Ali Nesin, Pi Günü konuşmasında varlık, zaman ve insanın anlamı üzerine düşünmenin önemini vurguladı; matematiğin evreni anlamanın en temel anahtarı olduğunu anlattı. Işıl Öz yazdı.

“En felsefi, derin, cevabı olmayacak soru: Varlık niye var?
İkinci soru: değişim/zaman niye var?
Üçüncü soru: Ben niye varım?”
14 Mart Pi Günü için YouTube’da paylaştığı konuşmayı bu üç soru ile açıyor Ali Nesin ve bu sorular üzerinde düşünmeye “tefekkür” diyor.
Nasıl oluyor da bu evreni anlayabildiğimize, bilinçle, tecrübelerle ve dışarısını anlayıp kendimizi koruyarak dünyayı nasıl anladığımıza değiniyor. “Zihnimizde dünyanın modelini kurup evdeki hesabı çarşıya uyduruyoruz.” diyor. Teori ve model çerçevesinde varsayımlara, rastgelelik ve kaos arasındaki farka da değinip matematik nedir, ne işe yarar tane tane anlatıyor. Düşünmenin önemini bir kez daha yineliyor. Şu yorumu dikkate değer:
“İnsanlar genelde durduk yere düşünmezler. Durduk yere düşünen insanlar medeni insanlardır. Medeni insanlar hiçbir neden yokken düşünür. Çoğu insan sadece mecbur kaldıkları zaman düşünür. Durduk yere düşünmek bir lükstür, durduk yere düşünmek uygarlık demektir, hiçbir nedeni yokken. İnsanlar bu kadar zorlanmak istemiyorlar, annesinin, babasının evi, hanı, hamamı, çok parası varsa niye o kadar zorluk çeksin ki ama eğer akıllıysa hayatın hakkını vermek istiyorsa, o zaman düşünür. Düşünen insan daha mutludur. Eğlence insanı mutsuz ediyor. Keyif almak daha değerli bir şeydir, daha derin.”
“Matematik her şeyi mümkün kılan teoridir.”
“Niye?” sorusunun çok mühim olduğunun altını çizen Nesin, durduk yere bir bilgi üretemeyeceğimizi söylüyor:
“Bu evrene geldik, belli ki burada aşağı yukarı bir düzen var, bazı şeyler kaotik doğru ama yakın zamana bakarsak eğer en azından yerel olarak bir düzen olduğu belli. Milyon yıl sonrasını anlayamıyorum belki ama elli yıl sonrasını anlayabiliyorum. akıl, mantık var, anlaşabilecek bir şey var burada ve o mantığın özü matematik.”
Dünyayı anlamaya çalışırken kanıtlayamadığımız şeylere de değiniyor tabii.
“Dış dünya nasıl bir modeldir?” sorusuna verdiği yanıt ise şöyle:
“Herhalde olabilecek en basit model olması lazım. Yani gereksiz kümelerin olmaması lazım. Bu evreni yaratacak bu hayatı, biyolojiyi, zoolojiyi her şeyi mümkün kılan kümeler kuramının modellerinin arasında en basiti olması lazım. Çünkü doğa sevmez gereksiz şeyleri.”
Matematiğin hayattan daha kolay olduğunu düşünüyor Nesin ve bu düşüncesini şöyle açıklıyor: “Matematikte doğrunun ne olduğunu biliyorsun. Hayatta neyin doğru neyin yanlış olduğu belli değil ki. Dilenciye para veriyorsun onunla ne yapacak, birisiyle evlendin, doğru kişiyle mi evlendin, nereden biliyorsun. Hayat zor matematik kolay, matematik hiçbir şeyden etkilenmiyor ki, o kendi başına var.
Matematik sevmeden öğrenilmez, keyif alın. Aşk olmadan meşk olmaz. Düşünmeyi sev. Düşünmekten zevk almak büyük bir ayrıcalık bence.”
Bu yazıyı hazırladıktan sonra kendisine ulaştım, “Videoya ekleyecek bir sözünüz var mı?” diye sordum yanıtı şöyle oldu:
“Var. Dalgınlığıma gelmiş, önemli bir ayrıntıyı atlamışım. İçine doğduğum dünya, evren, uzay, ortam, içine doğduğum her şey başlangıçta bir model değil bir yapı. Bir yapının içine doğuyorum. Bu yapıda şeyler var, enerjiler var, etkileşim var, neden-sonuç ilişkisi var, akıl var, mantık var, yakın geleceği öngörülebilirlik var. Belli ki içine doğduğum bu evren bir teorinin modeli, yani bazı yasaların, kuralların, formüllerin geçerli olduğu bir yapı. Matematikçinin ve bilim insanının görevi o teoriyi bulmaktır, yani evrenin yasalarını keşfetmektir. Bu evren bir teorinin modeli de, hangi teorinin modeli?”
Konuşmanın tamamını izlemek için:








