Fahiş ücretlere rağmen veliler, kalabalık sınıflar, disiplin kaygısı ve gelecek endişesi nedeniyle özel okullara yöneliyor. Eğitim Sen tabloyu kamusal eğitimin zayıflaması ve piyasalaşma politikalarıyla açıklıyor. Çocuklarını özel okula gönderen veliler Medyascope’a anlattı.
Haber: Emir Berke Yaşar

Çocuklarını özel okula gönderen veliler anlatıyor
Fahiş fiyatlara rağmen, veliler çocuklarını özel okullara gönderebilmek için imkanlarını sonuna kadar zorluyor. Aileler kalabalık sınıflar, disiplin kaygısı ve gelecek belirsizliği nedeniyle bütçelerini zorlayarak özel okulları tercih ederken, Eğitim-Sen bu tabloyu kamusal eğitimin zayıflaması ve eğitimin piyasalaşmasıyla ilişkilendiriyor.
Özel okul fiyatlarının gündem olması ve devlet okullarının niteliğinin tartışmaya açılması, özel okullar konusunu tekrar gündeme getirdi. Nitelikli bir devlet lisesine yerleşemeyen öğrencilerin aileleri, kalabalık sınıflar, disiplin kaygısı ve gelecek belirsizliği nedeniyle bütçelerini zorlayarak özel okulu tercih ediyor. Bu tercihin arkasındaki motivasyonları, devlet okullarına yönelik algıyı ve artan özel okul eğiliminin nedenlerini velilere ve Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Murat Özcan’a sorduk.
“LGS’den düşük puan aldı diye donanımsız kalmamalı”
Recep Bey, 45 yaşında, eşi ev hanımı. Ümraniye’de kebapçı. 16 yaşındaki oğlu Buğra’yı özel liseye gönderme sebebini şöyle açıklıyor:
“Oğlum Liselere Giriş Sınavı’ndan (LGS) 280 civarında puan aldı. Bu puanla iyi bir devlet lisesine giremiyor. Evimize en yakın seçenek olan ticaret lisesi ya da imam hatip lisesine gidecekti. Anadolu lisesini tutturamadı. İmam hatip lisesine gitmeyi kendi istemedi. Biz de mecburen bütçemizden kısarak özel okula kaydını yaptırdık.
Ticaret lisesine gitse, aklı derste olmayan öğrencilerle aynı ortamda bulunacaktı. Okula sadece vakit geçirmek için gelenlerin olduğunu duyuyoruz. Böyle bir ortamda mobbinge uğrama ihtimali beni endişelendiriyor.
Devlet okullarının şartlarını biliyoruz. Sınıflar 40-50 kişilik. Bu kalabalıkta öğretmenler öğrencileri ne kadar takip edebilir, ne kadar birebir ilgilenebilir emin olamıyoruz. Açıkçası kaygı duyduk.
Liseye giriş sınavından düşük puan aldı diye kötü bir eğitime maruz kalmak zorunda değil. En azından normal bir eğitim alsın diye Üsküdar’da bir özel liseye kaydını yaptırdık. Elbette devlet okulunda okusun isterdim, ancak Buğra’nın hayata donanımlı hazırlanması için alması gereken eğitimi, onun puanının yettiği devlet okulunun verebileceğinden emin değilim. Oğlum, kötü not aldı diye donanımsız kalmamalı.”
Recep Bey, Aylık 23 bin lira okul taksiti ödediklerini, taksitleri gününde ödeyebilmek için restoranından bir çalışan çıkarmak zorunda kaldığını belirtti.
