan, sizinle ilgili kararı verecek makamın üstünde ve karara itiraz edebileceğiniz makamların merkezinde konumlanmış durumda. Böyle bir ortamda hiçbir süreçten Türkiye’ye demokrasi ve huzur ortamının çıkmayacağı da anlaşılmış olmalıdır.”
“İmamoğlu’nun ailesine yapılanlar Allah’tan reva mı?”
Dervişoğlu, yürütülen davalarda ve soruşturmalarda ailelerin hedef alınmasına da tepki gösterdi:
“Bir tarafta, yıllardır denetlenmiş, kaçma şüphesi olmayan insanlar aylarca tutuklu yargılanıyor. Diğer tarafta, yüzlerce yıl ceza istenenler serbestçe dolaşıyor. Bu adalet değildir.
Bu, adalet kılığına sokulmuş zulümdür. Üstelik bu zulüm yalnızca kişilere yönelmiyor. Ailelere uzanıyor, yakınlara dokunuyor, mahremiyet çiğniyor. Ekrem İmamoğlu’na değil, ailesine yapılanlara bir bakın. Bu Allah’tan reva mıdır? Siyaset, hesaplaşmayı aileler üzerinden yürüttüğü anda meşruiyetini kaybeder. Devlet, hukukun dışına çıktığı anda güçlü değil, korkak olur. Suç varsa soruşturulur. Ceza varsa verilir. Ama hukukla.”

MHP’ye “milliyetçilik dersi” tepkisi
“Oldukça sakinim ve tane tane anlatacağım” diyen Dervişoğlu, “Çıkmış bize milliyetçilik dersi vermeye kalkıyorlar. Ben milliyetçiliğimin zekâtını versem kırk Ramazan yeter sana” sözleriyle MHP’ye yüklendi. Dervişoğlu, çözüm sürecine tepki göstererek şöyle devam etti:
“Yaptığınız çağrılarla Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyetinin tartışılmazlarını, tartışma masasına yatırıp, tartışılır hâle getirdiniz. İmralı canisinden, ulakları vasıtasıyla gelen mesajın her cümlesinin altına imzanızı attınız. Meclisi bir hainin ayağına yönlendirerek, devletle terör örgütünü eşitlediniz. Binlerce evladımızın katili alçağa, ‘umut hakkı’ adı altında özgürlük vaat etmeye devam ediyorsunuz. Neyin milliyetçiliğini anlatıyorsunuz? Hem ortağınıza bir sorun bakalım: Ayağının altına aldığını söylediği milliyetçilik üzerinden ayağını kaldırmış mı? Sadece kendinizi değil, milliyetçileri de güvenilmez yaptınız. Türk milliyetçiliği üzerine kara bir gölge gibi düştünüz.”
“Özelleştirmeler vatan meselesi değil mi?”
Özelleştirmelere tepkisini dile getiren Dervişoğlu, “Bir aylık faize karşılık gelmeyen bir bedelle köprüleri satmaya kalkıyorlar. Peki bu vatanın birikimiyle yapılmış Boğaz köprülerini, otoyolları bugün özelleştirmek bir vatan meselesi değil midir?” diye sordu.
Konuşmasında ekonomi gündemine ve yoksulluğa geniş yer veren Dervişoğlu, nüfus artış hızının düşmesine de değindi. Dervişoğlu, “‘Ey vatandaş, çocuk yap!’ Peki o çocuklar nerede okuyacak? Tuvaletine sabun dahi koyamadığınız o okullarda mı? Okuduğunda ne yapacak mesela? Kurye olup ölecek mi? Kasiyer olup sürünecek mi? Yoksa altı milyona katılıp ev genci mi olacak?” diye konuştu.








