Gazeteci Alican Uludağ, aralarında “Tarih, Erdoğan dönemini de yazacak” ifadelerinin de yer aldığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla tutuklandı. Tutuklamaya, “Kaçma, delilleri karartma, tanıklara baskı yapma şüphesi” gerekçeleri gösterildi, ancak dosyada ne bir delil ne de tanık vardı.

Ankara’daki evinden 19 Şubat’ta gözaltına alınan Deutsche Welle Türkçe muhabiri Alican Uludağ, gece saatlerinde İstanbul’daki Vatan Emniyet’e getirildi. Uludağ’ın kolluktaki ifadesi sabaha karşı saat 04.00 sıralarında alındı. Uludağ, kollukta değil savcılıkta ifade vereceğini söyleyerek susma hakkını kullandı.
20 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’ne sevk edilen gazeteci Alican Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu Savcılığı’ndaki ifadesinin ardından “Zincirleme şekilde cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklamaya sevk edildi.
“Tarih, Erdoğan dönemini de yazacak” paylaşımı tutuklama talebine gerekçe gösterildi
Savcılık sevk yazısında tutuklama talebine gerekçe olarak Uludağ’ın 28 Ocak-3 Ekim 2025 tarihleri arasındaki 13 farklı sosyal medya paylaşımına yer verdi.
Savcılık, Uludağ’ın sosyal medya paylaşımlarında yer alan “Sandıkta kaybettiği yerel iktidarı yargı eliyle geri almaya çalışıyor”, “Tarih, Erdoğan dönemini de yazacak”, “Erdoğan’ın Trump’tan alacağı ‘meşruiyet’ ne”, “Artık Erdoğan, çıkıp atılacak adımları somut olarak açıklamak zorunda” ifadelerini gerekçe göstererek tutuklama talep etti.

“Kaçma ve delilleri karartma şüphesi var, tanıklara baskı yapabilir” gerekçeleriyle tutuklama kararı
Alican Uludağ, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “Kaçma, delilleri yok etme, gizleme, karartma şüphesi var” denilerek tutuklandı. Hakimliğin tutuklama gerekçesinde, “Tanık ve diğer kişiler üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma konusunda kuvvetli şüphe oluştuğu” da iddia edildi. Ancak Uludağ’ın dosyasında herhangi bir tanık bulunmuyor.
Uludağ, tutuklama kararının ardından Metris Cezaevi’ne gönderildi. Uludağ’ın Metris Cezaevi’nden hafta içi başka bir cezaevine sevk edilmesi bekleniyor.