“Diplomalı işsizlerin sayısı ortada”
Aylin Hanım 48 yaşında, mali müşavir. Eşi eczane Kalfası. 15 yaşındaki çocukları Ozan’ı özel okula gönderme sebeplerini çocuklarının geleceğine yatırım olarak gördüklerini bu nedenle maddi fedakarlık yapıp Ozan’ı özel okula gönderdiklerini anlattı:
“Ozan’ı özel okula göndermek bizim için lüks harcama değil, zorunluluk. Maddi olarak gerçekten zorlanıyoruz. Benim maaşım belli, eşim de çalışıyor ama her ay ciddi bir kısmı okul taksidine gidiyor. Tatilden vazgeçtik, haftasonu etkinliklerini azalttık. Ama bunu harcama değil, yatırım gibi görüyoruz.
Çünkü artık mesele sadece üniversite sınavı değil. Eskiden iyi bir devlet lisesine gir, dersine çalış, iyi bir üniversite kazan; hikâye buydu. Şimdi öyle değil. Bugün üniversite kazanmak başarı için yeterli değil. Diplomalı işsizlerin sayısı ortada. Sadece test çözerek bir yere gelinmiyor artık. Çocuğun yabancı dil bilmesi, kendini ifade edebilmesi, sosyal ortamlarda rahat olması gerekiyor. Yabancı dil bilmeyen, kendini ifade edemeyen, özgüveni olmayan çocuk bir adım geriden başlıyor. Rekabet çok arttı. Çocuklarımız global bir dünyaya hazırlanıyor ama devlet okullarında bu hazırlığın ne kadar sağlandığından emin olamıyoruz. Özel okullarda en azından dil eğitimi ve sosyal gelişim konusunda daha sistemli bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz.
Devlet okullarında çok iyi öğretmenler olduğuna inanıyorum ama sistem çok kalabalık. 40-45 kişilik sınıfta öğretmen ne kadar ilgilenebilir? Çocuğun eksik kaldığı bir noktayı kim fark edecek? Açıkçası kalabalık içinde kaybolmasından korktuk.”
Aylin Hanım, aylık 20 bin lira civarı özel okul taksidi ödediklerini belirtti.
“Çocuğun kontrol altında olduğunu bilmek istiyorum”
Halil Bey, 45 yaşında. Oto yedek parça dükkânı işletmecisi bir baba.
Oğlu Ayhan’ı özel liseye gönderme kararını anlatırken en çok “boşluk” kelimesini vurguluyor:
“Çocuğumun boşlukta kalmasından korkuyorum. Devlet okulunda disiplin eskisi gibi mi bilmiyorum ama çevremden duyduklarım beni düşündürüyor. Sosyal medya zaten başlı başına bir mesele. Telefon elinden düşmüyor. Bir de arkadaş çevresi yanlış olursa çocuk çok çabuk savrulabiliyor.
Ben sabah 8’de dükkânı açıyorum, akşam 10’da kapatıyorum. Gün içinde çocuğun okulda ne yaptığına hâkim olamıyorum. Devlet okulunda sınıflar kalabalık. Öğretmen her öğrenciyle birebir ilgilenebilir mi, emin değilim. Çocuk derse girmese, devamsızlık yapsa kim ne kadar takip edecek? Bu beni düşündürüyor.
Özel okulda en azından daha sıkı bir takip olduğunu düşünüyorum. Devamsızlık halinde hemen mesaj geliyor, notlar sisteme düşüyor, rehberlik servisi arıyor. Bu bize güven veriyor. Çocuğun kontrol altında olduğunu bilmek istiyorum. Açıkçası biraz da korkudan verdik bu kararı. Çocuğun başına bir şey gelsin istemiyoruz. En azından okulda göz önünde olsun, takip edilsin istedik.”
Eğitim Sen’den Özcan: Dini uygulamalar özel okullara yönlendiren nedenlerden biri
Medyascope’a konuşan Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube Hukuk Sekreteri Murat Özcan, velilerin özel okullara yönelmesinin birden fazla nedeni olduğunu söylüyor.
