Medyascope ekranlarında yayınlanan “Dünya Alem” programında İslam Özkan’ın konuğu olan ilahiyatçı-yazar İhsan Eliaçık, İslam dünyasında infak, mülkiyet ve sınıfsal çelişkileri değerlendirildi. Eliaçık, “Kur’an’ın ilk cümlesi olan ‘Mülk Allah’ındır’ ifadesi, aslında mülkiyeti toplumsallaştıran devrimci bir manifestodur” dedi.
İslam iktisadı ve mülkiyet ilişkileri üzerine radikal yorumlarıyla tanınan İhsan Eliaçık, Kur’an’a “sınıfsal bir perspektifle” yaklaştığını ve İslam’ın özünde bir “eşitlik ve bölüşüm dini” olduğunu söyledi. Eliaçık, “Türkiye’deki dindar zenginleşme pratiği ile Kur’an teolojisi arasındaki makas hiç olmadığı kadar açıldı” dedi.
Tefsir metodolojisine dair açıklamalarda bulunan Eliaçık, Kur’an-ı Kerim’in sistematik olarak yedi ana konuyu (seb’ul-mesani) kitabın farklı yerlerinde tekrar ettiğini belirtti. Bu yedi konunun en başında “Mülk Allah’ındır” ilkesinin geldiğini söyleyen Eliaçık, “Bu cümle, ‘La ilahe illallah’ sözünden bile daha fazla geçer. Eğer mülk mutlak surette Allah’ın ise, kulun mülkiyeti ancak ’emanet’ ve ‘kullanım hakkı’ (intifa) ile sınırlı olabilir. Roma hukukundan mülhem ‘mutlak özel mülkiyet’ kavramı İslam’ın özüne yabancıdır” dedi.

“Âdem’in vesvesesi: Yıkılmayacak bir mülk tutkusu”
İnsanoğlunun tarihsel serüvenini mülkiyet hırsı üzerinden okuyan Eliaçık, Âdem kıssasına farklı bir yorum getirerek, “Şeytanın Âdem’e fısıldadığı o meşhur vesvese, ‘yıkılmayacak bir mülk ve ebediyet ağacı’ vaadidir. Bugünün dünyasına bakın; siyasetçiden esnafa herkes ‘hiç bitmeyecek bir servet ve iktidar’ peşinde koşuyor. Kur’an bu yıkıcı rekabeti ‘Şecere-i Huld’ (sonsuzluk ağacı) sembolüyle eleştirir. Marx’ın sınıf savaşı dediğine Kur’an ‘müstekbir-müstazaf’ (ezen-ezilen) kavgası der. İsimler değişse de motor güç aynıdır: Mülkiyet hırsı” dedi.
İslam Özkan’ın, Kur’an’da miras ve ticaret hukukunun olmasının özel mülkiyeti meşrulaştırdığını düşünenler olduğunu belirterek bu konu hakkında ne düşündüğü şeklindeki sorusuna Eliaçık, “Tam tersine, Kur’an’daki miras hükümleri mülkiyeti korumak için değil, mülkiyetin tek bir elde (genellikle büyük oğulda) toplanmasını engellemek ve onu dağıtmak için gelmiştir. Kur’an; kadına, yoksula ve akrabaya pay vererek mülkiyeti parçalar. Hırsızlık cezası ise zenginin kasasını korumak için değil, emek gaspını önlemek içindir. Bugün asıl ‘eli kesilmesi gerekenler’, işçinin alın terini çalan büyük sömürücülerdir” yanıtını verdi.
“Pazar var ama sömürü yok”: Medine pazarı örneği
Sosyalizm ve ticaretin bir arada olup olamayacağı tartışmasına Hz. Peygamber’in Medine’de kurduğu pazar örneğiyle değinen Eliaçık, İslam’da pazarın olduğunu ama tekelin olmadığını söyledi. Hz. Peygamber’in pazar yerinde erken gelenin istediği yere oturması kuralını getirdiğini, yer parası ve protokolü kaldırdığını hatırlatan Eliaçık, “Bu, pazardaki tekeli yıkmak ve küçük üreticinin önünü açmaktır. Kapitalizm ise rekabeti sevmez, rakiplerini yutmak ister. İslam’ın öngördüğü sistem, ‘sömürüsüz ticarettir” dedi.