Alican Uludağ’ın dosyasında neler vardı?
Alican Uludağ’ın, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamalarıyla gözaltına alındığı soruşturma dosyasında 22 adet sosyal medya paylaşımı yer alıyordu.
Uludağ’ın suçlama konusu yapılan sosyal medya paylaşımları şöyleydi:
2 Nisan 2025 tarihli, “Yaşananların özeti: Halk desteğini yitiren Erdoğan, devlet mekanizmalarını vesayetçi bir anlayışla halka karşı kullanarak iktidarda kalma çabasında” paylaşımı.
12 Mayıs 2025 tarihli, “Türkiye Erdoğan’ın ‘gizli ajandası’ olup olmadığını, Cumhuriyetle hesaplaşmaya girip girmeyeceğini yeni anayasa adı altında neleri değiştirmek istediğini ve çözüm sürecinde hangi adımları atacağını bilmek zorunda” ifadeleriyle devam eden paylaşım.
31 Mayıs 2025 tarihli, “Sandıkta kaybettiği yerel iktidarı yargı eliyle geri almaya çalışıyor. İşte bu kadar demokrat” paylaşımı
10 Haziran 2025 tarihli, İBB tutuklusu İpek Elif Atayman’a dair “Afyon işkencesi” başlıklı yazıya yapılan “O kadar zalim bir iktidar var ki İsrail’den farkları yok” paylaşımı.
15 Haziran 2025 tarihli, “Gazeteci Furkan Karabay haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklu. Çünkü bu ülkede gazeteci tutuklamak savcılar için bir hobi haline geldi” paylaşımı.
9 Temmuz 2025 tarihli, “Erdoğan’ın bugünkü grup toplantısındaki konuşması CHP’li belediyelere yönelik yargı operasyonlarının devam etmesi kararınının net göstergesi. Rejim geri adım atmayacak. Plan işliyor” paylaşımı.
11 Temmuz 2025 tarihli, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Suç üstü yakalandılar” diyerek yaptığı konuşmasını, “AKP yargıyla bir olmuş Manavgat’ta da darbe yapmak istiyor” paylaşımı.
31 Temmuz 2025 tarihli, “Fatih Altaylı 22 Haziran’da tutuklandı. Bu andan itibaren aslında deliller toplanmıştı. Bir günde iddianame hazırlanması mümkündü” sözleriyle başlayan paylaşım.
3 Ağustos 2025 tarihli, “Bu ülkede sahte diploma vakalarına şaşırmamak gerek” ifadesiyle devam eden paylaşım.
6 Ağustos 2025 tarihli, tutuklu Murat Çalık’ın hastaneye kaldırıldıktan sonra annesinin hastane önünde beklemesine dair haberi alıntılayıp “Rejim zulmetmeye devam ediyor. Tarih Erdoğan dönemini de yazacak” ifadeleriyle yapılan paylaşım.
4 Eylül 2025 tarihli, “CHP’ye yönelik iktidarın yargı eliyle yürüttüğü ele geçirme operasyonu bir de CHP içinde işbirlikçileri var” ifadeleriyle başlayan paylaşım.
19 Eylül 2025 tarihli, “Gazeteci Furkan Karabay İstanbul yargısı tarafından organize bir şekilde en az 200 gün cezaevinde tutulmak isteniyor” sözleriyle devam eden paylaşım.
25 Eylül 2025 tarihli, “Erdoğan’ın Trump’ten alacağı ‘meşruiyet’ ne?” ifadeleriyle yapılan paylaşım.
2 Ekim 2025 tarihli, “2024 Ekim ayı, Türkiye siyasi hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Bu tarih, muhalefet üzerinde yürütülen yeni operasyonların başlangıcı… Saray rejimi, Erdoğan’ı koltuğunda tutmak ve yeni Anayasa ile rejimini garanti altına almak için kapsamlı bir plan uygulamaya koydu” ifadelerinin ardından Türkiye’deki siyasal ve yargısal süreçlere dair tespitlerin yer aldığı paylaşım.
2 Ekim 2025 tarihli, “Birçok siyasi tutuklu ve hükümlü cezaevindeyken, Erdoğan’dan adalet, demokrasi, hukuk ve barış beklemek ne kadar inandırıcı?” Sözleriyle yapılan paylaşım.
3 Ekim 2025 tarihli, “Ayşe Barım hakkında gece yarısı yeniden tutuklama kararı çıktı” ifadelerini yer aldığı paylaşım.
16 Ekim 2025 tarihli, gazeteci Timur Soykan’ın “Kırklareli İğneada’daki Sisli Vadi davasının duruşmasında selde ölen doktor kızı ve damadı için adalet arayan anne Safiye Yaşa için tutuklama kararı verildi” haberini “Çürümüş yargı düzeni” ifadesiyle yapılan paylaşım.
13 Aralık 2025 tarihli, “Gazeteci Mehmet Akif Ersoy soruşturmasında adı geçen bürokrat Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Furkan Torlak” paylaşımı.
10 Şubat 2026 tarihli, “Günlük haber mesaisi. İki soruşturma bir dava” ifadeleriyle başlayan hakkında açılan soruşturma ve davadan bahsettiği paylaşım.
11 Şubat 2026 tarihli, “Kontrol altına alınmış muhalefet, 2028 seçimleri, yeni anayasa, yeni rejim inşası, karşı devrimin tamamlanması… Akın Gürlek ve Mustafa Çiftçi atamaları bir ödül değil yeni bir hazırlığın işareti. Hem CHP’nin hem de toplumsal muhalefetin kontrol altına alınması” paylaşımı.
11 Şubat 2026 tarihli, “Akın Gürlek görevi devralırken oturduğu koltuğun seviyesi, Yılmaz Tunç’tan daha aşağı olması nedeniyle canlı yayında düzeltildi. Koltuğu düzelten kişi ise Mehmet Akif Ersoy soruşturmasında adı geçince Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörlüğü’nden istifa eden Furkan Torlak. Torlak’ın Gürlek’in basın danışmanı olması bekleniyor” paylaşımı.
14 Şubat 2026 tarihli, “Akın Gürlek, Furkan Torlak’ı basın danışmanı yapmayı planlıyordu. Torlak, bu amaçla devir teslim günü bakanlığa geldi, Gürlek’in koltuk krizine müdahale edecek kadar ön plandaydı. Ancak görüntüler tartışma yarattı. Durum, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletildi. Bir iddiaya göre bu atama girişimi doğrudan Erdoğan’dan veto yedi. Torlak’ın danışman olarak geri dönme planı da suya düştü” paylaşımı.