Özcan, devlet okullarındaki dini uygulamaların velileri özel okullara yönlendiren nedenlerden biri olduğunu belirtti:
“Son dönemde karşımıza çıkan bir durum daha var. Özellikle okullardaki dini içerikli uygulamalar konusunda velilerden geri bildirim alıyoruz. Ramazan ayına ilişkin etkinlikler ya da geçmişte çeşitli cemaat ve benzeri yapıların projeleri kapsamında yapılan uygulamalar oldu.
Bazı veliler, okulların eğitimden uzaklaşıp ideolojik bir araç haline geldiğini düşünüyor. Bu nedenle kendilerine daha uygun gördükleri özel okulları tercih etmeye başlıyorlar. Sayısal olarak net bir oran vermek zor ama bize bu yönde ciddi geri dönüşler geliyor. Yani bir kesim veli, okullardaki dini yönelim ya da kendi ifadeleriyle ‘baskı’ algısı nedeniyle özel okullara yöneliyor.”
“Devlet okullarında standart farklılıkları var”
Özcan, devlet okullarının tek tip olmadığını, birçok devlet okulunun yetersiz olduğunu belirtirken, özel okulların ise belirli bir standart yakaladığına dikkat çekiyor:
“Devlet okullarını tek tip değerlendirmek mümkün değil. Bulunduğu ilçeye, mahalleye göre çok ciddi farklılıklar var. Örneğin bizim şubemizin faaliyet gösterdiği Şişli, Beşiktaş, Beyoğlu, Sarıyer gibi ilçelerde bazı devlet okullarının fiziki imkânları oldukça iyi. Bu okullarda kadro açığı yok, ücretli öğretmen çalıştırılmıyor, laboratuvar ve bina koşulları yeterli. Velilerin özellikle tercih ettiği, hatta adres değişikliği yaparak çocuklarını kaydettirmek istediği okullar var.
Ancak aynı durum her yerde geçerli değil. Örneğin Esenyurt, Bağcılar gibi bazı semtlerdeki okullarda kadrolu öğretmen eksikliği bulunuyor ve eğitim büyük ölçüde ücretli öğretmenlerle yürütülüyor. Bu öğretmenlerin maaşları düşük, çalışma koşulları güvencesiz. Fiziki imkânlar yetersiz, sınıf mevcutları kalabalık ve disiplin sorunları daha sık yaşanabiliyor. Bu tür okullarda eğitimin niteliğinin yüksek olduğunu söylemek zor.
Özel okullar, köklü ya da yeni kurulmuş olmalarına bakılmaksızın belli bir asgari standardı yakalayabiliyor. İster eski bir özel okul olsun ister binadan dönüştürülmüş bir kurum, belirli bir fiziki ve idari düzeni sağlıyor. Veliler açısından bu durum bir güven duygusu oluşturuyor.
Devlet okullarındaki standart farklılıklarına karşılık, özel okulların daha homojen bir yapı sunduğu düşünülüyor. Bu da tercih sebeplerinden biri.”
“Özelleştirme politikaları”
Özcan, iktidarın politika olarak eğitimi özelleştirdiğine de vurgu yaparak sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Son 10-15 yılda özel okul sayısının ve özel okullarda okuyan öğrenci sayısının çok hızlı arttığını görüyoruz. Bunun yalnızca velilerin bireysel tercihiyle açıklanamayacağını düşünüyoruz. Kamusal eğitimin güçlendirilmesi yerine eğitimin piyasalaşmasına dönük adımlar atıldı.
Devlet okullarında öğretmen açığı devam ederken yeni kadro alımlarının sınırlı kalması, fiziki imkânların iyileştirilmemesi gibi sorunlar sürüyor. Buna karşın özel okul sayısındaki artış dikkat çekici.
Bu tablo, kamusal eğitimin zayıfladığı ve velilerin çözümü özel sektörde aramaya yönlendirildiği bir sürece işaret ediyor. Veliler çocuklarının iyi eğitim almasını istiyor; mevcut koşullarda bunu özel okullarda bulabileceklerini düşünüyorlar.”







