Fransa’da 15 ve 22 Mart’ta yapılacak iki turlu yerel seçimler, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ülkenin siyasi nabzını ölçen en önemli sınavlardan biri olacak. Birkaç soruda Fransa’daki yerel seçimler hakkında bilmeniz gerekenleri derledik.
Fransa’da seçmenler 15 ve 22 Mart tarihlerinde yapılacak iki turlu yerel seçimler için sandığa gidiyor. Seçimler, yalnızca yerel yönetimlerin belirlenmesi açısından değil, aynı zamanda 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi dengelerin nasıl şekilleneceğini göstermesi bakımından da kritik önem taşıyor.
Paris, Lyon ve Marsilya gibi büyük şehirlerin de dahil olduğu seçimler, özellikle aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National – RN) partisinin gücünü ve bu partiye karşı oluşturulabilecek siyasi ittifakların ne kadar etkili olacağını test edecek.
Yerel seçimler neden bu kadar önemli?
Fransa’da belediye seçimleri altı yılda bir yapılıyor.
Genellikle yerel meselelerin ön planda olduğu bu seçimler, aynı zamanda siyasi partilerin toplumdaki destek düzeyini ölçen önemli göstergelerden biri.
Anketlere göre Fransa’da belediye başkanları ülkenin en güvenilir siyasetçileri arasında yer alıyor. Bu nedenle yerel seçim sonuçları yalnızca belediyelerin yönetimini değil, aynı zamanda ulusal siyasetin yönünü de etkileyebiliyor.
Bu yılki seçimler de yakından izleniyor. Çünkü 2027’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Emmanuel Macron’un yerine kimin geçeceği sorusu gündemde. Mevcut anketler, bu yarışta aşırı sağın adayı olabilecek Jordan Bardella ya da Marine Le Pen’in güçlü bir konumda olabileceğini gösteriyor.
İki turlu sistem hakkında neler biliyoruz?
Fransa’daki yerel seçim sisteminin en dikkat çekici yönlerinden biri iki turlu yapısı ve ittifaklara açık olması. İlk turda oyların yüzde 10’unu alan listeler ikinci tura kalabiliyor.
Yüzde 5’in üzerinde oy alan listeler ise daha güçlü listelerle birleşebiliyor. Bu durum, seçimlerin ikinci turunda üç ya da dört adaylı yarışların ortaya çıkmasına ve partiler arasında beklenmedik ittifakların kurulmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle belediye seçimlerinin sonuçlarını önceden tahmin etmek çoğu zaman zor oluyor.

Aşırı sağ hangi şehirlerde güçlenebilir?
Göç karşıtı söylemleriyle bilinen aşırı sağcı Ulusal Birlik Partisi, 2020’de yapılan son yerel seçimlerde beklenen başarıyı elde edememişti ancak parti 2024’te yapılan Avrupa Parlamentosu ve erken genel seçimlerde önemli bir yükseliş yaşadı ve Fransa Ulusal Meclisi’ndeki en büyük parti haline geldi.
Ulusal Birlik ve müttefikleri şu anda ülke genelinde çok sayıda belediyeyi yönetiyor. 100 binden fazla nüfusa sahip şehirler arasında ise yalnızca Perpignan aşırı sağın kontrolünde.
Parti bu seçimleri 2027 cumhurbaşkanlığı seçimleri için bir hazırlık olarak görüyor. Amaç hem mevcut belediyeleri korumak hem de özellikle büyük şehirlerde yeni yönetimler kazanmak.
RN bu seçimlerde rekor sayıda, yaklaşık 650 aday listesiyle yarışıyor. Bunların arasında partinin 119 milletvekilinden 33’ü de bulunuyor.
Partinin özellikle güneydeki Toulon kentini yeniden kazanmayı hedeflediği belirtiliyor. RN ayrıca Nîmes ve Marsilya’da da güçlü sonuçlar bekliyor. Marsilya’da partinin adayı Franck Allisio’nun, Sosyalist Belediye Başkanı Benoît Payan ile başa baş bir yarış yürüttüğü ifade ediliyor.
Cumhuriyetçi cephe zayıflıyor mu?
