Dijital çağda akademik özgürlük ve bilginin geleceği buluşması: “Toplumun bilgiye ihtiyacı arttı”

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ve BÜMED ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi” buluşmasında; yapay zekânın yükseköğretime etkisi, üniversitenin kamusal rolü ve akademik özgürlüklerin geleceği tartışıldı. Açılış konuşmasını Murat Sevinç’in yaptığı etkinlikte, Cem Say, Gönenç Gürkaynak ve Albert Ali Salah dijital dönüşümün sunduğu fırsatları ve beraberinde getirdiği etik, kurumsal ve toplumsal riskleri ele aldı.

dijital çağda akademik özgürlük

Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ve Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği (BÜMED) ev sahipliğinde düzenlenen “Dijital Çağda Akademik Özgürlükler ve Bilgi Üretimi” buluşması, 26 Şubat 2026 Perşembe günü İş Sanat Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Akademisyenler, hukukçular, teknoloji uzmanları, öğrenciler, mezunlar ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı etkinlikte, yapay zekâ çağında üniversitenin rolü, bilginin üretim biçimleri ve akademik özgürlüklerin geleceği kapsamlı biçimde ele alındı.

“Dijital çağın yaratacağı değişimi anlamak için üniversiteyi yeniden tanımlamak gerekiyor”

Etkinliğin açılış konuşmasını Ankara Üniversitesi’nden Murat Sevinç yaptı. Konuşmasında akademik özgürlüklerin Türkiye’deki tarihsel seyrine ve üniversite kurumunun geçirdiği dönüşümlere odaklanan Sevinç şu ifadeleri kullandı:

“Düşünce özgürlüğü konusunda hayli fukara bir tarihe sahibiz. Her dönemde hâkim ideolojiye muhalif olanlar türlü baskılar altında yaşamıştır. Oysa düşünce özgürlüğü, tıpkı akademik ve bilimsel özgürlükler gibi demokratik sistemin olmazsa olmaz unsurlarından biridir. Türkiye akademisinin tarihi, aynı zamanda üniversite tasfiyelerinin tarihidir ve üniversite her dönüşüm döneminde hasar görmüştür. 1980’lerden başlayarak akademi, bu kez neoliberal siyaset tarafından biçimlendirilmiş, 1981 tarihinde kurulan YÖK, dünya çapında yaşanan bu dönüşümün Türkiye’deki yürütücüsü olmuştur. Son yıllarda dünyayı sarsan teknolojik gelişmeler ve özellikle yapay zekâ konusundaki ilerleme ise baskın ekonomik-sosyal siyasetin ürünü olan piyasa ile uyumlu üniversite fikrini sarsmaktadır. Dijital çağın akademide yaratacağı zorunlu değişimi anlayabilmek ve ona yön verebilmek için öncelikle akademiyi, tüm bileşenleriyle üniversiteyi tanımlamak gerekiyor. ‘Sona eren nedir?’ sorusuna verilecek yanıt, ‘üniversite nedir ve ne olmalıdır?’ sorusuna vereceğimiz yanıtla ilişkilidir.”

Açılış konuşmasının ardından, moderatörlüğünü Özyeğin Üniversitesi’nden Evren Balta’nın üstlendiği “Dijital Dönüşüm ve Üniversitenin Geleceği” başlıklı panel gerçekleştirildi.

Panelde Boğaziçi Üniversitesi’nden Cem Say, University College London’dan Gönenç Gürkaynak ve Utrecht Üniversitesi’nden Albert Ali Salah konuşmacı olarak yer aldı.

Panel boyunca yapay zekânın yükseköğretimi dönüştürme biçimleri, dönüşümün üniversitelere sunduğu fırsatlar ve  riskler, “yeni bilgi üretimi çağında” nitelik, yaratıcılık ve toplumsal sorumluluk boyutlarında benimsenmesi gereken öncelikler ele alındı.

“Yapay zekâ bilimi patlatacak, akademiyi çatlatacak”

Paneldeki konuşmasında yapay zekânın bilimsel gelişmeyi hızlandıracak olmasından umutlu olduğunu ifade eden Cem Say şunları söyledi:

“Yapay zekâ bilimi patlatacak, akademiyi çatlatacak. Bilimdeki hızlanma, buluşların hızlanması ben ölmeden önce bilimsel problemlerin çözümüne fayda sağlayacaksa, kanser gibi hastalıkları tedavi edecekse bunu gerçekten çok isterim. Çatlattığı kısım ise şu: Akademik sistem bilimsel başarıyı yayınlara yapılan atıflar gibi sayısal ölçütlere sıkıştırmaya başlamıştı. Konudan anlamayan yöneticiler de sayılara bakarak bilimsel iyilik-kötülük ayrımını ölçmeye çalıştı. Yapay zekâ zaten kötüye giden bu standartlaşma gidişatını bozabilir.”

“Yapay zekâ ile asıl imtihanımız hıza yetişme baskısı”

Yapay zekânın yarattığı hız baskısına dikkat çeken Gönenç Gürkaynak, şunları söyledi:

“Yapay zekâ ile karşı karşıya olduğumuz imtihan hızın baskısı. Akademisyenlikte nefes alıp derin düşünce erdemdir. Düşüncelere dalmaktır. Hız baskısı derin düşünme önünde engel teşkil etmeye başlıyor. Günümüzde tartıştığımız konu mühendislerin hesap makinesi kullanıp kullanmaması kadar basit değil. Hesap makinesi hızlandırıcıdır ama yapay zekâ bizzat insanın yerini alma iddiasındadır. Akademinin güncel tartışmasında da bu var. Öğrencileri değerlendirirken ‘tez taslağında yapay zekâ kullanımıyla düşünce katmanları oluşturup ilerlemesi intihal midir değil midir’ tartışmasını yapıyoruz. Belki de nereden başladığından ziyade çocuğun yarattığı katma değere odaklanmamız gerekecek. Yapay zekânın eşitsizlikleri artırma ihtimalini de konuşmamız gerekiyor. İnternet hızı, donanım gibi kaynaklar arasındaki farklar bu eşitsizlikleri körükleyecektir.”

“Toplumun bilgiye duyduğu ihtiyaç arttı”

Bilgiyi özgürleştirileceği düşünülen sosyal medya ve internetin, yapay zekâ sayesinde her söylenen sözün algoritmik olarak izlenebildiği ve kontrol edilebildiği mecralara dönüştüğünü vurgulayan Albert Ali Salah, toplumun güvenilir bilgiye duyduğu ihtiyacın arttığını ve bu amaç doğrultusunda akademinin yeni görevlerini tartışmanın gerektiğini belirtti.

Salah şu ifadeleri kullandı: 

“Akademide sayılara indirgenen değerlendirmelerin akademinin güvenirliği ve toplumdaki yerini erozyona uğrattığını düşünüyorum. Bir bilim insanının değeri kaç makale yazdığıyla, kaç atıf aldığıyla ölçülemez. Araştırma, eğitim, profesyonel faaliyetler ve toplumsal etki akademinin farklı boyutlarıdır. Akademi büyük bir ekosistemin önemli bir parçası. Sağlıklı bir toplum için güçlü bir akademiye, sağlam ve bağımsız bir hukuk sistemine, özgür basına ihtiyaç var. Bunlardan biri tehlikedeyse, bunun etkileri her tarafta hissedilir.”

Etkinlik, dijital çağda akademik özgürlüklerin korunmasının ve bilginin nitelikli üretiminin yalnızca üniversiteleri değil, toplumun tamamını ilgilendirdiği vurgusuyla sona erdi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.