Dervişoğlu’dan komisyon raporuna tepki: “Cumhuriyete ‘zulüm’ diyenlerle ‘reklam arası’ diyenlerin uzlaştığı metin, MHP ve CHP paratoner”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, süreç komisyonunun raporunu “sefalet manifestosu” olarak değerlendirdi. Rapor için “Cumhuriyet devletine 100 yıllık zulüm düzeni diyenlerle, 100 yıllık reklam arası diyenlerin uzlaştığı metin” diyen Dervişoğlu, MHP ve CHP’yi “sözcülük ve paratonerlik” yapmakla suçladı.

Dervişoğlu’dan komisyon raporuna tepki: “MHP ve CHP paratoner”
Dervişoğlu’dan komisyon raporuna tepki: “MHP ve CHP paratoner”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı yaparak süreç komisyonunun raporunu değerlendirdi. Dervişoğlu, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat’taki toplantısında oy çokluğuyla kabul edilen ortak raporu ve süreçte rol alanları eleştirdi. 

“Bir sürprizle karşılaşmadık”

“İhanet süreci” olarak adlandırdığı sürecin, komisyon raporuyla yeni bir aşamaya geçtiğini ifade eden Dervişoğlu, “Mevcut yasaları bile uygulamayan, milletimize adaleti ve demokrasiyi çok gören iktidarın, bir teröristin özgürlüğü için kurduğu komisyondan çıksa çıksa bu çıkardı. Bu yanıyla bir sürprizle karşılaşmadık” dedi. Dervişoğlu, ortak rapora şöyle tepki gösterdi:

“Rapor diye okuduğumuz satırlar, Cumhuriyet Devleti’ne 100 yıllık zulüm düzeni diyenlerle, 100 yıllık reklam arası diyenlerin uzlaştığı metindir. Buna sözcülük ve paratonerlik yapmaksa, 57 yıllık MHP ile Cumhuriyeti kuran tüzel kişilik olduğunu iddia eden CHP’ye düşmüştür. Bu organize ihaneti meşrulaştırmak ve topluma benimsetmek, sürecin sonunda ortaya çıkması muhtemel millî felaketten onları muaf kılmayacaktır.”

“Sefalet manifestosu”

Dervişoğlu, iktidarı “hukuk devleti, demokrasi, kardeşlik, insan hakları ve Meclis üstünlüğü” gibi kavramları 25 yılda yok edip şimdi yeniden ilan ettiğini söyledi. “Rapor, fikrî ve vicdanî olarak bir sefalet manifestosudur” diyen Dervişoğlu, şöyle devam etti:

“Rapor, PKK’nın silah bırakmadığını açıkça itiraf etmektedir. Bu bahis dahi gerçekleşmediyse, o siyasi partiler, raporu imza edenler ve görüşü alınan onca kişi aylarca ne yapmıştır? 40 sene boyunca büyük bir millî fedakârlık ve toplumsal hassasiyetle yürütülen terörle mücadele döneminin bile satır aralarında küçümsendiği görülmektedir.”

51 kişilik komisyon için iktidarın “51 benzemezi istediği şekle soktuğunu” söyleyen Dervişoğlu, raporda Abdullah Öcalan’ın “kurucu önder” olarak anılmasına tepki gösterdi. Dervişoğlu, sürece dahil olanları da “kendi imtiyazlarının peşinde, saray tasallutuna boyun eğmekle” suçladı.

Dervişoğlu’dan komisyon raporuna tepki: “MHP ve CHP paratoner”
Dervişoğlu’dan komisyon raporuna tepki: “MHP ve CHP paratoner”

Sürece yasal güvenceye tepki

Raporun ihanette ortaklaşanların vesikası olduğunu söyleyen Dervişoğlu, terörle mücadelenin “şiddet iklimi” olarak isimlendirildiğini belirtti. Dervişoğlu, raporda geçen “acıları inkâr etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığı” ifadesinin de “Öcalan’ın Hakikat Komisyonu” olduğunu söyledi.

“Kamu vicdanında büyüyen huzur talebi” ve “toplumsal bütünleşme” ifadelerinin de affın önünü açtığını vurgulayan Dervişoğlu, “Hatta adapte edilmeleri için ekonomik, sosyal ve siyasi gereken her şeyin yapılmasını üstlenen bir ihanet belgesidir” dedi.