Fransız siyasetinde uzun yıllardır aşırı sağın iktidara gelmesini engellemek için farklı partilerin oluşturduğu “cumhuriyetçi cephe” adı verilen bir siyasi refleks bulunuyor.
Ancak son dönemde bu cephede ciddi bir zayıflama yaşandığına dair işaretler ortaya çıkıyor. Bazı yerel siyasetçilerin ikinci turda RN ile iş birliğine açık olabileceklerini dile getirmesi bu tartışmayı güçlendirdi.
Bu durumun en önemli sınavlarından biri Nice kentinde yaşanacak. Kentte Macron’un merkezci ittifakına yakın Belediye Başkanı Christian Estrosi ile aşırı sağın müttefiki haline gelen eski merkez sağ lider Éric Ciotti karşı karşıya geliyor.
Macron’un partisi ve sol nasıl bir tabloyla karşı karşıya?
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un partisi Renaissance’ın yerel yönetimlerde sınırlı bir gücü var. Bu nedenle parti, doğrudan kendi adaylarıyla yarışmak yerine çoğunlukla merkez sağ ile ittifak kurarak yerel yönetimlerde varlığını korumaya çalışıyor.
Bu seçimlerde Macron’un partisi yalnızca yedi şehirde kendi başına aday çıkarırken, 2020’de bu sayı yaklaşık 250’ydi.
Seçimlerin en kritik yarışlarından biri liman kenti Le Havre’de yaşanacak. Macron’un 2017–2020 yılları arasındaki başbakanı Édouard Philippe, yeniden belediye başkanı seçilmek için yarışıyor. Ancak ikinci turda ılımlı solun oluşturabileceği bir ittifaka karşı kaybetme riski bulunuyor.
2020 seçimlerinde önemli başarılar elde eden geniş sol ittifakın ise bugün daha zayıf olduğu değerlendiriliyor. Sosyalist Parti’nin Nantes ve Montpellier gibi şehirleri koruyup koruyamayacağı, Yeşiller’in Lyon ve Strasbourg’daki konumunu sürdürüp sürdüremeyeceği merak konusu.
Radikal sol lider Jean-Luc Mélenchon’un partisi Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) ise Roubaix ve Paris’in kuzeyindeki Seine-Saint-Denis gibi kentlerde güçlü sonuçlar elde etmeyi hedefliyor.
Ancak Sosyalist Parti ile LFI arasındaki gerilim, solun bazı şehirlerde bölünmesine yol açabilir. Marsilya’da LFI adayı Sébastien Delogu’nun ikinci turda çekilmeyeceğini açıklaması, sol oyların bölünerek aşırı sağın kazanmasına yol açabileceği tartışmalarını beraberinde getirdi.

Paris’te yarış nasıl şekilleniyor?
Paris, Marsilya ve Lyon’da seçim sistemi bu yıl değişti. Bu üç büyük şehirde seçmenler artık doğrudan belediye meclisini belirleyecek.
Paris’te Sosyalist Parti 2001’den bu yana belediyeyi yönetiyor. Son on yıldır belediye başkanlığı görevini yürüten Anne Hidalgo’nun ardından, Sosyalist, Yeşiller ve Komünistlerin oluşturduğu listenin başında Emmanuel Grégoire bulunuyor.
Grégoire’nin en güçlü rakibi ise sağcı Cumhuriyetçiler partisinin adayı Rachida Dati. Kültür Bakanlığı görevinden ayrılan Dati, bazı merkezci siyasetçilerin de desteğini alıyor.
Macron’a yakın Horizons partisinin adayı Pierre-Yves Bournazel de yarışta bulunuyor. Seçimi karmaşık hale getiren bir diğer unsur ise aşırı sağdan Sarah Knafo’nun beklenenden güçlü bir performans sergilemesi.
Sonuç olarak Paris’in aşırı sağa karşı dirençli kalması bekleniyor. Ancak Fransa’nın geri kalanında siyasi dengelerin nasıl şekilleneceği, büyük ölçüde ikinci turda kurulacak ittifaklara bağlı olacak.
Kaynak: Guardian








