Ruşen Çakır, konuğu Vahap Coşkun ile Kürtlerin çözüm sürecine inancını, sürece yönelik destek ve kaygıları değerlendirdi.
“Kürtler hâlâ çözüm sürecine inanıyor mu?” sorusunu Ruşen Çakır’a değerlendiren Doç. Dr. Vahap Coşkun, ocak ayının son derece gerilimli geçtiğini söyledi.
Coşkun, “Halep’teki iki mahallenin boşaltılması talebi üzerine tansiyonun yükselmesi Türkiye’de hem sokağa hem de siyasete yansıdı. Çünkü ocak ayı neredeyse çözüm sürecinde herhangi bir gelişmenin olmadığı bir ay olarak tarihe geçti. Tahminim o ki taraflar Suriye’de ne olacağını görmek için beklediler ve sonrasında tekrar sürece döndüler” dedi.
Özellikle ABD’nin ve Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki açıklamalarının Kürtlerde hayal kırıklığı yarattığını belirten Coşkun, Suriye modeline atfedilen anlamın sahadaki gerçeklikle örtüşmediğinin ortaya çıktığını ifade etti.
“Arabuluculuk rolü oynanmadı”
Ankara’nın Suriye politikasını da değerlendiren Coşkun, “Suriye’de taraflar arasında dürüst bir arabulucu rolü oynamak gerekirken bir tarafın lehine, diğer tarafın aleyhine bir tavır takınıldı” dedi.
Dışişleri ve Savunma Bakanlığı’nın kullandığı dilin Kürtlerde kırılmaya yol açtığını söyleyen Coşkun, buna karşın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha ılımlı bir dil kullandığını belirtti.

“Toplum süreç yorgunu yapılmamalı”
Sürece yönelik desteğin ocak ayında azaldığını ancak tamamen ortadan kalkmadığını kaydeden Coşkun, “Kürt kamuoyunun hâlen önemli ölçüde bu sürece destek verdiği kanaatindeyim” ifadelerini kullandı.
Sürecin başarıya ulaşması için somut adımlar gerektiğini söyleyen Coşkun, şu değerlendirmede bulundu:
“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına uygun olarak Demirtaş’ı tahliye edersiniz ve kayyum atanan belediye başkanlarının görevlerini iade edersiniz. Bu iki adımı attığınız andan itibaren hava tamamıyla değişir. Zaten çatışmadan yorulmuş bir toplum var. Bir de bu toplumu süreçte yormamak gerekiyor. Bu adımları bir an önce atmak gerekiyor ki toplumun sürece olan güveni ve desteği artsın.”
“Kürt hareketleri ne yapmalı?”
Ruşen Çakır’ın, “Kürtleri ve Türkleri sürece daha fazla dahil edebilmek için Kürt hareketleri ne yapmalı?” sorusuna Coşkun şu yanıtı verdi:
“DEM Parti’nin sürecin başından itibaren dikkatli bir dil kullanmaya özen gösterdiğini düşünüyorum. Bazı provokatif eylemler olsa da süreci koruyan, hassasiyetle yaklaşan bir dil kurmaya çalıştılar. Buna devam etmeleri gerekiyor. Siyasetin burada önemli bir işlevi var. Bu işlevini yerine getirmesi için programını biraz daha geliştirmesi gerekiyor.”