Dervişoğlu, raporda süreçte rol alanlara yasal güvence verilmesine dönük ifadeye de “Aslında yaptıkları ihanetin de farkındadırlar. Sürece dahil olan herkese özel bir cezasızlık zırhı giydirilmesi talep edilmektedir. Bilinsin ki, hiçbir zırh, ihanetle hesaplaşmamızın önüne engel koyamaz, koyamayacaktır” diye tepki gösterdi.

“Etnik kökenine göre mi onuru, gururu korunacak?”

Türkiye’nin üniter yapısını gevşetecek kurnazca ifadeler olduğunu söyleyen Dervişoğlu, “‘Türkler, Kürtler, Araplar ve diğer kardeş halklar’ denilerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını tek bir millet olarak değil, etnik toplulukların toplamı gibi tanımlama gafletine düşülmüştür. TBMM, ‘kardeş halklar konfederasyonu’ kurmak için değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve Türk Milleti’ni yaşatmak için vardır” diye konuştu.

Rapordaki “Kürt’ün onuru, Türk’ün gururu korunmalı” ifadesine de karşı çıkan Dervişoğlu, “Bu devlet vatandaşının onurunu ve gururunu etnik kökenine göre mi koruyacaktır? Devletin görevi; her vatandaşının onurunu ve gururunu korumaktır. Etnik kategorilere göre onur ve gurur dağıtan bir anlayış; üniter devleti değil, kimlikler federasyonunu doğurur” ifadelerini kullandı.

“Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi” uyarısı

Dervişoğlu, “raporun sakladıkları” diyerek terörü bitirme söyleminin ardından çok kimlikli toplum, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, özel hukuk düzenlemeleri, af tartışmaları ve en sonunda devletin yapısının tartışmaya açılacağı uyarısı yaptı. Rapordaki dilin kabul edilmemesi çağrısı yapan Dervişoğlu, “Hiçbir şüpheye yer yoktur ki, yarın anayasanın vatandaşlık tanımı tartışılır. Öbür gün yerel özerklik konuşulur. Sonra da federasyon masaya gelir” dedi.

Bu senaryonun Türkiye’ye uluslararası raporlarda dayatıldığını savunan Dervişoğlu, “Biz bu senaryonun hayata geçirilmesine asla izin vermeyeceğiz. Bu ihanet sürecinin karşısında olacağız” diye konuştu.

“Devleti yönetenler kimsenin kaleminden korkmamalı”

Daha sonra Dervişoğlu, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici’yi kabul etti ve ortak basın toplantısı düzenlendi. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dönemindeki çalışma arkadaşlarının bakan yardımcılığına atanmasıyla ilgili soruya Dervişoğlu, “Değerlendirme yapmaya gerek yok, ne bekliyordunuz ki? Kimseyi töhmet altında bırakmayalım ama tartışılan uygulamalar olarak karşımıza çıkıyor. Devletin görevi, devleti tartışılmaktan korumak olmalı. Ama görüyoruz ki alınan her karar partizanlık boyutunda” yanıtını verdi.

Gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasıyla ilgili soru üzerine Dervişoğlu, “Devleti yönetenler kimsenin kaleminden korkmamalı” dedi. Uludağ’ın tutukluluğunun uzun sürmeyeceği görüşünü paylaşan Dervişoğlu, “Sanki birisini içeriye atmak için gazetecilikten, gazetecilik mesleğini ifade edenlerden kusur kabahat arayan bir yönetim anlayışı varmış gibi görünüyor” dedi.

Destici, Alican Uludağ’ın tutuklanmasını “kahraman olmak istiyor” diye savundu

Destici ise “Basın, düşünce hürriyeti adı altında Cumhurbaşkanımıza, bakanlara hatta bizlere ağır hakaretler ediliyor, tehditler ediliyor. Kendi fikrine saygı bekleyenler, siz bir şey ifade ettiğiniz zaman sizinle ilgili her şeyi söyleyebiliyorlar” diyerek tutuklama kararını savundu.

Destici, “Eğer biri Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’na alenen hakaret ediyorsa bu düşünce hürriyeti sayılmaz. Binlerce gazeteci var, niye birkaç tanesinin başına geliyor bu işler? Çünkü ölçüleri yok ve bazıları kahraman olmak istiyor” diye konuştu.

Dervişoğlu’dan komisyon raporuna tepki: “MHP ve CHP paratoner”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.