Gazeteci Ruşen Çakır, İran’daki savaşın bölgesel dengeleri sarsabileceğini ve Türkiye’de mezhep temelli gerilimleri yeniden tetikleme riskinin bulunduğunu belirterek, tarihsel rekabet ve karşılıklı önyargıların hâlâ güçlü olduğunu vurguladı. Çakır, İran Devrimi’nin mirası, Suriye savaşıyla derinleşen kutuplaşma ve güncel siyasi söylemlerin etkisiyle Türkiye’de Şiilik ve Alevilik tartışmalarının yeniden gündeme geldiğini, “kardeşlik” söyleminin tek başına bu gerilimleri aşmaya yetmeyeceğini söyledi. Ruşen Çakır “Türkiye’de sahiden Sünni-Şii ayrımı yok mu?” sorusunu yöneltti.
Gazeteci Ruşen Çakır, İran’daki savaşın bölgesel etkilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin gelişmeleri kaygıyla izlediğini ve çatışmanın Türkiye’ye sıçrama ihtimalinin toplumda ciddi endişe yarattığını söyledi.
Türkiye–İran ilişkilerinin tarihsel rekabet ve mezhepsel farklılıklar nedeniyle her zaman hassas bir zeminde seyrettiğini vurgulayan Çakır’a göre Türkiye ile İran, yüzyıllardır yan yana yaşayan iki rakip medeniyet olarak siyasi, kültürel ve dini düzlemde farklılıklar taşıyor.
Türkiye’de Sünni çoğunluk ile İran’daki Şii yönetim anlayışı arasındaki ayrım, özellikle İran Devrimi sonrası kurumsallaşan “Velayet-i Fakih” sistemiyle daha görünür hale geldi.

İran Devrimi’nin Türkiye’deki yansımaları
İran’ın devrimi ihraç etme çabalarının Türkiye’deki İslami çevrelerde “Şiilik yayılması” endişesi yarattığını belirten Çakır, cemaat ve tarikatların önemli bölümünün Şiiliğe mesafeli durduğunu söyledi.
Türkiye’deki Alevi topluluğunun ise Şiilikle aynı görülmemesi gerektiğini ifade eden Çakır, Cumhuriyet tarihi boyunca Alevilere yönelik ayrımcı tutum ve şiddet olaylarının yaşandığını hatırlattı.
Siyasi söylemler ve güncel gelişmeler
Çakır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son grup toplantısındaki açıklamalarının geçmiş söylemlerle çelişebileceği değerlendirmesinde bulundu. Milli Görüş hareketinin İran Devrimi’ne başlangıçta daha olumlu yaklaştığını, ancak zamanla bu tutumun değiştiğini ifade etti. Suriye İç Savaşı’nın da Türkiye’de bazı İslamcı çevrelerde Şii ve Alevi karşıtlığını artırdığını söyledi.
İran’da da Sünnilere yönelik mesafenin bulunduğunu belirten Çakır, Tahran yönetiminin bölgede Şii topluluklar üzerinden vekâlet savaşları yürüttüğü iddialarına dikkat çekti. Çakır, farklı inançların gerçekliğinin kabul edilmesi ve karşılıklı saygıya dayalı ilişkilerin kurulması gerektiğini, “kardeşlik” söyleminin tek başına yeterli olmadığını savundu.
Şener Şen’e vefa
Konuşmasının sonunda Türk sinemasının usta ismi Şener Şen’e saygılarını sunan Ruşen Çakır, sanatçının sinema ve tiyatrodaki etkisini hatırlattı. Şener Şen’in babası Ali Şen’in de Türk sanat dünyasındaki önemli yerini vurguladı.








